• BIST 82.465
  • Altın 147,626
  • Dolar 3,7852
  • Euro 4,0442

    Diaspora komşundu

    30.01.2012 07:19
    Diaspora komşundu
    'Türkiye'de 1950'ler ile ilgili kimsenin fikri yok. Sanki 1950'ler burada hiç yaşanmamış...' Bu sözler, İstanbullu Ermeni fotoğrafçı Maryam Şahinyan'ın 1935-1985 yılları arasında Foto Galasaray stüdyosunda çektiği 200 bin siyah beyaz kareyi 3 yıllık tekno
    Diaspora komşundu Diaspora komşundu Diaspora komşundu

     

     

    Dün AKŞAM'ın 'Ortak Hafızanın Fotoğraf Albümü' haberiyle duyurduğu SALT Galata'daki dev veri bankası da olan sergide aynı zamanda yüzlerce İstanbullu'yu anılarıyla buluşturan genç sanatçı, çalışmasının perde arkasını ve Ermeni soykırımı iddialarından Hrant Dink'e ilişkin pek çok konuda çarpıcı analizlerini paylaştı


    -  Maryam neden siyah beyaz çalıştı? 
    Maryam Birinci Dünya Savaşı'ndan kalan körüklü kamerasını hiç değiştirmedi. Bu tavır artistik okunabilir ama değil. Foto Galatasaray'ı babasından hangi teknik imkanlarla devraldıysa  öyle devam ettirdi.Bu tavrı konservatif kimliğiyle örtüşüyordu. Maryam zamanı askıya almış o stüdyoda, bir bakıma dondurmuş. 
    -  Negatiflerin temizliği, arşivleme aşaması ne kadar sürdü? 
    Üç yıl. 2009'un Ocak ayında çalışmaya başladık. 2011'in Kasım ayında sergi açıldı. 
    -  Sanatın sunumu noktasında yeni bir anlayış mı doğuyor? 
    Evet. Özellikle son 10 senede çok şey değişti. Teknoloji bize bazı olanaklar sundu. Proje, birkaç ay içerisinde web üzerinden tüm dünyaya açılacak ve orada Etiyopya'dan Kanada'ya kadar kendi tarihiyle ilgili bir bilgi gören herkes bu sisteme girebilecek ve bu da sonsuza dek orada kalacak. 
    -  Sergi boyunca sizi en çok şaşırtan ne oldu? 
    Beklemediğimiz bir şey oldu. İnsanlar sandıklarından, duvarlarından çerçevelerini söküp bu sergiye geldiler. Yakınlarının fotoğraflarını taradılar. Şok geçirdim. Hepsi  sergiyi bekliyor gibiydi.' 
    -  Sosyolojik açıdan sergiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Karelere bakıldığında aynı zamanda toplumsal hafıza ile ilgili pek çok doneyi bulmak mümkün. Ortak belleğin nereye gittiği görebiliyoruz. Bugün artık bu sokağa çıktığınızda 1950'lerle ilgili kimsenin bir fikrinin olmadığını görebiliyorsunuz. Sanki bu topraklarda 1950'ler hiç yaşanmamış gibi.' 
    - Sergiyle amaçlanan küresel veri bankası mı oluşturmak mıydı? 
    Çalışmayı küresel bir tartışmaya dönüştürebilmek de vardı hedeflerim arasında. Arşivde görülen insanların bugün yüzde 70'i diaspora statüsünde yaşıyor. Bugün İstanbul'da değiller. Atina'da, İsrail'de, Paris'te, Latin Amerika'dalar ama biliyoruz ki İstanbullu olmak üzerinden yine bir aradalar.
    -  Bireysel hafızadan toplumsal sonuçlar elde etmek mümkün mü?
    Evet. Çünkü biz hep yukarıdan dikte edilen bir hafızayı tekrarlıyoruz. Bir taraf diyor ki 'bu bunu yapmış', diğeri diyor ki 'yapmamış' ama bu iki ucun arasında sayısız okuma ve tekst var. 
    -  Ezberler bozulacak mı?
    Çok alışık olduğumuz tekil idealize edilmiş formattaki bilgiyi ve hafızayı yapı bozumuna uğratacaktır.  Ama neyin ezberini bozacak? Maryam'ın arşivinde Ermeniler, Rumlar, Yahudiler var ama onların içinde gay de var, dinsiz de var, evsiz de var. Sayısız sosyal, kültürel, sınıfsal ve politik ayrışma var.' 
    -  Ermeni meselesini hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
    Edirne'den çıktığın andan itibaren dünyanın her şehrinde Türkiyeli olmak üzerinden bir araya gelmiş insanlar var. Bu insanlarla 80 yıldır nasıl bir iletişimimiz var? Diaspora demek çok kolay. Diaspora dediğin insan Malatya'da, Sivas'ta, Diyarbakır'da senin arkadaşın, komşun beraber yediğin içtiğin ve orada olmak zorunda olan, haliyle de öfkeli bir kesim. Fakat biraz iletişim kursan, bir süre sonra aynı şiveyi, aynı lehçeyi konuşmaya başladığını göreceksin... Diasporanın ilk gittiği yıllarda biliyoruz kanalizasyon temizliyorlardı bu insanlar. Paris'te hayatta kalabilmek için reva mıdır bu? Ondan sonra o insanlarla hiç iletişim kurma! Sonuç ortada. Ben onlarla siyasi bir dil kurmak istemiyorum. Şimdi soykırım mı, katliam mı bunu tartışıyoruz. İnan bu boyutu beni hiç ilgilendirmiyor. Hukuki terminoloji değil buradaki mesele tamamen insani.'

    PAMUKLARA SARMALIYDIK
    Hrant Dink'in öldürüldüğü dönemde tezim için Agos arşivinde çalışıyordum. Cinayetten önce akademiden bir belge almıştım. Dink çok gülmüştü; 'İzne ne gerek var, gel çalış' demişti. Dink'in üniversite öğrencilerine karşı özel bir hassasiyeti vardı. Belki de bu yüzden cinayeti planlayanlar, kendilerini üniversite öğrencisi olarak tanıttı. Bu ülkede hiçbir sorun yoktuysa, Hrant neden vuruldu? Pamuklar içerisinde korumamız gereken değerlerdendi. Dink öldürülmeyecek insandı.'

    akşam

     

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim