• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    Eski vekiller Diyarbakır'da

    14.12.2009 17:04
    Eski vekiller Diyarbakırda
    Kapatılan DTP'nin eski milletvekilleri Ahmet Türk, Aysel Tuğluk ve Emine Ayna Diyarbakır'da gitti..
    Eski vekiller Diyarbakır'da Eski vekiller Diyarbakır'da Eski vekiller Diyarbakır'da

    DTP'lileri taşıyan otobüsü binlerce kişi karşıladı. Otobüsün arkasında büyük bir konvoy oluştu. DTP'li eski vekiller daha sonra kalabalığa seslendi.

    DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk, Diyarbakır'dan hükümete, siyasi partilere devletin bütünü seslendiğini belirterek, "Artık yeniden düşünmek zorundasınız. Bu ülkede barışı sağlamak zorundasınız. Bu ülkede dökülen her kan damlasından sizler sorumlusunuz. Bunları söylerken Kürtlere de çağrı yapıyorum. Kürdüyle, Türküyle, barış için yanyana ve birlikte barış iradesimizi kararlılığımızı ortaya koymalıyız. Çünük barış için hepimiz için önemlidir. Halkların kardeşliğini düşünüyorsak gelin yeniden düşünelim tartışalım" dedi.

    DTP'LİLER DİYARBAKIR'DA
    Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk ve tüm milletvekilleri bugün Diyarbakır'da biraraya geldi. 5 siyasi yasaklı olan Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk ve bazı milletvekilleri Diyarbakır'a uçakla geldi. Türk ve Tuğluk'u Diyarbakır Havaalanı'nda milletvekilleri Emine Ayna, Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Ayla Akat Ata, Sebahat Tuncel, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ilçe belediye başkanları karşıladı. Kentte sıkı güvenlik önlemi alan polis, havaalanına vatandaşları sokmadı.

    DTP'liler parti otobüsüyle birlikte havaalanından tabelaları dün akşam sökülen partise binası yoğun sevgi gösterileri arasında gidebildi. Yaklaşık 3 kilometrelik yolu otobüs 1.5 saatte alabildi. Otobüsle birlikte yaya olarak yürüyen gruplar, sık sık Abdullah Öcalan ve PKK lehine sloganlar attı. Otobüsü DTP önünde yaklaşık 15 bin kişi karşıladı. Burada miletvekili Selahattin Demirtaş, toplananlara harhangi bir olumsuzluk olmaması için otobüs üzerinden çağrıda bulundu.

    KÜRTLERİN İRADESİ MECLİSTE OLMAZSA O MECLİS MEŞRU OLMAZ

    Kapatılan DTP'nin Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı, otobüs üzerinden ilk konuşmayı yaptı. Anlı, şunları söyledi: "Geleceğimize sahip çıkmak için buradayız. Bu halk en zor dönemlerde bile iradesine sahip çıkmıştır, bugün bir kez daha sahip cıkacaktır. Bu iradeyi tanımayanlar, bu iradenin ne olduğunun farkında olmayanlar 29 Mart seçimlerinde bu halktan en büyük tokadı yediler. Ama, değerli halkımız demekki bu tokat yememiş, daha sert bir okat vurmak lazım. Kürt halkı kimseyi incitmemiştir. Kürt halkı kimsenin değerlerine saygısızlık etmiştir. Kürt halkı kimseyi talan etmemiştir. Haklarını ayaklar altına almamıştır. Ama Kürt halkı kendi değerlerine siyasi iradesine partisine seçilmişlerine siyasetilerine sonuna kadar da sahip çıkacaktır. Biz Amedliler olarak kimliğimizin haklarımızın ve özgürlüğümüzün sonuna kadar arkasındayız. Şu unutulmasınki 11 kişinin verdiği kararla, devletin karanlık odaklarında verilen kararlarla AKP'nin iki yüzlü ve sahtekar bir biçimde Kürtlerin iradesine dönük bu yaklayşımına bizim verecek bir cevabımız var. Siz 30 yıllık barış mücadelesi, insan hakları mücadelesi, özgürlük mücadelesi ve Kürtlerin bir değeri olan sayın Ahmet Türk'e siyasi yasak koyabilirsiniz. Ama meydanlarda, ama sokaklarda, ama köylerde, ovalarda, dağlarda yüreklerimizde kimse yasaklayamaz. Bu halkın tarihi bir biçimiylede sayın Ahmet Türkün siyasi tarihiyle aynıdır. 12 Eyül'de parlamentodan cezaevine gönderdiler. 94 darbesinde bütün DEP milletvekillerimizle birlikte cezavine gönderdiler. Ve 3 gün önce bir kez daha siyasi yasak vererek parlamentodan uzaklaştırdılar. Diyarbakır milletvekilimize verilen siyasi yasağıda bir kez daha buradan protesto ediyoruz. Eğer Kürtlerin iradesi bu parlamentoda olmazsa o parlamentonun bir meşruiyeti kalmayacaktır. Onun için Diyarbakır ve Amed olarak her zaman siyasi irademizin yanında olacağız ve sahip çıkacağız"

    TUĞLUK: BARIŞI BU DEVLETE ANLATAMADIK
    Anayasa Mahkemesi tarafından 5 yıl siyaset yasağı getirilen Aysel Tuğluk, konuşmasını Diyarbakır'da çıkan olaylarda silahla vurularak öldürülen Aydın Erdem'e adadığını söyledi. Tuğluk, şöyle dedi: "Amed halkı, Kürt halkı onu hiç unutmayacaktır. Bundan 2,5 yıl önce bizi seçtiniz Ankara'ya gönderdiniz, gidin dediniz bu ülkenin barışını sağlayın dediniz. Gidin bu ölümleri durdurun dediniz. Gidin bu savaşı durdurun dediniz. Karşınızdayız. Büyük bir gururla ve onurla karşınızdayız. Ama, konuşmama sizlerden özür dileyerek başlamak istiyorum. Sevgili Orhan Doğan ölümünden bir kaç saniye önce konuşmasında dedi ya. Saygıdeğer halkım affedin bizi size barışı getiremedik diyoruz. Barış için gencecik fidanlarımızın ölmemesi için uğraştık didindik barışı oluşturmaya çalıştık. Ama bunlar barıştan anlamıyorlar. Bu devlet bizi dinlemedi. Ne yaptıysak bu devlete barışı anlatamadık. Ama büyük bir inançla söyülüyorum. Bu topraklara mutlaka barış bir gün gelecektir. Niye barış gelecek? Çünkü siz barış için direniyorsunuz. Çünkü siz barışı çok istiyorsunuz. Barışın kazanacağına bu nedenle yürekten inanıyorum. Anayasa mahkemesi bir karar verdi. Partimizi kapattı bizlere siyasi yasak getirdi"

    ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARINI TANIMIYORUZ
    Tuğluk, toplulukla birşey paşyaşmak istediğini belirtereke, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kapatma gerekçesi neydi biliyormusunuz? Bir konuşmamızda şöyle demişiz. Eğer bir çözümden bahsedecekseniz sayın Öcalan'ı PKK'yi görmeden onları muhatap almadan bu sorunu çözemezsiniz dediğiniz için yasaklıyorlar. Dağlarda gençlerimiz ölüyor, bunu kabul edemeyiz dediğimiz için bizi yasaklıyorlar, kapatıyorlar. Size sormak istiyorum böyle bir kararın meşruiyeti olabilirmi? Haklılığı olabilirmi? Ben buradan söylüyorum. Bu kararın bizim için halkımız için hiç bir meşruiyeti yoktur, tanımıyoruz bu kararı. İstedikleri kadar yasaklasınlar, istedikleri kadar kapatsınlar ben Anayasa Mahkemesi tarafından siyaset yasağı getirilmiş olabilirim ama burada Amed'de halkımla şimdi siyaset yapıyorum. Yine diyorum PKK'yı ve sayın Öcalan'ı dikkate almadan bu sorunu çözemezsiniz. Kürtlerin politik iradesine saygı göstermek zorundasınız. Çözüm için bir diyalog kurmak zorundasınız. Bu meselenin bir başka çözüm yolu yok. Yine söylüyorum ben bunu demeye devam edeceğim. Öyle siyaset yolunu tıkayarak, öyle kapatarak, baskı altına alarak tehdit ederek tutuklayarak ölrürerek bizi yıldıramazsınız. ve Bu yolla bunu yapanlara söylüyorum. Bu yolla gidilecek başka bir yolda kalmamıştır" Devlet, sizler çok iyi biliyorsunuz. Gemişte de bunları yapmadımı? Partilerimizi kapatmadımı? Milletvekillerimizi cezaevlerine koymadımı? Milletvekillerimizi öldürmedimi? Hepsini yaptılar. Ve bir kez daha diyoruz ki, anlayın bu yöntemlerle bu sorunu çözemezsiniz. Anlayın artık diyoruz. Kürt sorunu çözümünü artık devlete de toplumada dayatmıştır. Bunu görün diyoruz. Bizsinlerki artırk bizimde halkımızında çözümsüzlüğe tahammülü kalmamıştır. Diyoruzki, artık bu z ulmü kabul etmiyoruz. Ben buradan sesleniyorum artık insanlarımıza kıymayın diyoruz. Artık gençlerimize kıymayın diyoruz. Bu ülkeyi cehenneme çevirmeyin diyoruz. Emin olun buna artık bizde izin vermeyeceğiz"

    KARARIN MUHATABI ÖZGÜR KÜRT İRADESİ
    Topluluktan Anasaya Mahkemesi'nin kararını iyi anlamasını isteyen Tuğluk, sözlerine şöyle devam etti: "Bu kararın mağduru sayın Ahmet Türk, Aysel Tuğluk değildir. Bu kararın muhatabı bizler değiliz. Bu kararın muhatabı özgür Kürt iradesidir. Onurlu Kürt iradesidir. ÇÖüm isteyen, barış isteyen iradeye yasak getirilmiştir. Bunu böyle anlayın. 1994'de aynı şeyleri bize yaptılar. Binlerce insan ölmedimi? 1994'ten sonra 20 bine yakın insanımızı kaybetmedikmi? Peki sormak istiyorum gemişten ders çıkarmadınızmı? Peki verdiğiniz kararı anlamı ne diye sormak istiyorum. Daha kaç bin insanın ölmesini istiyorsunuz. Daha kaç bin gencimizin ölmesini istiyorsunuz? Buradan soruyorum, bunun hesabını nasıl vereceksiniz. Buradan devletede seslenmek istiyorum. Ey devlet, biz sizden çok şey istemedik. Dilimizle konuşmak istiyoruz , kimliğimizle yaşamak istiyoruz dedik. İrademize değerlerimize saygı gösterin dedik. Ne yazıkki bu devletin sizlere Kürt halkına şu kadar verdiği bir değer yok bunu bilin. Konuşan onurlu direnen Kürt istemiyor. Köle Kürt istiyor karşısında. Biliyorsunuz sevinçimize bile tahammül göstermiyorlar. Bu halk ilk defa cenazelerinizi karşılarken çocuklarını canlı karşıladı, sevindi çoştu diye. Bunu kabullenemediler bir türlü. Siz bana 2,5 sene bu devletten ne anladın diye sorarsanız ben derimki bu devletin çözüme niyeti yok. Umutsuz olduğumu sanmayın bu devleti barışa biz zorlayacağız. Bu devleti barışa direnerek zorlayacağız. Barış mücadelesini yükselterek zorlayacağız. Barışı bir umut olmaktan çıkarıp bir mücadeleye dönüştürmedikçe bilinki asla gerçekleşmez. Bizim mücadele etmekten direnmekten başka yolumuz yok, başka çaremiz yok. Size karşı halkıma karşı bir kusurum varsa bir yanlışım varsa sizin affınıza sığınıyorum. Sizler bana hangi görevi nasıl verirseniz bir hizmetçiniz gibi çalışmaya devam edeceğim. Sizlerle birlikte özgürlük barış kazanacak diyorum"

    TÜRK: RÜYAMIZ ÖZGÜRLÜK RÜYASIDIR
    Kapatılan DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, gibi veda konuşması yapmayacağını söyledi. "Her zaman yürek yüreğe aynı saflarda mücadelemizi sürdüreceğiz" diyen Türk, şöyle dedi: "Yasaklar bizi sınırlandıramaz. Milletvekilliği bizim için önemli değil. Partilerinde kapatılması bizim açımızdan önemli değil. Bizim için önemli olan halkımızın özgürlük mücadelesidir. Bugün, bu özgürlük mücadelesi için yürekleri çarpan milyonlarca insanı görüyoruz ve inanıyoruzki, bu özgürlük mücadelesi başarıya ulaşacaktır. Bunun önünü hiç kimse tutamayacaktır. Çok şey istemedik. İnsanca yaşamayı istedik. Özgür olmak istedik, özgür yurttaş olmak istedik. Bir gecenin karanlığında uzaktan yanan bir mum ışığını önemsedik, o mum ışığı bile bazen yüreğimizi ısıttı bazen yolumuzu aydınlatabilir diye düşündük. Ama bir mum ışığının yanmasına bile izin vermediler, vermiyorlar. Amerikalı siyahların mücadelesini veren Martin Luhter King şunu söylüyordu Benim de bir rüyam var diyordu. Evet bizim rüyamız Martin Luther King'in rüyasından farklı değildir. Bizimde rüyamız özgürlük rüyasıdır. Kürt halkının özgürleşme rüyasıdır. Bunu gerçekleştireceğiz. Çünkü, inancımız sonsuz, her yanıyla halkımıza layık olmak için sonuna kadar barışta demokraside çözümde ve mücadelede kararlı olacağız. Ben bir Anayasa Mahkemesi'nin kararını burda tartışmayaçcağım. Çünkü bu devletin bu ülkenin siyasetilerin mantığını çok iyi biliyorum. Zaten farklı bir şeyde beklemiyorduk. Çünkü onlar Kürtlerin varlığına halen tamammül edemediler, özgürleşmemize tahammül edemiyorlar kimliğimize tahammül edemiyorlar dilimize tamamüh edemiyorlar. Ancak, şöyle bir mesaj veriyorlar. 11 üye ortak bir kararla partimizin kapatılmasını gündeme getirdiler ve 11 üyenin ortak kararıyla bu parti kapandı. Şimdi burdan bir meşruiyet hukuk çıkarmaya çalışıyorlar. 11 oyun bile aynı şekilde olması bile insanlarımızıda demokrasiyi bilenleri de hukuku bilenleri de çok iyi düşündürüyor aslında. Dünyanın aynı hukuk davasında yüzde yüz bir karar var" Konuşmasına bir örnek vermek istediğini söyleyerek devam eden Türk, "Eğer Diyarbakır'ın tamamı yüzde yüzü oylarını DTP'ye verseydi ben derdimki burada bir hile var. Burada bir diktatörlük var. Mutlaka farklı sesler düşüncelerin çıkması gerekir derdim. Bu nedenle 11 üyenin kullandığı oyun aynı olması hukuki bir karar anlamına hiç bir zaman gelmeyecektir. Elbette, her şeyi görüyoruz. Her şeyi hesaplıyoruz. Geleceği en doğru şekilde yürütmek için sizlerle hep beraber olacağız. Sizlerle tartışacağız. Kararlarımızı sizlerle paylaşacağız. Bugün hukuksuz bir karardan dolayı ben özellikle milletvekili arkadaşlarımıza partimizin tüm yöneticilerine teşekkür etmek istiyorum. Kararlılıklarını ortaya koydular. Birimize dokunulsa partimize dokunulduğu zaman hepimize dokunmuş olurlar dediler. Kendilerini kutluyorum. Bu kararlılığımızı her zaman sürdüreceğiz. Ödünsüz bir siyaseti yürüteceğiz. Bundan emin olunuz" dedi.

    AKAN HER DAMLA KANDAN SORUMLUSUNUZ

    Türk, ülkenin barışı için herşeyi söylediklerini belirterek sözlerini şunları söyledi: "Barışa inandık. İnanmaya da devam emek istiyoruz. Çünkü savaşlar barışı sağlamak için yapılır. Barış kutsaldır. Barış sözcüğü hiç bir zaman dilimizden düşmeyecek. Ama sadece bizim barışı istememizle de barış olmuyor. Türkiye'deki hükümete, siyasi partilere devletin bütününe sesleniyorum. Artık yeniden düşünmek zorundasınız. Bu ülkede barışı sağlamak zorundasınız. Bu ülkede dökülen her kan damlasından sizler sorumlusunuz. Bunları söylerken Kürtlere de çağrı yapıyorum. Kürdüyle, Türküyle, barış için yanyana ve birlikte barış iradesimizi kararlılığımızı ortaya koymalıyız. Çünük barış için hepimiz için önemlidir. Halkların kardeşliğini düşünüyorsak gelin yeniden düşünelim tartışalım. Bu ülkenin insanlarını birbirine kırdırmayalım. Yazıktır, günahtır diyoruz. Yazıktır günahtır dediğimde o büyük insan Seyyit Rıza aklıma geldi. Bu bir Kerbeladır cinayettir zulümdür diyordu. Bugünde üzülerek söylüyorumki çok güzel manzaralar yok. Bugünde büyük tehlikelerle gerçekten ırkçı milliyetçi bir anlayışın yurttaşlarını kucaklama mantığından uzak bir siyaset anlayışıyla bir süreçle karşı karşıyayız. Bunu görüyoruz. ve ısrarla söylüyoruz, gittiğiniz yol doğru yol değildir. Güttüğünüz siyaset doğru bir siyaset değildir. Irkçı, milliyetçi kesimlerini yanınıza çekmek için bu yu ülkenin yurttaşlarını birbirine kırdırmayın diyoruz. Bundan sakınınız driyoruz" Türk, parlamentaya girdiklerinde bu devleti tanıdıklarını söylediklerini belirterek, sözlerini şunları söyleyerek tamamladı: "Siyaseti biliyoruz. Size iş sağlayamayız, aş sağlayamayız, gücümüz yetmeyebilir dedik. Ama sizin özgürlük mücadelenizi yüreğimizde taşıyacağımızı söyledik. Sizin acılarınızı her zaman paylaşacağımızı söyledik. Bugün de size aynı sözü veriyoruz. Birlikte olacağız, birlikte mücadele edeceğiz, birlikte başarağıcız. Çünkü başarmak zorundayız, başaracağız. Çünkü, mücadelemize inanıyoruz. Sizlere inanıyoruz, haklılığımıza inanıyoruz. Bunun için bu mücadelenin önünü kimse kapatamaz. Partileri kapatabilirsiniz, bizi parlamentodan atabilirsiniz ama halkımızın mücadelesini önünde sarsılacaksınız ezileceksiniz. Tabiiki, Kürt sorunu Türkiyenin en önemli sorunudur. Çok kapsamlı bir sorundur. Biz bu sorunun 3 gün, 5 gün içinde çözülmeyeceğini bizde biliyoruz. Ama burada biz bir yaklaşımı, mantığı sorguluyoruz. İnkar, imha mantığını sorguluyoruz. Eğer siz ondan vazgeçerseniz Kürt yurttaşınızı anlarsanız, onun özgürlük taleplerini içselleştirirseniz, halen bu sorunu çözmek mümkün. Biz inancımızı umudumuzu kaybetmeyiz. Yeniden bu ülkede özgür ortak bir geleceği oluşturma şansına sahip oluruz. Bu nedenle bu önemli bir dönemeçte bu çok hassas süreçte herkesi yeniden düşünmeye davet ediyoruz. Yeniden tartışmaya davet ediyoruz. Diyaloğa davet ediyoruz. Yeni bir mantıkla, yeni bir anlayışla yeniden Kürt sorununun çözümüne endekslenmeliyiz. Türkiye halkının vicdanı olacak içinde Türk'ün, Kürt'ün bulunduğu herkesin güvendiği bir yeniden diyalog grubu oluşturmamız lazım. Bir akil insanları getirmemiz lazım. Nelerin yapılması gerektiğini Kürt halkının sahip olması gereken haklar üzerinde çalışmalar yapmalı ve parlamentonun tamamı önyargısız ortaya konulan çalışmayı kabul etmeli ve gündemlerine almalı. Halen bu umudun olduğuna inanıyorum. Bunun için siyasi partilere hükümete her kuruma Kürtlere buradan tekrar sesleniyorum. Gelin yeniden bir düşünelim diyorum" Konuşmaların ardından DTP'liler toplantı yapmak üzere Kayapınar Kültür Merkezi'ne geçti.

    GÖSTERCİLERİ MÜDAHALE

    Diyarbakır'da kapatılan DTP'nin binası binası önünde Anayasa Mahkemesi'nin 5 yıl siyasi yasak getirdiği milletvekili Aysel Tuğluk"un konuşması sırasında otobüse 50 metre uzaklıkta yüzleri maskeli çoğu çocuk 40 kişi, lastik yaktı. Kapatılan DTP'nin İl Başkanı Fırat Anlı, lastiklerin söndürülmesi ve grubun sakinleşmesi telkininde bulundu.

    Tuğluk ve Ahmet Türk'ün konuşması ardından Turgut Özal Bulvarı'nda toplanan yaklaşık 15 bin kişilik grup dağılırken, 200 kişilik grup ise polise taş ve sapanlarla saldırdı. Polis uzun süre göstericilere müdahale etmedi. Partililer polise taş atan grubun önüne çıkarak onları engellemeye çalışmasına rağmen göstericiler, polise taş atmayı sürdürdü. Bunun üzerine polis de basınçlı su ve gaz bombasıyla göstericilere müdahalede bulundu.

    Ara sokaklara kaçan göstericiler, taş atmayı sürdürürken polis de ara sokaklara girerek, göstercilere coplarla müdahalede bulundu. Cop ve tekmelerle yapılan müdahaleden sonra sokak aralarında bazı göstericiler gözaltına alındı. Polis göstericileri daha sonra merkez Kayapınar ile Bağlar İlçesi'nde takip etmeyi sürdürdü. Polis göstericilerin büyük bölümünü dağıtırken, küçük grupların sokak arasındaki küçük çaplı eylemleri bir süre devam etti. Bu arada polis müdürleri telsizle yaptıkları anonslarla görevli polisleri kesinlikle silah kullanmaması konusunda uyardı./milliyet

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim