• BIST 107.041
  • Altın 143,274
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526

    Edip Başer'den konferans

    28.03.2008 20:20
    Emekli Orgeneral Edip Başer, "Her sorunun temelinde cehalet yani eğitimsizlik ya da yanlış eğitim vardır" dedi.
    Edip Başerden konferans
    Edip Başer'den konferans Edip Başer'den konferans Edip Başer'den konferans

    Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Kuşadası Şubesi tarafından düzenlenen "Türkiye'nin Ulusal Güvenlik Sorunları" konulu konferans büyük ilgi gördü. Konferansa konuşmacı olarak Yeditepe Üniversitesi Atatürk Enstitüsü Başkanı Emekli Orgeneral Edip Başer katıldı.
    Kuşadası Derici Otel'de gerçekleşen konferansa, Atatürkçü Düşünce Derneği Kuşadası Şubesi üyeleri başta olmak üzere çok sayıda vatandaş katıldı. Konferansta, eğitim, kötü yönetim ve cehalet, ulusal güvenliği etkileyen iç koşullar, refahın paylaşımındaki dengesizlik sorunlarının ulusal güvenliğe etkileri konuşuldu. Konferansta bir konuşma yapan Emekli Orgeneral Edip Başer, ulusal güvenlik sorunlarının çözümü için "Yetenekli liderler ve çok iyi seçilmiş yöneticilere" ihtiyaç olduğunu söyledi.
    Soğuk savaşın sona ermesinin, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ulusal güvenlik anlayışı ve tehdit algılamalarında köklü değişikliklere neden olduğunu anlatan Emekli Orgeneral Edip Başer, "Tehlike dediğimizde, bu eylemlerin gerçekleştirilmesinin kaçınılmaz ölçüde yakın olduğu duruma verilen addır. Örneğin, bir komşu ülkenin nükleer silahlara sahip olması ülkemiz için bir tehdittir. Ancak, eğer o ülkeyle aramızda bir siyasi kriz baş göstermişse, bu bir askeri krize dönüşmek üzereyse veya dönüşmüşse bu
    taktirde bu ülkenin nükleer silaha sahip oluşu bizim için bir tehlike haline gelmiştir" dedi. Yani, tehdidin daha belirgin hale gelmiş şekline tehlike dendiğini anlatan Başer, şöyle konuştu: "90'lı yılların başlarında ortaya çıkan bu yeni durum da geleneksel tehdit kavramının yerini yeni tehditler aldı. Bunlardan bir tanesi bölgesel ve etnik çalışmalar; Kitle imha silahları ve uzun menzilli füzelerin yaygınlaşması, kökten dincilik ve etnik bölücülük, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi örgütlü suçlar ve
    uluslar arası terör. Şu an dünyanın gündeminde olan temel tehdit unsurlarını bu çerçeve içerisinde kabul etmek mümkün ancak bunlara özellikle son zamanlarda çok süratli bir biçimde gelişme gösteren iletişim teknolojileri ile ilgili ve siber savaş adı verilen tehdidi de ilave etmek durumundayız. Ayrıca, bugün dünyamızın başlıca sorunlarından biri haline gelmiş çevre kirlenmesi, küresel ısınma ve bunun ortaya çıkardığı çok önemli ve dünya ülkelerini gerçekten korkutan koşullarda yeni bir tehdit unsuru olarak
    karşımıza çıkmaktadır. Bugün ülkelerin iç ve dış kaynaklı ilişki ve sorunlarının iç içe girmiş, birbirine bağımlı ve birbirini etkileyen durumunu saydığımız tehdit türleri ile mücadeleyi daha da zorlaştırmış ve böylece ulusal güvenlik sorunlarının içinden çıkılması güç bir hale getirmiştir."
    Bir ülkenin ulusal güvenlik yapılanmasının en önemli yapı taşlarının başında öngörü sahibi siyasi liderliğin geldiğini belirten Başer, "Öngörü sahibi liderlik bu anlamla ilk sırada yer almaktadır. Bunun yanı sıra çok yönlü bir istihbarat yeteneğine sahip olacaksınız. Süratli bilgi paylaşımını sağlayan, güvenli bir bilgi iletişim sistemine sahip olacaksınız. İlgili birimler arasında sağlıklı işleyen bir karar mekanizmasına sahip olacaksınız" dedi.
    Bu tür durumlarda, alınan kararları uygulama yeteneğine sahip politik, diplomatik, askeri, ekonomik ve psikolojik güç unsurlarına sahip olmak gerektiğini anlatan Başer, şöyle konuştu: "Bu unsurların etkin çalışarak, güçlü bir ulusal güvenlik yeteneği oluşturabilmelerinin eğitilmiş ve hakça paylaşımların yapıldığı bir toplum ve iyi işleyen bir ekonominin varlığına önemli ölçüde bağlı olduğunu vurgulamadan geçemeyiz. Bu yapısal unsurların uyumla işleyişi diğer iç ve çevresel koşullarla da yakından ilgili.
    Ulusal güvenliğin önem ve önceliğini daha açık görebilmek için ulusal güvenliği etkileyen bu koşullara biraz daha yakından bakmamızda ve olayı bütünlük içinde görmemizde yarar var"
    İkinci Dünya Savaşı sonrası ideolojik kutuplaşmaya bağlı askeri blokların ortaya çıktığını anlatan Başer, sözlerine şöyle devam etti: "Bu süreçteki etik, askeri güç merkezli bir kavram olarak algılanmaktaydı. 20. yüzyılın sonlarında önemli atılımlar yapan iletişim teknolojileri, dünyanın herhangi bir köşesinde meydana gelen bir olayı anında oturma odalarımıza taşıdı. Bilgi aktarımının hız ve kapsam bakımından şaşırtıcı şekillere ulaştığı bu düzey, kültürler arası etkileşimleri daha da genişletti. Öte
    yandan ikili ya da çok taraflı oluşumlara dayalı bölgesel ağırlıklı ilişkiler yerini artık her alanda küresel boyutta ilişkiler almaya başladı. Bu ilişkiler temelde ekonomik eksende olmak politik, sosyal, kültürel kısaca yaşamın tüm alanlarını kapsayacak bir çeşitlilik kazandı. İlişkilerin ve çıkarların böylesine bir paylaşım ve etkileşim içine girdiği bu süreçten tehdit algılamaları ve ulusal güvenlik yapıları da elbette payına düşeni alacaktır."
    Bütün sorunlarımızın en önemli iki nedeninin Cehalet ve Kötü Yönetim olduğunu anlatan Başer, konuşmasını şöyle tamamladı: "Kötü yönetimler Cehaleti ortadan kaldırmak istemezler. Çünkü, cehalet kötü yönetimlerin yaşama organıdır. Bu bakımdan, kötü yönetimler cehaleti ortadan kaldırmak için ciddi anlamda çaba göstermezler. Öte yandan, önemli kısmının cahil bırakıldığı toplumlar da kendilerine iyi yönetimler seçme becerisini gösteremezler. Çünkü, kandırılmaları, şu ya da bu şekildeki çıkarların arkalarına
    çekilmeleri fevkalade kolaydır. Eğitim, üzerinde en fazla konuşulması gereken konudur. Çünkü, her sorunun temelinde cehalet yani eğitimsizlik ya da yanlış eğitim vardır. Bu saptamalardan sonra diyebiliri ki temel teknik cehalet ve temel tedbir ise eğitimdir."
    Emekli Orgeneral Edip Başer, konferans sonunda dinleyicilerin sorularını cevaplandırdı. (iha)

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim