• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224

    Güler Sabancı'ya Belçika Kraliyet Nişanı

    08.11.2007 18:05
    Aynı ödülü 20 yıl önce II. Albert, İstanbul'da Atlı Köşk'te Sakıp Sabancı'ya takmıştı.
    Güler Sabancıya Belçika Kraliyet Nişanı
    Güler Sabancı'ya Belçika Kraliyet Nişanı Güler Sabancı'ya Belçika Kraliyet Nişanı Güler Sabancı'ya Belçika Kraliyet Nişanı

    Sabancı Holding Yönetim Başkanı Güler Sabancı'ya, Belçikalı Bekaert grubuyla BEKSA ortaklıklığının 20. yılını doldurması ve Türkiye-Belçika ekonomik işbirliğine yapmış olduğu katkılardan dolayı Kral II. Leopold Commander Nişanı verildi.

    AB temasları çerçevesinde Brüksel'de bulunan Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in de katıldığı törende Sabancı'ya kraliyet nişanı, Belçika Senatosu Başkanı Armand De Decker tarafından takdim edildi.

    Sabancı, burada yaptığı konuşmada, "ödülden büyük gurur duyduğunu" belirterek herkese teşekkür etti.

    Belçika Senatosundaki nişan töreninde duygularını AA'ya anlatan Sabancı, "(Terörist Fehriye Erdal konusundaki) kırgınlığımız bir yanda duruyor, ama bu tarafta el uzatanlar, bizim hakkımızı bizimle beraber arayan dostlar var. Dolayısıyla o anlamda bugün buraya gelmek, dostlarla olmak ve onların verdiği bu ödülü kabul etmek benim için bir şereftir" dedi.

    Bekaert grubuyla ortaklığa başladıkları 20 yıl önce yabancı ortağın Kortrick kentindeki tesislerinde "bazen güzel akşam yemekleri ve güzel şaraplarla, bazen de uzun saatler boyunca yemek yemeden sürekli çalışarak" BEKSA işbirliğini bugünlere taşıdıklarını anlatan Sabancı, "Bu ülkeyi seviyorum. Burada olmaktan ve Bekaert grubuyla ortaklığımızdan onur duyuyorum" dedi.

    AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Güler Sabancı, yabancı ortaklarıyla ilişkilerinin genelde ortaklık boyutunu aştığını ve büyük dostluklar geliştirdiklerini anlatarak, Bekaert-Sabancı işbirliğini buna örnek olarak gösterdi.
    Güler Sabancı, ödülle ilgili düşüncelerini şöyle anlattı:

    "Belçika Kralı, o günkü prens II. Albert, İstanbul'da Atlı Köşkte Sakıp Bey'e (Sabancı) Leopold II nişanını takmıştı. 20 sene sonra bu nişanın bana verilmiş olmasından kendim ve ailem adına gurur duyuyorum."

    Güler Sabancı, "Bu süreçte Belçika hukuk sisteminde istenmeyen şeyler oldu. Bizi çok üzen, kırıldığımız olaylar oldu. Ancak öte yandan gerek ortaklığımız ve ortaklığımız dolayısıyla gelişmiş olan dostluğumuz, gerekse Belçika Parlamentosu, Senatosu başkan ve üyeleri, onların gösterdikleri yakınlık var. Burada o konudaki kırgınlığımız bir yanda duruyor, ama bu tarafta dostlar da var. El uzatanlar, bizim hakkımızı bizimle beraber arayanlar var. Dolayısıyla o anlamda bugün buraya gelmek, dostlarla olmak ve onların verdiği bu ödülü kabul etmek benim için bir şereftir" dedi.

    -SENATO BAŞKANININ KONUŞMASI-

    Belçika Senatosu Başkanı Armand De Decker de törende yaptığı konuşmada, Güler Sabancı'nın "kararlı ve cesur kariyerine" değindikten sonra özetle şunları söyledi:

    "Belçika, ilişkilerin gelişmesine köprü olan çok önemli bir Türk diasporasının ikinci vatanıdır. Etkileşimleri artırarak, birbirine saygı duymanın en önemli tarafını oluşturan toplumlar arasındaki karşılıklı anlayışı geliştirdik. Sonuçta bugün, bence farklı düşünce ve deneyimlerden gelen insanların en ideal buluşma noktası olan Senato binamızda sizi ve değerli konuklarımızı ağırlamaktan mutluluk duyuyorum."

    De Decker, konuşmasında Sabancı'nın sanat sevgisine ve yaşam öyküsüne ayrıntılı yer verirken, "Büyükbabanız, ulusal bir kahraman olan amcanız Sakıp Sabancı tarafından onlarca yıl yönetilen bir imparatorluğa hayat verdi. Sonra lastik şirketinin yönetimi size verildi ve liderliğinizde de dünya çapında bir şirket haline geldi. Amcanız, son isteklerinden biri olarak sizin Sabancı Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı olmanızı isteyerek cesur bir karar verdi. Çünkü Türkiye'de de tüm dünyada olduğu gibi böyle bir görev erkeklere verilir. Bence büyükbabanız ve amcanızın cesaretinin yanı sıra ileri görüşlülüğü ve açık sözlülüğü genetik olarak sizde de bulunuyor" diye konuştu.

    Güler Sabancı'nın, bir ekonomik devin liderliğini almanın yanı sıra Türkiye'de modern kadının bayrağını taşıdığını belirten De Decker, "Bu bayrağı verdiğiniz isimlerden biri de kişisel ve kolektif gelişimin bir kaynağı olan Sabancı Üniversitesidir. Bu nedenle, bu büyük başarıdan dolayı gurur duyuyor olmalısınız" dedi.

    Türkiye'de genç ve dinamik nüfusun önemine, Sabancı grubunun eğitime katkılarına değinen De Decker şöyle konuştu:
    "Siz kararlılığıyla daha liberal ve insancıl bir dünya için umut ve inancı koruyan kadınlardan birisiniz. Ailenizin hayırsever faaliyetleri dedenizin tesiriyle başladı. Kendisi 'bu toprağın bize verdiklerini bu toprağın insanlarına geri vermenin doğal olduğunu' belirtmişti. Aynı hevesle bir yandan da kültürü desteklemektesiniz. Sanat koleksiyonunuz Le Louvre ve diğer prestijli müzelerle zengin bir değişim imkanı sağlamaktadır."

    De Decker, Güler Sabancı'nın yabancı basında yer bulan demeçlerini ve "Türk kadını ülkenin gelişiminin öncüsü ve sivil hakların garantisi olacak", "Beş yılda Türk demokrasisi daha da güçlenecek. Avrupa'nın Çin'i olacağız" yolundaki sözlerini hatırlatarak, "bunların gerçekleşeceğine inandığını" belirtti.

    Bekaert Yönetim Kurulu Başkanı Baron Paul Buysse ise Güler Sabancı'nın bu nişanı her şeyiyle hak ettiğini vurgulayarak, Beksa'nın doğuşunu ve bugün geldikleri noktayı anlattı.

    Güler Sabancı'nın kurduğu köprüler, eğitim ve sanata katkıları, girişimciliği, başarılı kariyeri üzerinde durduktan sonra 1987'de başlayan Bekaert ile ortaklık sürecine değinen Baron Buysse, bu ortaklığın gelişim ve başarılarına işaret etti.

    "Bu ortaklık Sabancı için bir ilkti ve bu başarının ardından Güler Sabancı büyük global şirketlerle sayıları 10'u bulan ortaklıklara girmiştir. Bu sırada Güler Sabancı, 2004'te 66 şirketten oluşan ve bankacılık, perakende, tekstil, enerji, çimento, kimya ve lastik alanlarında faaliyet gösteren aile şirketinin liderliğini almıştır" diyen Baron Buysse, bugün Sabancı Holding'in şirket sayısının 70 olduğunu, çeşitli ülkelerde 50 binin üzerinde çalışanın istihdam edildiğini, Türkiye'nin en büyük holdinglerinden birinin söz konusu olduğunu belirtti.

    Baron Buysse, "müthiş ve heyecanlı bir girişimci" olarak nitelendirdiği Güler Sabancı'nın durmayacağını, amacının, grubun gelirlerini 2015'te üç katına çıkarmak olduğunu söyledi.

    Sabancı ailesinin 1974 yılında kurduğu Sabancı Vakfına da değinen Baron, "Türkiye'nin en büyük hayırseverlik kurumu ve dünyanın da en büyüklerinden biri olan bu vakıf, Güler Sabancı'nın kalbine çok yakındır. Yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir bu vakıf, Türkiye çapında birçok geniş kapsamlı projeye destek vermiştir. Bunların arasında okullar, sağlık merkezleri, kültür merkezleri, spor merkezleri, kütüphaneler ve daha birçok farklı proje bulunmaktadır" dedi.

    Sabancı Vakfının uluslararası organizasyonlarla ortak çalışmalarına işaret eden Baron Buysse, BM'nin kadınların ve kız çocuklarının haklarının korunması ve geliştirilmesini hedefleyen programını buna örnek gösterdi.

    Baron Buysse, Güler Sabancı'nın sanatsal faaliyetlerine, Sabancı Müzesinin önemine de değindikten sonra, hobi olarak bir üzüm bağı işlettiğini ve kendi markası altında şarap ürettiğini hatırlattı.

    Kral II. Leopold Commander Nişanının yüz yıl önce Belçika halkına övgüye değer katkıları ödüllendirmek için ihdas edildiğini hatırlatan Baron Buysse, Belçika'ya olan iş ve kişisel bağlarından ve Türkiye ile Belçika'yı yakınlaştırma çabalarından ötürü bu nişanı Güler Sabancı'nın hak ettiğini söyledi.


    BAKAERT YÖNETİM KURULU BAŞKANI BARON PAUL BUYSEE KONUŞMA METNİ

    Sizi bugün burada ağılıyor olmak ve onur konuğumuz Güler Sabancı"yı tanıtmaktan büyük imtiyaz duyuyorum. Ama derdim sizin de birazdan göreceğiniz gibi nerede başlayıp nerede bitireceğimi bilememek.

    Bunun nedeni sadece Güler Sabancı"nın çeşitli başarılara ve geniş bir ilgi alanına sahip olması değil. Onun büyük enerjisi başarılı listesinin daha da uzacağının bir garantisi.

    Stereotiplerle uğraştı, anlayış köprüleri kurdu, insanların eğitimine katkıda bulundu, sanatı teşvik etti, Türkiye"yi ekonomik haritaya yerleştirdi ve ülkemizle derin bağlar kurdu. Bu yolda da dünyanın en ünlü girişimcilerinden biri haline geldi.

    Güler Sabancı"nın portresini çizerken “girişimcilik” başlamak için uygun bir yer. Hikaye dedesi tarafından 1940larda kurulan aile şirketi ile başlıyor. Türkiye"nin güneyindeki şehri Adana"da pamuk ticaretiyle başlayan şirket, kısa sürede genişleyerek ülkenin ticari başkenti, İstanbul"a yerleşti.

    Sabancı eğitimini tamamladıktan sonra, şimdi büyük bir holding olan aile şirketinde çalışmaya başladı. Kendi söylediğine göre ilk işi Sabancı"nın lastik bölümünün satınalma departmanında form doldurmak şeklindeki büro işiymiş.

    Sonra, satınalma yöneticisi olarak, önemli bir tedarikçi olan Bekaert ve dolayısıyla da Belçika ile ilişkileri başlamış. Bekaert çalışanları onu çetin bir müzakereci olarak hatırlıyor. Sonrasında da 14 yıl boyunca yürüttüğü lastik işinin başına geçiyor.

    1987"de Bekaert ile ortalık planlıyor. Sonuç, bugüne de kadar süregelen diğer ürünlerin yanı sıra lastik üretimi için çelik tel üretimi yapan Beksa oluyor. Izmit"te kurulu ve yaklaşık 400 kişiye istihdam sağlayan Beksa 2006"da %40 Pazar payına sahipti. En önemli müşterileri Goodyear ve Sabancı ile Bridgestone"un ortaklığı olan Brisa"dır.

    Beksa başarılı bir iş ortaklığının mükemmel bir örneğidir. Bekaert"ın ortaya koyduğu çelik tel teknolojisi ve Sabancı"nın lastik pazarındaki derin yerel bilgisi ortaklığın her iki tarafını da birbirini tamamlayıcı hale getirmiştir. Bu ortaklığın ödülü 1997"de gelmiş ve Beksa Avrupa Kalite Ödülü"nü kazanan ilk Türk şirketi olmuştur.
    İki yıl sonra, yakın ilişki tamamen faklı bir şekilde de gösterilmiştir. 1999"da İzmit"te meydana gelen büyük deprem Beksa"yı da etkilemiştir. Bekaert, Beksa"nın hızla iyileştirmesinde önemli bir rol oynamıştır.

    Bu ortaklık Sabancı için bir ilkti ve bu başarının ardından Güler Sabancı büyük global şirketlerle, sayıları onu bulan, ortaklıklara girmişti. Bu sırada, Güler Sabancı 2004"te 66 şirketten oluşan ve bankacılık, perakende, tekstil, enerji, çimento, kimya ve tabiki lastik alanlarında faaliyet gösteren aile şirketinin liderliğini almıştır.

    Bugün Sabancı Holding"in şirket sayısı 70"tir. Bir düzine ülkede 50.000 üzerinde çalışanın istihdam edildiği Türkiye"nin en büyük holding şirketlerinden biridir. Güler Sabancı yolunda ve durmayacak. Israrla ifade ettiği gibi amacı grubun gelirlerini 2015"te üç katına çıkarmak. Heyecanlı mı, evet. Ve tipik olarak da müthiş bir girişimci.

    Burada durmam gerekiyor. Şimdiye kadar sıraladığım başarılarının listesi, eminim siz de hemfikirsinizdir, bir istisna. Ama onur konuğumuza zarar vermiş olurum çünkü ilgi alanları ve çalışmaları iş dünyasının da ötesinde.

    1974 yılında Sabancı Ailesi Sabancı Vakfı"nı kurdu. Türkiye"nin en büyük hayırseverlik kurumu ve dünyanın da en büyüklerinden biri olan bu vakıf Güler Sabancı"nın kalbine çok yakındır. Yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir bu vakıf Türkiye çapında birçok geniş kapsamlı projelere destek vermiştir. Bu projelerin içerisinde okullar, sağlık merkezleri, kültür merkezleri, spor merkezleri, kütüphaneler ve daha birçok farklı proje bulunmaktadır.

    Sabancı Vakfı aynı zamanda uluslararası organizasyonlar ile ortak olarak da çalışmaktadır. Buna bir örnek, Birleşmiş Milletler"in kadınlar ve kız çocuklarının insan haklarının korunması ve geliştirilmesini hedefleyen programıdır.

    Güler Sabancı için eğitim bir önceliktir. Sabancı Üniversitesi 1999"da İstanbul"un biraz dışında mükemmel kampüsüyle açılmıştır. Ben bu üniversitenin Uluslararası Danışma Kurulu"nda bulunmanın onurunu taşıyorum.

    Türkiye"nin en liberal yüksek öğrenim enstitüsü olarak görülen Sabancı Üniversitesi 3,000"den fazla öğrenciye eğitim vermekte ve bu öğrencilerin %40"ı burslu olarak okumaktadır.

    Meraklı bir sanat koleksiyoncusu olan Güler Sabancı, kültüre olan bu tutkusunu Türk halkı ile paylaşmaktadır. Bu paylaşımın bir sonucu 2002"de açılmış olan Sakıp Sabancı Müzesi"dir. Ve sanat koruyuculuğunun yanı sıra Güler Sabancı"nın hobi olarak bir üzüm bağı işlettiği ve kendi markası altında şaraplar ürettiği ilginizi çekebilir.

    Şimdi konuğumuz hakkında biraz bilgi sahibi olduğunuza göre, asıl bu gece neden burada olduğumuzu açıklamak istiyorum. Güler Sabancı"nın Bekaert ile yaklaşık 20 yıla uzanan uzun ve sıkı bağından bahsetmiştim. Bu süreç boyunca, Güler Sabancı firmamızın genel kalite ilkelerini benimseyerek, firmamıza olan değerbilirliğini göstermiştir. Bizi biraraya getiren diğer bir etken de, Sabancı"nın Bekaert gibi bir ailenin sahip olduğu bir şirket olmasıdır.

    Buna ek olarak, 2002 yılında Sabancı Holding otobüs üretim bölümü Temsa"nın Avrupa genel merkezini, burada, Beçika"da kurmuştur.

    Bugün dünya çapında 37 distribütorle uluslararası satış ve pazarlama faaliyetlerini yürüten Temsa Europe, ekonomimize dinamik bir katkıdır.

    Konuğumuz Belçika"nın kendisi için her zaman özel bir anlam ifade ettiğini söyledi. Şimdi bu sıcak duygulara Commander Leopold II"nin onuruna verilen nişan ile karşılık vermek onuruna sahibiz.

    Bu gelenek uzun bir geçmişe sahip. Yüzyıl önce Belçika halkına övgüye değer katkıları tanımak adına konulmuş. Belçika"ya olan iş ve kişisel bağlarından ve Türkiye ve Belçika"yı yakınlaştırma çabalarından ötürü bu nişanı hak ettiği konusunda eminim siz de benimle hemfikirsiniz.

    Güler Sabancı"ya şahsi olarak tebriklerimi sunarak konuşmamı bitirmek istiyorum. Onunla çalışma şansına sahip olmaktan dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum ve gelecekte de ortaklığımızın süreceğı yılları sabırızlıkla bekliyorum.

    Şimdi Belçika hükümeti adına nişanı vermek üzere Belçika Senatosu Başkanı Armand De Decker"ı davet ediyorum.


    SENATO BAŞKANI ARMAND DE DECKER"IN KONUŞMA METNİ


    Güler Sabancı, sizi bugün Belçika Senatosu"nda ağırlamaktan onur duyuyorum.

    Belçika"yı yakından tanıdığınızı söylediniz ve kariyerinizin en kararlı dönemlerinden birinin Belçika"da ve özellikle de Bekaert"ın merkezi olan Kortrijk"da gerçekleşmiş olduğunu gözönüne alarak ben de Belçika yaşam tarzına da yakın olduğunuzu ekleyebilirim.Cesur müzakerelerinizde de açıkça söylediğiniz gibi: “uluslararası kariyerime yeni başladım ve başarısız olamam”. Bu açıksözlülük Beksa adıyla %50-50 bir ortaklığın oluşmasına katkıda bulunmuştur.

    Bildiğiniz gibi Belçika, ilişkilerin gelişmesine köprü olan çok önemli bir Türk Diasporasının ikinci vatanıdır. Etkileşimleri artırarak, birbirine saygı duymanın en önemli tarafını oluşturan toplumlar arasındaki karşılıklı anlayışı geliştirdik. Sonuçta bugun, bence faklı düşünce ve deneyimlerden gelen insanların en ideal buluşma noktası olan, Senato Binamızda sizi ve değerli konuklarımızı ağırlamaktan mutluluk duyuyorum.

    Sizin sanatı sevdiğinizi biliyoruz ve lütfen bir portrenizi yapmama izin verin. Ama tabiki bu bitmemiş bir eser olacak çünkü biliyorum ki sizin daha paylaşacak çok şeyiniz var.

    Büyükbabanız Hacı Ömer Sabancı"nın elini tutarak üç yaşında Adana"daki pamuk fabrikasını ziyaret ederdiniz. Hayatta silinmez izler bırakan izlenimler vardır.

    Büyükbabanızın ailesi tarafından desteklenme şansı olmadığı için hayata karşı yalnız başına durdu. Kaderini kendi ellerine almak istedi ve Adana"ya 450 kmlik yorucu bir yürüyüşten sonra, kendi elleriyle pamuk ticaretine başladı. Büyükbabanız kendi kaderine 450 km yürüdü ve siz de, az önce söylediğim gibi, kararlılıkla 2750 kmlik bir yolculukla, Kortrijk"a geldiniz.

    Büyükbabanız ulusal bir kahraman olan amcanız Sakıp Sabancı tarafından onlarca yıl yönetilen bir imparatorluğa hayat verdi. Sonra lastik şirketinin yönetimi size verildi ve sizin liderliğinizde de dünya çapında bir şirket haline geldi.

    Amcanız son isteklerinden biri olarak sizin Sabancı Holding"in Yönetim Kurulu Başkanı olmanızı isteyerek cesur bir karar verdi. Çünkü Türkiye"de de tüm dünyada olduğu gibi, böyle bir görev erkeklere verilir.

    Bu iki önemli kişiden bu tip bir hediye aldınız.

    Bir sanatçı olarak, bu mirasa kadınsı bir dokunuş katmak için siz modellik yapıyorsunuz.

    Bence büyükbabanız ve amcanızın cesaretinin yanı sıra vizyonerlikleri ve açık sözlülüğü de genetik olarak sizde bulunuyor.

    Misyonu “Farklılıklar yaratarak kalıcı üstünlükler sağlamak” olan bir ekonomik devin liderliğini almanın yanı sıra ülkenizde modern kadının bayrağını taşıyorsunuz.

    Bu bayrağı verdiğiniz isimlerden biri Sabancı Üniversitesi"dir. Öğrencilik yıllarımda liberal fikileri yaymakta çok aktiftim ve fikirlerin özgürlüğünü en üst seviyede desteklediği için bu nedenle bu proje konusunda da çok heyecanlıydım. Açık üniversite kişisel ve kollektif gelişimin bir kaynağıdır. bu nedenle, bu büyük başarıdan dolayı gurur duyuyor olmalısınız.

    Diğer yandan Türkiye"nin 70 milyonluk nüfusunun yarıdan fazlasının 30 yaş altında olması, bana bunun çok iyi bir yatırım olduğunu düşündürüyor. Ve bu çoğunluğun %70"i daha yüksek eğitimli, şehirlerde yaşayan ve cezbedici şeylere açık gençler.

    Bu gençler ciddi bir şekilde ürün ve servislere olan ihtiyaçlarını artırmaktadırlar. Ve sizin grubunuz zeki bir şekilde bu ihtiyaçlara karşılık vermektedir çünkü Sabancı Grubu"nun yöneticileri, hedef kitleye yakın olabilmek amacıyla çok genç bir ekip.

    Sayın Sabancı,

    Siz kararlılığı ile, daha liberal ve insancıl bir dünya için umut ve inancı koruyan kadınlardan birisiniz.

    Ailenizin hayırsever faaliyetleri dedenizin tesiri ile başladı. Kendisi “bu toprağın bize verdiklerini bu toprağın insanlarına geri vermenin” doğal olduğunu belirtmişti.

    Aynı heves içerisinde bir yandan da kültürü desteklemektesiniz. Sanat koleksiyonunuz Louvre ve diğer prestijli müzeler ile zengin bir değişim imkanı sağlamaktadır.

    Portrenize son bir fırça darbesi atarken, sizin Türk halkı ile de ilişkinizi kurduğunuzu söyleyebiliriz. Bu darbeye sizin ortaklık yaratma konusundaki özelliğiniz ile benzeşme gösteren “Tursa” diyebilir miyiz, daha önce de bahsettiğimiz Beksa, Carrefoursa, Brisa... gibi?

    Belirttiğim gibi, bu henüz bitmemiş bir portre ve bundan dolayı size başarı diliyorum ve Il Corriere de la Sera "da yaptığınız son açıklamada da söylediğiniz “Türk kadını ülkenin gelişiminin öncüsü ve sivil hakların garantisi olacak” ve “Beş yıl içerisinde Türk demokrasisi daha da güçlenecek ve Avrupa"nın Çin"i olacağız” sözleriniz umarım gerçek olur.

    Sahneyi Baron Buysee"ye bıraktıktan sonra, ki umuyorum ilişkileriniz ile ilgili bize anektodlar aktaracak, çok farklı alanlarda bu kadar önemli ulusal ve uluslararası role sahip olan sizi dinlemekten zevk duyacağım.

    Teşekkür ederim.

    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim