• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702

    'Devrim İran'daki gibi bitebilir'

    03.02.2011 09:50
    Altunışık, Mısır'daki 'popüler' devrimin İran'daki gibi ikinci bir devrime yol açabileceğini söyledi.
    Devrim İrandaki gibi bitebilir
    'Devrim İran'daki gibi bitebilir' 'Devrim İran'daki gibi bitebilir' 'Devrim İran'daki gibi bitebilir'

    Mısır'daki 'popüler' devrimin İran'daki gibi ikinci bir devrime yol açabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Altunışık, 'Demokratik olmayan Ortadoğu ülkeleriyle ilişkileriniz geliştikçe daha statükocu olmaya başlıyorsunuz. Türkiye böyle bir ikilemle karşı karşıya' diyor

    Satırarası....

    Tunus'ta başlayan olayların Mısır'a sıçraması nedeniyle günlerdir gözümüz kulağımız Ortadoğu'da. Mısır'da yaşananların kendilerine de sıçramasından endişe eden Ürdün'de Kral Abdullah'ın hükümeti feshetmesi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın reform sözü vermesi, domino etkisi teorisinin Ortadoğu'yu gerçekten endişelendirdiğini ortaya koyuyor. Tunus ve Mısır'da patlayan olayları, bölgenin geleceğini ve Türkiye'ye etkilerini ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı olarak görev yapan Ortadoğu konusunda uzman isim Prof. Dr. Meliha Benli Altunışık ile konuşmak için dün İstanbul'da bir araya geldik.

    Mısır'daki 'popüler' devrimin İran'daki gibi ikinci bir devrime yol açabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Altunışık, 'Demokratik olmayan Ortadoğu ülkeleriyle ilişkileriniz geliştikçe daha statükocu olmaya başlıyorsunuz. Türkiye böyle bir ikilemle karşı karşıya' diyor.

    ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meliha Benli Altunışık AKŞAM'a Ortadoğu'da son günlerde yaşananlar ve bölgenin geleceği konusunda kapsamlı değerlendirmelerde bulundu:

    - Tunus ve Mısır'da olanların arkasından bir domino etkisi bekliyor musunuz?

    Bekliyorum. Tabii bu her yerde aynı derecede olacak ve aynı sonuçlara varacak değil. Arap dünyasında gittikçe otoriterleşen tek kişi yönetimleri var. Bunlara karşı yıllardır oluşmuş bir hoşnutsuzluk zaten vardı. 20 yıldır bizim alanda sorulan yegane soru: 'Bu rejimler halen nasıl ayakta kalabiliyor?' idi. Şimdi bir dönüşüm yaşanıyor.

    RADİKALLERİN DÖNÜŞÜMÜ

    - Peki Müslüman Kardeşler bu süreçte nasıl bir senaryoya oturuyor?
    Müslüman Kardeşler de Mısır'da dönüşüm içinde. Bu noktada da kendisine AK Parti'yi tartışıyor ve örnek alıyordu.

    - Nasıl tartışıldı AKP Müslüman Kardeşler tarafından?

    AK Parti iktidara geldiğinde Müslüman Kardeşler bunu önce 'Türkiye'de İslam'ın başarısı, laik düzenin çöküşü' olarak gördü. Daha sonra AK Parti'nin AB üyeliğine, reformlara destek olduğunu ve partide dışarıdan insanlara da yer verdiğini görünce, Müslüman Kardeşler'in 'İslam çözümdür' sloganını eleştiren kesimi 'AK Parti'nin reformu simgelediğini ve hareketin de bu aşamalardan geçmesi gerektiğini' söylemeye başladılar. Aslında başından beri radikal hareketleri pek kabul eden bir grup değil zaten. Asıl amacı kültürel dönüşümü sağlamak, yani devleti ele geçirmek değil. Belki uzun vadede amaç o olabilir, ama bu süreçte hedefleri toplumu dönüştürmek, İslam'ın mesajını yaymak ve kendi deyimleriyle 'aydınlatmak'. Mübarek de bunlara göz yumdu büyük ölçüde. Çünkü onlara kültürel alanı bırakarak sürdürebileceğini düşündü. Ama, siyasette engelleyerek, ikili bir strateji izledi.

    - İran Devrimi ile Mısır arasında kıyaslamalar yapılıyor. Siz bu konuyu nasıl yorumluyorsunuz?

    Müslüman Kardeşler protestolarda ön planda olmamaya özen gösteriyor. Bu, şu anda bir 'popüler devrim'. Bu anlamda bazı farklılıklar olsa da İran Devrimi'ni hatırlatıyor tabii. İran'da iki devrimden söz etmek gerek. İlki, Şah karşıtlığı ile örgütlenen 'popüler devrim'. Şimdi Mısır'da da o var ve tüm farklı siyasi gruplardan gelen insanlar Mübarek'e karşı birleşti. Ama İran'da popüler devrimin ardından, Humeyni ve destekçileri devrimi ele geçirdi ve ikinci devrim gerçekleşti. Tabii Mısır'da kesin bu olur denemez ama ikinci aşaması öyle olabilir. Çünkü Mısır'da Müslüman Kardeşler daha örgütlü. Tabii İran'da Humeyni Velayet-i Fakih'i hazırlayarak, devlet yönetimi sistemi konusunda görüşlerini açıklamıştı. Müslüman Kardeşler ise hem kültürü dönüştürmesi, hem de başka gruplarla bu işi yapma eğiliminde. O nedenle ikinci aşamanın daha farklı olması ihtimalini de dışlamamak lazım.

    - Mübarek'in son konuşmasından sonra seçime kadar kalması mümkün mü?

    Mübarek, Bin Ali gibi kaçıp gitmek istemiyor ama yaptığı konuşma insanları etkilemedi. Bazı şeyler için çok geç ve bir aşamadan sonra evlerini böyle ufak tefek ödüllerle evlerine göndermek mümkün değil. Bir de bu işlerin bir dinamiği var, insanlar kendi güçlerini de fark ediyorlar. O nedenle böyle ufak tefek bir şeyler verip susturmak mümkün olmayabilir.

    ABD HATA YAPMAK İSTEMİYOR

    - ABD'nin Ortadoğu'daki gelişmeler karşısında takındığı tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Mısır hem strateji, hem Arap sistemi içindeki yeri, hem de Süveyş nedeniyle çok kritik bir ülke. O nedenle net tavır koymaktan çekindiler başlangıçta. Ama, içeriden 'sürecin geri dönülemez' olduğu istihbaratını aldıktan sonra daha açık konuşmaya başladılar. Böylece, İran'da düştükleri hataya da düşmek istemiyorlar. Çünkü İran'da gelmekte olan devrimi göremediler ve kaybettiler. Ondan sonra da hiçbir zaman yeni gelen rejimle araları iyi olmadı. Onlar için Mübarek kalabilecekse, en iyi şey o. Ama olmayacaksa da, 'Süreci yönetmeye çalışıp, yeni rejimle de olumsuz bir başlangıç yapmayalım. Yumuşak geçiş yapalım' diye düşünüyorlar.

    Suriye'ye dikkat

    Mısır'dan ziyade, Suriye'de ne olacağı Türkiye için çok daha dikkatle izlenmesi gereken bir durum. Çünkü Türkiye'de bir kargaşa ve mezhepsel kavga Türkiye'yi çok derinden etkiler. Hem Kürt hem de Aleviler açısından sonuçları olur, sadece sınırınızdaki istikrarsızlığın ötesinde bir duruma yol açar. Demokratik olmayan Ortadoğu ülkeleriyle ilişkileriniz geliştikçe daha statükocu olmaya başlıyorsunuz, böyle bir çelişkisi de var bu işlerin.

    Kahire'nin güçlenmesi Ankara'nın etkinliğini azaltır
    MISIR dönüşümünü sağlarsa, Türkiye'nin bölgedeki rolü ve etkisi azalacaktır. Çünkü Türkiye biraz da Mısır'ın Ortadoğu'daki geleneksel 'Arap dünyasının lideri' rolünü oynayamamasından doğan boşluktan yararlandı. Mısır'da meşru bir yönetim Arap dünyasında da bir çekim kaynağı olacak ve Türkiye'nin yükselen gücünü biraz dengeleyecek ve azaltacaktır. Bu süreçte, Türkiye'nin tavrı da biraz ilginç. Birinci AK Parti hükümeti Ortadoğu'da demokratikleşme, siyasi reform söylemini çok kullanıyordu. Hem Erdoğan, hem de Gül'ün konuşmalarında 'Biz de evimizi düzene sokmalıyız, Ortadoğu'da reforma ihtiyaç var' gibi ifadeler çok kullanıldı. Ama ikinci AK Parti hükümeti bu söylemi bir kenara bıraktı.

    - AKP'de bahsettiğiniz söylem değişikliğinin nedeni nedir size göre?

    Birincisi, ABD'nin demokrasi söyleminin bölgede yarattığı alerji olabilir. İçeride'de 'BOP'un ortağı' ifadesi kendisine karşı çok kullanıldığı için, AK Parti kendisini bundan biraz uzaklaştırmak istemiş olabilir. Ayrıca, bir taraftan bu rejimlerle çok yakın ilişkiler kuruyorsunuz, böyle bir ilişkiye girince bunları eleştirmek tabii çok kolay olmuyor. Bu 'iş yapıyoruz' pragmatizmi. AB ve ABD'nin başına gelen de bu. Bir yanda demokrasi diyorlar ama sonuçta çıkar ilişkileri de var.

    AKP reformcu söylemiyle popüler oldu

    Her tarafta aktif olan Türkiye Mısır ve Tunus'u uzaktan izledi. Çünkü öbür tarafı desteklerseniz ve Mübarek devrilmezse, siz onunla iş yapmaya devam edeceksiniz. Türkiye'nin bundan sonra izlemesi gereken stratejiye karar vermesi çok zor tabii. Eleştirdiğimiz ülkelerle aynı konumdayız. AK Parti Hükümeti'nin, Başbakan Erdoğan'ın bölgedeki popülaritesinin, hayranlığının en önemli nedeni demokrasiden yana olmak, bölgedeki liderlerin yapamadıklarını yapmak. Hem bun rejimlerle iyi ilişki geliştirip, hem de reformcularla iyi ilişkiler kurmak zor bir şey. Bunun sınırlılıkları var ve Türk tarafının açıklamalarının geç gelmesinin nedeni de bu. Ama AK Parti'nin popülerliğini sürdürmesi bu reformcu söylemi sürdürmesine bağlı.

    'Gümüş' etkisi

    TÜRK dizilerinin daha başka bir hayat düzeni olduğunu göstermek açısından etkisi olmuş olabilir ama ne kadar etkilemiştir, emin değilim. Eskiden Mısır dizileri izlenirdi bölgede. Ama şimdi eskiden Arap dünyasının lideri olmuş, kültürel alanda öncü olmuş Mısır'ın esamesi okunmuyor. Son 10 yıldır hiçbir konuda ağırlığını koyamayan bir ülke haline geldi. Dolayısıyla bu gördükleriniz biraz da Mısır'ı nereden nereye getirdi meselesi. Arap milliyetçiliği açısından Türkiye'nin kendini getirdiği durum acı da bir gerçek.

    Akşam

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Tayvan’da bir kişinin kulağından böcek çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 09:38
  • Sınıra yaklaşmayın uyarısı06 Ekim 2012 Cumartesi 08:27
  • Suriye: Özür dilemedik06 Ekim 2012 Cumartesi 07:40
  • Köylüler bu kulübe için seferber oldu05 Ekim 2012 Cuma 19:30
  • Mescid-i Aksa karıştı05 Ekim 2012 Cuma 18:02
  • İşte Suriyenin zayiatı05 Ekim 2012 Cuma 17:12
  • Gerçek işsizlik yüzde 1105 Ekim 2012 Cuma 17:10
  • Büyük tehdit: O esirler idam edilebilir!05 Ekim 2012 Cuma 17:08
  • İtalya: Esed provokasyonlara son vermeli05 Ekim 2012 Cuma 16:28
  • 11 Yaşındaki Çocuk Buldu05 Ekim 2012 Cuma 16:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim