• BIST 107.489
  • Altın 142,830
  • Dolar 3,5604
  • Euro 4,1449

    Diplomalı bekar kadın

    18.06.2011 07:20
    İlkkaracan'a göre kadın ancak bekar ve üniversite mezunuysa istihdamda erkekle eşit oluyor.
    Diplomalı bekar kadın
    Diplomalı bekar kadın Diplomalı bekar kadın Diplomalı bekar kadın

     

           
     
     
    Evlilikle birlikte üniversite mezunu kadınlarda iş gücüne katılım yüzde 85'ten yüzde 73'e iniyor.
     
    Çünkü evlilik demek çocuk demek, çocuk bakımındansa kadın sorumlu tutuluyor. Doç. Dr. İlkkaracan 'Cumhuriyetin son 50 yılına batkığımızda en yaygın kadın mesleği, ezici çoğunlukla tam zamanlı ev kadınlığı' diyor. Hal böyle olunca sosyal devletin kreş ve yaşlı bakım hizmeti daima rafa kalkıyor
     
    İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden Doç. Dr. İpek İlkkaracan'ın 'Emek Piyasasında Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Doğru: İş ve Aile Yaşamını Uzlaştırma Politikaları' başlıklı kitabı, kadın istihdamı sorununa yeni ve derinlikli bakış açıları getiriyor. İlkkaracan'la araştırmasının sonuçlarını konuştuk.
     
    - Kadın figürünün iş yaşamındaki rolü nedir?
     
    Üç temel profilden bahsedebiliriz. Belki de en görünür olan üniversite mezunu, çoğunluğu sigortalı işlerde çalışan ama azınlıkta kalan grup. İkinci grup ise şehirde yaşayan ilköğretim mezunlarından oluşuyor. Bu grup iş yaşamındaki kadın nüfusunun takriben yarısını oluşturuyor. İmalat ya da hizmet sektöründe, düşük kalifiye işlerde, önemli kısmı kayıtsız olarak istihdam edilen kadınlar... Üçüncü grubu oluşturan kırsal grupta okuma-yazma bilmeyen ya da okur-yazar olsa bile diploması olmayan kadınlar ağırlıkta. Aile tarlası üzerinde ücretsiz tarım işçisi olarak kayıt dışı ve çok zor koşullarda çalışan kadınlar bunlar.
     
    AB'NİN YÜZDE 40 GERİSİNDEYİZ
     
    - Kadın istihdamında kriter ne olmalı?
     
    AB'nin üyeleri ve üye olmaya aday ülkeler için koyduğu kriter yüzde 60. Türkiye yaklaşık 40 puan arkasında. Ciddi bir fark var. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ortalamasının da altındayız. Mesela Türkiye'yi Meksika ve Güney Kore ile karşılaştırabiliriz.
     
    Çünkü 1960-1970'lerde Güney Kore'nin kişi başına düşen geliri, sanayileşme oranı Türkiye'yle benzer hatta daha düşüktü; aynı şekilde Meksika da öyle! Ama şimdi pek çok konuda olduğu gibi kadın istihdamı konusunda da Türkiye'nin fersah fersah önündeler. Kriter OECD ortalaması olabilir. 
     
    - Peki sorun nerede?
     
    İktisatçılar tek boyutlu kantitatif tetkikler üzerinden 'eğitim şart'diyorlar. Bu argümana bakarsak, kadın istihdamını arttırmak için yetişkin kadın nüfusuna üniversite diploması vermemiz lazım. Profil gösteriyor ki kadınların emek piyasasına entegrasyonu asıl üniversite diploması ile sıçrama gösterip, sürekli bir katılıma dönüşüyor. Ancak lise mezunu kadınlar da ağırlıklı olarak genç yaşta işe girip, evlilikle işten ayrılıyorlar.
     
    O zaman salt eğitim üzerinden bir stratejiyle istihdamı arttırmak mümkün görünmüyor. Araştırma kitabımda da yer alan veri analizleri çarpıcı. 
     
    ERKEĞİN İŞGÜCÜNE KATILIMI TAM
     
    - Nedir bu çarpıcı analizler?
     
    20-44 yaş  aralığındaki kadın ve erkeklerin medeni durum ve eğitim seviyelerine göre işgücüne katılımlarını karşılaştırdık. Evli erkeklerde en düşük eğitim seviyesinde bile katılım oranı yüzde 90'a yakın. İlköğretim mezunu evli erkeklere bakıyoruz, yüzde 96. Lise ve üniversite mezunu evli erkeklerde yüzde 100'e varan bir katılım var. Yani erkekseniz hangi eğitim seviyesinde olursanız olun  iş gücüne katılım evrensel bir olay.
     
    - Araştırmada kadınların durumu nasıl çıktı?
     
    Kadınsanız, bekarsanız ve üniversite mezunuysanız erkekle eşit oranlarda işgücüne katılıyorsunuz. Yüzde 85 civarında. Türkiye'de tek kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı grup bekar ve üniversite mezunları arasında. Onun dışında evlilikle birlikte üniversite mezunu kadınlarda iş gücüne katılımı yüzde 85'ten yüzde 73'e inerken, erkeklerde evlilikle yüzde 99'a çıkıyor. Bekar, lise mezunu kadınlarda katılım oranı yüzde 51, hiç fena değil ama evlilikle birlikte yine yüzde 28'e düşüyor. 
     
    - Bu düşüşün sebebi ataerkillik mi?  
     
    Türkiye'de kadın istihdamının bu kadar düşük olmasının nedenini salt eğitimle açıklayamadığımız gibi, salt ataerkillikle de açıklamak olayı basite indirgeyen bir yaklaşım.
     
    Evlilikle birlikte çocuk geliyor ve çocukla birlikte evdeki her iki yetişkinin de bir işe girip çalıştığı yani çifte çalışanlı bir hane olmanın fayda-maliyet hesabı tamamen değişiyor. Birinin evde kalıp ev içi işleri, emek yoğun bakım işlerini üstlenmesi gerekiyor. O kişi kim olacak? Ataerkil yapı belirliyor: Sorgusuz sualsiz kadın!
     
    KALKINIRKEN UÇURUM ARTIYOR!
     
    - Sorun muhafazakarlık değil yani?
     
    Muhafazakarlığı ataerkillik olarak tanımlarsak, tüm toplumlarında var olan bir olgu. Bir tek Türkiye'ye özgü değil ki! Japonya, Güney Kore, Meksika ya da İspanya da ataerkil. Fakat ataerkil unsurların olduğu pek çok ülkede, kadınların ekonomik büyüme sürecinde giderek artan oranlarda iş gücüne entegre olduklarını görüyoruz. Türkiye'de ise tam tersine kalkınma sürecinde kadın-erkek istihdam uçurumu giderek artıyor. Türkiye'deki makro ekonomik politikalar ataerkil aile modelini aşındırıcı olmaktan ziyade aksine güçlendirmiş.
     
    Örneğin İsveç'te 2 aylık tam ücretli zorunlu babalık izni, erkeklerin çocuk bakımını kadınlarla eşit koşullarda paylaşmalarını tetikleyen ve cinsiyet rollerinde önemli dönüşümlere yol açan bir pratik olmuş.
     
    MÜCADELENİN İÇİNDEN GELİYOR
     
    Doç. Dr. İpek İlkkaracan Ajas İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kadın Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi. Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği, Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi KEİG Platformu'nun da  kurucu üyeleri arasında yer alıyor.
     
    REKOR BİZDE:
     
    l Ev işi için Türk erkeği günde 51 dakika, 
     
    l İsveçli bir erkek iki saat 52 dakika,
     
    l Fransız erkeği 2 saat 19 dakikası,
     
    l İspanyol erkek ise bir saat 56 dakikasını ayırıyor.
     
    İSTİHDAMIN ÜÇLÜSÜ
     
     
    1- Kentli/eğitimli işgücü: Şehirli, üniversite mezunu, sigortalı işte çalışan kadınlar. Çalışan kadın nüfusu içinde azınlıkta kalıyorlar. Çalışan kadın nüfusunda azınlıktalar.
     
    Çözüm için nereden başlamalı?
     
    EŞİTLİK BAKANLIĞI: Kadını birey değil anne ve eş olarak gören bakış açısıyla çözemeyiz.
     
    Kadın erkek eşitliği politikalar üreten, devletin birimleri arasında uygulamaya konmasını koordine eden, ana politikalara entegre eden kadın bakanlığı, daha doğrusu bir Eşitlik Bakanlığı olmazsa, o zaman ne istihdamda ne siyasi temsiliyette ne de şiddet konusunda etkin çözümler geliştirebiliriz.
     
    2-Kırsal işgücü: Kırsalda yaşıyorlar. Okur yazar değiller. Tarım işçiliği yapıyorlar.  
     
    REİS ERKEK ALGISI
     
    Ailereisinin erkek olduğu düşünüldüğü için ücretler onun üzerinden planlanıyor.  Cumhuriyetin son 50 yılına baktığımızda en yaygın kadın mesleği ezici çoğunlukla tam zamanlı ev kadınlığıdır. Haliyle tam zamanlı ev kadınlığı olduğu sürece sosyal devlet de ne çocuk bakımına, kreşlere el atıyor doğru dürüst, ne de yaşlı bakınma, engelli bakımına önem veriyor.
     
    3 - Kentli, niteliksiz işgücü: Şehirde, kalifiye olmayan iş kollarında çalışan, ilköğretim mezunu kadınlar. Çalışan kadın nüfusunun yarısını oluşturuyorlar.Kentli, niteliksiz işgücü: Şehirde, kalifiye olmayan iş kollarında çalışan, ilköğretim mezunu kadınlar. Çalışan kadın nüfusunun yarısını oluşturuyorlar.
     
    Geçmiş kazanımları kaybettik
     
    Seçime iki gün kala Başbakan 'Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı kaldırılıyor yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kuruluyor' dedi. Kadından sorumlu devlet bakanlığı ve  KSGM, 1980'li-90'lı yıllarda kadın örgütlerinin çabalarıyla kurulmuştu. Adında 'kadın' ya da 'eşitlik' kelimelerinin geçmediği bir Bakanlık! Geçmiş kazanımları kaybetmeye başlıyoruz.
     
    akşam
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Stresi, yiyerek atlatamazsınız!05 Ekim 2012 Cuma 09:39
  • Kafeinli kahvenin bir zararı daha04 Ekim 2012 Perşembe 13:33
  • Erkeklerin kurtarıcısı 5 yalan03 Ekim 2012 Çarşamba 21:03
  • Erciyese kar yağdı03 Ekim 2012 Çarşamba 11:03
  • Sevgi zinciri bir yuvayı dağıttı03 Ekim 2012 Çarşamba 07:29
  • Türkiyede aşkın ömrü bakın ne kadar çıktı?02 Ekim 2012 Salı 16:22
  • El arabalı trafik eğitimi02 Ekim 2012 Salı 16:21
  • Zayıflama ilaçlarına ceza yağdı02 Ekim 2012 Salı 13:28
  • Yolcu otobüsü TIRa çarptı02 Ekim 2012 Salı 12:20
  • Böylesi görülmedi! +1302 Ekim 2012 Salı 09:18
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim