• BIST 106.736
  • Altın 141,502
  • Dolar 3,5272
  • Euro 4,1139

    CHP'den 'profesyonel' öneri

    22.07.2011 22:09
    CHP: Terörle mücadele TSK bünyesindeki profesyonel birliklerin görevi olmalı.
    CHPden profesyonel öneri
    CHP'den 'profesyonel' öneri CHP'den 'profesyonel' öneri CHP'den 'profesyonel' öneri

    Hükümetin "terörle mücadelede polisin daha etkin görev alacağı" yönündeki açıklamasından sonra CHP'den ilk tepki geldi.

    CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın terörle mücadelede polisin aktif rol alacağı yönündeki açıklamalarını değerlendirirken “TBMM kapanmadan terörle mücadelede profesyonel ordunun görev alması amacıyla sevk ettiği tasarı yasalaştı. 50 bin kişilik profesyonel ordu terörle mücadelede görev alacak. Bunları bir kenara bırakıp terörle mücadelede polis görev alacak demek önceki politikayla çelişen bir tutum” dedi. 

    Terörün Türkiye’nin ulusal savunmasına yönelik bir tehdit olduğuna dikkat çeken Hamzaçebi, “Dolayısıyla Silahlı Kuvvetler’in terörle mücadelesi, ulusal savunma bağlamında bir görevdir. O çatışmanın, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içerisinde olmuş olması, ona karşı yapılacak olan savunmanın ulusal savunma olmaması anlamını taşımaz” ifadelerini kullanırken “Terörle mücadelede TSK bünyesinde yer alacak profesyonel birlikler görev almalıdır. Bölgenin şartlarını iyi bilen, coğrafyayı iyi bilen, uzun süre görev yapacağı için o konuda uzmanlaşacak birlikler önemli bir avantaj oluşturur” dedi. 

    Hamzaçebi, parti genel merkezinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Osman Korutürk ile birlikte düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

    -“İÇ GÜVENLİK TSK’NIN GÖREVİ OLMAMALI”- 

    Bir gazetecinin, iç güvenliğin polise devredilmesi konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını nasıl değerlendirdiğini sorması demokrasilerde iç güvenliği polisin sağladığını belirterek “Sayın Başbakan’ın bu yöndeki açıklamasını doğru bir yaklaşım olarak görüyorum. Ancak şunu da ilave etmek istiyorum, demokrasilerle yine sivil güçler polis yani şiddet kullanma tekelini elinde bulunduran güçler daima ölçülü güç kullanır, aşırı güç kullanmaz. Bizdeki temel problem budur, bizdeki problem güvenlik güçlerinin olaylar karşısında aşırı güç kullanmasıdır. Rize, Hopa’da bunun bir örneğini gördük, bunun da önlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. İç güvenliğin polis tarafından sağlanması gerektiğine katılmakla birlikte güç kullanımında aşırı değil ölçülü güç kullanılması gerektiğini söylüyoruz. Silahlı kuvvetler ulusal savunma ile görevli olmalıdır. İç güvenlik silahlı kuvvetlerin görevi olmamalıdır” dedi. 

    -“BAŞBAKAN’IN SÖZLERİNDEN ‘BUGÜNE KADAR PKK’YA HOŞGÖRÜYLE YAKLAŞTIK’ ANLAMI ÇIKABİLİR”- 

    Hamzaçebi, Başbakan’ın “Silvan bir kırılma noktasıdır” yönündeki açıklamasını da değerlendirirken bu cümlenin soru işaretleriyle dolu olduğunu dile getirerek “Bu güne kadar PKK’nın eylemlerine hoşgörüyle yaklaştık, bundan sonra yaklaşmayacağız’ anlamı bundan çıkabilir. Ya da ‘Bugüne kadar belli askeri yöntemleri uygulamaya koymadık, bundan sonra çok daha şiddetli bir şekilde bu önlemleri uygulamaya koyacağız.’ Sayın Başbakan’ın açıklamaları tereddütlerle dolu, bu iki ihtimali de bünyesinde bir açıklama olabilir” dedi. 

    PKK’ya karşı Silahlı Kuvvetler’in yapması gerekenlerin olduğunu belirten Hamzaçebi, “Ama şunu da unutmamak lazım ki terör sadece askeri önlemlerle önlenebilecek bir konu değildir. O nedenle terörün kullandığı sorunları ele alıp, bu sorunların çözüme kavuşturulması gerekir” diye konuştu. 

    -“TSK’NIN GÖREVİ ULUSAL SAVUNMADIR”- 

    Hamzaçebi, bir gazetecinin, “Polisin, Silahlı Kuvvetlere karşı bir alternatif güç olması yönünde çalışmalar olduğu söyleniyor, bu konuda neler söylersiniz?” şeklindeki sorusu üzerine ise “Bu görüşler var tabii ki, ben iç güvenliğe yönelik olarak, iç güvenlikte sadece polisin görevli olması düşüncesinin bu projenin, sözü edilen bir ihtimali bünyesinde barındırdığı kanaatinde değilim. Güvenlik güçleri, polis tabii ki güçlü olmak zorundadır. Hiç bir zaman silahlı kuvvetlerin alternatifi olamaz, tabiatı gereği, görevi gereği böyle bir alternatifi oluşturması mümkün değildir. Öyle bir ihtimale imkan vermiyorum ben” yanıtını verdi. 

    Hamzaçebi, TBMM İçişleri Alt Komisyonu’nda geçen yıl polise ağır silah ithal etme yetkisi verilmesi tartışmalarının hatırlatılması üzerine ise, ‘O tartışmaları gayet iyi hatırlıyorum. Ama sonuçta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin savunma görevi bellidir. Ulusal savunmadır. Ulusal savunma, Türkiye Cumhuriyeti'ni diğer ülkelerin silahlı güçlerine, silahlı müdahalelerine karşı savunmadır. Polisi bu görevle görevli kılmak doğru değildir. Bunu mümkün görmüyorum. O tasarı görüşmeleri sırasında, polisin ağır silah kullanması yönündeki düşünceler, yine iç güvenliğe yönelik polisin kullanması gereken silahlar ve araçlar olarak anlaşılmalıdır. Ben o gün öyle yorumlamıştım, bugün de böyle yorumluyorum” dedi. 

    -“TERÖRLE MÜCADELEDE PROFESYONEL BİRLİKLER GÖREV ALMALI”-

    Hamzaçebi, bir gazetecinin, “Terörle polisin mücadele etmesi gerektiğini mi söylüyorsunuz?” sorusuna da “Haziran ayında bir kanun çıktı TBMM kapanmadan. Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadelesinde artık profesyonel birliklerin görev alması yönünde bir düzenlemeyi öngören bir kanun yürürlüğe girdi. 50 bin kişilik bir silahlı birlik, silahlı kuvvetlerin hiyerarşisi içerisinde görev yapacak. Profesyonel birlikler terörle mücadele görev yapacaktır. Terörle ilgili silahlı kuvvetlerin mücadelesini bu çerçevede alıyorum” yanıtını verdi.

    Hamzaçebi, “Başbakan Kıbrıs’tan dönüşünde ‘Terörle mücadele konsept değişikliğine gidiyoruz’ dedi. TSK’nın terörle mücadeledeki operasyonel görevinin polise devredilebileceği tartışılıyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine de “Başbakan’ın o zaman şöyle bir netliğe ihtiyacı var, şunu açıklığa kavuşturması gerekir. TBMM kapanmadan terörle mücadelede profesyonel ordunun görev alması amacıyla sevk ettiği tasarı yasalaştı. 50 bin kişilik profesyonel ordu terörle mücadelede görev alacak. Bunları bir kenara bırakıp terörle mücadelede polis görev alacak demek önceki politikayla çelişen bir tutum oluyor. O konuda ben Sayın Başbakan’ı netliğe davet etmek isterim. Benim görüşüm, terörle mücadelede Haziran ayında kabul edilen yasa uyarınca profesyonel birliklerin görev almasıdır” diye konuştu. 

    -“TERÖRLE MÜCADELE DE ULUSAL SAVUNMA GÖREVİDİR”-

    Hamzaçebi, “Türk Silahlı Kuvvetleri terörle mücadele etmemeli” gibi bir görüş ifade etmediğini dile getirerek şöyle konuştu: 

    “Silahlı Kuvvetler’in görevi ulusal savunmadır. Terör de Türkiye’nin ulusal savunmasına yönelik bir tehdittir. Dolayısıyla Silahlı Kuvvetler’in terörle mücadelesi, ulusal savunma bağlamında bir görevdir. O çatışmanın, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içerisinde olmuş olması, ona karşı yapılacak olan savunmanın ulusal savunma olmaması anlamını taşımaz. Ve çıkmış olan yasa, terörle mücadelede profesyonel birliklerin Silahlı Kuvvetler içinde görev alması gerektiği yönündedir. Bu yaklaşımı o zaman doğru bulduğumuzu ifade etmiştik, bugün de aynı noktadayız. Terörle mücadelede TSK bünyesinde yer alacak profesyonel birlikler görev almalıdır. Bölgenin şartlarını iyi bilen, coğrafyayı iyi bilen, uzun süre görev yapacağı için o konuda uzmanlaşacak birlikler önemli bir avantaj oluşturur.” 

    Polisin terörle mücadelede görev alması şeklindeki bir yaklaşımın, Başbakan’ın açıklamalarıyla ortaya çıktığını kaydeden Hamzaçebi, Başbakan’ın profesyonel birliklerle polis arasında nasıl bir görev bölüşümü düşündüğünü bilmediklerini belirterek “Dolayısıyla önce Hükümet’in bu konuda netliğe kavuşması gerekir. O netlik olmadan bu konuda bir değerlendirme yapmayı uygun bulmam” dedi. 

    -“MECLİS TV KONUSUNDA BAŞBAKAN’IN YAKLAŞIMI DOĞRU DEĞİL”-

    Hamzaçebi, Meclis Televizyonu’nun yayınlarının sınırlandırılmasıyla ilgili olarak Meclis Başkanı ile de görüşmeler yaptığını kaydederek “Meclis Tv, siyasi partilerin grup toplantıları dahil olmak üzere tüm faaliyetlerini yayımlamak zorundadır. Başbakan’ın başka konularda uzlaşalım, Meclis Televizyonu konusunda uzlaşmayalım demesi doğru değil” dedi. Meclis TV’de siyasi partilerin grup toplantılarının yayınlanmasının önemli bir konu olduğunu vurgulayan Hamzaçebi, “Bunu yayınlamayalım diyor Sayın Başbakan. Çünkü iktidar partisinin grup toplantılarını yayınlayan birçok kanal olacaktır. CHP’nin veya diğer muhalefet partilerinin toplantılarını naklen yayınlayacak kanal bulunur mu bilemiyorum, Başbakan bunun rahatlığı içerisinde. Öyle bir yaklaşımı doğru bulmadığımı ifade ediyorum. Bu noktada Başbakan’ın uzlaşmaz tavrı olursa bu uzlaşmaz tavrın diğer alanlarda da devam edeceğini düşünüyorum. Bu CHP’den kaynaklanan bir sorun olmaz, Başbakan’dan kaynaklanan bir tutum olur” diye konuştu. 

    -“TUTUKLU MİLLETVEKİLLERİ SORUNUNU ÇÖZMEYİ TÜM SİYASİ PARTİLER GÖREV SAYMALI”- 

    Hamzaçebi, anayasa konusundaki düşüncelerini seçim sürecinde ifade ettiklerini, bireyin hak ve özgürlüklerini genişleten bir anlayışa sahip anayasaya ihtiyaç olduğunu düşündüklerini belirterek “Böyle bir süreçte CHP üzerine düşeni yapacaktır” dedi. “Tutuklu milletvekilleri Meclis’e gelemezse CHP anayasa konusunda uzlaşmayacak mı?” sorusu üzerine Hamzaçebi, tutuklu milletvekillerinin bir demokrasi eksikliğinin göstergesi olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

    “O olmazsa diğer süreçler tıkanır şeklinde birbiriyle ilişkili olabilecek ama ikisini de beraber sınırlar çizerek değerlendirmeyi doğru bulmuyorum ama tabii ki bir anayasa görüşmesinde böyle bir demokrasi eksikliğini gidermeyi de tüm siyasi partiler görev saymalıdır. Ama bu, şu demek değil, böyle bir sorunu ancak anayasa değişikliğiyle çözeriz şeklinde yaklaşımı ifade etmiş değilim. O protokolde böyle bir yol haritasının tarif edilmemesinin nedeni budur. Bu çözüm hep beraber TBMM’de oturulup görüşülüp değerlendirilecektir.” 

    -“ÖZERKLİK TALEBİNİ DOĞRU BULMUYORUZ”- 

    Hamzaçebi, “Özerklik konusunda Tarım Bakanı Meclis’te bir tartışma yapılabileceğini söyledi. Siz özerklik konusunu tartışılabilecek bir mesele olarak görüyor musunuz?” sorusu üzerine ise demokrasilerde parlamentoda her şeyin konuşulabileceğini, isteyen milletvekillerinin Meclis’te özerklik tartışması da yapabileceğini belirtirken “CHP olarak Türkiye’de bir başka özerk yönetim, yasaması, yürütmesi, Başbakan’ı olan ayrı bir devlet anlamındaki özerk yönetimi CHP olarak kesinlikle doğru bulmuyoruz. Böyle bir talebin gerçekleşmesi mümkün değildir. Ancak bu talebi ortaya koyanlar terörü vasıta kılmak suretiyle bu talebi ortaya koymak yerine gelip her yerde bunu anlatabilirler, konuşabilirler” diye konuştu.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim