• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391

    Fethullahçılar'ın gücü üzerine bir yazı!

    16.02.2012 09:31
    Fethullahçıların gücü üzerine bir yazı!
    Milliyet yazarı Hasan Cemal´den Gülen Cemaati´ne ilişkin çok tartışılacak bir yazı...
    Fethullahçılar'ın gücü üzerine bir yazı! Fethullahçılar'ın gücü üzerine bir yazı! Fethullahçılar'ın gücü üzerine bir yazı!

     

    "Gülen Cemaati'nin, günlük deyişle Fethullahçıların hem güçlü hem becerikli olduklarını, organize hallerini gayet iyi bilen biriyim. Nereden mi? Futboldan..."

    Bu sözlerin sahibi Milliyet yazarı Hasan Cemal...

    Hükümet-Cemaat tartışmalarının ortasında söylenen bu sözler bu cümleyle de sınırlı değil üstelik.

    "Yurtdışındaki organize halleri çok iyidir" diyen Cemal 2008 yılına ilişkin bir hatırlatmayla yazısını şöyle sürdürdü:

    2008 yılında Avrupa Futbol Şampiyonası'nı izliyordum. Türkiye yarı finale kalmış, Basel'de Almanya'yla oynayacaktı. Oteller, pansiyonlar doluydu. Yer bulamıyordum. Cemaatten bir meslektaşımı aradım, derdimi anlattım. Çok geçmedi cep telefonum çaldı, birkaç saat içinde yatacak yer bulunmuştu Basel'de...

    2010'da Güney Afrika'daydım. Dünya Kupası'nı izliyordum.

    Önemli maçlardan biri Durban'da, diğeri Cape Town'daydı. Yine otel yoktu. Cemaat harekete geçti ama bu kez nafile... Sonunda beni her iki şehirde de Gülen Cemaati okullarının yurtlarında misafir ettiler. (*)

    Başka nerden biliyorum cemaatin gücünü?

    Büyük iş dünyasından, 'beyaz Türkler'den bazı ünlü isimlerin zaman zaman Amerika'ya, Fethullah Hoca'ya yaptıkları ziyaretlerin de cemaatin gücü konusunda fikir verdiği söylenebilir.
    Fethullah Hoca'yı 1990'ların ilk yarısında ben de tanımıştım. Değişik ortamlardaki sohbetlerine tanık olmuştum.

    Daha çok hoşgörü, diyalog ve uzlaşının çerçevesini çizdiği bu sohbetlerde Fethullah Hoca'nın bazı fikirlerinden ve o huzur içindeki kendi kendisiyle barışık hallerinden etkilenmiş, yazılarımda bu havadan olumlu bir dille söz etmiştim.

    İYİ GAZETE YAPIYORLAR

    Cemaatten en çok gazetecileri tanıyorum. İyi gazete yapıyorlar. Gündemine gerçekten hâkim ciddi gazeteciler var aralarında. Brüksel'e, Washington'a, Arap coğrafyasındaki Kahire gibi bazı başkentlere her gittiğimde cemaatten olduklarını bildiğim o meslektaşlarımla da teması ihmal etmem.

    Cemaat iş dünyasında da var.
    Üniversite dahil eğitimde de var.
    Peki, yargı ve polis ne oluyor?

    Cemaatin devlet içinde, özellikle yargı ve poliste güçlendiği, bazı kritik noktalarda son derece etkili olduğu konusunda fazla kuşku yok.

    ROL ÜSTLENDİKLERİ MALUM

    Özellikle 'askeri vesayet'in geriletilmesinde, yani Ergenekon ve Balyoz'da doğrularıyla yanlışlarıyla çok etkili roller üstlendikleri de malum...

    Polis ve yargıdaki Fethullahçılar, KCK operasyonlarıyla birlikte son 'MİT olayı'na kadar uzanan bir başka kritik -ve bence yanlış olan- rolü Kürt sorunu ve PKK konusunda oynadılar.
    Evet, bu yanlıştı.

    Ama Başbakan Erdoğan'a karşı bir 'yargısal darbe girişimi' sayılabilir miydi bu soruşturma girişimleri?

    Bu abartılı bir bakış açısı.
    Fazla komplo kokuyor.

    Peki, cemaatin özellikle yargı-polis ikilisinin devlet içindeki gücü Ak Parti iktidarını, Başbakan Erdoğan'ı rahatsız etmiyor mu?
    Öteden beri ediyor.
    Balyoz davasındaki bazı gelişmeler ya da İlker Başbuğ olayı Tayyip Erdoğan'ı rahatsız etmedi mi?
    Ettiği konusunda kuşku yok.

    ÇİZGİ ÇEKİLDİ

    Erdoğan son milletvekili seçimlerinde cemaatin Ak Parti şemsiyesi altında Meclis'e fazla girmesine çizgi çekti mi?
    Çekti hem de ciddi şekilde...
    Ankara'da, 'iktidar içi mevzilenmeler'de hükümet cemaati frenliyor mu? Fazla söz hakkı elde edecekleri kritik noktalara gelmelerini engelliyor mu?
    Evet öyle.
    Bu da cemaat çevrelerini hiç kuşkusuz rahatsız ediyor.
    Şu bir gerçek:
    Cemaat, Erdoğan'ın kolunu bükemez. Böyle bir gücü yok. Ayrıca cemaat iktidarla, Erdoğan'la kavga etmek de istemez.
    Öte yandan, Erdoğan'ı icraatları konusunda bazı açılardan yetersiz gören ve eleştiren bir cemaat var. Ama bu konularda da soğukkanlı, eski deyişle teenni içinde hareket etme eğilimi ağır basıyor cemaat odaklarında...
    Cemaat 'kavga'dan yana değil.
    Özellikle 'devlet'le...
    Bu tavrı yeni de değil. Eskiye, 12 Eylül'e, hatta 28 Şubat'a kadar gidiyor.
    'MİT krizi'yle ilgili son gelişmeler de, galiba cemaatin 'kavgacı' olmayan o geleneksel tavrına işaret etmiş durumda...

    ERDOĞAN ÇİZGİYİ ÇEKİYOR

    Anlaşılan o ki:
    Erdoğan şu sıralar çizgiyi çekiyor, cemaat de fazla ses etmiyor.
    Cemaat bu ülkede devleti ele geçirebilir mi?
    Böyle bir niyeti var mı, bilmiyorum, pek ihtimal de vermiyorum. Ayrıca, cemaatin devleti ele geçirebilecek böyle bir gücü olduğunu, olabileceğini de sanmıyorum.

    HASAN CEMAL'İN YAZISININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim