• BIST 107.041
  • Altın 143,274
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526

    Diyarbakır'da gergin saatler

    15.05.2011 21:04
    Bağımsız adaylar öldürülen PKK'lılar için açıklama yapmak isteyice, gerginlik çıktı.
    Diyarbakırda gergin saatler
    Diyarbakır'da gergin saatler Diyarbakır'da gergin saatler Diyarbakır'da gergin saatler

    Polisin, Diyarbakır'da BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekili adaylarına 12 PKK'lının öldürülmesi ile basın açıklaması yapmasına izin vermemesi üzerine gergin anlar yaşandı.

    Dyarbakır’da BDP’nin desteklediği bağımsız milletvekili adayları Leyla Zana, Emine Ayna, Altan Tan, Şerafettin Elçi, Nursel Aydoğan, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve ilçe belediye başkanlarının, 12 PKK’lının öldürülmesi ile ilgili valilik binası önünde yapmak istedikleri basın açıklamasına polis izin vermedi. Bunun üzerine milletvekili adayları ile polisler arasında gerginlik yaşandı.

    BDP’nin desteklediği bağımsız milletvekili adayları ve Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile ilçe belediye başkanları ve parti yöneticileri, öğle saatlerinde valilik binasına doğru geldi. BDP’lilerin geleceği haberleri üzerine sabah saatlerinden itibaren valilik binasına çıkan bütün yollarda barikat kuran polis, hem araç hem de yaya geçişlerine izin vermedi. Valilik binası önüne gitmek isteyen BDP’li grup ile polis yetkilileri arasında tartışma yaşandı.

    ’YARIN 100 BİN KİŞİYLE GELİNCE NE YAPACAKSINIZ?’

    Diyarbakır Bağımsız milletvekili adayı Altan Tan, polislerin ’Geçemezsiniz yasak’ sözüne "Bana akıl vermeyin" karşılığını verdi. Polis yetkilisi de, "Olay çıkmasını istemiyoruz" dedi. Bunun üzerine Tan şunları söyledi:

    "Devleti siyaseti çok iyi bildiğimiz için kitleyi getirmedik. Başbakan kabadayılık yapacağına bir an önce sorunu çözsün. Yarın 100 bin kişi ile gelindiği zaman ne yapacaksınız. Buna hazırlıklı olun. AKP’nin bakanı, valinin ve karayolları bölge müdürlüğünün bilgisi dahilinde, karayolları bölge müdürlüğünde seçim toplantısı yapıyor. 25 gün sonra valinin makamında bu açıklamayı yapacağız. Buyurun beni gözaltına alın."

    Bu söz üzerine hareketlenen polise Tan bu kez daha sert bir üslupla, "Çek elini, çek" dedi.

    ’BU İNSANLIK SUÇUDUR’

    Yaşanan itiş kakıştan sonra BDP’liler, Karayolları Bölge Müdürlüğü ile valilik binası arasında kalan Anıt Park’ın köşesindeki polis barikatı önünde konuşma yaptı.
    İlk olarak konuşan BDP Genel Başkan Yardımcısı Filiz Koçali, AK Parti’yi sert bir dille eleştirerek, "Yarın acımızı, yasımızı ve öfkemizi sokakta paylaşacağız" dedi. Valilik binası önüne de acılarını paylaşmaya geldiklerini belirten Koçali şunları söyledi:

    "Bugün tanık olduğunuz şey bugünün işi değil. Son zamanlarda tırmandırılan gerilimin bir parçasıdır, bunu böyle görüyoruz. Biz buraya acımızı, yasımızı ve görüşlerimizi paylaşmaya geldik. Bunu da devletin buradaki en üst kurumu valiliğin önünde yapmayı planlamıştık. Önemli olan bizim sözümüzün içeriğidir. Ateş düştüğü yeri yakar derler. Bugün biz ateşin tam ortasındayız. Kürt halkı 12 evladını yitirdi. Yerel kaynaklardan aldığımız son bilgilere göre Çınar mevkiinde de 2 kişi daha hayatını kaybettiğini öğrendik. Bu bir katliamdır arkadaşlar, bu bir savaş suçudur. Bu bir insanlık suçudur. Eylemsizlik halindeki güçlere yapılan saldırının başka bir adı yoktur. Son 2 ayda bu 40’ncı ölüm haberidir. Artık sayı saymayı unuttuk. Bu aynı zamanda iki yüzlülüktür ve provakasyondur. İki yüzlülüktür çünkü İmralı’da yapılan görüşmeler var. Çözüme atılması gereken adımlar var. Ama bu katliamı yapanlar biliyorlar ki değil çözüm, çözümü konuşmak için bile askeri ve siyasi operasyonların son bulması lazım."

    ’SORUMLUSU AKP’DİR’

    12 PKK’lının öldürülmesinin provakasyon olduğunu öne süren Koçali, PKK’nın eylemsizlik halinde olmasına rağmen, örgütün çatışmaya çekilmek istendiğini savundu. Tüm yaşanan bu olumsuzlukların sorumlusu olarak AK Parti’yi işaret eden Koçali, şunları söyledi:

    "Bu provakasyondur. Uzunca bir süredir eylemsizlik halinde olan PKK güçleri çok açık bir şekilde savaşa çekilmek isteniyor. Bu böyle biline. Bugün akan kanın sorumlusu AKP’dir. Biz herşeyden sorumlu olarak AKP’yi görüyoruz. Çünkü artık AKP, devletin ta kendisi olmuştur. Bakın aynı anda 30 ilin savcısı, yani AKP’nin savcıları karar çıkartıyorlar, 30 ilde eş zamanlı AKP’nin polisleri, demokratik çözüm çadırlarını basıyor. AKP’nin polisleri, sivil halka saldırıyor, gazla, jopla panzerle. Herşeyden sorumlu AKP’yi görüyoruz. O bu topraklarda tecrit olduğunun farkında ve şiddetle bunu bastırmaya çalışıyor. AKP burada seçim ortamını da sabote etmeye çalışıyor. Bir demokratik seçim ortamını gerçekten koşulları gün be gün azalıyor. Halk bu kadar acılıyken, seçim çalışması ile ilgilenecek hali bile yok."

    3 GÜNLÜK YAS

    Öldürülen PKK’lılar nedeniyle halkın 3 günlük yas ilan ettiğini kaydeden Koçali, bu yüzden seçim gezilerini iptal ettiklerini dile getirerek şöyle devam etti:

    "Seçim gezilerimizi iptal ettik. Şimdi bugün bir heyetle Şırnak’a geçeceğiz. Elbette bunun hesabı sorulacaktır AKP hükümetinden. Bir demokratik seçime gidiş yolunu kapatmanın, savaşı tırmandırmaya çalışmanın hesabını siyasetten soracağız kendisine. Zaten halkımız bunu siyasetten soruyor, onu burda tabela partisi haline getirerek bu hesabı soruyor. Halkımız 3 günlük yas ilan etmiş. Bu yas, bizim başımızın gözümüzün üstünde. Biz de yas kararını paylaşıyoruz. 3 günlük biz de bu yasa katılacağız. Parti örgütümüzün olduğu bütün şehirlerde halkımız yasa katılacak. Ama bizim yasımız sokaklarda olacağız. Hem yasımızı, hem öfkemizi, hem de taleplerimizi sokaklarda paylaşacağız, bütün halkımızla."

    ’ACIYI HERKES HİSSETSİN’

    KADEP Genel Başkanı ve BDP’nin desteklediği Diyarbakır bağımsız milletvekili adayı Şerafettin Elçi ise yaptığı konuşma ile ortamı yumuşatmaya çalıştı. Acının her yerde olduğunu anlatan Elçi şöyle dedi:

    "Biz isterdik ki normal bir ortamda, şenlik içerisinde geçen bir seçim ortamında size hitap edelim. Ama malasef bir matem havası içerisinde sizlere seslenmek zorundayız. Bizim acımız büyüktür. Biz dileriz ki bu acıyı herkes yüreğinde hissetsin. Bu ülkede bir şeyin gelişmesi lazım. Herkes bilmeli ki, birilerinin canı can, diğerlerinin canı patlican değil. Bir başka kesimden öldürüldüğü zaman hangi acıyı Türkiye toplumu duyuyorsa, ölen Kürtler için de aynı acıyı duysunlar, paylaşsınlar ki bu iki halk birbirne yaklaşsın. Gerginlik ortamından kimseye yarar gelmez."

    ’KÜRTLERİ ÖLDÜRMEKLE YOK EDEMEZSİNİZ’

    Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun, akan kanı durdurmak için oluştuğunu kaydeden Elçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu akan kanı durması, Türkiye’ye huzur ve barışın gelmesi için oluşmuş bir bloktur. Biz Kürtler’in haklı ve meşru davasını dağ başından, siyasi platforma, siyasi alana dönüşebilmesi için uğraş içinde olan bir grubuz. Bizim amacımız bu. Bu konuda herkesin bize destek olması lazım. Ortamı gererek, yeniden daha fazla kanın akmasına sebep olarak bu olayları çözemeyiz. Bu olayların içinden de çıkamayız. Deneyimle anlaşıldı ki Kürt’leri öldürmekle yok edemezsiniz, Kürtler’i hapislere cezaevlerine atarak sindiremezsiniz, Kürteler’i aç bırakarak Kürt’lere etki edemezsiniz. Bu açmaz bir yoldur. Bu yol daha fazla kan, daha fazla göz yaşı, daha fazla ekonominin isarfı. Bu yol toplumun daha büyük bir genginlik içine sokulmasıdır. Bu yol biran önce terk edilmeli."

    BAŞBAKAN’A DÜŞEN GÖREV

    Bu konuda Başbakan Erdoğan’a büyük görevler düştüğü mesajını veren Elçi, konuşmasını şöyle tamamladı:
    "Özellikle bu konuda Başbakan’a çok büyük bir görev düşüyor. Başbakan mutlaka eğer, huzur ve barışın gelmesini istiyorsa, biran önce vakit geçmeden, daha barış huzur ve bu umut kapıları tükenmeden olaya el koymalı. Askeri operasyonları durdurmalı ve burada çirkin örneğini gördüğünüz polisin davranışları belli, makul, dünyadaki uygar toplumların emniyet güçlerine yakışır bir düzeye getirmeli. Polisin görevi, vatandaşın, huzur ve güveninin emrinde olmalı, yoksa ortamı germek, ortamı karıştırmak değildir. Bu konuda biz herkesten destek bekliyoruz. Yoksa bu işin içinden çıkamaz, bu yükün altından kimse kalkamaz. Daha çok fazla anaların yüreği yanar, daha çok fazla gözyaşı döker, daha fazla çile çekeriz. Ben dilerim ki herkes aklını başına toplar, her devletin ve mutluka insan aklıyla hareket eden bir ekibi vardır. Devlet aklıyla hareket etmek pozisyonunda olan insanların duruma biran önce el koyması, ortamı Ergenekoncu’ların zihniyetine terk etmemesi lazım. Bu konuda fazla zaman kaybetmeye de zamanımız yok."

    Yapılan konuşmalardan sonra, BDP’liler valilik önüne gidişlerine izin verilmemesini alkışla protesto ettikten sonra dağıldı.

    Radikal  

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim