• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711

    Eşim ölünce baba oldum

    21.06.2009 08:56
    Eşim ölünce baba oldum
    Eşimi kaybettikten sonra baba oldum
    Eşim ölünce baba oldum Eşim ölünce baba oldum Eşim ölünce baba oldum

    Deniz Barış deyince herkesin gözünün önünde tek bir fotoğraf karesi var. Anneleri aniden ölünce, antrenmanlara çocuklarıyla gelmek zorunda kaldığı zamanlarda çekilmiş bir fotoğraf. Birini kucaklamış, diğerinin elinden tutuyor. Üç yıl önceydi. Hatırladınız değil mi? Kızı henüz 11 aylık, oğlu ise 5 yaşındaydı. Hayat arkadaşı Frauke Almanya"daki evinde merdivenlerden düşüp ölmüştü. İki çocukla ortada kaldı ama yıkılmadı.

    İki hafta içinde çocuklarını da alıp İstanbul"a döndü. Deniz Barış babalığın ne anlama geldiğini bu noktadan sonra öğrendiğini söylüyor. Ve yaşadıklarını ilk kez anlatıyor.

    Evlendiğinizde kaç yaşındaydınız?
    - Ben hiç evlenmedim. Frauke ile 8 yıl birlikte olduk ama evlenmeye fırsat bulamadık. Bir gün mutlaka evleneceğimizi düşünüyorduk. Zaten evli gibi olduğumuz için de ağırdan alıyorduk.
    Nasıl tanışmıştınız?
    - Bir çocuk yuvasında. O yuvanın yöneticisiydi. Ben bir projede görev almak için yuvaya gitmiştim. Çocuklarla birlikte biz de kaynaştık. 21 yaşındaydım daha. Amatör bir takımda futbol oynuyordum.
    Kaç yıl sonra baba oldunuz?
    - İki yıl sonra. Tolga 2000"de dünyaya geldi. 23 yaşındaydım.
    Biraz erken değil mi?
    - Hiç planlamadık. Kazayla oldu ama çocuğu istememek aklımızın ucundan bile geçmedi. Frauke çocukları çok seviyordu, benim böyle bir düşüncem yoktu. Bildiğim tek şey Frauke"yi çok sevdiğim ve hayatımın sonuna kadar onunla yaşamak istediğimdi.
    Kızınız planlı bir bebek miydi?
    - Evet, ikinci çocuğu istiyorduk, planlamıştık. Josephine, Tolga"dan 5 sene sonra dünyaya geldi.
    Baba olduğunuzu çocuklarınız doğduğu an mı, çok daha sonra mı idrak ettiniz?
    - Çok sonra. İşin acı yanı eşim öldükten sonra. O varken kendimi baba gibi hissetmiyormuşum. Antrenmandan ya da maçtan döndüğümde 1-2 saat çocuklarla oynardım, hepsi bu. Her şeyleriyle anneleri ilgilenirdi. Ben daha önce masal bile okumamıştım. Eşim öldükten sonra her şeyi baştan öğrendim.
    En zoru hangisiydi. Yemek yedirmek mi, banyo yaptırmak mı?
    - Haftanın 7 günü 24 saati onlarla geçirmek. Başka çarem yoktu. Yemeği de ben pişiriyordum, banyolarını da yaptırıyordum, hikaye okuyup, uyutuyordum da...

    ANNENİZ YILDIZ OLDU BİZİ İZLİYOR DİYORUM

    Eşinizin ölüm haberini nasıl aldınız?
    - Takımca Hollanda"da kamptaydık. Cuma ve cumartesi tüm günü birlikte geçirdik. O gece döndüm, öldüğünü pazar sabahı telefonda öğrendim. Hamburg"a gidip onu o halde görene kadar da inanmadım. O an bittim.
    Tekrar nasıl ayağa kalktınız?
    - Hiç kolay olmadı. Josephine 11 aylıktı, Tolga 5.5 yaşında. Onları düşünmem gerekiyordu. İki hafta içinde Türkiye"ye dönmemin bizim için daha iyi olacağına karar verdim. Almanya"da yaşamayı seçseydim hatıralar beni aşağı çekecekti.
    Onlara annelerinin ölümünü nasıl açıkladınız?
    - Çocukların ölümü anlaması üzerine yazılmış ne kadar kitap varsa okudum. Uzmanlara danıştım. Josephine"e annesinin bir yıldız olduğunu, uzaktan bizi izlediği ama şu an yanımızda olamadığını söyledim. Ama Tolga"ya yalan söylememem gerekiyormuş. Onunla çok açık konuştum. Ölüm diye bir şey var, herkes bir gün ölecek dedim.
    İsyan etmedi mi? “Neden benim annem” demedi mi?
    - Evet çok uzun bir süre “Ben de annemin yanına gitmek istiyorum” dedi. Annesine aşık ve çok bağlıydı.

    ANTİDEPRESAN DEĞİL AĞRI KESİCİ BİLE ALMAM

    Josephine annesini hatırlıyor mu?
    - Hatırlamıyor. Ama şu anki kız arkadaşım Esra"yı annesi gibi hissediyor. Ona anne diyor.
    Antidepresan kullandınız mı?
    - Hayır. Ben ağrı kesici bile içmem.
    Artık her şey geçti mi? Mutlu musunuz?
    - Hiçbir zaman geçmiyor, geçmeyecek de. Hayat, sonu olmayan bir maç. Sürekli mücadele etmek gerekiyor.

    Evlenmeyi düşünüyoruz

    Nasıl tanıştınız?
    Deniz: Ben Fenerbahçe"de bir kafe açtım. Esra da Fenerbahçe atletizm sporcusu. Ara sıra kafeye geliyordu. Geçen yıl Ağustos"ta tanıştık.
    Esra: Deniz"i ilk kez kafede gördüm. Çocuklar yanındaydı. Oyun oynuyorlardı. Gözlerimi alamadım. Futbolla ilgilenmediğim için tanımıyordum.
    Ünlü bir futbolcu olduğunu nasıl öğrendiniz?
    Esra: Sanıyorum Chelsea maçı vardı. Bilet bulamadık. Kafede çalışan biri “Deniz Abi"ye niye sormuyorsun” dedi. “Deniz Abin ne yapacak ki” dedim. “Fenerbahçe"de futbol oynuyor” dedi, inanamadım. Çok utandım. Maça da gitmedim, 1-2 hafta kafeye de uğramadım.
    Çıkmaya başladığınızda ilk yemeğe mi, sinemaya mı gittiniz?
    Esra: Koşmaya gittik. İkimiz de sporcu olduğumuz için direkt rekabete girdik. 10 kilometre koştuk ve kim daha hızlı diye iddiaya girdik.
    Kim daha hızlı?
    Deniz: Uzun mesafede beni geçmesine imkan yok.
    Çocuklarla ne zaman tanıştınız?
    Esra: Hemen. Çocuklar her saniye Deniz"in yanında olduğu için hemen tanıştık.
    Deniz: Benim "saklayayım da iki ay sonra tanıştırayım" gibi bir durumum yok maalesef.
    Ne zaman size anne demeye başladılar?
    Esra: İki ay sonra. Ama bu iki ayın her günü birlikteydik. Deniz antrenmandayken biz üçümüzdük. Önce Josephine anne dedi. Kulaklarıma inanamadım. Sonra da Tolga.
    27 yaşında iki çocuğunuz var gibi hissetmek nasıl bir duygu?
    Esra: Herkes onu soruyor ama. Birini çok sevdiğiniz zaman onun çocukları sizin oluyor. Tek fark onları benim doğurmamış olmam. Şu an onlarsız bir yaşam düşünemiyorum. Josehpine"i bana çok benzetiyorlar. Doğursan ve bir kızın olsa bu kadar benzeyemez diyorlar. Bu bana garip bir mutluluk veriyor.
    Deniz: Esra hayatımıza girmeden önce Josephine erkek gibi bir kızdı. Onunla birlikte efemineleşti. Ellerine ojeler sürmeye, kız gibi giyinmeye başladı.
    Başka çocuğunuzun olmasını istiyor musunuz?
    Deniz: Olursa hayır demem.
    Esra: İsterim.
    Evlenecek misiniz?
    Deniz: Ben düşünüyorum.
    Esra: Ben de düşünüyorum.

    BABALAR DİKKAT

    Babalara önerim, benim yaptığımı yapmasınlar. Çocukla ilgili sorumlulukları annenin üzerine yıkıp kaçmasınlar. İnanın bu sorumlulukları paylaşınca baba olunuyor. Ancak o zaman bir canlının karakterine şekil verebildiğinizi anlıyorsunuz.

    NORMAL BİR BABAM VAR

    Erzincan"da doğdum. Üç aylıkken Almanya"ya gittim ve orada büyüdüm. Dedem de, babam da, Almanya"da işçiydi. Babam hâlâ Hamburg"da gemi yapım şirketinde çalışıyor. İki üç ay sonra emekli olacak. Normal bir babadır benimki. Ne çok sevecen, ne de çok mesafeli.

    HER SORUYA CEVAP VERİYORUM

    Sinemaya gittiğimizde Tolga, filmden çok projektörün nasıl film olarak beyaz perdeye yansıdığı ile ilgileniyor. Sabırla cevap veriyorum. Tolga"nın futbolcu olmasını isterim ama maalesef yeteneği yok. Teknik konulara daha çok ilgili. Ve müziğe yatkın. Piyano dersi almaya başlayacak.

    Hürriyet

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim