• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111

    Erdoğan'dan Sakık'a Karabekir çıkışı

    05.06.2014 12:30
    Erdoğan'dan Sakık'a Karabekir çıkışı
    Başbakan Erdoğan, Kazım Karabekir’in adını caddeden kaldıracağını bildiren Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık’a tepki gösterdi.
    Erdoğan'dan Sakık'a Karabekir çıkışı Erdoğan'dan Sakık'a Karabekir çıkışı Erdoğan'dan Sakık'a Karabekir çıkışı

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Dünya Çevre Günü" nedeniyle düzenlenen "Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi Toplu Açılış Töreni"ne konuşma yaptı.

    Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle;

    Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyor, dünya çevre gününün ülkemiz ve dünyaya hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Birazdan açılışlarını yapacağımız katı atık düzenleme tesislerinin bu şehirlerde yaşayan vatandaşlarımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu tesisler 5 il 57 ilçe belediyesiyle üç özel idare sınırları içinde yaşayan yaklaşık 2 milyon nüfusa hizmet verecek. Bu tesislerin yapımında emeği geçen çevre bakanlığımız ve belediyelerimiz başta olmak üzere tüm kurumları kutluyorum.

    Günümüzde çevre sorunları ve politikaları, ekonomide kalkınmada enerjide belirleyici etkiye sahip. Türkiye olarak biz de çevre sorunları konusunda fevkalade hassasiyet gösteriyoruz. Bizim çevreye bakışımız, batıdaki popüler çevreci akımlardan farklı. Biz çevreyi Allah'ın eseri ve emaneti olarak görüyoruz. Çevreyi korumanın bir lütuf değil yükümlülük olduğuna inanıyoruz.

    İnsan şehri inşa ederken aslında taşın toprağın arasında kendisini inşa eder. Evet şehirle birlikte kendisini inşa eden insan, kendi varlığının ayrılmaz parçası olan tabiata asla sırtını dönemez. Onun tahribine asla göz yumamaz. Bizim medeniyetimizde gereksiz yere tek bir dalın kırılmasına, tek bir çiçeğin koparılmasına rıza göstermeme anlayışı vardır. İçtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın, bu bakımdan muhasebesini yapan, ölçüyü elden bırakmadan bir zihin dünyasına sahibiz.

    Mevzuat ve uygulama olarak çevre standartlarını ülkemizde de büyük ölçüde geçerli hale getirdik. Yapılanlar elbette önemlidir ama yeterli değildir. Türkiye uzun yılların ihmalinin yanlışlarının bedelini ağır bir şekilde ödemek durumunda kalmıştır. Bugün yaşadığımız sıkıntıların temelinde, işte bu çarpıklık vardır. Evliya Çelebi, Anadolu'da hiç güneş görmeden seyahat etme fırsatından bahsetti.

    İstanbul böyleydi. Ve attığımız adımlarla adeta ataklarla biz bu yanlışı düzeltmenin gayreti içinde olduk. Bir yandan geçmişin yanlışlarını düzeltmeye çalışırken, bir yandan da yeni projelerle tarihimize yakışır şeyler inşa etmenin çabası içerisindeyiz. Biz istiyoruz ki bu şehirlerde çocuklar kadınlar yaşlılar ve tüm halk huzur içinde yaşasın. Sadece betondan asfalttan ibaret bir şehir, ruhu olmayan mekanik bir şehirdir. Biz şehirlerimizin ruhu olmasını özgün olmasını arzu ediyoruz. Amacımız şairlere ressamlara ilham verecek şehirler inşa etmektir. Sadece ülkemizde değil, dünyada mimarlara mühendislere çevre plancılara esin kaynağı olacak şehirler kurmayı başardığımız gün medeniyetimizin yeniden yükseldiği gündür.

    Her alanda mevcut sorunları çözmek için çalışıyoruz. Bakınız 1994 yılında, İstanbul'a belediye başkanı olduğumda, sokaklarında çöp dağları yükseliyordu ve İstanbul'u o zamanlarda bilenler tanıyanlar, onun musluklarından su akmadığını bilirler. Hava kirliliğinin ne durumda olduğunu gayet iyi bilirler. O güzel haliç'in kıyısından geçmek mümkün değildi. İnsanı tehdit eden kokusuyla, suyunun rengiyle, içinde oluşan adacıklarla haliç'in ne olduğunu çok iyi bilirler. O aslında çevre katliamıydı. Şehrin silueti gecekondularla oluşuyordu. Biz kolları sıvadık. Önce belediye başkanı olarak, temizliği ele aldık. O çöp dağlarını ortadan kaldırdık. Ve o günlerde bazı gazeteler maske dağıtıyorlardı. Hava kirliliği insan sağlığını tehdit eder hale gelmişti. Bütün evlere doğalgazı taşımak suretiyle o 4,5 yıllık başkanlık döneminde, 1 milyon 250 bin haneye biz doğalgazı ulaştırmış olduk.

    İstanbul susuzdu. Istranca dağlarından 180 kilometreden dağları delerek su sıkıntısını gidermenin gayreti içerisine girdik. Bizden önce CHP belediyesi vardı. Yalova'dan su getirmek suretiyle, tankerlerle susuzluğu gidereceğini iddia ediyordu. Ancak Beşiktaş'ın su ihtiyacını giderebilirsiniz, sonra susuzluğa mahkum edersiniz. Sürekliliği hakim kılan biz olduk. O gün bugün, İstanbul'umuzun su sıkıntısı yok.

    Daha sonra Başbakan olarak İstanbul'u en huzurlu cazip şehirlerinden biri haline getirmek için adımlar attık. Refüjleriyle yeşiliyle ağaçlarıyla çiçeklendirmeleriyle örnek bir şehir haline geldi. Ankara da aynı şekilde. Bitti mi, yok. Yapacağımız çok iş var.

    Sen tabelayı bırak, hizmetine bak

    Ergene Nehri'ndeki kirliliği kökten çözüyoruz. Siyasi ayrımcıları fırsat vermeden projeyi hayata geçiriyoruz. CHP'li belediyelerin yapmadığı atık su arıtmasını biz yapıyoruz.
    Ağrı'da belediyecilik konusunda vereceği hizmetlerle, geliştireceği projelerle gündeme gelemeyenler Kazım Karabekir'i dert edinmişler şimdi onunla uğraşıyorlar. Erzurum'u, Kars'ı, Ağrı'yı düşmandan kurtaran orduya komutanlık eden Kazım Karabekir'in ismi her şeyden önce milletimizin gönlüne, kalbine kazınmıştır. Bir taraftan beldenin veya köyün ismi Türkçe mi Kürtçe mi olsun, bununla mücadele verirken öbür taraftan kalkıp da bizim tarihimize mal olmuş böyle bir ismin sokak tabelasını kaldırmakla milletin gönlündeki izi, muhabbetini mi sileceğini zannediyorsun? Bu karşı atakları getirir. O tabelanın daha büyüğünü, daha görkemlisini, daha kalıcısını millet getirir yarın oraya yeniden diker. Sen tabelayı bırak, hizmetine bak.

    Kalkıp da 'devlet terörü' ifadesini kullananların bizden tebrik beklemeleri de hiçbir zaman hakkı olmayacaktır. Şu anda bu devletin başında Başbakan olarak Tayyip Erdoğan var. Biz, bu ülkede eğer barışı egemen kılacaksak, karşılıklı saygıya dayalı olarak kuracağız. Ama bundan bihaber olanlar, bu işi sadece dilinde yaşayanlar bunu halka yaşatamazlar.

    Bir yandan ağızlarından çözüm sözünü düşürmeyip, bir yandan da çözümü sabote edecek her şeyin içinde, arkasında yer alanlar aslında kendi kendilerini bitiriyorlar. Acıdan, ölümden, kandan, çatışmadan beslenenler gıdaları kesilince şaşkın şekilde yalpalamaya, sağa sola çarpmaya başladılar.

    Meselelerimizi şiddetle değil, siyasetle çözmeye uğraşırken, yol kesenlerin söyleyecek sözü kalmamaştır demektir. 'Annelere para verildi' deniyor, böyle bir hakaret olabilir mi?

    Oradaki çevre katliamını kimsenin unutması mümkün değil. Taksim ve Dolmabahçe'de yaptıkları çevre katliamı ortada. Bunların çevre derdi yok. Biz yapılan provokasyonların amacını biliyoruz.

    Allah aşkına elinde molotoflarla, kilit taşlarını sökenler, cam çerçeve indirenler, polis çevrecilikten bahsedebilir mi? Bunlar için adeta günlük mesai haline geldi. Daha yeni, bakıyorsunuz polis araçlarını yakıyorlar, deviriyorlar. Adeta bunlar için günlük mesai haline geldi bu. Yolları kesiyorlar, yollarda, işi gücü yok kanal açıyorlar 'araçlar geçmesin' diye. Bunlar terörist mi desek, eşkıya mı desek, yol kesen mi desek, her şey var bunlarda. Destekledikleri siyasi partinin de bunlardan zaten anlayış itibarıyla farkı yok.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim