• BIST 98.492
  • Altın 143,674
  • Dolar 3,5686
  • Euro 3,9881

    'CHP'nin icadı kendi hoşuna bile gitmedi'

    12.07.2011 13:52
    CHPnin icadı kendi hoşuna bile gitmedi
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, bir Nasreddin Hoca fıkrasına atıfta bulunarak 'CHP'nin icadı kendi hoşuna bile gikmedi' dedi.
    'CHP'nin icadı kendi hoşuna bile gitmedi' 'CHP'nin icadı kendi hoşuna bile gitmedi' 'CHP'nin icadı kendi hoşuna bile gitmedi'

     

     
    Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında ana muhalefet partisi CHP'yi Nasreddin Hoca fıkrasıyla eleştirdi. Başbakan, ''Nasreddin Hoca'ya sormuşlar: Bugüne kadar ne icat ettin? O da demiş ki ekmekle kar yemeyi ben keşfettim ama benim bile hoşuma gitmedi.. CHP'nin boykotu da Nasreddin Hoca fıkrası gibi. CHP bir boykot icat etti ama kendisinin bile hoşuna gitmedi'' dedi. Erdoğan'ın bu sözleri salonda gülüşmelere neden oldu. 
     
    İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları: 
     
    Genel Merkez'den Silivri'ye tünel oluşturdular 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta ve 5 Temmuz 1993’te Başbağlar’daki katliam 18. yıl dönümünde bir kez daha anıldı. Başta Sivas katliamı olmak üzere, yakın tarihte yaşanan olaylarla ilgili esrar perdesi hala dağılmış değil. Ak Parti iktidarı dönemindeki her çabamız da engellenmek, üstü örtülmek girişimleriyle karşılaşmıştır. 
     
    Dün Danıştay’a yönelik kanlı saldırıyı siyasi çıkar için kullanmaya heveslenenler, olayın üstüne gidilmesi durumunda açığa düştüler. Aynı çevreler, Sivas olaylarını, Çorum’u, K.Maraş’ı aydınlatacak hukuk süreçlerini de engellediler. 
     
    Sivas olaylarını bir istismar malzemesi olarak kullananların, bugün Ak Parti’yi çetelerle mücadelede yalnız bırakmaları son derece manidardır. Bu çevreler yalnız bırakmakla kalmadılar, Silivri’ye giderek sanıkların yanında oturdular. Genel Merkez’den Silivri’ye tünel oluşturdular. 
     
    CHP, söz konusu Ergenekon olunca milli iradeyi hatırlamasının ne kadar samimiyetle bağdaştığını sizin takdirinize bırakıyorum. 
     
    Muhtıra olsa ne yazar Dün tabii vakit itibariyle çok kısa bir zaman süreci içerisinde konuşmalara cevap verme fırsatı buldum. Şurada bazı başlıklar var ki önemli. 27 Nisan açıklamasına destek çıkan CHP olmuştur. Aynı CHP muhtıra mıydı açıklama mıydı bunun tartışmasını yapıyor. Yahu bildiri olsa ne yazar, açıklama olsa ne yazar, muhtıra olsa ne yazar. Bu hükümet ertesi gün bunun gereğini yapmıştır. Peki sen ne yaptın? Bunların durumu bu. 
     
    Ne testinden geçtin yahu CHP, seçmenin yüzde 47’sinin oyunu almış Ak Parti’nin kapatılmasına destek vermiştir. Dün diyor ki 'testten geçtik.' Ne testinden geçtin yahu? Test buydu işte. Akşam söylediklerini sabah inkar ederler. 
     
    Ne oldu da CHP milli iradeyi keşfetti Birden bire ne oldu da CHP milli iradeyi keşfetti? Ak Parti’ye kapatma davası açıldığında, yargı da milli iradedir diyenlerin, bugün yargı kararlarını kıyasıya eleştirmeleri çok büyük bir çelişkidir. Biz ne kapatma davasında, ne de bize karşı yapılan hukuksuzluklar karşısında sokağa dökülmedik. Milli iradeyi, Meclis’i boykot etmek gibi bir yanlışın içinde olmadık. Sabırla süreci takip ettik. Çıkan kararı da beğensek de beğenmesek de rıza gösterdik, gereğini yerine getirdik. 
     
    İspanya'daki konuşmama laiklik karşıtı dediler Yaptığımız neydi, suçumuz neydi hepsi ortada. CHP yattı kalktı ne dedi? Ak Parti laiklik karşıtıdır dedi. Sadece bunu konuştu. Kalkıp da İspanya’daki bir konuşmamda başörtülü kızlarımızla ilgili verdiğim cevabı, laiklik karşıtı anlamına getirecek kadar bunlar özgürlüklerin karşısındadır. 
     
    CHP diklendi ama dik duramadı Biz her zaman ne diyoruz? Diklenmeden dik durduk. Dik duracağız, diklenmeyeceğiz. CHP diklenmiş ama dik duramamıştır. Ne dediler? İki arkadaşımız yemin etmeden Meclis’e girmeyiz dediler, dün geldiler yeminlerini ettiler. İşte bunlar bu. E benim vatandaşım bunları görmüyor mu? Ne diyor? Arkadaş siz doğru konuşmuyorsunuz, omurgalı değilsiniz diyor. Bunların durumu bu. 
     
    Güldüren fıkra Nasreddin Hoca’ya sormuşlar. Hocam alimsin, bilgilisin lakin bugüne kadar bir icat yaptın mı demişler. Bir keşfin oldu mu demişler. Hoca ekmekle kar yemeyi ben keşfettim demiş. Ama benim bile hoşuma gitmedi demiş. Şimdi CHP’nin yaptığı bu. Bir boykot icat etti ama kendisinin bile hoşuna gitmedi. Nitekim dün CHP bu yanlıştan döndü ve yemin ederek nihayet milli iradenin gereğini yerine getirdi. CHP’nin bu sefer ki çark edişinin, hayırlı olmasına inanmak istiyoruz. 
     
    BDP'liler tatillerini yeminsiz vekil olarak arazide dolaşarak geçirmemeli Tabi BDP’nin de aynı şekilde yemini etmesini, hatta önce kayıtlarını yapmasını da bekliyoruz. Yazıktır bu yaz tatilini yeminsiz milletvekili olarak arazide dolaşmayı onlar da bırakmalı. İki de bir bizi dışladılar. Hayır, hayır sen kendi kendini dışladın. Diyarbakır’da toplantı neyine? Toplantı yapılacak yer Ankara. Adres yanlış. Grup toplantını yapacaksan gel burada yap. Diyarbakır’da ancak belediye meclis üyeleri toplantı yapar. Milletvekillerin toplantı yapacağı yer burasıdır. 
     
    Doğu ve G.doğu'da 112 vekilin 70 tanesi bizim 12 Haziran seçimleri öncesinde istismar iftira yoluyla Ak Parti’nin Doğu ve Güneydoğu’dan çekildiğine dair yalan yanlış değerlendirmeler yapıldı. Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerimizin, çarpıtılmasından tutunuz adaylara yönelik istismara kadar, silahlı saldırıya kadar her yöntem Ak Parti’nin karşısında devreye sokuldu. Bütün bu çabalara rağmen, Ak Parti Doğu ve Güneydoğu illerindeki toplam 112 milletvekilinin 70 tanesini almıştır. 7 coğrafi bölgede olduğu gibi Ak Parti yine birinci parti olarak ipi göğüslemiştir. 
     
    Ak Parti, bir Türkiye partisi Ak Parti seçimlerde her bölgeden, her kesimden, her inanç grubundan, kısacası her iki kişiden birinin oyunu almak suretiyle bir Türkiye partisi olduğunu tekraren tescillemiştir. 
     
    CHP gibi gelecekler, yeminlerini edecekler 
    Meselenin sorumlusu olarak hükümeti görenler, uzlaşma yerine tehditler savuranlar göreceksiniz er ya da geç CHP gibi gelecekler, yeminlerini edecekler. BDP olmasa da bu Meclis çalışır ve hizmet üretir arkadaşlarım. Bu yasalar açık ortada. Bunları geçmişte kendileri yaptılar. Biz geldik bu yasaları bulduk, bunlarla çalışıyoruz. 
     
    Ha dün ana muhalefetin genel başkanı, “Yani bunlar çoğunluğa sahip diye, biz istediğimizi yaparız havasındalar.” dedi. Biz temel ilke olarak, çoğunluğun azınlığa tahakkümüme karşıyız. Ancak azınlığın da çoğunluğa tahakkümüne de asla müsaade etmeyiz. 
     
    Neymiş? Devletin imamının arkasında Cuma namazı kılınmazmış Kürtlerin dini Zerdüştlüktür diyen bir anlayış var bunların başında ve Kürt kardeşlerimize İslam kılıç zoruyla dayatılmıştır diyen bunlar. Ama şimdi bakıyorsunuz sözde Cuma namazı kılıyorlar. Yaptıkları iş bu. Ama burada zaten Cuma kılınıyor. E neymiş? Devletin camisinde ve devletin imamının arkasında Cuma namazı kılınmazmış. Böyle de kendilerine göre bir fetva vermiştir. Cuma, ehliyet ve liyakat sahibi olan hocalarımızın arkasında kılınır ve onun da bir adabı var. Biz biliyorsunuz, kendi geleneğimizde de köylerdeki mescitlerde de Cuma kılmayız. Genelde kasabaya, ilçeye ineriz. Oralarda genelde Cuma’larımızı ifa eder yerine getiririz. Neden? Çünkü o bizim birlik beraberlik mesajlarını alacağımız gündür. 
     
    BDP'yi de görmek isteriz Biz bütün bunlara rağmen diyoruz ki BDP de gelsin yemin etsin. Hem milli iradenin, hem milletvekili olmanın gereğini yerine getirsin. Biz yeni anayasa çalışmalarında BDP’yi de görmek isteriz. Oturacağız bir ortak akıl oluşturacağız ve bununla bir Anayasa hazırlayım diyoruz. 
     
    MHP'nin Genel Başkanı bizi hesaba çekmeye başladı Dün baktık ki MHP’nin genel başkanı orada bizi adeta hesaba çekmeye başladı, CHP’nin genel başkanı da aynısına başladı. Biz ne diyoruz. Yahu şu hesap sormayı bırakın, verin ekiplerinizi başlasın arkadaşlarımız çalışmaya. Bu işin bir çerçevesi oluşsun. Daha sonra biz tüm STK’ların da desteklerini alalım, akademisyenlerin desteklerini alalım. Ama ondan sonra bu işin kararını verecek yer yine bu parlamento olacak. Ondan sonra da hep beraber birlikte övünelim. Yani bunu doğu’daki de batı’daki de kuzey’deki de güney’deki de desin. Artık biz darbe döneminin anayasa’sından kurtulduk desin halkımız. 
     
    BDP'ye söylüyorum... Kuru tehditlere pabuç bırakmayız Ama biz daha adımları atmadan, hemen kalkar da bize yumruğunuzu sıkarsanız biz o eli nasıl sıkacağız. BDP için söylüyorum ne kuru tehditlere pabuç bırakırız, ne de yolumuzdan döneriz. 
     
    Talimatı verdim, BDP'liler yemin için bir araya gelmek istiyorsa hay hay... 
    Ben talimatı verdim. Dedim ki eğer BDP’li arkadaşlar, CHP’li arkadaşlar gibi yemin etmek için bir araya gelip bu adımı atalım diyorlarsa hay hay. Ama kalkıp da bizden, şu anda içerde bulunan, yargının sorunu halinde bulunan sorunla ilgili bir düzenleme istiyorlarsa kusura bakmasınlar. Bu yargının sorunudur, bu işi çözer. 
     
    Kısa bir tatilin ardından seçmenlerinizle buluşun Tatil geliyor diye yan gelip yatmayacağız. Milletvekilliğinin gereği budur. Kısa bir tatilin ardından hemen seçildiğiniz ilde seçmenlerinizle buluşun, kucaklaşın. 
     
    O kaymak iftarlara gitmeyin O kaymak iftarlarına gitmeyin. Zengin iftarlarına gitmeyin. Biz fakir fukara sofrasında bulunalım. İşin bereketi burada. Çünkü biz ne dedik? Biz kimsesizlerin kimsesiyiz dedik. Yola böyle çıktık. Öyleyse bunun gereğini yapın. Her akşam başka yerde. Bir tek evde değil, bir başka evde. Çayını içer, eksiklerini tespit edersiniz. İşsizlik noktasındaki durumuna bakarsınız. Biz bunların hepsine sosyal dayanışma ve yardımlaşmayla birlikte o imkanı sağlayacak güce sahibiz. Yani arayalım bulalım tıpkı Ömer gibi ona çare olalım. 
     
    Boşnak müslümanlar katledildi Bosna Hersek’in bu küçük ve şirin kasabasına sığınan Boşnak Müslüman birkaç gün içinde ölüm makineleriyle topluca katledildi. Toplu mezarlara defnedildiler. Bugün hala ölenlerin tam olarak sayısı tespit edilemiyor. Şu anda bir çok anne, eş ve çocuk akıbetleri hakkında hiçbir bilgi alamadıkları yavrularını, kocalarının haberlerini bekliyorlar. Elbette her ölüm, her katliam acıdır. Her soykırım girişimi insanlık dışıdır. Ancak Srebrenitsa’nın Avrupa’nın ortasında olması, NATO’nun gözleri önünde işlenmesi vahameti artırıyor. Güya Srebrenitsa güvenli bölgeydi, BM’nin barış gücü askerleri görev icra ediyorlardı. Bırakınız müdahale etmeyi, katliamları ve tecavüzleri izlemekten kaçınmadılar. Avrupa’nın ortasında yaşanan bu katliama seyirci kalanların, 16 yıl boyunca savaş suçlularının yakalanmasında da yetersiz kaldığını hatırlatmak durumundayım. 
     
    Katliamın baş sorumlusu elini kolunu sallayarak dolaştı Katliamların baş sorumlusu olarak görülen Karadziç 13 yıl boyunca elini kolunu sallayarak dolaştı. Doktor olarak çalıştı, 2008’de yakalanabildi. Bosna’da bir çok insanlık dışı katliama tanıklık eden Mladiç ise Mayıs 2011’de yakalanarak Lahey’e gönderildi. 
     
    Srebrenitsa'yı unutmayacğaız, unutturmayacağız Srebrenitsa işte bunun için son derece önemlidir. Srebrenitsa vicdanların nasıl karardığını, evrensel değerlerin nasıl ayaklar altına alındığını göstermesi bakımından önemlidir. Srebrenitsa etnik ayrımcılığın ne büyük bir yanlış olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Dünyaya demokrasi dersi vermeye kalkışanların, ülkeleri insan hakları ihlalleriyle eleştirenlerin, kendi inançlarından olmayanlara nasıl kayıtsız kaldıklarını göstermesi bakımından Srebrenitsa son derece önemlidir. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum, Srebrenitsa’yı unutmayacağız, unutturmayacağız. 
     
    'Bosna size emanet' demişti Dünyanın hiçbir coğrafyasında böyle bir etnik temizliğin, katliamın tekrar yaşanmaması için bu acıyı her zaman diri tutacağız. Şunu da ifade etmek zorundayım. Bu ülke, 1991-95 arasında Bosna’da yaşanan her acıyı, özellikle de Srebrenitsa’nın acısını yüreğinde hissetmiş, sadece dualarını değil, varını yoğunu Boşnak kardeşleri için seferber etmiştir. Bu ülke bu aziz millet banane dememiştir. Sırtını dönmemiştir. Bugün bu ülkenin, bu milletin, Mısır için, Libya, Yemen Irak Afganistan için sesini yükseltmesini anlamayanlar, dün sesini kapatan, katliamcıların sırtını sıvazlayanlardır. Biz tarihimiz boyunca haksızlığın karşısında bir millet olduk. Gün geldi Fransa kralının hakkını savunduk, Endülüs’ün hukukunu savunduk. Nerede katliam, dram varsa biz tüm gücümüzle haksızlığa karşı durmak, barışı savunmak için orada olduk. 
     
    Bosna Hersek’in Aliya İzzet Begoviç hasta yatağındaki ebediyete intikalinden 24 saat önceki görüşmemizde elimizi tutmuş ve “Bosna size emanet” demişti. (hürriyet) 
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim