• BIST 89.457
  • Altın 146,614
  • Dolar 3,6438
  • Euro 3,9121

    Cemil Çiçek Kıbrıs'ı eleştirdi

    09.02.2011 17:53
    Cemil Çiçek Kıbrısı eleştirdi
    Başbakan Yardımcısı Çiçek çarpıcı açıklamalarda bulunarak Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki kusurunu söyledi.
    Cemil Çiçek Kıbrıs'ı eleştirdi Cemil Çiçek Kıbrıs'ı eleştirdi Cemil Çiçek Kıbrıs'ı eleştirdi
    Türkiye, Kıbrıs'ta sendikaların açtığı Türkiye karşıtı pankartı tartışıyor.
     
    NTV canlı yayınına katılan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, NTV Ankara Temsilcisi Nilgün Balkaç'ın sorularını yanıtladı.
     
    Nilgün Balkaç: Siz Kıbrıs'la ilgili bir bakansınız. Aslında bu uzun süredir tartışılan bir başlık, 15-20 yıldır bu tür grupların Kıbrıs'ta var olduğu ve yüzde 1'lik küçük bir grup olduğu söyleniyor. Sayın Başbakan'ın o gruba yönelik söylediği 'besleme' sözünün oradaki yansımaları da farklı oldu? Burada hükümet ne kadar geç kaldı, hangi açıdan yanlış hareket etti? Hangi alanda pasif kaldı?
     
    Cemil Çiçek: O tür gruplar Kıbrıs'ta uzun bir süredir var, son anda ortaya çıkmış bir grup değil. Sayısı azdır veya çoktur tartışılabilir. Bunlar zaman zaman Türkiye'ye karşı hasmane tavırlar gösterir. Rum kesiminin ağzıyla ithamlarda bulunurlar, 'Türk askeri çekip gitsin' derler veya Türkiye'yi işgalci olarak görürler. Hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni bir ölçüde de (KKTC) tanımaz. O günkü toplantıda da görüldü, Rum bayrağı var, ne KKTC ne de Türkiye bayrağı var. Rumların temsil ettiği devlet KKTC veya Türkiye'nin tanıdığı bir devlet değil.

    Bizimle problemli olan bir kesimin bayrağı orada var. Bizim üzüldüğümüz nokta, onların niyetini belli; Türkiye ile KKTC'nin arasını açmak, kardeşlerimizin arasını açmak ve bağların zayıflamasını temin etmek. Güney Kıbrıs'la da nasıl irtibatları olduğunu herkes biliyor. İşin öncüleri bir televizyonda bunu itiraf ettiler. Onların bu oyununa bir kısım unsurlar da farkında olmadan  alet olmuştur, çünkü oradaki toplantı Türkiye aleyhtarlığına dönmüştür. Pankartlara bakın, söylenen küfürlere bakın. Sayın Başbakan'ın beyanı doğrudan doğruya bu pankartı açanlar ve bu işin öncüsü olanları hedef almıştır. Bunlar organize grup olduğu için hemencecik sanki orada yaşayan 260 bin insana söylenmiş gibi bir çarpıtmaya ve haksızlığa tevessül ettiler.
     
    Bir defa net olarak ifade edeyim ki, açıklamamız bize bu hakareti yapanlaradır ve oradaki geniş bir kesim de bu gruplardan rahatsızdır. Açıklamaları anında cevaplama imkanı olabilseydi oradan, belki Türkiye'den böyle bir açıklama yapma gereği olmazdı. Açıklamalar çok geç geldi, 5 veya 6 gün sonra geldi.
     
    Nilgün Balkaç: Kıbrıs'ta hükümet hızlı davranamadı diyebilir miyiz?
     
    Cemil Çiçek: Sadece hükümet değil, biz tepkiyi hükümetten beklemeyiz. Çünkü ilişkimiz bir kardeşlik ilişkisi, canımızı, kanımızı verdiğimiz kardeşlik ilişkisi. Benim kardeşlerimin yanında birisi bana hakaret edip küfrediyor ve buna karşılık da anında bir tepki konmuyor.
     
    Bakın, aynı gün ve bir gün evvel Rum kesimindeki AKEL partisi olayla ilgili açıklamalar yapıyor ve demeçler veriyor. Hani bir atasözü vardır, 'Gönül umduğu yere küser.' Bizim umduğumuz insanlar var orada, KKTC'nin yöneticileri, kardeşlik ilişkisi içerisinde olduğumuz insanlar. Başbakan, Cumhurbaşkanı ilişkisinin ötesinde biz onları kardeş biliyoruz. KKTC ile ilgili dünyanın herhangi bir yerinden olumsuz bir açıklama geldiğinde Türkiye bütün riskleri göze alır, hiçbir politik mülahaza düşünmeksizin bunlara anında cevap verir.
     
    Almanya Başbakanı Merkel gitti, Rum kesiminde Türkiye'yi suçlayan ve KKTC'yi de içine alan suçlamalarda bulundu. Türkiye hemen buna cevap verdi, Başbakan grup toplantısının yarısını Merkel'e cevap vermekle geçirdi.
     
    Orada herkesin gözü önünde oluyor yaşananlar, üstelik KKTC'nin resmi televizyonu BRT bu mitingi yayınladı. Oradaki hakaretlerin hepsini herkes gördü. Buna karşılık o gün cevap vermeliydi, sayın KKTC Başbakanı'nın bir cevabı oldu ama bu hakaretle orantılı bir cevap değildi. Çekingen bir açıklamaydı. Hakikaten hakaretler karşısında bizim hissiyatımızı bir ölçüde dengeleyecek oradan doğru dürüst yapılmadı. Öbür açıklamalar da 6 gün sonra oldu. Açıklamaların da bir kısmı doğrudan doğruya o organizasyona yönelik yapılıp çarpıtılınca 'İşte üzüldük, Türkiye ile bir derdimiz yok, sıkıntımız yok' tarzında keşke aynı gün yapılsaydı. Biz Ankara'dan oradaki bir mitinge cevap vermek zorunda kalmazdık.
     
    Belki şöyle bir şey var, Türkiye bu suçlamayı haketmedi. Orada çok açık bir hakaret var. Sorumsuzca bir kısım Rum yanlısı unsurlar, belki başka düşüncelerle oraya katılmış insanları istismar ederek Türkiye ile KKTC'nin arasını açmak için bir çabanın içerisine girdi. Bundan sonra da olacaktır bu tür şeyler.

    Düşünmemiz gereken yanı budur. Ada'da müzakereler devam ediyor, Rumlar müzakereleri uzatmak istiyor. Çözümden yana olmak istemiyor, çözümsüzlüğün faturasını Türkiye ve KKTC'ye çıkarmak için Rumlar  büyük bir çaba içerisinde. Nitekim Merkel'in açıklamalarıyla birlikte yan yana getirdiğinizde orada bir kumpas var.
     
    Bu işin öncülüğünü de KKTC'de o mitingi düzenleyenler yapıyor.
     
    Nilgün Balkaç: Bugün basına da yansıyan ifadeleriniz oldu, Serdar Denktaş'ın partisi veya Mehmet Ali Talat'ın partisinin içerisinde olabileceği yönünde.
     
    Cemil Çiçek: Bize gelen fotoğraf ve görüntülerde Serdar Denktaş'ın mitinge katıldığı görülüyor. Bazı partilerin bayrakları falan gözüküyor, var onlar orada. Ha, konu belki saptırıldı vs. Biz onu bilmiyoruz.
     
    KKTC hükümeti bir paket sunuyor, dünyada ekonomik kriz var. Her tarafta var, her taraf tedbir alıyor. Krizin KKTC'ye yansıması da var. Kaldı ki KKTC'nin krizden bağımsız olarak yapısal çok ciddi sorunları var. Geliriyle gideri Türkiye'nin bütün katkılarına rağmen bir türlü denk gelmiyor, arada ciddi açıklar var. Bir iyileştirme paketine ihtiyaç var. Bunu daha önce CTP hükümeti de hazırladı bir noktaya kadar, sayın Eroğlu'nun başkanı olduğu hükümet de hazırladı.  Bugünkü hükümetin ortaya çıkardığı bir durum da değil.
     
    Çok net bir şey söyleyeyim, 2,5 katrilyon Türkiye'nin eski parasıyla KKTC'nin bütçesi var, daha başlangıçta 1 Ocak 2011 itibariyle 550 trilyon açığı var. Bu açık nasıl karşılanacak, bir kısmını biz veriyoruz.
     
    Nilgün Balkaç: Türkiye yine yardıma devam ediyor değil mi?
     
    Cemil Çiçek: Tabiatıyla... Bunu üçer yıllık protokollerle yapıyoruz, hepsi burada. Yapılması gerekenlerin, hükümetin şimdi parlamentoya sunduğu veya geçmişte sunulanların hepsinin altında Ferdi Sabit Soyer'in, Derviş Eroğlu'nun ve İrsen Küçük'ün imzası var. Üçer yıllık protokoller yapıyoruz. Biz taahhüt ettiğimiz miktar neyse bir tek kuruş azaltmaksızın ve bir tek saat geciktirmeksizin günü gününe ödüyoruz. İsterse Türkiye içeride binbir türlü ekonomik sorunlarla boğuşuyor olsun. Biz üzerimize düşeni yapıyoruz.
     
    600 trilyona yakın açığın 350'sini biz karşılıyoruz. Biz 2011'de 880 trilyon para vereceğiz, ilk ayda 145'ini gönderdik. Bunun 350'si bütçe açıklarına, kalanı da yatırımlara gidecek. Kıbrıslı kardeşlerimizin iyiliği dışında istediğimiz hiçbir şey yok, daha mutlu, daha refah içerisinde olsunlar. Ama devletin hantal yapısı ve bütçe açıkları, orada özel sektöre kaynak bırakmıyor. Esnafı, çiftçiyi, sanayiciyi destekleyemiyorsunuz. Bu sektörler her geçen gün ölüyor. O zaman orada bu varlık nasıl devam edecek? Ekonomik gücü olmazsa, refah artmazsa Türk varlığı nasıl  devam edecek? Devletin çok hantal bir yapısı var, tüm kaynakları alıyor götürüyor. Çok kötü bir kullanım var.
     
    Her üç hükümet de biz şunları yapacağız diye Türkiye ile protokoller imzaladı. Türkiye'nin yaptığı bir şey yok, Türkiye protokollerin gereğini dostça ve kardeşçe söylüyor, yardımını gönderiyor.
     
    Rakamları bir netleştirelim, 880'nin 350'si bütçe açığına gidecek. Ama Türkiye'nin katkının ötesinde 250 trilyon açık var, peki bu açık nasıl kapanacak? Ya borçlanacak ancak zaten gırtlağına kadar borçta. Geriye ne kalıyor? Giderleri azaltıcı tedbirler alınması lazım. Biz almıyor muyuz, başka hükümetler almıyor mu, Yunanistan almıyor mu? Yunanistan'a bakalım, bırakın maaş artırımını maaşlarda indirime gidiliyor. Kıbrıs Rum kesimi de tedbir alıyor, ABD'si, Rusya'sı herkes alıyor. Mecburen KKTC de kendi durumunu iyileştirmek için ve açıkları küçültmek için -açıklar büyüdüğü sürece toplumun geri kalan kısmına hiçbir şey kalmıyor, bunu Kıbrıslı vatandaşlarımızın çok iyi bilmesi lazım- ne yapacaklarsa biz karışmıyoruz. Maaşlar düşürülsün diye bir talebimiz de yok bizim. Aradaki fark nasıl karşılanacaksa onu görmeleri lazım.
     
    13. maaş meselesi var, biz Türkiye'de 12 maaş alırız. Orada kamu kesiminin bir kısmı 14 maaş alıyordu, Türkiye'ye göre maaşlar epey yüksek. Aşağı yukarı bir maaş 120 trilyon civarında. Şimdi sıkıntı içerisinde bir ülke, bu kadar zorluk var, bu kadar açık var, hepimizin fedakarlık yapması gerekmiyor mu ülkemiz için? Nitekim biz 2003'te toplumun dar gelirli kesimlerine kaynak aktardık ancak milletvekilleri olarak iktidarıyla muhalefetiyle bir tek kuruş zam almadık, maaşlarımızı dondurduk.
     
    Kıbrıs'ta ortada bu kadar açık var ve belki de hükümet bunu iyi anlatamadı. Toplumsal rahatsızlık yaratır düşüncesi vardı belki de... Ne oldu şimdi, Türkiye dayatıyor, bu olmazsa olmaz! Hayır bu açık ortada, hangi tedbiri almak istiyorsanız alın. Bizim üzüntümüz, adam meydanda bize küfrediyor, paranı da al git diyor, bunu diyenler koşa koşa maaşını alıyor. 13. maaş ve aylık maaş 145 trilyondan ödendi. Hem bana küfrediyor, hakaret ediyor, paranı da al defol git diyor ama Türkiye'nin gönderdiği parayı almakta hiçbir beis görmüyor.

    Eğer o kadar ülkeni seviyorsanız, oradaki politikacılara, bu işin önündekilere, tahrik edenlere söylüyoruz, ki bunların önemli bir kısmı devletten maaş alıyor, Türkiye'den rahatsızsan niye ertesi gün gittin aldın maaşı? Aldığın maaşı ver bir hayır kurumuna, Kıbrıs'ın başka bir derdine harcasınlar. Böyle bir çarpık ilişki var.

    Bunlar halkın tamamını temsil etmiyor, bunun altını defalarca çiziyorum. Siyasi rant elde etmek için ve istismar için çarpıtanlar var. Sayın Başbakan ve bizim hedefimiz, hakareti kim yapıyorsa cevabı da doğrudan doğruya onunla alakalıdır. Diğer taraftan Lefkoşa'da, Magosa'da, Girne'deki kardeşlerimizde bizim bir sıkıntımız yok, Türkiye'nin de yok. Onların da Türkiye ile ilgili sıkıntısı yok.
     
    Ortada dönen bir oyun var, oyunlar bundan sonra da devam edecek, herkesin dikkatli olması lazım. Çünkü Rum kesimi sıkıştı, Rumlar müzakerelerin bitmemesinden kaynaklanan olumsuzluğu Türkiye ve KKTC'ye fatura edebilmek için destek verdiği bu unsurlarla provoke ediyor. Türkiye ve KKTC'nin kardeşliğini bozmaya çalışıyor. Bu noktada biz umduğumuz insanlara küsüyoruz, kime mesela? Sayın Cumhurbaşkanı'na, sayın eski Cumhurbaşkanı'na.
     
    Nilgün Balkaç: Sayın Cumhurbaşkanı ile görüştünüz mü? Veya Başbakan ile görüşecek misiniz?
     
    Cemil Çiçek: Biz her zaman görüşüyoruz, bu olaydan bağımsız. Bizim aramızda bir bakan, cumhurbaşkanı veya başbakan ilişkisi yok, kardeşiz. Bugüne kadar hep böyle oldu. Bu kadar hakaretler karşısında 6 gün sonra cevap geliyor fakat hakaret orada ediliyor. Naklen yayınlarla dünyaya duyuruluyor. Dışarıda birçok yansımaları oluyor. Biz de diyoruz ki, 'Türkiye sizin kötülüğünüzü istemiyor, kardeşçe bir tavır bekliyor.' Bunlar yapılabilseydi yaşananlar olmazdı ama artık olan oldu. Gerekli dersi çıkarmamız lazım.

    Kim çıkaracak? En başta Kıbrıs'taki dostlarımız, orayı yönetenler. Bu haksızlığa müsaade etmemeliler, halkı uyandırmalılar. Parti başkanları ve Cumhurbaşkanı toplantıyı 6 gün sonra yaptı. Bu olayların olacağı belli, 28'inde belliydi, keşke daha önce yapsaydı. Kamuoyunu uyarıp açıklama yapsaydı, provokasyonlara dikkat çekseydi. Başbakan parti başkanlarını toplasaydı... Bilemiyorum, kimseye akıl vermek haddime değil. Olup bitenlerden bakıyoruz konuya.
     
    Türkiye'nin kusuru nedir derseniz bu açıklarda? Türkiye maalesef devletin hantal bir yapıda olmasına izin verdi. Devletin tüm kaynakları, toplumun tüm kaynakları emin olun heba olup gidiyor. Ekonomiyi güçlendirecek kaynak kalmıyor.
     
    Başka bir örnek vereyim, çok önemli. KKTC Havayolları vardı, daha önce THY ile birlikteydi. 2005'te o zamanki KKTC'li yöneticiler, bunun ayrılmasını istediler, bizim ayrı havayolumuz olsun dediler.

    Türkiye devrettiğinde 5 trilyon karı vardı. 5 trilyon Türkiye için bir şey değil ancak 260 bin insanın yaşadığı bir ülke için önemli bir rakam. 2005'te 5 trilyon kar eden havayolları, 2010'da 200 trilyon zarar eder hale geldi. Yılda 5 trilyon kar eden kuruluş yılda 40 trilyon zarar ediyor. Nasıl bu hale geldi? Bunu düşünmek gerekir.
     
    Zararın faturası da Türkiye'ye çıkıyor. Orada öyle bir kumpas işliyor ki el altından, iyi bir iş olursa mesele yok, sahiplenenleri çok oluyor. Yanlış bir iş olduğunda, dişi ağrısa sebebi Türkiye, kaşı düşse sebebi Türkiye.

    Oradaki bozguncu unsurlar, sendikalar, destekleyen başka unsurlar da var onları biliyoruz, her şeyin faturasını el altından Türkiye'ye kesiyor. Böyle bir haksızlığa Türkiye layık değil.
     
    Türkiye yaptığı yardımların dışında 40 yıldır bir rüya haline gelen Anadolu'dan Kıbrıs'a su götürecek. Kıbrıs için en hayati konu su, yetmiyor. Biz Anamur çayından oraya su götürüyoruz yer altından, 500 milyon dolara yakın kaynak ayırdık. İhaleleri yapıldı, inşaatları başladı.

    Türkiye elinden gelen her türlü çabayı gösterirken bir avuç sendikacının organize ettiği unsurlar sanki yaşananların arkasında tüm KKTC varmış gibi dış dünyaya Türkiye'yi suçlayan ifadeleri yansıtınca biz de elimiz kolumuz bağlı kalamazdık. Lafların tamamı tekrar tekrar altını çiziyorum, o meydanda bu işi provoke edenleredir.
     
    Sayın Talat Ankara'ya geldi. Biz üzülüyoruz, ne orada açıklama yaptı ne de burada konuştu. Biz mi haksızız, biz mi yanlış yapıyoruz?

    Ben de biliyorum ki önemli bir kısmını kendisi de kabul etmedi, bunların doğru olmadığını söyledi bize. Bunları kamuoyuna söyleyiver. Hiç olmazsa bundan sonraki provokasyonlara engel olunur, kendisinin dayandığı bir kitle var orada.
     
    rotahaber
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim