• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009

    "Büyükanıt'ı görevden alamadık çünkü..."

    27.04.2012 08:58
    Büyükanıtı görevden alamadık çünkü...
    AK Parti'ye hep bu eleştiri yöneltilir. Yaşar Büyükanıt ile yapılan Dolmabahçe görüşmesi de "mezar sırrı" olarak bilinir. Peki neler oldu?

    Habertürk ekranlarında Doğru Açı programında Belkıs Kılıçkaya'ya konuk olan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik 27 Nisan 'e-muhtırası'na ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı...

    “Anlattıklarım, anlatmadıklarımın yüzde 10'udur” diyen Çelik, 27 Nisan'dan sonra Büyükanıt'la yaptığı görüşmede ''Kim kime hesap verdi'' sorusuna ''Büyükanıt hayatta... Şu anda nasıl konuşuyorsam öyle konuştum'' dedi.

    BÜYÜKANIT'I GÖREVDEN ALAMADIK ÇÜNKÜ...

    Çelik ''27 Nisan hükümete bir el-ense çekmedir. Aba altından sopa gösterdiler'' derken ilginç bir iddiada bulundu. 27 Nisan'daki e-muhtıranın ardından dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ı emekliye sevk etmek konusundaki en önemli engelin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer olduğunu söyledi.

    İşte Hüseyin Çelik'in canlı yayındaki açıklamaları:

    27 NİSAN HÜKÜMETE EL ENSE ÇEKMEYDİ

    Türkiye'de 50'li yıllardan beri orduya bu virüs bulaşmıştır, 60'da, 80'de gördük, 12 Mart'ta muhtıra olarak, 28 Şubat'ta post modern ve 27 Nisan'da da e muhtıra olarak yaşadık. 2003'ten itibaren zaten Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven, Balyoz bir yığın darbe girişiminden ve cuntadan söz edebiliriz. 27 Nisan'da da hükümete el-ense çekilmiştir.

    AK PARTİ'NİN 4 TEKERİNE FREN TAKILDI

    Güdümlü demokrasilerde bürokratik cumhuriyetlerde, partiler devlet adına millet üzerinde siyaset yaparlar. Devletin doğruları ve ideolojileri millete aktarılır. Ve bu partiler akredite partilerdir, makbul partilerdir. Biz milletin isteklerini devlete yansıtmaya kalkışınca müesses nizam bizi akredite etmedi. Böyle olunca ya 27 Mayıs'taki gibi trajik sonlar yaşandı ya da iktidarlar alaşağı edildi, muhtıralar verildi. 2002'nin son aylarından itibaren bizim gerçek muhaliflerimiz o günün siyasi partileri olmadı. Takoz görevini yapan kurumlar başkaydı, ordunun bir kısmı, Cumhurbaşkanlığı makamı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, YÖK, HSYK gibi... AK Parti'nin 4 tekerine fren takılmıştı.

    HASAN CEMAL'İN AYDIN NAMUSU

    Hasan Cemal cunta tecrübesi yaşamış biri olarak, Mehmet Altan da aynı 27 Nisan'da bir aydın namusuyla hareket etmiştir. Başka birçok yazar da sayabilirim. Zira medya 27 Nisan'da 28 Şubat'taki kadar teşne değilse de çok iyi bir sınav vermedi. Onların da isimlerini sayabilirim. CHP'li yöneticileri aratmayacak yazılarla bildiriye destek verdiler, meşruiyet kazandırmaya çalıştılar. Oktay Ekşi, Tufan Türenç de mesela cuntacılık konusunda askerleri aratmadılar.

    NİYE BÜYÜKANIT EMEKLİ EDİLMEDİ?

    Neden hükümetin bildirisinde cevaben Genelkurmay Başkanı'nın da emekliye sevk edildiği yoktu? Bunu aranızda hiç konuşmadınız mı, tartışmadınız mı?
    Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer'di. Her ne kadar sivilse de, duruşu ve zihniyeti jakoben devlet anlayışına uygundu böyle bir tutum izledi. 60 darbesinde mesela Menderes eğer önceden haber alsaydı, bunu yapabilirdi, zira cumhurbaşkanı Celal Bayar'dı. cumhurbaşkanı,hükümet ve millet iradesi o zaman örtüşüyordu. Ama bizim dönemimizde böyle bir atmosfer sözkonusu değildi.

    27 Nisan bir 28 Şubat mıdır?

    28 Şubat enine boyuna düşünülmüş, sivil,medya,akademisyen,üniversite,STK ayakları kurulmuş, derli toplu bir darbedir. 27 Nian hükümete El ense çekmek ve arada aba altından sopa göstermektir. Çünkü şunlar şunlar olmazsa biz gereğini yaparız deniyordu. Biz ama tavrımızla bu muhtırayı paçavraya dönüştürdük.

    BÜYÜKANIT İLE BULUŞMA

    28 Nisan'da 3 televizyon kanalına çıktım. Bildirinin mesnetsiz olduğunu anlatınca, meslektaşlarınız ''Bunları neden Genelkurmay Başkanı'na anlatmıyorsunuz'' dedi. ''Ben genel kurmay başkanına hesap vermem, başbakana, millete veririm'' dedim. Ama bir köşe yazarı yahut bir muhabir yanlış anlamaya mahal verecek bir şey yazdığında biz onu nasıl muhatap alıyor ve anlatıyorsak Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'la da 2 saat 10 dakika konuştum.

    BOL ÇAYLI KAHVELİ BİR OTURUMDU

    Büyükanıt hayatta. Sizinle şu anda nasıl konuşuyorsam ne kadar rahatsam o kadar rahattım. Bol çaylı kahveli bir oturum oldu. Hesap vermedim, aksine bunu kesinlikle kabul etmediğimizi söyledim. İftiraları da red ettik. O da bu muhtıra değil, birileri böyle algılamış, hayretler içinde kalıyorum'' dedi.

    Yani bu beyanları geri adım telakki edip mevzuyu kapattınız mı?
    Sahip çıkmadılar muhtıraya. Ayrıca muhtıra da değil, biz hep böyle açıklamalar yaparız'' dediler. Sonra Başbakan konuştu ve devamı da geldi.

    Hüseyin Bey, anlattıklarınız anlatmadıklarınızın yüzde kaçı?
    Yüzde 10'u! 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim