• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596

    Germen Aydınpost'a konuştu

    14.04.2011 09:51
    Sert çıkışlarıyla ve sivri diliyle bilinen Aydın Baro Başkanı Sümer Germen, Hatice Karaarslan’ın konuğu oldu.
    Germen Aydınposta konuştu
    Germen Aydınpost'a konuştu Germen Aydınpost'a konuştu Germen Aydınpost'a konuştu

     

    Sert çıkışlarıyla ve sivri diliyle bilinen Aydın Baro Başkanı Sümer Germen, Hatice Karaarslan’ın konuğu oldu.
    Sümer Bey, yaptığım röportajda aslında görünenin aksinde çok mütevazi ve sıcak olduğunu gördüm. Özellikle sorduğum sorular karşısında samimi cevaplar veren Germen ile bu dönem neden milletvekili adaylığına soyunmadığından, kadınlara yönelik şiddete kadar pek çok konu hakkında konuştuk.
     
    Başkanım, milletvekili adayı olma durumunuz vardı, niye vazgeçtiniz?
    10 yıldır baro başkanıyım. Ön seçim olursa düşünmüyorum, demiştim. Çünkü 10 yıldır baro başkanlığı yapıyorum, yıllardır siyasetin içindeyim. 2007’de denedim. Ön seçimin nasıl olduğunu gördüm. Ama partim, ülkem benden yaralanmayı düşünüyorsa, birikimim, donamımım hem de siyasi tecrübelerimle ben o göreve hazır olduğumu söyledim. Demek ki bize ihtiyaç yokmuş ki, böyle bir talep gelmedi. Ben de aday olmadım. 
     
    hatice0.20110414095219.jpg
     
    Peki, şimdiki mevcut aday listeleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Barajı geçebilecek bir ucube olan demokrasiye antidemokratik olduğunu düşündüğüm yüzde 10’luk seçim barajı nedeniyle şuan mevcutta görünen 3 parti var. CHP, AKP VE MHP olarak görüyoruz. Partilerin listelerinin dengeli olduğunu düşünüyorum. AKP’de meslektaşımız olan Semiha Hanım bir ara verdi. Sonra demek ki tekrar gerekli görüldü. 2. sıradan aday gösterildi. Nazilli’den yine meslektaşımız Ahmet Ertürk’ün listede olmaması sanırım Başbakanımız tarafından öyle uygun görüldü. Orada tamamen tepeden inme bir yapılanma olduğu için bu durumu kendi içlerinde kendi mücadelelerini vermeleri gerekiyor. AKP’deki yapılanma bu şekilde. Aslında demokrasiyi tüm gerekleriyle değerlendirmeliyiz ama Siyasi Partiler Kanunu değişmediği için her partinin uygulaması değişik oluyor. O zamanda tek kişinin ağzından çıkan kimse, o milletvekili oluyor maalesef. Tabi bu demokrasiye aykırı bir uygulama. Ayrıca bazı arkadaşlara çok büyük haksızlık olduğunu düşünüyorum. Temayül yoklaması bağlayıcı değil ama sonuçta bir dünya insana umut veriyorsunuz. Kişi partisini güvenerek oraya geliyor. Para, enerji, zaman harcıyorlar. O insanların emekleri bir çırpıda harcanıyor. Bu doğru bir davranış değil. Çünkü aylardır çalışan emek harcayan ilk sıralara giren insanlar sıralamaya bile girmedi. Bu durumun hoş olmadığını düşünüyorum. CHP’de geniş katılımlı bir ön seçim yapıldı. Bana göre güzel bir sıralama çıktı. 3. sırada Nazilli’den Ferda Çağlar Erkut’un olmasına sevindim. Çünkü gayet eğitimli, donanımlı bir insan. Fakat kontenjan kullanıldı. Kontenjanın ben çok doğru bir tercih olduğunu düşünmüyorum. Keşke kontenjan olmasaydı, bunun yerine o yörenin içinden örgütün içinden emek vermiş insanlardan seçilseydi çok daha isabetli olurdu. Tabi genel merkezin takdiridir bu. Çünkü başka kriterler göz önüne alınıyor. MHP’nin de 2 tane eski devam eden milletvekili adayı var. Söke’den olan bayan adayı gayet iyi isabetli olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede 3 partinin de hem artıları hem eksileri var, diyebilirim. Çekişmeli bir seçimin olacağını düşünüyorum. 3, 2, 2 olacağını düşünüyorum. 
    Önemli olan Aydın’ın sorunlarını bilen ekonomik, kültürel, sosyal sorunlarını özümseyen insanlardan oluşan milletvekillerinin çıkmasını istiyorum. Halka her zaman güler yüzlü olan sırtını dönmeyen, sorunlarla ilgilenen kendini kamuya millete adayan çalışkan milletvekilleri görmek istiyoruz. Aydın’dan kopmadan doğru bir şekilde kendilerini düşünmeden bana göre toplumu düşünerek ve bir takım egolarından arınmış olarak insanlara hizmet vermeleri gerekiyor. Ben 3 parti adaylarına da başarılar diliyorum. 
     
     
    Kadın adaylarımızın sayısı hakkında ne düşünüyorsunuz, sizce yeterli mi? Kadınların siyasette aktif rol almasını nasıl yorumluyorsunuz?
     
    54.20110414095536.jpgKadın ya da erkek olması önemli değil. Kadın olmasının yanı sıra donanımlı, bilgili olması hakikaten siyaseti seven siyaseti yapabilecek olan insanların olması gerekiyor. Eğitimden ziyade insanların sorunlarını sıkıntılarını takip etmek gerekiyor ve yöreyi iyi bilmek gerekiyor. Kadın adayların illa kadın olmasından dolayı bir yerlere gelmesi yerine bir mücadeleyle birikimle olması gerekiyor. Bazı insanlar parayla bir yerlere gelebileceğini düşünüyorlar. Ama toplum bunu her zaman yemiyor. Siyaset dürüstlük, erdemlik, güvenilirlik ve birikim istiyor. Bunları kadın olarak da yaparsanız o zaman halk, parti ve toplum sizi bir yerlere getirir. Mesela CHP’de kontenjan olmasaydı 3. sıraya gelen bayan, parti içinde olan eğitimli, donanımlı demek ki yeterli bir insan ki birden 37 adayın içinden 3. sıraya geldi. Bu güzel bir çıkıştı bana göre. AKP’de Semiha Hanım tekrar aday olarak karşımıza geldi. O da aileden gelen birikimi, donanımlı, eğitimli ve değerlendirilmesi gereken biri ki Sayın Başbakanımız açısından tekrar çalışılması düşünüldü. Hayırlı olsun ama, dediğim gibi sadece kadın olmak değil, çalışacaksın ve kendini kabul ettireceksin bu çok önemli. 
     
     
    Başkanım, Ankara Barosu’nun başlattığı “Şiddet Mağduru Kadınlar”a yönelik “Gelincik Projesi” çok ses getirdi. Aydın Barosu olarak bu tarz bir projeleriniz olacak mı?
    Aydın Barosu sadece meslektaşların, avukatların sorunların çözmek için değil, aynı zamanda toplumda var olan bir takım aksaklıkları insan hakları temelinde işkence kötü muamele kadının şiddet görmesi çocuk tacizleri gibi toplumda aksayan şeyleri ve eksiklikleri gidermeyi amaçlayan kurumdur. Ankara Barosu’nun Bakanlıkla da imzalamış olduğu kadına şiddetle ilgili ‘Gelincik Projesi’ var. İstanbul Barosu’nun Kadın Hakları Komisyonunun çok mükemmel çalışmaları var. Türkiye’deki pek çok baronun harika çalışmaları var. Bizim aktif komisyon çalışmalarımızdan biri Kadın Hakları Komisyonu ve Çocuk Hakları Komisyonu. Bu toplumda demokrasi kültürü ve hukuk devleti kültürü daha yerleşmediği için ve eğitim düzeyimizde istediğimiz seviyede olmadığı için en çok şiddete maruz kalan kadınlarımız ve çocuklarımızdır. Özellikle kadın hakları komisyonlarımız yıllardır en çok çalışa aktif olan komisyonumuzdur. Kadının tacize ve şiddete uğramasıyla ilgili olarak baroya yapılan her türlü başvuru anında değerlendirilir. Ankara Barosu’nun yaptığı gibi bir çalışma yok ama kadın hakları komisyonumuz bu konuda çok iyi. Kadınların bilinçlendirilmesine yönelik köy çalışmalarımız var. İmamköy’den başladık. Valilikle yapılan bir çalışma olmasına rağmen 2 kadın avukat arkadaşımız muhtarın da bilgisi dahilinde gidiyor ama bir tane bile kadın bulunamıyor. Oradaki muhtarın hangi nedenle olduğunu bilemiyorum fakat önceden köydeki kadınlara haber vermesi gerekiyordu. Kadınlara haklarını öğretmeye bilgilendirmeye gidiliyor kimse bulunamıyor. Hiç hoş değil. Haftaya Kocagür’e gidilecek. 15 günde 28 köye gidilecek bu şekilde. Geçen senede yapıldı bu çalışma. Aynı şekilde kadın hakları komisyonumuzun telefon numaraları internet sitemizde var. Her zaman hizmete, yardıma hazırız.
     
    Sadece köylerde mi yapılacak, merkezde herhangi bir çalışma olmayacak mı?
    Merkezde paneller, sempozyumlar yapıldı, yapılıyor da. Bütün kadın kuruluşları da çağırıldı. Ama katılım olmuyor. İlgi olmuyor. Bizim toplumumuz işin kolaycılığına kaçmaya alışmış. Beyinsel yönden faaliyetleri çok sevmeyen bir toplumuz. Buradan da belirtmek istiyorum bizim hem çocuk hakları hem kadın hakları komisyonlarımız çok aktif çalışmalarda bulunuyor. 
     
    Çalışmalar hangi noktalarda gerçelştirilecek peki?
     
    Aydın Merkezde belirlenen köyler 
    22 Nisan - Kocagür
    6 Mayıs - Baltaköy
    20 Mayıs- Kuulu
    3 Haziran - Yeniköy/Dalama
     
    Söke'de belirlenen yerler
    22 Nisan - Burunköy
    6 Mayıs - Kisir
    20 Mayıs - Özbaşı
    3 Haziran - Tuzburgazı
     
    Didim'de belirlenen yerler
    21 Nisan - Balat
    5 Mayıs - Denizköy
    19 Mayıs - Batıköy
    2 Haziran - Yalıköy
     
    Nazilli'de belirlenen yerler
    22 Nisan - Demriciler
    6 Mayıs - Hasköy
    20 Mayıs - Sinekçiler
    3 Haziran - Esenköy
     
    İncirliova'da belirlenen yerler
    20 Nisan - Dereağzı
    4 Mayıs - Palamut
    18 Mayıs - Arpadere
    1 Haziran - İsafakılar
     
    Avukatlarımızın sıkıntıları neler, bu sıkıntıların giderilmesi için neler yapılmalı? Ülke olarak istenilen düzeyde miyiz?
    5 Nisan Avukatlar Günüydü. Avukatlar Günü haberleri bile basına yansımadı. Buradan basına sitemimi de belirtmek istiyorum. Savunma hakkını kullananlar avukatlardır. En kurumsal örgütlerde barolardır. Barolar sadece meslektaşlarının hak ve menfaatlerini korumak değil toplumdaki dengesizlikleri çarpıkları ortadan kaldırmakla da yükümlü olan sosyal bir görevi olan kurumlardır. Kötü bir noktadayız maalesef. 10 yıllık baro başkanı olarak yaşayarak gördüğüm için söylüyorum. Şuan 60’ın üstüne çıktı Hukuk Fakültesi. Birikim ve donanım olarak hukuk fakülteleri çok yetersiz. Öncelikle sistemin değiştirilmesi gerekiyor. Özellikle özel okullarda çok kötü eğitim var. Çok değerli hocalar özel okullara geçtiler. Devlet okullarında gösterdikleri çabayı burada gösterdiklerini söylemek çok zor. Eğitim seviyesinin düşmesi topluma yansıyor. Aydın Barosu olarak bu eğitimden kaynaklı boşlukları mümkün olduğu kadar eğitimle seminerlerle kapatmaya çalışıyoruz. Bin bir ümitlerle hukuk fakültelerine giren arkadaşlarımız hakim ya da savcılığı kazanamıyor. Avukat olayım diyor, büro açıyor tabi umduğunu bulamıyor. Aydın’da avukat sayısı fazla. Genç arkadaşlarımız kurum kuruluşlar dışında özel olarak çalışanlar tabi sayı ihtiyaçtan fazla olunca sıkıntı da oluyor. Sayı arttıkça da ekonomik problemlerde artıyor. Anne, baba eline bakmak zorunda kalıyorlar, sonra gençlerimiz açısından ciddi sıkıntılar doğuruyor. Umarım bu sıkıntılar geçecek diye düşünüyorum. Bu şekilde gitmez, Avukatlık yasasında değişiklikler yapılırsa daha kontrollü Avrupa’da olduğu gibi saygın bir meslek olacaktır. Avukatlık Yasası'nın Aydın Barosu'na verdiği mesleki ve toplumsal görevleri yerine getirmekte en ufak bir tereddüdümüz yoktur.  Bağımsız savunmayı, kişilerin adil yargılanma haklarını, hukukun üstünlüğünü, insan hak ve özgürlüklerini ödünsüz olarak savunuyoruz fakat ciddi sıkıntılara maruz kalıyor meslektaşlarımız. Avukatların her geçen gün savunma görevlerini yerine getirirken yaşadıkları zorluklar artmakta, çeşitli engellemelerin yanı sıra fiili saldırılara da maruz kalmaktadırlar. Geçtiğimiz günlerde bir meslektaşımız duruşma salonunda, yargılama sırasında fiili saldırıya maruz kaldı. Hukuk güvenliğinin yok edildiği bu durum çok büyük bir üzüntü yaşattı. İnşallah bu gibi olayların önüne geçilecek, gerekli önlemler alınacaktır. 
     
    Röportaj: Hatice Karaarslan

     

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim