• BIST 89.773
  • Altın 145,291
  • Dolar 3,6220
  • Euro 3,9069

    Genelkurmay belgeleri konuşuyor

    01.12.2011 07:19
    Genelkurmay belgeleri konuşuyor
    Genelkurmay Başkanlığı’nın kendi arşivlerinden faydalanarak 1972’de yayımladığı belgelere göre Dersim katliamına giden süreç 1926’da planlanmıştı. Ve harekat tam bir ‘terbiye’ operasyonuydu.
    Genelkurmay belgeleri konuşuyor Genelkurmay belgeleri konuşuyor Genelkurmay belgeleri konuşuyor

     

    Son Dersim tartışmaları olayın bir isyan mı yoksa “ıslah” hareketi mi olduğunu yeniden gündeme getirdi. Bu konuda en çok merak edilen kaynakların başında gelen Genelkurmay arşivleri olayın bir isyandan çok planlı bir ıslah hareketi olduğunu gösteriyor. 1972 yılında Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı tarafından yayınlandıktan sonra aynı yıl yasaklanan Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar kitabında Dersim’e yönelik harekat hazırlıklarına 1926 yılında başlandığı, karakol ve yolların 1935’te çıkarılan Tunceli kanununu uygulamak için yapıldığı, Seyit Rıza ve yakınlarının evlerinin karakol baskınlarından önce bombalandığı bilgileri yer alıyor. Genelkurmay belgeleri Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan İsmet İnönü’nün harekatın her aşamasından bizzat haberdar olup yönettiklerini de gözler önüne seriyor. Harp Tarihi Başkanlığı Dersimde yaşananlar için terbiye etme, uslandırmaş hizaya getirme anlamlarına gelen “Tedip” ifadesini kullanıyor.

    Hazırlıklar 1926’da başladı

    Resmi tarih Dersim olayını isyan eden Seyit Rıza ve adamlarına yönelik bir bastırma harekatı olarak tanımlıyor. Ancak Genelkurmay belgelerinde onbinlerce sivilin öldürüldüğü onbinlercesinin de topraklarından sürülrdü Dersim katliamının başlangıcı şu ifadelerle belirtiliyor: “Cumhuriyetin ilanını takip eden senelerde özellikle Şeyh Sait ayaklanmasından sonra, diğer doğu illeri ile beraber Dersim’de de önemle dikkate alınmış ve kesin ıslahat esaslarının tespiti için incelemelere başlanmıştır.” Genelkurmay’a göre bu doğrultuda hazrılatılan ve harekatın temelini oluşturan Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey’in 2 Şubat 1926 tarihli raporu Dersim’in giderek Kürtleştiği, tehlikenin büyümekte olduğu, ve bu çıbana kesin bir ameliyat yapmak gerektiği anlatılıyor.

    Önce askeri yığınak sonra isyan

    Genelkurmay belgelerine göre bu hazırlıkların ardından 25 Aralık 1935’te Tunceli kanunu çıkarılıyor. Kanun, Tunceli  iline Korgeneral rütbesinde bir kişinin çok geniş yetkilerle vali, komutan ve genel müfettiş olarak atanmasını öngörüyor. O kişi de Dersim harekatını yönetecek olan Korgeneral Abdullah Alpdoğan oluyor. Genelkurmay Belgeleri Dersim olayının temellerini de bu kanuna dayandırıyor: “Tunceli Kanunlarının uygulanmasına ilkin, Dersim’e hakim olmak esası dikkate alındığı için Kahmut, Sin, Karaoğlan, Amutka, Danzik, Haydaran gibi bucak merkezlerinde birer karakol tesisi ve binaların inşasına başlanmıştı.”

    Genelkurmay belgeleri isyan faaliyeti olarak tanımladığı ilk olayın tarihi olarak ise bundan iki yıl sonrasını yani 20/21 Mart 1937 olarak veriyor. Kayıtlarda ilk olayın Pah bucağı ve Kahmut Bucağını birbirine bağlayan Harçik (Darboğaz) deresi üzerindeki tahta köprünün yakılması olarak yer alıyor. Bu olayı Sin Karakolunun telefon irtibatının kesilmesi ve Sin Bucağına taciz ateşi açılması olyları takip ediyor.

    Çanakkale’den asker sevkiyatı

    Mart 1937’de bölgedeki askeri hazırlık ise kayıtlarda şöyle yer alıyor: 9 seyyar tabur, 4’üncü genel müfettişlik nuhafız takımı, 3. bölge komutanlığı, 3. Jandarba Bölge Komutanlığı, Mazgirt, Nazımiye, Çemişkezek, Pertek, Hozat, Ovacık, Pülümür sabit jandarma bölükleri, seyyar jandarma alayı. Ayrıca 2. Tayyare Alayından takviye edilen 7 uçaklı bir bölük de Elazığ’a gönderiliyor. Çanakkale’den bile 500 jandarma gönderiliyor. Ayrıca Erzinacan’daki seyyar ve süvari birlikler de bölgeye kaydırılıyor.

    Seyit Rıza’nın evini bastılar  

    Genelkurmay belgeleri asıl çatışmaların uçak bombardımanlarından sonra başladığını gözler önüne seriyor. Askerlere yönelik saldırıların da Seyit Rıza’nın evine ve bölgeye yapılan bu bombardımanlardan sonra başladığını ortaya koyuyor. Kullanılan ifadeler ise halkın kışkırtıldığını, adeta saldırıya zorlandığını gösteriyor: “Hemen her gün eşkıyanın şu veya bu karakola baskın yapacağı haberleri alınıyordu. Birkaç kez Elazığ’da bulunan uçak bölüğünce; eşkıyanın toplandığı yerler, özellikle bu ayaklanmayı görünürde perde arkasından yönettiği bilinen Seyit Rıza’nın evi ve civarı havadan bombalandı. Her gün biraz daha şiddetini arttıran kaynaşmaya rağmen henüz ciddi bir harekat olmamıştı. Nihayet bir gün 26 Nisan 1937’de Sin bucağının Hozat’la irtibatının dağ yolu ile yapılmasını sağlamak maksadı ile açılan ve mevcudu 36 sabit jandarmadan ibaret olunan Askisor Karakolu  saat 20:00’de itibaren 100 kadar eşkıya tarafından kuşatıldı.” Bu olayın ardından da harekat emri veriliyor.  star

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim