• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    'Bu sisteme mahkûmuz'

    16.08.2011 17:30
    Bu sisteme mahkûmuz
    Yerli dizilerin aranan yüzlerinden Aslı Tandoğan, geçen hafta Fox Tv'de ilk bölümü yayımlanan yeni projesi 'Zehirli Sarmaşık'ı anlattı. Sosyal medya ve dizi sektörü hakkında da yorumlar yapan oyuncu, "Her dizi oyuncusu sanatçı değildir" diyor
    'Bu sisteme mahkûmuz' 'Bu sisteme mahkûmuz' 'Bu sisteme mahkûmuz'
    Yeni diziniz ‘Zehirli Sarmaşık’ geçen hafta başladı, nasıl bir hikâyesi var? 
    Üniversitede tanışmış iki kız arkadaş var hikâyede. Benim oynadığım Yakut’la, İpek Karapınar’ın oynadığı Sinem. Sinem’in ailesi yok, küçüklüğünden beri yetiştirme yurdunda kalıyor. Ben mezun olmuşum, yüksek lisansa başlamışım ama Sinem bir türlü mezun olamıyor. Bir şekilde benim annemle olan ilişkimi kıskanıyor. Ama beni de çok seviyor. Bir gün aniden annem ölüyor. Babam zaten yok, küçükken ölmüş. Annem ölmeden önce bana bir mektup bırakmış. Bu mektubu Sinem buluyor açıp okuyor ama bana hiç bahsetmiyor. Mektupta gerçek annemin başka biri olduğunu ve o kadının çok zengin olduğunu yazıyor. Sinem’in ekonomik açıdan durumu kötü ve yurttan da atılmak üzere. Bizim aramızda bir tartışma geçiyor ve Sinem daha da hırslanıyor. Zaten biraz hırslı ve zenginliğe düşkün bir kız. O mektubu kullanmaya karar veriyor. Gerçek anneme ve onun zengin hayatına ulaşmak için harekete geçiyor. 
     
    Yakut nasıl bir karakter? 
    Yakut, çalışkan, disiplinli, ne yapacağı belli olan biri. Yakut’la Sinem çok zıt karakterler, ikisinin savaşına şahit olacak izleyiciler. 
     
    İki arkadaş karşı karşıya mı geliyor? 
    Bir süre sonra gelecekler ama eğer Yakut Sinem’in yaptığı şeyleri anlayabilirse. Çünkü Sinem çok sinsice yapacak her şeyi. 
     
    ‘Kapalıçarşı’ dizisinden sonra ‘Zehirli Sarmaşık’ta rol alıyor olmanızın sebebi nedir? Neden bu işin içindesiniz? 
    İçinde çok doğurgan ve her an her şeyin olmasını bekleyebileceğimiz bir hikâyesi var. Senaryoyu ilk okuduğumda çok etkilendim. O yüzden bu projede yer almayı kabul ettim. 
     
    Sürprizlerle dolu bir senaryo mu? 
    Kesinlikle evet ve seyircinin sinir olacağı şeyler de var. Seyircinin, Sinem’e acıyacağı, destek olmak isteyeceği, hem de yaptığı şeyler yüzünden sinirleneceği bir hikâyemiz var. Güzel bir tansiyonu var dizinin. 
     
    İlk dizinizi çektiğiniz zamandan bu yana, nasıl bir aşama kaydettiğinizi düşünüyorsunuz? 
    İlk oynadığım dizinin kayıtları vardı bende. Gerçekten şimdi izlerken hayretler içinde kalıyorum. Şu anda bu işi yapıyor olmam bir mucize diye düşünüyorum (gülüyor). 
     
    O kadar mı kötü? 
    Gerçekten kötü, hiç beğenmedim. Hiçbir şeyi bilmiyordum ki oyunculuğa dair, bir anda kamera karşısına geçmiştim. 
     
    Arp bölümü mezunusunuz diye biliyorum. Nasıl oldu oyunculuğa geçiş? 
    Antalya Operası’nda çalışıyordum aslında, teklif gelince oradan ayrıldım. Oyunculuğuma değil, görüntüme bakıp çağırdılar. 
     
    Başlarken çekinceniz var mıydı yoksa ‘Bir başlayayım, yaparım herhalde’ mi dediniz? 
    Ben kararları aklıma estiği gibi veren biriyim. Bugün bir yere gitmek istersem hemen anında giderim. 10 sene arp bölümünde okumuşum, etmişim… Ama oyunculuğa hemen o an karar verdim. 
     
    Hâlâ çalıyor musunuz arpı? 
    Çalıyorum ama arptan para kazanmıyorum. Hem oyunculuk hem arpı aynı anda devam ettirmek mümkün değil, siz de biliyorsunuz bu iş çok yoğun. 
     
    Takip ettiğiniz diziler var mı? 
    Çok güzel işler yapılmaya başlandı son dönemde. ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’yi izliyorum mesela. Dizilerin ve oyuncukların kalitesi çok arttı. Eskiden televizyona karşı bir önyargı vardı insanlarda. Özellikle konservatuarlarda, eğer dizide oynuyorsa biri o zaman burada okumasın mantığı vardı. Ama artık bunun da bir sektör olduğunu kabul etti herkes ve oyuncular bunun için de yetiştiriliyor. Yeni gelen oyuncular bence muhteşem. 
     
    Dizi haricinde sinema, tiyatro var mı? 
    Tiyatro teklifi geliyor ama hiç öyle bir şeye daha cesaret edemedim. 
     
    Vakit bulduğunuzda ne yaparsınız? 
    Bir düşüneyim... Okçuluk yapıyorum. Kasımda Muğla’da yapılacak Türkiye Büyükler Şampiyonası’na katılacağım, bir aksilik olmazsa. Bisiklete binmeyi, bilgisayar oyunu oynamayı çok severim, bir yandan da İspanyolca öğrenmeye çalışıyorum. 
     
    Sosyal medyayı takip eder misiniz? 
    İşte bu konuda söyleyeceklerim var. Twitter’da bir süre önce biri benim adıma bir hesap açmış. Orada da İnci Sözlük’çülere epey küfretmiş, İnci Sözlük’tekiler buna çok sinirlenip, benim bütün fan sayfalarımı çökerttiler. Ben de o sahte sayfayı kapatabilmek için haftalarca çok uğraştım, durdum. 
     
    Kapatıldı mı peki? 
    Hayır, ne yazık ki kapatılmadı. 
     
    Başka biri adına hesap açıp, sanki oymuş gibi o kişinin ağzından yazılar yazmak iyice yaygınlaştı. Ne diyorsunuz bu işe? 
    Şizofren bir davranış bu, ne diyebilirim ki başka... 
     
    Sözlüklere girip hakkınızda yazılanları okur musunuz? 
    Okurum. Güzel şeyler yazdıklarında mutlu oluyorum, kötü şeyler yazdıklarında da ‘Aman bunlar ne bilir’ diyorum. (Gülüyor). 
     
    Demoralize olmuyor musunuz yani? 
    Açıkçası bazen oluyorum, ama sonuçta televizyon ekranında, herkesin görebileceği bir yerdesin. Her insanın seninle ilgili bir düşüncesi, yorumu var ve herkes aynı şeyi düşünüyor olamaz ki. 
     
    Türkiye’deki set ortamlarında bir sistemsizlik var, zor şartlar ve uzun çekimler de cabası. Bunu engellemek için Oyuncular Sendikası kuruldu hatta. 
    Evet ama onlar hiçbir zaman yetmiyor. İki-üç sene önce ‘Sonbahar’ dizisinde bir kaza oldu ve iki kostümcü kız hayatını kaybetti ne yazık ki. Müfettişler geldi setlerde ne olup bitiyor görmek için. Ve setteki herkes ‘Her şey yolunda’ dedi. 
     
    Nasıl yani, neden? 
    Herkes para kazanmak zorunda ve kimse işini kaybetmek istemiyor. Benim setimde şu, şu kötü gidiyor dersen seni işten çıkarırlar. İnsanların gerçekten çalışmaya ve para kazanmaya ihtiyacı var o yüzden bu sisteme mahkûmuz. 
     
    Söylediğiniz geçerli bir sebep ama bu aşırı uzun çekimler herkesin hayatından çalıyor, sadece oyuncuların değil ki. 
    Sadece diziyle de alakalı değil ki bu konu. Dünyada çok büyük olaylar oluyor, Afrika’da her dakikada bir açlıktan ölenler var. Biz buna ses çıkarmıyoruz, sette üç saat beklemişiz buna mı çıkaracağız? O kadar duyarsız ki insanlar her şeye, ki buna ben de dahilim. Sanki herkes bir şeye kilitlenmiş: ‘Para kazanmalıyım, kiramı ödemeliyim, evime ekmek götürmeliyim. Aaa, Afrika’da çocuk mu ölüyormuş, hemen telefonla 5 TL yardım göndereyim, vicdanımı rahatlatayım’... Hayat böyle devam ediyor. Dünyada neler neler oluyor! En son İngiltere’de ayaklanıldı da, insanların bir şeyler için sesi çıktı. 
     
    Gündemi takip eder misiniz? 
    Mümkün olduğunca ederim, evet. 
     
    Artık Twitter’ı kullanan çok sayıda ünlü var ve birçoğu kendi profilinde siyasi konular hakkında yorum yapıyor sık sık. Ama sanatçıların siyasi olaylara müdahil olmaması gerektiğini düşünenler de var. Siz hangi taraftasınız? 
    Ben sanatçının siyasi olaylarla ilgili yorum yapmasında bir sakınca görmüyorum ama gerçekten sanatçıysan bu gibi konularda yorum yapabilirsin. Sanatçı kimdir onu tanımlamamız lazım önce. Her dizi oyuncusu sanatçı değildir mesela! 
     
    İlk sinema filminiz ‘Kabadayı’da Şener Şen’le birlikte rol aldınız. Kimlerle çalışmak istersiniz bundan sonra? 
    Şener Şen’le çalışmak istiyordum ve çalıştım da, çok mutluluk verici bir şey bu. Johnny Depp’i çok seviyorum, birlikte çalışsak keşke, ne güzel olurdu. (Gülüyor) Ayrıca bir Tim Burton filminde oynamak isterim çünkü onun hayal dünyası beni çok etkiliyor. 
     
    Romandan diziye uyarlanan diziler hakkında ne düşünüyorsunuz? 
    Romandan uyarlanan dizilerin başının ve sonunun belli olması hoşuma gidiyor benim. Türkiye’de başlayan dizilerdeki senaryoların konusu bellidir ama oyuncu beş bölüm sonra ne çekeceğini bilmez. 
     
    Beş bölüm sonrasının senaryosu yazılmadığı için bilmiyorsunuz. 
    Evet, tabii ki, çünkü kanal bir anda diziyi bitirme kararı alabiliyor. Bir bölüm dizi yapmak için çok fazla emek gerekiyor. Sen oturdun, 50 bölüm senaryo yazdın, kanala verdin, üç bölüm sonra ‘Dizi beğenilmedi’ deyip kaldırırsa ne olacak? 
     
    Seyirci tam benimsiyor oyuncuyu, dizi kalkıyor. Tabii bu benimseme bazen komik bazen de şaşırtıcı hallere de bürünebiliyor. 
    İnsanlar her gün bir dizi seyrettiği için, ailesinden biri gibi görmeye başlıyor oyuncuyu, iyice benimsiyor. Diziyi açıp salonunda izliyor. Sen de salondaki ekranda onunla birliktesin. İnsanlar yaşamadığı ya da sinirlendiği her şeyi senin üzerinde görüyor. Sokakta gördüğünde de gerçekmiş gibi algılıyor. Bahsettiğiniz durumu ben, ‘Dudaktan Kalbe’ dizisinde çok yaşadım. Benim annem setlere geliyor, görüyor beni çekimde. ‘Dudaktan Kalbe’nin ilk iki bölümünü seyrettikten sonra bir hafta depresyondan çıkamadı, her gün ağlıyordu. Ben orada dövülüyorum ve başıma birtakım işler geliyor diye. Bunun senaryo gereği olduğunu bildiği halde insan etkilenebiliyor işte, gerçek sanıyor. Çok değişik olaylar da oluyor. Hamile olduğum bölümlerden birinde, sokakta çekim yapıyoruz, haliyle göbeğim şiş. İnsanlar gelip ‘Allah analı babalı büyütsün’ diyorlardı. Aslında rol icabı hamile olduğumu biliyorlar. Dizi bitti bu sefer ‘Bebeğin nerede?’ demeye başladılar (gülüyor). İşte o an kem küm ‘Evinde’ diyorum mecburen, bu sefer ‘Nasıl evinde?’ filan diyorlar. İnanamıyorlar bir türlü, bebeği nasıl yanında olmaz diye. Aynı dizide Makbule karakterini canlandıran arkadaşım Gülin Aklan’ı sokakta para çekerken Çingeneler görmüş. ‘Bir daha o kıza öyle davranırsan senin ağzını burnunu dağıtırız’ diye bayağı kızı sıkıştırıp, üstüne yürümüşler. Kız da ne yapsın, ‘Arkadaşlar bu dizi, niçin ciddiye alıyorsunuz?’ demiş ama bakmış laf anlamıyorlar, koşa koşa kaçmış! 
     
    ‘Dudaktan Kalbe’ Yunanistan’da gösteriliyor şimdi. 
    Evet ve Macaristan’da da gösterilecek yakında. 
     
    Sizin bundan bir geliriniz oluyor mu? 
    Hiç olmuyor.

    RADIKAL
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim