• BIST 89.292
  • Altın 146,904
  • Dolar 3,6514
  • Euro 3,9389

    İMO'dan afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi açıklaması

    27.01.2012 15:32
    İMOdan afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi açıklaması
    Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanun tasarısı üzerine İMO Aydın Şubesi bir basın açıklaması yayınladı.
    İMO'dan afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi açıklaması İMO'dan afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi açıklaması İMO'dan afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi açıklaması

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Son günlerde basında sıklıkla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından
    Kentsel Dönüşüme ilişkin bir yasa tasarısı hazırlandığı haberleri yer
    almakta, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar tarafından da anılan
    yasa tasarısının kısa süre içerisinde meclis gündemine getirileceği ifade
    edilmektedir. Basında kısaca Kentsel Dönüşüm Yasası olarak ifade edilen
    yasa, aslında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Van depremleri sonrasında bir an
    evvel hazırlayacağız dediği "Âfet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi
    Hakkında Kanun Tasarısı"dır. Bu kavram karışıklığının altında yatan neden
    siyasi iktidarın bir süredir yapmakta olduğu ancak zaman zaman hukuki
    süreçlerle karşı karşıya kaldığı kentsel dönüşüm uygulamalarını afet
    riskini bahane ederek yasal bir çerçeveye oturtma arzusudur.

    Geçtiğimiz gün basında "Âfet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi
    Hakkında Kanun Tasarısı"nın Bakanlar Kurulunda imzaya açıldığı haberi yer
    almıştır.
    Öncelikle ifade etmeliyiz ki tüm ülkenin imar ve yapılaşma faaliyetlerini
    baştan aşağı değiştirecek böylesine önemli bir yasa tasarısı
    hazırlanırken, konunun birinci dereceden muhatabı olan yerel yönetimlerin,
    meslek odalarının ve üniversitelerin görüşünün alınmamasını, siyasi
    iktidarın artık gelenekselleşen kimsenin aklına ihtiyacım yok, her şeyi en
    iyi ben bilirim mantığına yakışır buluyoruz.

    Yasa Tasarısına ilişkin değerlendirmelerimize gelince;

    a)Riskli Alanlar

    Yasa tasarısında zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma nedeniyle can ve
    mal kaybına yol açma riski taşıyan alanlar riskli alanlar olarak
    tanımlanmıştır. Topraklarımızın yüzde 66'sı, nüfusumuzun yüzde 71'i,
    toplam belediyelerin yüzde 68'inin 1. ve 2. derece deprem bölgesi içinde
    yer aldığı bilinmektedir. 3. ve 4. derece deprem bölgeleri de dikkate
    alındığında ülkemiz topraklarının yaklaşık yüzde 92'sinin deprem tehlikesi
    altında bulunduğu göz önüne alındığında, riskli alan belirlemesinde öne
    çıkan unsurun zemin yapısı değil üzerindeki yapılaşma olacağı açıktır.
    Madde bu çerçevede yorumlandığında, kent merkezinde ranta açık alanların,
    üzerindeki sağlıksız yapılar nedeniyle riskli alan ilan edilebileceği,
    aynı alanlara üzerindeki mevcut yapılar yıkılarak yeni yapılar
    yapılabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır.
    Yaşanan depremler göstermiştir ki aynı alan içerisinde yan yana iki
    yapıdan birisi yıkılırken diğeri depremi hasarsız olarak
    atlatabilmektedir.
    Odamızın her fırsatta dile getirdiği üzere deprem bir doğa olayıdır.
    Depremi afete dönüştüren, hiç mühendislik hizmeti almamış veya yeterli
    mühendislik hizmeti almamış yapılardır. Bu bağlamda afet riski altındaki
    alanlarda öncelikli olarak yapılması gereken bilimsel çalışma yöntemleri
    ve değerlendirme kriterleri kullanılarak riskli yapıların belirlenmesidir.

    a)Riskli Yapılar

    Yasa tasarısı riskli yapıların tespitini büyükşehirlerde büyükşehir
    belediyesince bizzat veya ilçe belediyeleri aracılığıyla yapılmasını veya
    yaptırılmasını öngörmekle birlikte belirlediği alanlardaki riskli
    yapıların tespitini süre vererek TOKİ'den ve idareden isteyebilmektedir.
    Burada iki temel sorun göze çarpmaktadır. Birincisi riskli yapıları
    belirleme konusunda yeterli olmayan idarelerin bu işi kimlere taşere
    edeceği ve yapılan çalışmaların bilimsel kriterlere ne denli uygun olacağı
    hususundaki belirsizliktir. İkinci husus ise Bakanlığın belirleyeceği
    alanlar konusudur. Bu hüküm, ülkenin her kentinde rant elde edilebilecek
    alanlarda keyfi uygulamalar yapılabilmesinin önünü açmaktadır.

    b)Kapsam

    Yasa tasarısında, sayılı Zeytinciliğin Islahı Ve Yabanilerinin
    Aşılattırılması Hakkında Kanun'un, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun, 6831
    sayılı Orman Kanunu'nun, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım
    Kanunu'nun, 5366 sayılı Kanun'un, 7269 sayılı Kanun'un, Turizmi Teşvik
    Kanunu'nun, Boğaziçi Kanunu'nun, 2565 sayılı Askerî Yasak Bölgeler ve
    Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun ve 189 sayılı Kanun 3621 sayılı Kıyı
    Kanunu'nun bu Kanun arazi kullanımı bakımından uygulanmasını engelleyici
    hükümleri ve diğer kanunların bu Kanun'a aykırı hükümleri uygulanmaz..."
    denmek suretiyle her türlü alan yapılaşmaya açılmakta, Bu Kanun uyarınca
    yapılacak olan plânlar, 3194 sayılı İmar Kanunu'nda ve imara ilişkin
    hükümler ihtiva eden özel kanunlar da dahil olmak üzere diğer mevzuatta
    belirtilen kısıtlamalara ve askı ilân sürelerine tâbi değildir. denmek
    suretiyle ise keyfi imar uygulamaları yapmanın önü açılmaktadır.

    Neoliberal politikalara hizmet eden siyasi iktidarların her dönemde
    sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda yasalar çıkardığı bilinir. Ancak
    hiç bir siyasi iktidar bunu AKP iktidarı kadar pervasızca yapmamıştır,
    yapamamıştır.
    Yasa tasarısında dikkat çeken en önemli tasarruflardan biride sistemin
    güvencesi altında olan mülkiyet hakkının zedelenmesidir. Yasa tasarısının
    bütününde oluşturulmaya çalışılan anlayışa bakıldığında Bakanlığın,
    TOKİ'nin ve İdarelerin gayrimenkuller üzerinde her türlü tasarruf hakkına
    sahip olacakları görülecektir. Bu demektir ki yasa tasarısı mevcut haliyle
    yasalaştığı takdirde gayri menkullere dair her türlü tasarruf, yürütme
    erkinin insafına kalacaktır. Siyasi iktidar vatandaşına ucuz, güvenli,
    sağlam konut edinme hakkını temin etmek bir yana, vatandaşının dişinden
    tırnağından artırdığı paralarla edindiği mülkünü dahi elinden almayı
    planlamaktadır. Üstelik de uygulamaları kuruluş amacı dar gelirli
    vatandaşlara konut üretmek olan TOKİ üzerinden yapacaktır. Bu türden
    örneklere ancak yetkinin tek elde toplandığı monarşi rejimlerinde ya da
    faşist diktatörlüklerde rastlanabilir.

    c)TOKİ'nin Yasa tasarısındaki yeri

    Yasa tasarısında TOKİ, riskli yapıların belirlenmesi, riskli alanların ve
    rezerv yapı alanlarının belirlenmesi ve devri, cins değişikliği, tevhit ve
    ifraz, kamulaştırma işlemleri vb. konularda Bakanlıkla birlikte yetkili
    kılınmıştır. Geçtiğimiz dönemde birbirleriyle çelişkili pek çok yetkiyle
    giderek sınırsız faaliyet alanına sahip hale getirilen TOKİ, yasadan
    aldığı yetkilerle sermayenin kentlerdeki rant arayışına öncülük edecektir.
    Türkiye'nin farklı kentlerinde aynı tip sosyal konutlar üreten, yarattığı
    toplu konut alanları, sosyal donatıları, bina kalitesi açısından
    tartışmalı olan, kurumsal altyapısı yetersiz TOKİ ülkemizin kentsel
    dönüşümünün mimarı olmaya soyunmaktadır.

    d)Gönüllülük Esası
    Basında yer alan haberlerde sıklıkla Yasa tasarısının gönüllülük ilkesine
    vurgu yapılmaktadır. Ancak;

    Yasa tasarısının 5. Maddesinin 1. Fıkrasında Tahliye ve yıktırma
    işlemlerine ilişkin olarak, Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların
    bulunduğu alanlar ile rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli
    olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. denilmekte iken aynı
    maddenin 3. Fıkrasında verilen süre içerisinde yıktırılmayan yapılar idari
    makamlarca yıktırılır hükmünün yer aldığı,

    Tasarının 6. Maddesinin 1. fıkrasında Yeniden bina yaptırılmasına,
    payların satışına, kat karşılığı veya hâsılat paylaşımı ve diğer usuller
    ile yeniden değerlendirilmesine paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile
    karar verilir. denilmekte iken aynı maddenin 2. fıkrasında Üzerindeki bina
    yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün
    içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek
    kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar
    için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da
    gidilebilir. hükmünün yer aldığı,

    Yine Tasarının 6. Maddesinin 9. Fıkrasında ise Bu maddeye göre yapılan
    devir işlemleri ile kamulaştırmaya dair ihtilâflar hakkındaki dava ve
    takipler sadece bedele ilişkin olarak, riskli alan ve riskli yapı
    tesbitleri ile yıktırma iş ve işlemleri hakkındakiler ise sadece bina ve
    enkaz bedeline ilişkin olarak yürütülür ve sonuçlandırılır. hükmünün yer
    aldığı görülmektedir.
    Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde yasa tasarısının kamuoyuna
    yansıtıldığı gibi gönüllülük ve anlaşma esasına dayanmadığı görülmektedir.
    Bu durum idarenin denetim yollarından biri olan yargısal denetimin önünü
    kapatmakta ve dolayısıyla Anayasanın 2. Maddesi ile belirlenen Hukuk
    Devleti ilkesine aykırılık yaratmaktadır. Zira hukuk devleti, kendi
    yarattığı hukuk değerleriyle kendini sınırlandıran ve kişilere hukuk
    güvenliği sağlayan devlettir.
    Dolayısıyla bu tasarı kişilere hukuk güvenliği sağlamamaktadır.

    e)Gelirler
    Yasa tasarısında bazı gelir kalemlerinden elde edilen gelirlerin belli bir
    miktarının yasa uyarınca yapılacak iş ve işlemlerde kullanılması
    öngörülmüştür. Bunlar arasında en çok dikkat çekeni, Orman Kanunu'nun 2.
    maddesinin birinci fıkrasının

    (b) bendine göre Hazine adına orman dışına çıkarılan yerlerin satışından
    elde edilen gelirlerdir.
    Kamuoyunda 2B arazileri olarak bilinen alanların afet riski bahane
    edilerek satışa, dolayısıyla yapılaşmaya açılmasını kabul etmemiz mümkün
    değildir.

    Sonuç olarak;
    Yürürlükteki tüm yasal mevzuatı devre dışı bırakacak şekilde tasarlanan
    Âfet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile
    öngörülen kentsel dönüşüm uygulamaları, sağlıklı bir kentsel yenilenmeyi
    sağlayamayacağı gibi başta metropol kentlerimiz olmak üzere tüm ülkemizi
    bir rant alanı haline dönüştürecektir.
    Kentsel dönüşüm uygulamaları yapılırken afet riskinin yanı sıra bölge
    halkının ve kamu yararının korunması gerekmekte iken tasarıda bu durum göz
    ardı edilmiştir
    Siyasi iktidara sesleniyoruz.
    Bir an önce yanlıştan dönünüz. Yoksa bu sorumluluğun altında kalırsınız. "

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim