• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702

    Erdoğan: PKK'yı oksijensiz bırakacağız

    30.10.2011 23:32
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ulusa Sesleniş konuşmasında, terörle mücadele için "Terör örgütünü oksijensiz bırakmak için her türlü tedbiri alıyoruz" diye konuştu.
    Erdoğan: PKKyı oksijensiz bırakacağız
    Erdoğan: PKK'yı oksijensiz bırakacağız   Erdoğan: PKK'yı oksijensiz bırakacağız   Erdoğan: PKK'yı oksijensiz bırakacağız

     

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Van'da meydana gelen depremle ilgili, ''Kamu kurum ve kuruluşlarımızın, sivil toplum örgütlerimizin, sağlık kuruluşlarımızın, yerel yönetimlerimizin, arama kurtarma ekiplerimizin, yardım kuruluşlarımızın, güvenlik güçlerimizin ivedilikle bölgeye intikal ettiklerini, edebildiklerini hep birlikte gördük'' dedi.

    Erdoğan, televizyonlarda yayımlanan Ulusa Sesleniş konuşmasında vatandaşlara seslendi.

    Vatandaşları en kalbi duygularıyla selamlayarak konuşmasına başlayan Başbakan Erdoğan, ''Sizlerle kucaklaşmak, sizlerle hasbıhal etmek, ülkemizin güncel meseleleriyle ilgili bazı hususları sizlerle paylaşmak üzere bir kez daha huzurlarınızdayım'' dedi.

    Konuşmasının başında, 23 Ekim Pazar günü Van'da meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, yakınlarına, tüm millete sabır ve başsağlığı, yaralılara da acil şifalar dileyen Erdoğan, şöyle konuştu:

    ''Yine bu vesileyle başta Çukurca'ya yapılan hain saldırı nedeniyle olmak üzere, terörle mücadelede vatan ve millet uğruna canlarını feda eden, şahadete erişen kahramanlarımıza da Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Yaralanan tüm güvenlik güçlerimizin bir an önce sıhhatlerine kavuşmaları arzu ve temennimi burada bir kez daha tekrarlamak istiyorum.

    Bilindiği üzere, 23 Ekim günü, merkez üssü Van'ın Tabanlı köyü olan 7.2 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Erciş başta olmak üzere çevre iller ve köylerde de yıkım ve hasara yol açan bu deprem, hepimizi derinden sarstı. Deprem, Van çevresindeki şehirleri ve kırsallarını da etkiledi, yüreğimizi yakan can kayıplarına neden oldu.

    Bu zor günümüzde yurt dışından taziye mesajlarını, geçmiş olsun dileklerini ileten, yardımımıza koşan tüm ülke liderlerine, dost ve kardeş ülke halklarına ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bu felaket günlerinde, tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir dayanışma sergileyen, kardeşliğimizi tüm dünyaya bir kez daha en müşahhas şekilde ispat eden 74 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının da her birine kalpten teşekkür ediyorum.''

    -''Tecrübelerden ders çıkarmak''-

    Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğuna vurgu yapan Başbakan Erdoğan, depremlerle yaşamayı öğrenmek, bu duruma uyum göstermek mecburiyetinde olduğumuzu dile getirdi.

    Zira, depremleri önlemenin, yerkürenin hareketlerini engellemenin, fizik kanunlarını değiştirmenin, böylesi tabii afetlerin önüne geçmenin imkanı bulunmadığına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ''Maalesef, her toplum, her ülke bu acı tecrübeleri yaşıyor, yaşamak zorunda kalıyor. Ancak, bu tecrübelerden dersler çıkarmak, depremin yaralarının sarılmasında en doğru yöntemleri bulmak mecburiyetindeyiz. Nitekim bu son hadisede, geçmişte yaşadığımız acı tecrübelerden büyük oranda dersler çıkarıldığına, geçmişteki hataların tekrar edilmediğine, çaresizlik ve aşırı panik yaşanmadığına şahit olduk.

    Kamu kurum ve kuruluşlarımızın, sivil toplum örgütlerimizin, sağlık kuruluşlarımızın, yerel yönetimlerimizin, arama kurtarma ekiplerimizin, yardım kuruluşlarımızın, güvenlik güçlerimizin ivedilikle bölgeye intikal ettiklerini, edebildiklerini hep birlikte gördük. Her ne kadar aksaklıklar, eksiklikler olsa da gerekli teçhizatlar, yardım malzemeleri süratle afetzedelerle buluşturuldu, bölgedeki yaralar bir an evvel sarılmaya başlandı.

    Deprem anından itibaren, ilgili bakanlarımız, Van milletvekillerimiz, ilgili kurumlarımız derhal deprem mahalline doğru harekete geçtiler. Ben de aynı saatlerde beraberimdeki bakan arkadaşlarımla, İstanbul'dan Van'a doğru yola çıktım ve burada ilk değerlendirmeleri yaptıktan hemen sonra felaketin en ciddi biçimde yaşandığı Erciş ilçemize gittim. Gerek Erciş ilçemizde gerek Van'da incelemelerde bulundum: Hem yetkilileri, hem vatandaşlarımızı dinledim, yaşanan sıkıntıları yakinen tespit ettim.

    Aksaklıkların giderilmesi, ihtiyaçların karşılanması, çalışmaların koordineli bir şekilde yürütülmesi için bölgede hazır bulunan yetkililere gerekli talimatları verdim ve bakan arkadaşlarımın riyasetinde orada koordinasyon merkezlerini süratle oluşturduk, olgunlaştırdık.''

    -''En doğru bilgiler''-

    Depremin meydana geldiği andan itibaren, en doğru bilgileri vatandaşlara aktarmaya, her türlü gelişmeyi, her türlü bilgiyi samimiyetle paylaşmaya özen gösterdiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, 80 vilayeti seferber ederek, en yakından en uzağa kadar tüm imkanların koordineli biçimde ihtiyaç sahiplerine ulaşması için tam bir hassasiyet içinde olduklarını söyledi.

    İlk etapta, Başbakanlık kaynaklarından 13 milyon lirayı bölgede yaraların sarılması, ihtiyaçların giderilmesi için seferber ettiklerini belirten Erdoğan, Başbakanlık hesabına vatandaşların yaptıkları yardımın yaklaşık 22 milyon lira rakamına ulaştığını kaydetti.

    Bütün bakanlıkların, Türk Kızılay'ı, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü, Türk Hava Yollarının, tek tek ismini sayamayamadığı her kurumun, depremle ilgili olarak tedbirlerini aldıklarını, harekete geçtiklerini ve çalışmaların içinde bulunduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

    ''Çadır ve battaniye dağıtımından günlük gıda teminine, sağlık hizmetlerinden psikolojik desteğe, ısınmadan eğitime, tarımdan maliyeye kadar her alanda ama her alanda geniş spektrumlu bir yaklaşımla bölge insanının elinden tuttuk, tutacağız.

    Kusurlarımız elbette oldu. Elbette anında bütün ihtiyaç sahiplerine ulaşmak mümkün olmadı. Ancak, böyle büyük ve geniş çaplı bir afette, bu tür aksaklıkların yaşanması takdir edersiniz ki gayet tabiidir. Nitekim, zaman ilerledikçe bu aksaklıklar da giderilmiş, en ücra köşeye kadar ihtiyaç sahiplerine ulaşılmıştır.

    Dikkatinizi çekiyorum:Depremanından itibaren, 4.000'e yakın kamu görevlisi, 500 civarında sivil toplum örgütü gönüllüsü, kamuya ait 600 iş makinesi ve araç, 1.000'e yakın sağlık görevlisi, 7'si hava ambulansı olmak üzere 146 ambulans, 78 uçak bölgede faaliyet gösterdi. 30 binden fazla çadır, 130 bin civarında battaniye depremzedelere teslim edildi. 11 seyyarhastanebölgeye sevk edildi, 4 tanesi şu anda faaliyet gösteriyor, ihtiyaç halinde diğer 7 tanesi de faaliyete geçecek. Bütün bu faaliyetler, bütün bu yardım organizasyonları, Van'daki deprem için Hükümetimizin acil olarak gerçekleştirdiği çalışmaların sadece bir kısmı...

    Bakınız, biz, büyük bir iddiayla yola çıktık, dedik ki: Bizim hükümetimiz, kimsesizlerin kimsesi olacaktır. 'Hükümetimiz döneminde hiçbir vatandaşımız aç ve açıkta bırakılmayacak, hiçbir insanımız sahipsiz kalmayacaktır. Yetimlerin, yoksulların, acizlerin ve muhtaçların yanında yer alacağız, onların yar ve yardımcısı olacağız' dedik. Deprem bölgesinde bu iddiamızı bir kez daha teyit ettim; 'Bu kış günü hiçbir vatandaşımızı açıkta bırakacak değiliz' dedim. Yine söylüyorum: Bütün vatandaşlarımız müsterih olsunlar; devletimizin tüm imkânları insanımızın hizmetindedir. Geçici çadır kent, Mevlana evleri, Konteynır kentlerle kalıcı konutlara taşınacağız.''

    -''Kalıcı konutları 24 saatte kurmak mümkün değil''-

    Van'da meydana gelen deprem karşısında, devletin bütün kurumlarıyla, bütün teşekkülleriyle, bütün enerjisi ve bütün gayretiyle vatandaşın yanında olmaya, depremin yaralarını sarmaya, afet zararlarını gidermeye devam edeceklerini anlattı.

    Vatandaşlardan biraz daha sabır isteyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

    ''Zira kalıcı konutları 24 saatte kurmak mümkün değil. Onun için burada Elazığ'da olduğu gibi Erzurum'da olduğu gibi, Bursada olduğu gibi 6-8 ay gibi bir zamana ihtiyacımız var. Yine şunu unutmayalım; özellikle belirtmek istiyorum: Biz deprem kuşağı üzerinde, fay hatlarının bulunduğu bir bölgede yer alıyoruz, farklı iklim özelliklerinin olduğu, dört mevsimin yaşandığı bir coğrafyada yaşıyoruz.

    Haliyle, bugüne kadar yaşadığımız afetler, sel felaketleri, depremler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kaçınılmaz olarak yaşanabilir.

    Burada önemli olan, bu afetler karşısında her an tedbirli olmak, hazırlıklı olmak ve anında müdahale edebilmektir…

    Bizi asıl yıkan, bize asıl zarar veren, depremin kendisinden çok, depreme karşı gerekli hassasiyetin gösterilmemiş olmasıdır, felaketlere karşı gerekli hassasiyetin gösterilmemiş olmasıdır. Van depreminde bunu bir kez daha tecrübe ettik.

    Yapılan onca uyarıya, yaşanan onca acı tecrübeye, ödenen onca ağır bedele rağmen, tedbirin elden bırakıldığına, çürük binaların inşa edildiğine, nerede yapılacak nerede yapılmayacak buna dikkat edilmeden binaların inşa edildiğine, çürük binalarda yaşandığına şahit olduk, hala da oluyoruz.

    Yıkılan binalar, enkazlar her şeyi ayan beyan ortaya koyuyor. Beton bina adı altında adeta kumdan kaleler, kumdan binalar, kumdan meskenler inşa ediliyor.

    Binaların kalitesiz malzemeyle yapılması yetmezmiş gibi, 'daireyi, dükkanı, mağazayı genişleteceğim' düşüncesiyle binalardaki taşıyıcı sütunlar kaldırılıyor, kolonlar kesiliyor.

    Belediyeler de müteahhitler de denetim elemanları da bu ihmallerin cinayetle, intiharla eş anlamlı olduğunu artık kabul etmek durumundadır.

    Bunun yanında, deprem sonrasında özellikle sosyal paylaşım sitelerinde, bazı televizyon ekranlarında, bazıgazeteköşelerinde ortaya konan ayrımcı tutum ve tavır da yaramıza tuz basıyor.

    Allah'a hamd olsun milletimiz, bu ırkçı, ayrımcı, bölücü tavır ve imaların hiçbirine prim vermedi.

    Van depremiyle yer sarsılırken, bizim kardeşliğimiz, uhuvvetimiz, muhabbetimiz daha bir pekişti, daha bir güçlendi. Bu felaket vesilesiyle bir kez daha samimiyetle kucaklaştık. 780 bin kilometrekarenin nasıl bir ve bütün olduğunu, dosta da düşmana da bir kez daha gösterdik.''

    -''Bu millet, bir kez daha imtihanı geçmiştir''-

    Hiçbir tahrike prim vermediklerini, hiçbir provokasyona aldanmadıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, ''Kalbimize kara düşürecek hiçbir imaya, kardeşliğimize halel getirecek hiçbir tavra, birliğimizi lekeleyecek hiçbir fitne ve fesada eyvallah demedik'' diye konuştu.

    Böyle günlerin, dayanışmanın sınandığı, kalplerin imtihan edildiği günler olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Allah'a şükürler olsun ki, bu millet, bir kez daha imtihanı geçmiştir'' dedi.

    Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ''İstiklal şairimiz Mehmet Akif, o meşhur mısralarda şöyle söylüyordu:

    Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya, millet, milliyet nedir öğretmişiz...

    İşte Van depremi, bu milletin dünyaya, milletin ve milliyetin ne olduğunu öğrettiği bir nasihat olmuştur.

    Bu vesileyle, en başından itibaren, sağduyuyla, soğukkanlılıkla, aklıselimle hareket eden, milli birliğimiz ve kardeşliğimiz için yapıcı açıklamalarda bulunan tüm siyasi partilerimizi de tebrik ediyorum.

    Afet zamanlarında ortaya çıkan bu sıcak dayanışmanın, 365 gün boyunca ülkemizin siyasi atmosferine hakim olmasını temenni ediyor, arzuluyorum.

    Bu millet nice badireler, nice felaketler, nice zorluklar, nice sıkıntılar atlatmıştır.

    Her seferinde birbirine sarılarak, birbirinin derdine ortak olarak, birbiriyle dayanışarak, aşını, ekmeğini, yuvasını paylaşarak, dostlukla, kardeşlikle, komşulukla, hoşgörüyle, sevgiyle, saygıyla bu badireleri atlatmıştır. Nitekim bugünleri de böyle atlatacağız.''

    -''Van için seferberliğe davet ediyorum''-

    Depremin, elbette herkesi derinden sarstığını ve derinden yaraladığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

    ''Ancak depremin ortaya çıkardığı bir gerçek daha var. O da şudur: Trakya'nın, Anadolu'nun farklı coğrafyalarında, farklı şehirlerinde, farklı bucaklarında yaşayan insanlarımız, bizi birbirimize düşman etmek isteyenlere inat, deprem felaketi sırasında da aralarındaki ülfeti daha da artırmış, birbirleriyle daha sıkı kenetlenmiş, örnek bir dayanışma sergilemiştir.

    Geçtiğimiz Ramazan ayında bir başka kıtada, son 60 yılın en büyük kuraklık ve açlık tehlikesiyle boğuşan Somali için harekete geçen milletimizin vicdan ve şefkati, bu kez Vanlı kardeşlerimiz için seferber olmuştur. Deprem, milletimizin kalbinin, gönlünün derinliklerinde yatan cevheri yine gözler önüne sermiştir.

    Bir kez daha görülmüştür ki, bu ülkenin derinliklerinde, bu ülkenin mayasında kardeşlik vardır, birlik vardır, dayanışma vardır, barış içinde birarada yaşama arzusu vardır.

    İşte bu nedenle hiçbir odak, bu kardeşliğimizi gölgeleyemeyecektir, hiçbir güç bu dayanışma zincirini kıramayacaktır.

    İnanıyorum ki, depremin ardından sergilenen bu birlik ve beraberlik coşkusu, bu dayanışma ruhu artarak devam edecek, milletimiz el ele, gönül gönüle aydınlık bir geleceğe doğru yürüyecektir.

    Ben, bir kez daha, ekranlar aracılığıyla 74 milyon insanımızı, Van için seferberliğe davet ediyorum. Biz, devlet olarak her imkanı seferber ettik. Van'ı, Vanlı kardeşlerimizi elbette aç ve açık aynı zamanda açıkta bırakmayacağız. Bingöl'e nasıl anında müdahale ettiysek, Erzurum'a, Elazığ'a, Bursa'ya, Bala'ya, Simav'a, Rize'ye, Ordu'ya, Giresun'a afet yaşayan her yere nasıl anında ulaştıysak, Van'a da ulaştık ve orada da yaraları saracağız. Yapılan hiçbir çalışmanın, atılan hiçbir adımın boşa olmadığı ortadadır.

    Her ne kadar afet bölgesindeki çalışmalar neticesinde, hepimizi üzen ölüm haberleri alsak da enkaz altından cesetler çıkarılsa da bir tek bebeğin sesi dahi hepimizi sevince boğmaya yetmiştir.

    Onlarca vatandaşımız, kardeşimiz, yavrumuz arama kurtarma çalışmaları neticesinde hayata yeniden 'Merhaba' demiş, adeta yeniden dünyaya gelmiştir...

    Onların sevinç görüntüleri, onların yaşama coşkuları, bizleri de sevindiriyor, bizleri de coşturuyor.

    Özellikle Azra bebeğin, o minicik yavrunun, Erciş'te enkaz altından, burnu bile kanamadan sağ salim kurtarılması bir nebze de olsa acımızın hafiflemesine vesile olmuştur.

    Azra bebek, adeta tüm milletimizin umudu, sembolü haline geldi.

    Azra bebeğin ardından annesi ve anneannesi de çok şükür ki, enkazın altından sağ salim kurtarıldı. Daha sonra da pek çok insanımız o beton blokların, o un ufak olmuş yıkıntıların, enkazların arasından çıkarıldı.

    Kurtarılan her can bize nefes vermiş, kurtarılan her can bize hayat vermiştir.

    Ben, arama kurtarma çalışmalarında görev almış tüm ekiplere, ama tüm ekiplere yürekten teşekkür ediyor, kurtuluşlarıyla yüreklerimizi teskin eden can kardeşlerimize, evlatlarımıza Allah'tan uzun ömürler diliyorum.

    -5 polisin şehit olması-

    Başbakan Erdoğan, önce Bitlis Güroymak'tan 5 polisin bombalı bir saldırı sonucunda şehit edildiği haberi geldiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

    ''Aynı olayda biri çocuk 5 sivil vatandaşımız da hayatını kaybetti, birçok sivil yaralandı. Ardından, TBMM'de ülkemize daha demokratik, daha adil ve daha özgürlükçü bir anayasa hazırlama çalışmalarının başlayacağı bir günde Çukurca'da, haince bir terör saldır ısında 25 askerimizi şehit verdik.

    Ancak, yılmadan, yorulmadan, terörle mücadelemizi de sürdürdük ve sürdürüyoruz. Güvenlik güçlerimizin bir süredir koordineli bir şekilde yürütmekte olduğu operasyonlar, son olayların ardından daha da yoğunlaşmış bir şekilde devam ediyor.''

    -''Terör örgütü önemli kayıplara uğratılıyor''-

    Türk silahlı kuvvetlerinin ve polisin, emniyet güçlerinin el ele, omuz omuza dayanışma içerisinde bu mücadeleyi sürdürdüklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    ''Çukurca ve çevresi başta olmak üzere yurt içinde ve sınır ötesinde sürdürülen hava destekli kara operasyonu an be an hedefine ulaşıyor. Terör örgütü önemli kayıplara uğratılıyor. Hükümet olarak, bir yandan terörle mücadelede kararlı adımları atarken, diğer yandan uluslararası temaslarımızı yoğunlaştırıyoruz. Bu kapsamda, Irak Bölgesel Yönetimi eski Başbakanı ve KDP Başkan Yardımcısı Sayın Neçirvan Barzani ile bir görüşme yaptık. Mesut Barzani ile de telefon görüşmesi gerçekleştirdik ve bir araya gelme kararı için kendilerini Türkiye'ye davet ettik ve gelecekler. Yine,İranDışişleri Bakanı Salihi'yi kabul ederek, bölgedeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerimizi paylaştık.''

    -''Terör örgütünü oksijensiz bırakmak...''-

    Erdoğan, medya sahipleri, genel yayın yönetmenleri ve temsilcileriyle bir araya geldiklerini de hatırlatarak, şunları kaydetti:

    ''Yaklaşık 3 saatlik bir toplantıda, hem kendilerini bilgilendirdik, hem medya terör ilişkisine dair bazı hissiyatımızı kendileriyle paylaştık, hem de kendilerini dinleme imkanı bulduk. Terörün propagandasını engellemek, terör örgütünü oksijensiz bırakmak için her türlü tedbiri alıyoruz. Bunu yaparken hiçbir kesimi ötekileştirmiyoruz, hiçbir kesime önyargıyla yaklaşmıyoruz.

    Bu ülkenin insanlarının bütün hayal kırıklıkları, bütün gönül kırgınlıkları, bütün vicdan yaraları sevgiyle, kardeşlikle, şefkatle iyileştirilecek. Daha fazla adaletle, daha fazla demokrasiyle, daha fazla özgürlükle bu ülke bir uçtan bir uca bir daha kararmamak üzere aydınlanacak. Zira terörün panzehiri daha fazla demokrasidir. Terörün çaresi insan haklarında, hukukta, adalette, özgürlükte, demokraside sebat etmek, ilerlemek, daha müreffeh bir toplum olabilmektedir.''

    -''Bu kirli hesap tutmayacak''-

    Başbakan Erdoğan şöyle devam etti:

    ''Onun için, terör örgütü mevcudiyetini korumak adına, gerçekte milletimizin kardeşliğini, Türkiye'nin değişim umutlarını, demokrasimizi, hukukumuzu hedef almaktadır. Bu kirli odaklar Türkiye'nin gelişmesini, özgürleşmesini, demokratikleşmesini, huzur ve istikrar içinde kardeşçe müşterek bir geleceğe yürümesini istemiyorlar. Bu ülkenin büyümesini, güçlenmesini, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olmasını, haklının yanında yer alıp haksıza karşı çıkmasını istemiyorlar.

    Ancak bu kirli hesap tutmayacak, terörden medet umanlar maksatlarına asla ulaşamayacaklar. Kimsenin ama kimsenin bu ülkenin bahtını karartmasına izin vermeyeceğiz. Birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi onların kirli hesaplarına kurban etmeyeceğiz. Bu ülkenin huzur ve istikrarını bozdurmayacak, milletimizin değişim iradesini sekteye uğratmayacağız.''

    -Anayasanın hazırlık çalışmaları''

    ''İnsanlarımızın gelecek umutlarını söndürmelerine asla göz yummayacağız'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

    '' Terör illetini bu ülkenin gündeminden de, bu milletin yakasından da mutlaka ama mutlaka söküp atacağız. Milletimiz mutlu ve müreffeh yarınlara ulaşma azmiyle çıktığı bu yoldan asla geri dönmeyecektir. Ne demokrasimizi geliştirmekten, ne adaleti tartışılmaz biçimde tesis etmekten, ne özgürlükleri genişletmekten vazgeçeceğiz. Demokrasi açılımlarımızdan, barış ve kardeşlik projelerimizden, ülkemizin her köşesini imar edecek atılımlardan da asla ve asla geri adım atmayacağız.

    Şu anda, TBMM'de milletimizin uzun bir zamandır özlemle beklediği yeni anayasanın hazırlık çalışmalarını başlatmış durumdayız. Bu süreci Türkiye'nin geleceği açısından hayati önemi haiz görüyoruz. Bugünün şartlarına uyumlu, daha demokratik, daha adil, daha özgürlükçü bir anayasa Türkiye'nin aydınlık yarınlarına giden yolda çok önemli bir kilometre taşı olacaktır.

    Bütün siyasi partilerimizin konuya gereken hassasiyet çerçevesinde yaklaşacağına ve yeni Türkiye'ye yakışan anayasanın hazırlanmasına değerli katkılar sağlayacaklarına inanıyoruz.''

    -''Sadece siyaset zeminde değil...''-

    Erdoğan, konunun sadece siyaset zemininde değil, her zeminde bütün boyutlarıyla tartışılarak olgunlaştırılması gerektiğine inandıklarını belirterek, şöyle devam etti:

    ''Hukukçularımız, aydınlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, medyamız ve tek tek her bireyimiz bu meselede sorumluluk üstlenmeli, yeni anayasanın oluşumuna katkı vermelidir. Türkiye'yi geleceğe taşıyacak bir anayasanın oluşması için bu ortak aklın oluşmasına ihtiyacımız var. İnşallah Türkiye'nin değişimini taçlandıracak yeni anayasamızı en geniş katılımla hazırlayarak çok önemli bir aşamayı daha gerçekleştireceğiz.''

    -''Kurban Bayramınızı tebrik ediyorum''-

    Erdoğan, her türlü zorluğu bir olarak, beraber olarak, millete yakışan bir dirayetle aşabilecek gücümüzün olduğunu ifade ederek, ''Şartlar ne olursa olsun, bütün yaralar sarılacak ve Türkiye'nin medeniyet yürüyüşü Allah'ın izniyle devam edecektir'' dedi.

    Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

    ''Bu inançla sözlerime son verirken, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 88'inci yıl dönümünü yürekten kutluyorum. Yaklaşan Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum; ülkemize, milletimize, tüm İslam alemine ve insanlığa hayırlar getirmesini Allah'tan temenni ediyorum. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun.'

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim