• BIST 75.727
  • Altın 129,878
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641

    Doğuran mı anne, yoksa doyuran mı?

    22.05.2012 22:35
    Doğuran mı anne, yoksa doyuran mı?
    Evlat edinen aileden çocuğunu geri almak için dava açtı son sözü yargı söyledi.
    Doğuran mı anne, yoksa doyuran mı? Doğuran mı anne, yoksa doyuran mı? Doğuran mı anne, yoksa doyuran mı?

    2003 yılında bebeğini bir apartman boşluğuna bırakan kadın, 6 yıl sonra onu evlat edinen aileden geri almak için dava açtı.

    Yerel mahkeme çocuğun evlat edinen ailede kalmasına karar verdi. Ancak Yargıtay kararı bozup, ‘Biyolojik anneye verilsin’ dedi. Yerel mahkemedeki hakim diretince son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söyledi: “Çocuk, doğuran annede değil, emek verip büyüten annede kalacak.”

    Evlilik dışı ilişkiden hamile kalan ve 2003 yılında İstanbul ’da arkadaşının evinde doğum yapan Nurten Ç., ailesine bu durumu açıklamaktan korktu.

    Doğumdan 2 gün sonra, kundağına iliştirdiği ‘Ne olur ona iyi bakın ” notuyla birlikte bebeğini bir apartman boşluğuna bıraktı. Daha sonra polisi arayan genç kadın, bebeğini bıraktığı yeri ihbar etti.

    Vatan gazetesinin haberine göre, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na teslim edilen bebeğe, G.Ç. ismi verildi. Minik bebek, Necla ve Ayhan Ö. çifti tarafından 2004’te evlatlık alındı. Aile çocuğu kendi öz evlatları gibi sahiplenip büyüttü. Ancak 2009 yılında ortaya çıkan biyolojik anne, çocuğunun kendisine verilmesi için İstanbul 2. Aile Mahkemesi’nde “velayet” davası açtı.

    “ÇOCUĞUM OLMUYOR OĞLUMU GERİ VERİN”

    Evlilik dışı hamile kaldığı için durumu ailesine söyleyemediğini öne süren Nurten Ç., dava dilekçesinde şu iddialarda bulundu:

    “Kilolu olduğum için karnımı, ailem ve çevremden sakladım. Hamileliğimin 7’nci ayına kadar evimde kaldım. Ancak iyice zorlanınca arkadaşımın yanına gittim.

    Doğumu da arkadaşımın evinde gerçekleştirdim. Onu bıraktıktan sonra bir hafta tek başıma kaldım. Ama oğlumu çok özledim. Psikolojim bozuldu. Kendime gelir gelmez oğlumu aramak için yollara düştüm.

    Bana, ‘Bunun senin çocuğun olduğuna nereden inanalım? Savcılığa başvur’ dediler. Ben de mahkemeye başvurdum. Ancak o sırada oğlum koruyucu aile adı altında bir aileye verilmiş.

    Bir süre önce evlendim, eşime başımdan geçenleri anlattım. Zaten çocuğumuz olmuyor. Eşim çocuğumu almam için destek verdi. Bir daha anne olamayacağım. Çocuğuma iyi koşullarla bakabilecek durumdayım. Oğlumun bana verilmesini istiyorum .”

    BEBEĞİNİ TERK ETTİ DİYE CEZA ALDI

    Adli Tıp ’a sevkedilen Nurten Ç.’nin dava konusu çocuk G.Ç.’nin biyolojik annesi olduğu, yapılan tahliller sonucunda kesinleşti.

    Mahkeme tarafından görevlendirilen pedagoglar, raporlarında, küçüğün kendisine evlatlık olarak alan anne Necla ve eşi ile birlikte kalmasında bir engel görülmediği yönünde rapor hazırladı.

    Bu süreçte biyolojik anne Nurten Ç. ise “bebek terki” suçunu işlediği gerekçesiyle hapisle cezalandırıldı. Ancak Nurten Ç. ’nin cezası paraya çevrilerek ertelendi. Velayet davasına bakan İstanbul 2. Aile Mahkemesi, küçüğün neredeyse doğduğu tarihten itibaren davacılar ile aile halinde yaşantısını sürdürdüğüne dikkat çekerek, çocuğun Ö. çiftinde kalmasına hükmetti.

    ‘ANNE OLMAK SADECE DOĞURMAK DEĞİLDİR’

    Nurten Ç., bu karara itiraz ederek davayı temyiz etti. Temyiz talebini kabul eden Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise “Davalının küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmediği söylenemez. Evlat edinmede asıl olan anne babanın rızasının aranmasıdır ” dedi.

    2. Daire, Çetin’in evlat edinilmesinde davalı annenin rızasının bulunması gerektiğine hükmederek, kararı oy çokluğu ile bozdu. Ancak İstanbul 2. Aile Mahkemesi, Yargıtay ’ın bozma kararına direndi.

    Yerel mahkeme, biyolojik annenin doğum yaptığında 34 yaşında olduğu ve daha önce bir evlilik geçirdiğine dikkat çekerek, çok çarpıcı bir gerekçe yazdı:

    “Başından evlilik geçmiş bir bayanın gebeliğinin 7. ayına kadar hamileliğini fark etmemesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Çocuğun kişiliğinin temelleri ilk 5-6 yıl içinde atıldığı için sağlıklı bir kişilik oluşturabilmesi için bu yıllar içindeki gelişim dönemlerini sağlıklı geçirmesi gerekir.

    Küçük çocuğun biyolojik anneye verilmesi durumunda üvey baba yanında yaşayacak olması da çocuk açısından kabul edilebilir bir durum değildir.

    Anne olmak sadece çocuğu doğurmak değil, onu büyütmek, sevmek ve emek vermek gerektirir. Sevginin karşılığının emek olduğu düşüncesi değerlendirildiğinde, davacı annenin emeğinin biyolojik anneden daha üstün olduğudur.” Yerel mahkeme, çocuğun biyolojik annede değil emek veren annede kalması kararında direndi.

    BİYOLOJİK ANNENİN TEK SEÇENEĞİ AİHM

    Nurten Ç. yine temyize gitti. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan gelen karar bebeğini geri alma umutlarını söndürdü. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11 Nisan 2012 ’de oy çokluğuyla aldığı kararında, yerel mahkemenin kararını bu kez onadı.

    Yerel mahkemenin, ‘direnmeye’ ilişkin kararının uygun bulunduğu belirtildi. Kurul, biyolojik annenin çocukla şahsi ilişki kurulmasına yönelik talebiyle ilgili temyiz isteminin ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nce karara bağlanmasına hükmetti. Böylece dava konusu çocuk G.Ç., kesin olarak “biyolojik annesi”nin değil, “emek veren annesinin evladı olarak kalacak. Biyolojik annenin önünde ise sadece AİHM ’e gitme seçeneği kaldı.

    HUKUKÇULAR NE DEDİ?

    Avukat Cengiz Hortoğlu: “Önemli ve emsal bir karar. Çocuğun mutlu, başarılı ve sağlıklı bir ortamda yetişmesi göz önüne alınıyor. Mahkeme kararını alırken bunları değerlendirmiş. Çocuk kimin yanında kalırsa daha başarılı ve mutlu olur diye düşünülür.

    Alıştığı bir yaşam tarzı var, o aileyi anne baba olarak tanımış, onların yanında huzurlu ve başarılıysa bunu korumak istiyor. Kendisini büyüten insanların yanında kalması bana göre çocuk açısından çok doğru bir karar. Çocuğun iyiliği yönünde.”

    Avukat Rezan Epözdemir: “Yargıtay bu zamana kadar kemikleşmiş olarak bu tür davalarda çocuğun biyolojik ailesine verilmesi yönünde karar verdi. Ama Yargıtay Genel Kurulu’nun verdiği bu karar son derece olumlu ve müspet.

    Anneler sosyoekonomik durumlarını bahane ederek çocuklarını ‘nasıl olsa ileride alabilirim’ diyerek sokağa bırakılıyordu. Şimdi Genel Kurul, çocuğu doğurmanın nezhep bağının (soy bağı) kurulmasına yeterli gelmediğini, çocuğa emek ve sevgi vermek, çocuğun eğitimini tamamlamak, onun değer yargılarını oluşturmak, ona aile kavramını öğretmen gerektiğini söylüyor. Bu karar emsal olacaktır.

    Mahkemenin bu yönde aldığı kararın çok hakkaniyetli olduğunu düşünüyorum. Genel Kurul, doğurmak mı annelik yoksa bir çocuğa sevgiyle bakmak mı bunun kararını verdi.” 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim