• BIST 97.877
  • Altın 145,695
  • Dolar 3,5764
  • Euro 3,9971

    Jet Fadıl'dan Kandil'e uzanan proje

    19.01.2012 07:31
    Jet Fadıldan Kandile uzanan proje
    BUGÜN Gazetesi yazarı Seda Şimşek ilginç bir konuyu kaleme aldı. İşte Şimşek'in o yazısı...
    Jet Fadıl'dan Kandil'e uzanan proje Jet Fadıl'dan Kandil'e uzanan proje Jet Fadıl'dan Kandil'e uzanan proje

     

    Tarih 23 Temmuz 2010. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bünyesinde bulunan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 12 kulübün yöneticisi Siirtspor Başkanı Fadıl Akgündüz başkanlığında Bingöl'de bir araya gelip, TFF'ye karşı 4 maddelik bir deklarasyon yayınlıyor. Bu toplantıdan sonra namıdiğer "Jet Fadıl", "TFF 4 talebimizi kabul ederse, biz de bu Federasyon çatısı altında futbolumuzu sürdüreceğiz. Ama kabul etmezse o zaman kendi birliğimizi kuracağız, Doğu ve Güneydoğu kulüpleri birliğimizin çatısı altında toplanacaktır" diyor.
    Gökten üç elma düşüyor. Biri Öcalan'ın başına... Öcalan Katalan modelini örnek gösteriyor. Diğer elma DTK'nın başına... 23 Ağustos 2010'da DTK eşbaşkanları soluğu maddi sıkıntılar içinde can çekişen, sahaya çıkacak 11 bulamayan Diyarbakırspor Kulübü'nde alıyor. Ahmet Türk, "Bu takım hepimizin, halkımızın, Diyarbakır'ın, Amed'in takımıdır" diye başlıyor. Üçüncü elma BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın başına... 25 Ağustos'ta Barcelona'yı hatırlıyor, "Diyarbakırspor zaten biraz da Barcelona'dır" açıklamasını yapıyor.
    "Barcelona" denilince akla ilk gelen şüphesiz Barcelona-Real Madrid rekabeti. Bir de Francisco Franco... İspanya İç Savaşı'nın ardından demokratik cumhuriyetin yıkılmasıyla İspanya'yı 36 yıl dikatörlükle yöneten Franco. Barcelona o dönemde Katalan halkının sembolü haline gelir. Katalansanız Barcelona'yı desteklersiniz, Franco'ya muhalifseniz yine Barcelona'yı desteklersiniz. Barcelona muhalefettir, Real Madrid ise rejimin simgesi. Bir gün rejimin göbeğinde Barcelona Real Madrid'i 5-0 yener, işte o gün Franco rejiminin sona erdiği gün kabul edilir.
    Şimdi bu Barcelona'dan yola çıkıp, kendi liglerini icat edenler, kendi liginin şampiyonu olmak Barcelona'nın aklına niye hiç gelmemiş diye düşündüler mi acaba? Sormaya devam edelim. Barcelona niye ligden çekilmemiş? Real Madrid'le rekabet etmekten niye vazgeçmemiş? Mesela Katalan Bölgesi Ligi'nin şampiyonu olmakla niye yetinmemiş? Barcelona'da niye sadece Katalanlar futbol oynamaz?
    Ancak bir Franco aklı Barcelona'yı Katalan Bölgesi'ne hapsedebilir, dünya da sadece Real Madrid'i izlemeye mahkûm olurdu. Bu proje bir özgürlük değil, bir muhalefet hiç değil, olsa olsa 40'lı yıllardaki Franco diktatörlüğünün provasıdır. Bugünden bakılınca komedi gibi de, bu faşist düşünce yarın birtakım kulüpleri etkisi altına alır da, "biz TFF'nin liglerinde değil, Mezapotamya Ligi'nde oynayacağız" diyen çıkarsa o zaman bir trajediye dönüşebilir.

    Sarı Saltık'ın son varisi

    "Rauf", Esma'ül Hüsna'dan alınmış bir isim. "Refet"ten geliyor, "Rahim" ile akraba. "Pek merhametli" demek. Öyleydi de. Oğluna da, torununa da seçtiği isim buydu. Rauf Denktaş olmasaydı, bizim için Kıbrıs Girit olacak, "Kıbrıs Türkü" de olmayacaktı. Girit mutfağına benzer bir mutfaktan veya hellim peyniri ile hatırlanacak, tarihe terk edilmiş bir topluluktan bahsediyor olacaktık.
    Denktaş'ın mücadele ettikleri "Adalı" kimliğini "Kıbrıs Türkü" kimliğinin önüne geçirmek isteyenlerdi. Mesela, Denktaş'ın inşa ettiği "Kıbrıs Türkü" kimliğinden rahatsız olanlar, bugün bir terörist başına "Kürt kimliği inşasının önderi" rolünü biçiyorlar. Dolayısıyla, Öcalan'a duydukları sevgi ve gösterdikleri merhametin Denktaş'ta nefrete dönüşmesi şaşılacak bir hâl değil. "Denktaş'ı ölürken diriltenin ne olduğu" sorusuna cevap bulmak için bakmaları gereken yer, çifte standartlı özgürlük ve kimlik talepleri ile söyledikleri ayrışma türküleri.
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin iktidarı ve muhalefetiyle Denktaş'ı birlikte uğurlamalarına yol açan duygu ise belki şöyle tarif edilebilir:
    Yahya Kemal, tarihimizin 1. med devrini anlatırken, "Gelmiştik bir zaman Sarı Saltık'la Asya'dan/Bir bir diyar-ı Rum'a dağıldık Sakarya'dan" der. "Sarı Saltık" gazi derviş geleneğini ifade eder. Halil İnalcık, gazi dervişlerin "ucad" dediği sınır boylarında yaşadıklarını söyler. Hem bir İslami tasavvuf geleneği içinde yaşar hem de ilâyı kelimettulah için savaş meydanlarına çıkarlar. Rauf Bey, Sarı Saltık'ın ilhamını Hala Sultan'dan alan son varisiydi. Öyle yaşadı, öyle öldü, Allah rahmet eylesin.

    SEDA ŞİMŞEK YAZDI... 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim