• BIST 75.766
  • Altın 130,419
  • Dolar 3,4730
  • Euro 3,6709

    Ergenekon'da açlık grevleri

    18.02.2011 15:16
    Ergenekonda açlık grevleri
    Albay Önsel'den sonra Albay Köylü ve Teğmen Çelebi açlık grevine başladığını duyurdu.
    Ergenekon'da açlık grevleri Ergenekon'da açlık grevleri Ergenekon'da açlık grevleri

    İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Albay Cengiz Köylü, Hasdal'da 3 günlük açlık grevine başlayacağını açıklayan Albay Mustafa Önsel'i yalnız bırakmayacağını belirterek, ''Ben de 3 günlük açlık grevine başlıyorum'' dedi.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasında, sanıkların taleplerinin alınmasına devam ediliyor.

    Söz alan tutuklu sanık Köylü, bir haftadır uyuyamadığını, kahrolduğunu ifade ederek, ''Allahım ne olur canımı al diyorum. Ne bu zulüm. Bir ülke kendi kahramanlarını, gazilerini, 'ülkem ve bayrağım için canım feda olsun' diyen subaylarını, komutanlarını, komployla zindana atar mı? Hukuka saygı perdesi altında haksız yere buna müsaade eder mi?'' dedi.

    Mustafa Balbay'ın, buraya ''zulümhane'' dediğini, kendilerinin de bu ismi benimsediğini anlatan Köylü, çünkü işlemedikleri suçlardan, hiç tanımadıkları insanlarla yargılandıklarını savundu.

    İftiraya uğradıklarını ileri süren Albay Köylü, şunları söyledi:

    ''Balyoz davasıyla kıyasladığımda, sayın komutanlarım ve silah arkadaşlarımla burada yargılanmak bana on kat daha ıstırap veriyor. Biz askerler, zulme dayanıklıyız, onun için buraya 'utançhane' diyoruz. 50 kuruşluk CD'ye satıldık. 50 kuruşluk CD de yer alan hayale gelmeyecek yalanlarla her gün onur ve şerefimize saldırıldı. Kendi ordusuna insafsızca saldıran, yalan yanlış haberler yapan bir basın dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur. Buna seyirci kalanlara söyleyecek hiçbir şeyim yoktur.''

    CD'lerde yer alan belgelerin yalan olduğunun ortaya çıktığını, bunun üzerine bazı kesimlerin paniğe kapıldığını ileri süren Köylü, sözlerini şöyle devam etti:

    ''Ne yapsınlar? Yeni iftira belgeleri üreterek haince aramıza girdiler ve bu sahte belgeleri Donanma Komutanlığına koydular. Yine başaramadılar. Türk milletine yedirmeye çalıştıkları iftira yemeğinin içine bir bozuk yumurta koyarak hazırladıkları iftira yemeğini iyice bozdular. İftiralarını haklı çıkarmaya çalışan iftiracılar, bu çirkin iftiralarını kat kat büyütmüştür.''

    -''ŞEHİT YARBAY ALİ TATAR'IN ONURLU YOLUNU İZLEYECEĞİM''-

    Aynı zamanda ordunun başkomutanı olan Cumhurbaşkanı ve Başbakana seslenmek istediğini belirten Köylü, sözlerini şöyle tamamladı:

    ''Beni tahliye etmeniz artık hiç önemli değil. Çünkü onurlu ve şerefli komutanlarım, silah arkadaşlarım, gazilerim, kahramanlarım parmaklıklar arasındayken benim özgürlüğüm, karanlık zindanım olur. Türk Silahlı Kuvvetlerine bu pusuyu kuranlara lanetler yağdırıyorum. Bu komploya ve haksızlığa göz yumanları ise onursuzluk ve şerefsizlikle suçluyorum. Bugün Hasdal'da sembolik olarak 3 günlük açlık grevine başlayan silah arkadaşım Albay Mustafa Önsel'i yalnız bırakmamak ve onun gibi bu hukuksuzluğu, zalimliği kınamak için ben de 3 günlük açlık grevine başlıyorum. Bu hukuksuzlukla sonuna kadar mücadele edeceğim. Bu haksızlığa ve komployu Türk milletine ve adaletine anlatmazsam şehit Yarbay Ali Tatar'ın onurlu yolunu izleyeceğim.''

    Duruşmada, taleplerin ve beyanların alınmasına devam ediliyor.

    İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Teğmen Mehmet Ali Çelebi, 3 günlük açlık grevine başlayacağını belirterek, ''Bu bir kaçış değil, komutanlarımın ve silah arkadaşlarımın sincice tuzağa düşürülmesine tepkidir'' dedi.
    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasında talepleri alınan sanıklardan tutuklu sanık Teğmen Mehmet Ali Çelebi, bir subayın yanında hiç kimsenin Cumhuriyete karşı serçe parmağını dahi oynatamayacağını, hiç kimsenin bu konuda sessiz kalmasını talep edemeyeceğini söyledi.

    Kurtuluş mücadelesinde ebedi önderi takip edenlerin, yalnız bir defa onun sesinin titrediğini işittiklerini ifade eden Çelebi, şöyle konuştu:

    ''O da eserini gençliğe emanet ederken. Türk gençliği olarak bizi milli davamızı takipten yıldıracak hiçbir vasıta yoktur. Milli davamız bizim hayatımızdır. Öz vatan toprakları bozguncu ruhlardan temizlenene dek milli müdafaa terk olunamaz. Türk gençliği benim şahsımda teslim alınamaz. Çünkü bizim vazife anlayışımız, bize kurulan tertiplerin hayatımızdan çalacağı özgürlüğe, bizleri gömecekleri zindan çukurlarının derinliğine güdümlü ve düğümlü değildir. Bizler hiçbir kuşun uçamadığı yükseklerin, daha hiçbir ayağın inemediği uçurumların, yangınların ortasında kurulan Cumhuriyetin evlatlarıyız. Bu tertipler, Cumhuriyeti koruma hedefine yönelmiş adımlarımızı durdurmaya değil, zerre kadar azaltmaya dahi sebep teşkil edemez. Şeref, namus, hakikat ve vatanın taleplerini yarışırcasına göstermeye devam edeceğiz. Cumhuriyet uğruna verdiğimiz kavga da kökleşecektir.''

    Çelebi, buraya haksız olarak getirildiğini, bu haksızlığı meydana getiren sebepleri düzeltmenin vazifesi olduğunu kaydederek, ''Vereceğiniz cezanın ağırlığı benim vazife anlayışımda gedik açamaz, sadece kazanacağım onurun ve şerefin büyüklüğünü tayin eder'' dedi.

    Çelebi, yaşanan tutuklamaları üzüntüyle izlediğini ifade ederek, ''Sebep kaçma şüphesi... Siz Mustafa Kemal'in askerlerinin cepheden kaçtığını gördünüz mü? Komutanlarım sınırları açsanız, çekip gitmezler. Onları Hizbullahçı mı zannettiniz'' şeklinde konuştu.

    -MAHKEME HEYETİ BAŞKANI ŞENGÜN'DEN UYARI-

    Türk milletine, Genelkurmay Başkanı nezdinde tüm komutanlara ve silah arkadaşlarına seslenen Çelebi, ''İçiniz rahat olsun. Biliyoruz ki bu bir savaştır. Savaşta asker yaralanır, asker esir düşer, asker ölür. Bunların bilincindeyiz. Biz Türk subayıyız. Bizim için hak yok vazife vardır'' dedi.

    Bu saldırı karşısında verdikleri mücadeleyi kazanacaklarını vurgulayan Çelebi, ''Şimdilik bu saldırıya 3 günlük açlık greviyle karşılık veriyorum. Bu bir kaçış değil, komutanlarımın ve silah arkadaşlarımın sinsice tuzağa düşürülmesine tepkidir. Hukuksuzluğu reddediştir. Ülkemin uçurumuna sürüklendiğinin işaret fişeğidir. Bu şartlarda sizden tahliye talep etmem benim için vatana ihanetle eşdeğerdir. Mevzu bahis vatansa bundan gayrı her şey teferruattır'' diye konuştu

    İzleyiciler tarafından Çelebi'nin alkışlanması üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, izleyicileri alkışlamamaları konusunda uyararak, ''Bu şekilde bir şey elde edemezsiniz. Alkışınızı dışarıda yapın'' dedi.

    Bir izleyicinin karşı çıkması üzerine Başkan Şengün, jandarma görevlilerinden o izleyiciyi dışarı çıkarmasını istedi. İzleyici, görevliler tarafından salondan dışarı çıkarıldı.

    -''BURADA HUKUKA GİRİŞ DEĞİL, HUKUKA GİRİŞME VAR''-

    Çelebi'nin ardından söz alan tutuklu sanıklardan gazeteci Mustafa Balbay da tahliye talebinin 25 kez reddedildiğini hatırlatarak, ''3 gün boyunca burada Yarbay Mustafa Dönmez savunması yaptı, sorgusu yapıldı. Bu salondaki bir kişi ile ilgili soru sordunuz mu? Mustafa Balbay ile Dönmez arasındaki bağlantının kanıtı, Mustafa Dönmez'in Mustafa Balbay'ın bir yazısını kesip saklamasıdır. O zaman binlerce gizli örgüt üyesi var. Dönmez suç işlemiş olabilir ama yargılama yeri burası değil. Benim de kitaplarımda suç unsuru bulunabilir ama yargılama yeri burası değil'' diye konuştu.

    Siyasi iktidarın sıkıştıkça bu davada yargılananları hedef haline getirdiğini, bundan mahkeme heyetinin sorumlu olduğunu savunan Balbay, ''Ben pek hukuk bilmem. Hukuk fakültelerinde birinci sınıfta okutulan 'Hukuka giriş' gibi kitapları aldım. Burada hukuka giriş değil, hukuka girişme var'' dedi.

    Soner Yalçın ve arkadaşlarının tutuklanmasından bir insan olarak çok etkilendiğini kaydeden Balbay, şunları söyledi:

    ''Şu anda bir aile tutuklandı. Bu iddianamenin mantığına göre savcılar benim yazdığım bir kitaptan 'gizli belgeleri ifşa etmek', 'kişisel verileri kaydetmek' ve 'halkı isyana teşvik' gibi 13 ayrı suç üretebiliyor. Odatv basıldığında öğlene kadar hiçbir yerden ses çıkmadı. Hukuk bir ülkede susturucu mudur? Korku üretme aracı mıdır? Ülkeye bir gazeteci olarak hizmet etmeye çalışıyorum. Gelinen noktadaki kararımı heyetinizle paylaşmak durumunda olduğumu hissediyorum. Eğer saldırı siyasalsa ben o kazanda kaynamaya karar verdim. Bir muhabirin dün bana seslenmesi üzerine siyasete gireceğim söyledim. Ben bu ülke için demokratik, laik, sosyal hukuk devletini koruyarak siyasal zeminde mücadelemi sürdürmeye karar verdim. 'Kaderini seveceksin' derler. Madem ki kader beni buraya itti, ben de kaderimi seveceğim. Kaderimi gücüm yettiğince yönlendireceğim. Madem önümüze bu kere siyaset konuldu 'Burada da varım' diyorum.''

    A.A.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim