• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209

    Gül: Karartma yok, Uludere aydınlanacak

    20.05.2012 10:56
    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Amerika yolunda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularına cevap verdi.
    Gül: Karartma yok, Uludere aydınlanacak
    Gül: Karartma yok, Uludere aydınlanacak Gül: Karartma yok, Uludere aydınlanacak Gül: Karartma yok, Uludere aydınlanacak

    Wall Street Journal Gazetesi'nin 'Uludere'de istihbaratı ABD verdi" iddiasının Genelkurmay tarafından yalanlandığına dikkat çeken Gül, "Bir ülkenin hükümeti, genelkurmayı yazılı bir açıklama yaptıysa ona inanmak gerekir." dedi. Terörist zannedilerek kaçakçıların öldürüldüğü olayla ilgili "Uludere konusunda maalesef büyük bir değerlendirme hatası var." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı hukukî sürecin devam ettiğini hatırlatarak net konuştu: "Uludere'de bir karartma yok. Olayın ne olduğu mutlaka ortaya çıkacak".

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Chicago yolunda beraberindeki gazetecilere yaptığı açıklamalar şöyle: Bir ülkenin hükümeti, genelkurmayı yazılı bir açıklama yaptıysa onan inanmak gerekir. ABD ile Türkiye arasında bir istihbarat işbirliği var. Aynı bölgeyi Türkiye de izliyor; bir aşamasını ABD'nin de görmüş olması şaşırtıcı değil. Bu konuda ABD'nin elindeki teknolojik imkânların Türkiye'de aynı şekilde olduğunu söyleyemeyiz. Zaten eksikliği gördüğümüz için bu açığımızı gidermeye çalışıyoruz. Ben bölgeye gittiğimde bu izleme operasyon merkezlerini de ziyaret ettim. Terörist diye şüphelenilen bir insanın çoban olduğunun anlaşıldığına şahit oldum. Uludere konusunda maalesef büyük bir değerlendirme hatası var. Üzüntümüz büyük.

    Haberin çıkacağını biliyorduk

    Wall Street Journal'daki haberle Türkiye'nin silahlı predatör talebi arasında ilgi kuruyor musunuz?

    Wall Street Journal'da böyle bir yazı çıkacağını önceden biliyorduk. Yine bu insansız hava araçları hakkında ama bunların Afganistan veya Pakistan'daki kullanımından doğan yanlışlar işlenir diye düşünüyorduk. Kaç kez o bölgede yanlış yaptıklarını, sivilleri hedef aldıklarını, bu yüzden Afganistan ve Pakistan'la ilişkilerinde sorun yaşadıklarını biliyoruz. ABD'den silahlı pradatör talebimiz çok sıcak. Kongre'de tartışılıyor. WSJ de zaten yazıda sonunda konuyu bu noktaya getiriyor.

    Uludere üzerinden 5 ay geçmesine rağmen aydınlatılmaması olağan mı, sorusu?

    Uludere'de karartma yok. Olayın ne olduğu ortaya çıkacak. Hukukî bir süreç bu.

    Uludere gibi bir hadisede karar verme süreci nasıl, angajman kuralları nasıldır?

    Demokratik ülkelerde nasıl oluyorsa öyle oluyor. Sınır ötesi veya sınır içinde bir operasyonun nasıl yapılacağı bellidir. Bunun kuralları Dışişleri, Genelkurmay, Başbakanlık arasında önceden çalışılmış ve belirlenmiştir. Bu geneldir, alanı ve nasıl uygulanacağı bellidir. Her bir olay için ve her an için izin olmaz. Bu tür operasyonları yapan birimlerde bir de sivil otorite temsilcisi koymak gibi bir şey olamaz.

    Rusya, Suriye'deki gerçekleri görecek

    Rusya'nın NATO'nun Chicago zirvesine katılmayacağını tahmin etmiştim. Putin gelmiyor. Sade füze savunma sistemi değil, Suriye, silahsızlanma gibi başka konularda da görüş ayrılıkları ve talepleri var. Bu durum ikili ilişkilerimize yansımıyor. Suya sabuna dokunmayayım derseniz temizlik yapamazsınız. İletişim kanallarımız açık, açık açık her şeyi konuşuyoruz ve bizi anlıyorlar. Zaten NATO'daki varlığımız körü körüne bağlılık değil. Suriye konusunda eninde sonunda gerçekleri görecekler. Bu kadar yaygın insan hakkı ihlallerini desteklemek Rusya'nın da çıkarına değil.

    Refahtan kesip NATO'ya katkı yaptık

    Zirvenin Türkiye'nin NATO'ya katılışının 60. yılına rastlaması önemli. Birçok toplantıda, ekonomik gelişmemizden fedakârlık yaparak hür dünyanın güvenliğine katkıda bulunduğumuzu hatırlatıyorum. NATO'nun yeni tehditler karşısında caydırıcılığının artırılması, Malatya'da kurulan sistemin de parçası olan 1980'lerdeki Reagan zamanından beri konuşulan füze savunma sisteminin devreye girecek olması ve örgütün yeniden yapılandırılması için çalışmalar önemli.

    Füze kalkanı Türkiye'yi koruyor mu?

    Bu tür konular önceleri empoze edilir ve tamam denirdi. Şimdi her seviyede uzun zaman görüşmelerden sonra yapıldı. Bir ülkeyi değil füzeleri hedef alıyor ve Türkiye'nin tüm nüfusunu, toprağını koruyacak. Türkiye için kaygı duyulacak bir durum yok. Bu sadece ilk uyarı sistemi, Romanya ve Bulgaristan'da da benzer yapılar var. Denizden devreye girecek kısmı var. Coğrafî olarak en uygun ve en az kör noktanın kaldığı yer olduğu için Malatya seçildi. Açıkta kalan bazı küçük bölgelerin ilave tedbirlerle korunması konusunda NATO'nun taahhüdü var. NATO'nun Balkanlar'a ve doğuya doğru genişlemesini destekliyoruz. Örgüt içinde Türkiye'nin etkinliği de eskiye göre çok arttı. Rasmussen'in genel sekreter seçildiği zirvede istediğimiz şartlar yerine geldi. Genel sekreterin savunma planlama yardımcısı bir Türk. Standardizasyon konusu Türkiye'de. Almanya'daki füze savunma merkezinde bir Türk general var.Pakistan İkazımızla davet edildi

    Afganistan'da 2014'te uluslararası güçlerin çekilip güvenliğin Afganlara devredilmesiyle ilgili kritik süreç konuşulacak. Pakistan'sız bir Afganistan siyaseti ise olamaz. Hayaldir. Pakistan'ı suçlamak, cezalandırmaya kalkmak, dışlamak da yanlıştır. Bunu ABD'liler dahil herkese söylüyoruz. Chicago'daki Afganistan toplantısına ISAF'ın parçası olan 60 ülke katılacak. Pakistan'ı çağırmamışlardı. Pakistan Cumhurbaşkanı ile hem bu davet konusunu hem sıkıntılarını konuştum. ABD'ye "Çok vahim böyle bir şey olur mu?" diye ilettik. 2 gün önce davet edildiğini öğrendim.

    Hollande'dan realist politika bekliyoruz

    Fransa lideri ile ilk görüşme olacak. Önceki başkanın yanlışlarını gördü. Onun gibi oportünist değil rasyonel ve realist politikalar izlemesini bekliyoruz. Bu hem ikili ilişkiler hem AB için olumlu olur. Önemli olan kazan kazan mantığıyla olaya bakılması ve ortaya çıkacak iklim. Bu olursa, 5 müzakere başlığının bu ülke tarafından engellenmesi gibi durumlar aşılır. Bunu gündeme getirecek değilim.

    AB krizleri üzücü ama işimize bakalım

    Başta komşu Yunanistan olmak üzere Avrupa'daki krizlere üzülüyoruz. Bir an önce istikrarlı ve 2002'de bizim yaptığımız gibi ciddi kararları alacak hükümetlerin ortaya çıkması lazım. Türkiye'nin üyelik sürecinde eskiden beri ben hep kendi işimize bakalım görüşündeyim. Taramayı yapmışız ve eksiklerimizi biliyoruz. Sarkozy gibi liderler gelip gidiyor, işimize odaklanırsak güçlenir ve Avrupa için cazip hale geliriz. Şimdi onlar 'Türkiye gibi etrafında parlayan bir ülkeyi niye kaybediyoruz?' diye soruyor. Pozitif ajandaya biraz onlar face saving'i (yüz kurtarma) çabası olarak bakıyorum. Düne göre bugün Türkiye'yi yönetenlerin en önemli özelliği, her alanda noksanlarımızı kabul ediyor olmaları. Biz mükemmeliz, mümtazız demiyoruz. Bu yüzden ekonomik büyümede dünya rekoru kırmasına rağmen her şey tamam demeyip ciddi olmalıyız, kemerleri sıkmalıyız diyorlar. Halk da bunları yaptıkça ülkenin güçlendiğini görüyor.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim