• BIST 81.865
  • Altın 148,409
  • Dolar 3,7910
  • Euro 4,0491

    Haybeye beklemişiz

    07.08.2011 13:59
    Haybeye beklemişiz
    Yeni evli çift balayı dönüşü ilişkilerini ilk kez anlattı.
    Haybeye beklemişiz Haybeye beklemişiz Haybeye beklemişiz

    Gökçe Bahadır ve Ali Sunal çifti üç buçuk yıllık birlikteliklerini 22 Temmuz’da evliliğe taşıdı. 

    Bodrum’da nikahla başlayıp Leros Adası’nda düğünle devam eden evlilik çok konuşuldu. Yeni evliler, balayından dönüşte ayaklarının tozuyla çok konuşulan ilişkilerini ilk kez anlattı.



    İlk bakışma ne zamandı?

    Ali Sunal: ‘Hayat Bilgisi’ dizisindeki ‘Törpü’yü (Gökçe Bahadır’ın canlandırdığı karakter) beğeniyordum. İlk kez 2003’te TEM Stüdyoları’nda karşılaştık. GÖz göze geldik. Yakından da çok şekerdi. Sonra bir doğum gününde karşılaştık, deli deli dans ediyordu. Bundan çok sonra Bağdat Caddesi’nde bir kafede arkadaşıyla hüzünlü bir şey konuşurken gördüm. İnsan gözlemlemeyi severim. Uzun süre onu uzaktan gözlemledim. Tüm bunlarda o, beni görmedi ne yazık ki.
    Gökçe Bahadır: Stüdyoda merdivenden çıkarken Ali karşıdan geliyordu. Bir an göz göze geldik. Filmlerdeki gibi üç saniyelik, duraksanan bir bakışmaydı. Sonra ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’nı izlerken annesi ve kardeşiyle tanıştım. Her şey ondan sonra oldu.

    Nasıl bir yol izlediniz?

    A.S: Cep telefonundan mesaj gönderdim. Ama bunu düşünmem üç gün sürdü.

    Ne yazıyordu?

    A.S: Annemlerle konuşmuşsunuz, falan filan... Bahane yani.

    BU ÇOCUK DELİ GALİBA

    Nasıl bir cevap geldi?

    A.S: Seviyeli ama sıcak... Daha önce karşılaştığımızdan bahsettik ama ikimiz de nerede olduğunu hatırlayamadık.

    Yattım uyudum. Sabaha karşı beşte “Hatırladım, TEM Stüdyoları’ydı” diye uyandım. Ve o saatte mesaj attım. Tüm karşılaşmayı anlatıp, bir de “Bizim kesin görüşmemiz lazım” yazdım. Her şey çok samimiydi. Hiçbir tavlama sanatını kullanmadım. 

    Gökçe Hanım siz ne düşündünüz sabahın beşinde gelen bu mesaj için?

    G.B: Çok şaşırdım. O zamanlar Ali’yi tanımadığım için “Bu çocuk deli, uzak durayım” dedim. Ekranda da sürekli ‘çapkın’ diye haberleri çıkıyordu. Ama bir şekilde zamanla söyledikleri samimi gelmeye başladı.

    İlk buluşma nasıl oldu?

    A.S: Süper. 3 Kasım 2007’de Boğaz’daki Lacivert Restorant’a gittik. “Saçma sapan olur mu” diye kendimi yiye yiye gittim. Otomobile bindiğinde ikimiz de aptal aptal gülüyorduk.

    G.B: Çok heyecanlıydım. “En kötü ne olabilir ki...” diye gittim. Bir yandan “Ne konuşacağız, nasıl biri acaba” diye içim içimi yiyordu. Otomobile bindiğim anı unutamıyorum. Yüzüne bakınca “Bu akşam güzel geçecek” dedim.

    Yemek nasıldı?

    A.S: Çok komikti. İlk gece için denk gelebileceğimiz en komik garson bizim masaya bakıyordu. Sipariş vereceğimiz yemekte soğan vardı. Gökçe’yle ikimiz “Soğan almayalım” deyince “Hımmm... Demek soğan yemiyoruz...” deyince gülmekten yerlere yattık. Ortamı samimileştirdi sağolsun. Aşk meleği gibiydi.

    Sonrası?

    A.S: Saat gece yarısı olduğunda konuşabileceğimiz her şey bitmişti. Ama eve de bırakmak istemiyordum. Bara götürsen olmaz. Zaten soğan yememişiz. Sinema daha masum geldi. Açık olduğunu bilsem kütüphaneye götürecektim neredeyse yanlış bir izlenim bırakmamak için. Bir kovboy filmine gittik. 

    G.B: Saçma sapan bir şekilde “Sinemaya gidelim” diyor. Ben de ilk günden her şeye “evet” demek istemiyordum. Ama bir yandan da daha fazla vakit geçirmek istiyordum. Kabul ettim.

    Çekinme, bir ara verme oldu mu, ilk buluşmadan sonra?

    G.B: Hayır. Ertesi sabah hemen aradı, kahvaltıya gittik.

    A.S: Bir hafta sonra Gökçe’nin doğum gününde yanındaki sandalyeyi bana ayırdığını görünce, “Bu iş tamam” dedim.

    Tüm bunlardan sonra aklınızda neler kaldı, sizi ne etkilemişti?

    G.B: Gülmeyi, eğlenmeyi çok severim. Ali’nin komik olması beni etkiledi. Çok kibar, nerede nasıl davranması gerektiğini iyi biliyordu. Güçlü duruşu, sahiplenişi... Bir de samimi bakıyordu. Hiçbir şeyi yalan gelmedi. Beni hiç tereddütte bırakmadı.

    Bir gün önce babasından izin aldım

    EVLİLİK TEKLİFİ


    Gökçe’nin içi dışı bir olduğunu fark ettim bu üç senede. Hep endişelerim vardır, mükemmelliyetçiyimdir. En iyi zamanda yapalım, riskler olmasın derim. Haybeye üç yıl beklemişiz. “En iyisi doğum günümde, 22 Eylül’de evlenme teklif edeyim” dedim. “Bana hediye olarak ‘Evet’ der misin” diyecektim. Onu da beceremedim ama sonunda Gökçe’nin doğum gününde, 9 Kasım’da olan oldu. Bir gün önce babasından izin aldım. Pasta geldikten sonra sahneye çıktım. O sırada Gökçe’nin ‘Yaprak Dökümü’ndeki sahnelerinde çalan Toygar Işıklı’nın ‘Kızım’ adlı şarkıyı çaldırdım. Üzerine Can Yücel’in ‘Seninle yaşlanmak istiyorum’ şiirini ikimize uyarlayarak okudum. Bir ara mikrofon bozuldu, sinir oldum tabii. Sonra da onu çağırıp yüzüğü çıkardım. Ama cebimden çıkarana kadar canım çıktı. Üstüne üstlük bir de parmağına girerken zorlanınca bayağı bir gerildik, güldük.

    Kısası terzimden, uzunu Vakko’dan

    GELİNLİK SEÇİMİ 


    Gelinlik işinin çok karmaşık bir şey olduğunu fark ettim. Hiçbir zaman evlenmeyi hayal etmediğim gibi, gelinlik de hayal etmemiştim. Bütün gelinlikçileri dolaştım. Bodrum’daki nikah töreni öğle sıcağında olacağından uzun gelinlik istemedim. Daha spor, hafif bir şeyler tercih ettim. Leros’taki kutlama için uzunu buldum. Kısa gelinliği kendi terzime diktirdim. Uzunu da Vakko’dan aldım. Seçiminde Ali yardımcı oldu. Uğursuzluk olur diyenler oldu ama o olmadan içim rahat etmedi. Yunanistan’daki saç-makyaj bana ait. O gün denize girdik, tatil yaptık. Akşam 18.45’te odaya girip 19.15’te çıktık. Sadece Bodrum’da taktığım duvağı takmak zor olduğundan kuaför geldi. Makyajımı yine kendim yaptım. Hiç gelin kaprisim olmadı anlayacağınız. Zaten hiçbir aksilik olmadı.

    EYVAH! GELİN KAYIP

    Düğünde davetliler için bir de mizansen hazırlamışsınız...
     

    A.S: Evet. Özgür Ozan yardımcı oldu, kötü adamı oynadı. Kokteylden sonra misafirler masaların olduğu yere inerken, ben tek başıma smokinle “Gökçe’yi gören var mı? Başlayacağız ama gelin yok” diye bağırarak yukarı koştum. Herkes panik oldu tabii. Deniz kıyısında bir restoran... Kıyıdan denizin ortasına giden bir patika ve sonunda da yeldeğirmeni var. Merdivenlerden aşağıya “Gökçe” diye bağırarak koştum. Derken yeldeğirmeninden kötü adam Özgür Ozan çıktı. Patikanın ortasında kavga ettik. Onu alt edince kızı kurtarmak için yeldeğirmenine koştum. Omuz attım, kapı açılmadı. Üçüncü omuzda kapı kendiliğinden açıldı ve içeri düştüm. Tabii hepsi mizansendi.

    G.B: Ben de bu arada kapının deliğinden olayları takip edip açacağım zamanı bekliyordum. Açmasaydım hiç hoş olmayacaktı. Ardından ilk dansımızı patikanın ortasında yaptık. Sonra da sabaha kadar eğlendik. Leros’un sokaklarında bile halaylar çekildi.

    Hangi şarkıyla?

    Gökçe Bahadır: Celine Dion’un söylediği ‘It’s All Coming Back To Me’.

    A.S: Şarkıyı ilk dinlediğimizde çok duygulanmıştık. Asker dönüşünde Gökçe sürpriz bir yemek organize etmişti. Orada yine bu şarkıyı çaldırmıştı. İlk dans için de bunu seçtik.

    Peki ya dönüş?

    G.B: Evlendiğimizi anladığımız an, evin kapısından içeri girince oldu. Ama daha alışamadım. Bir şaşkınlık var bende hâlâ. Günler inanılmaz hızlı geçiyor. Bir yandan evin eşyaları geliyor, bir yandan ev işleri başladı. Bir dakika oturmadım balayından beri.

    ALİ BENDEN DAHA TİTİZ

    Şimdi ilk kez aynı evde yaşıyorsunuz. Bocalamalar oldu mu ilk haftada?

    A.S: Salonda bilgisayarda bir şeyler okuyordum. İçerden tıkırtılar geldi. “Herhalde hırsız girdi” diye düşündüm. Sessizce gidip baktım ki, Gökçe... 

    G.B: Annemlerle yaşadığım için ev işleri sıkıntılı oldu. İlk defa geçen akşam heveslenip çamaşır yıkadım. Tek gözüne deterjanı koydum sonra bir güzel de astım. Sabah yardımcı İffet Teyze “Dün akşam çamaşır mı yıkadın, hiç deterjan almamış” dedi. Meğer yanlış göze koymuşum. 

    Ali Bey ev işlerine yardım ediyor mu peki?

    G.B: Evet, ediyor. Ali benden daha titiz. Ben biraz dağınığım. 

    A.S: Röportaja gelmeden önce elektrik süpürgesinin içini temizliyordum.

    Ali planlı ama kararsızdır

    GÖKÇE BAHADIR

    Dışarıdan bakanlar Ali’nin sert biri olduğunu düşünüyor ama tam tersi. Sadece güçlü bir yüz ifadesi var. Kızdığı zaman direk tepkisini koymasını seviyorum. İçine atmıyor. Hiperaktiftir. Yorulma duygusu yok. Her anını dolu dolu geçirmek ister. Romantik olma çabası yoktur ama içinden ne geliyorsa yapması hoşuma gidiyor. Paylaşımcıdır. Planlıdır. Ama kararsızdır. Bu da aşırı mükemmeliyetçilikten kaynaklanıyor.

    Gökçe espritüel ve koruyucu

    ALİ SUNAL


    Kendinden çok bana özen gösteriyor olması harika. Koruyucudur. Ben biriyle tartışırken bazen Gökçe’yi sakinleştirmek zorunda kalıyorum. Espritüeldir. Lafını esirgemez. İstemediği, hoşuna gitmediği bir şey olduğunda gözlerini kısıp baygın baygın bakıp sessiz kalınca çıldırıyorum. Onu bu halinden döndürmek zor oluyor. Bir anlaşmazlık olduğunda 10 dakika içinde çözülmeli, el ele yola devam etmeliyiz. Ama Gökçe’nin zamana bırakması gerekiyor, sessiz kalıp bekliyor.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim