• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    İMO Aydın'dan Dünya Su Günü açıklaması

    22.03.2012 17:32
    İMO Aydından Dünya Su Günü açıklaması
    İnşaat Mühendisleri Odası Aydın Şubesi, 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı.
    İMO Aydın'dan Dünya Su Günü açıklaması İMO Aydın'dan Dünya Su Günü açıklaması İMO Aydın'dan Dünya Su Günü açıklaması

    İMO Aydın tarafından yayınlanan mesajda, "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1993 yılında suyun insan yaşamındaki önemini vurgulamak, içilebilir su kaynaklarının korunmasını ve çoğaltılmasını teşvik amacıyla her yılın 22 Mart gününü “Dünya Su Günü” olarak ilan etmiştir. Yine 2010 yılında Birleşmiş Milletler’in almış olduğu bir kararla temiz suya erişim temel insan hakları arasında yerini almıştır.
    Ancak bu gün dünyada neoliberalizmin şekillendirdiği su politikaları Birleşmiş Milletlerin temiz suya erişimi bir temel insan hakkı kabul eden anlayışa uygun olarak oluşturulmamaktadır. Zira yine Birleşmiş Milletlerin açıklamış olduğu verilere göre halen Dünya üzerinde yaşayan 783 milyon kişi temiz içme suyuna erişememektedir. Su kaynaklarının özelleştirilmesi, çevre tahribatları sonucunda yok olması ve en önemlisi de suyun metalaştırılması süreçleri bugün artık tüm dünyayı tehdit etmektedir.
    Türkiye’deki durum ise dünyanın genel halinden bağımsız değildir. Bu anlamda Türkiye’nin su zengini olarak sunulması gerçeği yansıtmamaktadır. Zira küresel ölçekte kabul görmüş kriterlere göre kişi başına düşen su miktarının yılda 8-10 bin metreküp ve üzerinde olduğu yerler su bakımından zengin sayılmaktadır. Yine aynı kriterlere göre kişi başına düşen su miktarının yılda 2 bin metreküpten az olduğu bölgeler suyun az olduğu yerler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’de ise kişi başına düşen su miktarı yılda 1500 metreküp olup her geçen gün su fakirliği sınırı olarak tanımlanan 1000 metreküp değerine yaklaşmaktadır. Bu anlamda ülkemizin su kaynakları sınırlı ve kısıtlı olup, bu gerçeğe uygun politikalar üretilmesi bir zorunluluktur. Ancak bugün, mevcut siyasi iktidarın uygulamaya koyduğu neoliberal su politikaları nedeniyle tüm su kaynaklarımız kamu yararını gözetmeyen bir anlayışla özel şirketlerin kar hırsına teslim edilmektedir.
    Bir kalkınma modeli ve stratejisinin ürünü olarak sunulan Türkiye’nin su kaynaklarına ilişkin politikalar, suyun boşa akıtılmayacağı yönlü bir aldatmacayla, bölge halklarının rızası alınmadan ve kaynakların kurumasına neden olacak şekilde hızla yürürlüğe konmuştur. Ülke genelinde çevresel ve sosyolojik etkileri hesaba katılmaksızın kurulmak istenen yüzlerce depolamasız Hidroelektrik Santral mevcuttur. Yürütmeyi durdurma kararları veya bölge halkalarının mücadelesi bir umut ışığı doğursa da memleketin her karışını satışa çıkarmaya ant içmiş siyasi iktidarın geleceğimizi elimizden almaya çalıştığı bir gerçektir.
    Geçtiğimiz ay Gökdere Barajında yaşanan facia, Türkiye’de su üzerinden yürütülen politikaların ne denli kontrolsüz bir şekilde işlediğine acı bir örnektir. Türkiye tarihi boyunca DSİ tarafından, yüzlerce depolamalı su santrali (baraj) inşa edilmiş, ancak böylesi bir facia yaşanmamıştır. Cumhuriyet tarihi boyunca, proje yapan, imal eden ve denetleyen bir kurum olan DSİ’nin kurumsal kapasitesi, yakın tarihimizde bilinçli bir şekilde adım adım uygulamaya konulan düzenlemelerle düşürülmüştür. DSİ gibi köklü bir kurumun içinin boşaltılması, yüksek bütçelerle yapılan ve uzun vadeli kullanımı öngörülen kamu yatırımlarının, özel sektörün insafına terk edilmesi ve denetimsiz bırakılması anlamına gelmektedir. Bugün gelinen noktada DSİ Genel Müdürü dahi “HES inşaatlarını tek tek kendi imkânlarımızla denetleme imkânımız yoktur” diyebilmektedir. Oysa su kaynaklarının doğru ve etkin kullanımı su yapılarının kamu kurumları tarafından, kamu yararını gözeterek yapılması ve denetlenmesinden geçmektedir.
    Benzer bir şekilde siyasi iktidarın su kaynaklarını özel sektöre devretme yönündeki hırsı, yaşamlarına ve derelerine sahip çıkanlar üzerindeki baskıdan kolaylıkla anlaşılabilecektir. Metin Lokumcu’yu ölüme sürükleyen, Gökdere’de insanlarımızın hayatlarını kaybetmelerine neden olan bu anlayış temiz suya erişimi bir insan hakkı olarak ya da bir kamu hizmeti olarak görmemekte, su kaynakları üzerindeki tüm tasarrufu özel şirketlere devretmektedir.
    DSİ verilerine göre, Türkiye genelinde inşa edilmekte olan HES projeleri sayısı toplam 1500’ü bulmuştur. HES’ler sadece suyun metalaştırılması ve bu yolla doğanın tahrip edilmesi anlamına gelmemekte aynı zamanda su kaynaklarının etrafında yaşayan insanlar için bir yaşam tarzına müdahale anlamını taşımaktadır. Hasankeyf’in sular altında kalmasına neden olacak ya da Munzur’u kurutacak hiçbir proje, kaynakların etkin kullanımı ile açıklanamaz. Tarihten bugüne insanoğlu tüm yerleşkelerini su yakınlarına kurmuş buralarda yaşayan insanlar için “su” sadece biyolojik bir ihtiyaç olmanın ötesinde bir kültür inşa etmiştir.
    Ülkenin her yerinde yaygınlaşan ve özellikle de Karadeniz’de yoğunlaşan HES projeleri dere ve nehirlerden gelir elde eden ya da oradaki sosyal yaşamın bir parçası olan suyun halkımızın elinden alınması anlamına gelmektedir. Bu anlamda HES projelerinin yapımı yönündeki karar alma süreçlerinde etkili olması gereken Çevresel Etki Değerlendirme Raporları bugün artık gerçek durumu yansıtmaktan uzak hale gelmiş, yatırımlara meşruiyet kazandırma işlevine indirgenmiştir. Bilimsel olmayan verilere dayanarak hazırlanan ÇED raporları birer formaliteye dönüşmüştür.
    Türkiye’nin su kaynaklarını son derece pervasız ve akıl dışı projelerle satışa çıkaran siyasi iktidar bu tutumunu bir an önce değiştirmelidir. Kaynakların etkin kullanımı için suyun bir hak olarak görülmesi ve su politikalarının toplumun tüm bileşenlerinin katılımıyla yeniden düzenlenmesi şarttır. Aksi taktirde geri dönüşü olmayan tahribatlar yaşanacak ve ülkemizin sınırlı su kaynakları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.
    Su kaynaklarımıza ve geleceğimize zarar veren uygulamaların giderek arttığı bir dönemde “Dünya Su Günü ”nü kutlamak, söz konusu uygulamaları teşhir etmek ve tepki göstermek anlamına gelmektedir. Suyuna ve geleceğine sahip çıkmayı bir sorumluluk olarak gören İnşaat Mühendisleri Odası dünya su gününü bu bilinçle sahiplenmektedir" denildi.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • The Division bu haftasonu ücretsiz!06 Mayıs 2017 Cumartesi 18:29
  • İşte kırmızı HTC U 1106 Mayıs 2017 Cumartesi 18:15
  • Gmail'e telefondan girenler dikkat!06 Mayıs 2017 Cumartesi 17:10
  • WhatsApp'a erişim sağlanamıyor!03 Mayıs 2017 Çarşamba 23:44
  • Turkcell’e Ar-Ge ve istihdam için özel ödül30 Nisan 2017 Pazar 19:57
  • Instagram'a erişim sağlanamıyor24 Nisan 2017 Pazartesi 21:13
  • Oto farelerinin “jammer” oyunu09 Nisan 2017 Pazar 10:11
  • iPhone 8 ertelenebilir08 Nisan 2017 Cumartesi 23:45
  • Adil Kullanım Kotası hızında değişiklik08 Nisan 2017 Cumartesi 15:29
  • Geçen yıl 12,5 milyon akıllı telefon satıldı04 Nisan 2017 Salı 21:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim