• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387

    'Bu plan değil pilavdır'

    02.07.2010 19:50
    İRTİCAYLA Mücadele Eylem Planı belgesi davasında tutuklu sanık Kurmay Albay Dursun Çiçek savunmasına başladı.
    Bu plan değil pilavdır
    'Bu plan değil pilavdır' 'Bu plan değil pilavdır' 'Bu plan değil pilavdır'

    "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" davasının tutuklu sanığı Kurmay Albay Dursun Çiçek, "Bu plan değil,
    pilav, iftira komplo belgesi. Yargısız infaz belgesi. Yapanları şiddetle kınıyorum" dedi.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi"ndeki duruşmada savunmasını yapan Çiçek, kısa öz geçmişini anlatarak, çiftçi bir ailenin çocuğu olduğunu, 6 yıl yatılı
    öğretmen okulunda eğitim gördükten sonra harp okuluna girdiğini söyledi.

    Köyde herkesin yardımına koşan babasının 2000 yılında vefat ettiğini, annesinin de 6 yıldır kanser tedavisi gördüğünü belirten Çiçek, etkilenmemesi
    nedeniyle annesine kendisinin yurt dışında olduğunun söylendiğini kaydetti.

    Çiçek, 30 yıldır Türk Silahlı Kuvvetlerinde olduğunu, Güneydoğu"da görev yaptığını, 15 yıl tabur komutanlığında bulunduğunu, daha sonra da kurmay albay
    olduğunu kaydetti.

    Bilgi Destek Daire Başkanlığında 2004 yılında göreve başladığını ifade eden Kurmay Albay Çiçek, 6 yıl da Arnavutluk"ta çalıştığını, dış konularda uzman
    olduğunu iddia edecek kadar iyi yetiştiğini söyledi.

    Görev yaptığı dairede birinci şubenin teröre, ikincinin irticaya, kendisinin görev yaptığı üçüncü şubenin de NATO, tatbikatlar gibi konulara
    baktığını dile getiren sanık Çiçek, "Bu gerçekler ortadayken şube müdürlerinin ifadeleri varken, soruşturma savcısı bunları görmüyor. Çünkü senaryoya uygun değil. Bu mu hukuk, bu mu vicdan?" dedi.

    "İşine gittiği 12 Haziran 2009 tarihinin hikayenin başladığı gün olduğunu" belirten Çiçek, nöbetçi subayın gazetede çıkan bir haberden söz ettiğini kaydetti.

    Bilgi Destek Dairesinin, dış konular, halkla bütünleşme, terör, irtica gibi alanlarla ilgilendiği için herkesin rahatlıkla girebileceği bir yer olmadığını vurgulayan Çiçek, daireye girişlerde kart okutulduğunu, odaların da kilitle açıldığını söyledi.

    -SİNİRLENDİ, BAĞIRDI-

    Gizli evrakların çift kilitli dolapta yer aldığını belirten Çiçek, "Buraya gelene kadar 5 kilit var. Bu ihbarcı bunların hepsini açıyor. Ben yokken, planı yağdan kıl çeker gibi alıyor. Buna itibar ediliyor. Ben taciz ediliyorum" diye konuştu.

    "İrtica ile Mücadele Eylem Planı"nı elinde gösteren Çiçek, planda yer alan bazı kelimelerin askeri literatüre uygun olmadığını söyledi.
    "Bu planda bir sürü boş yer var. Ben bunu 3 sayfada bitirirdim" diyen Çiçek, "Biz düşman unsuru değil, "düşman kuvvetleri, dost kuvvetleri,
    bilgilendirme ve bilinç faaliyeti, bilgi ve evrak güvenliği" deriz. Faraziler geçekleşmezse o plan çöpe atılır. "Dursun Çiçek şerefsiz albay plan yapmış"
    diyene o şerefsizliği iade ediyorum" şeklinde konuştu.

    Çiçek, "Biz, Fethullah Gülen, AKP falan demeyiz. Özel isimleri kullanmayız. Kullanırsak adli müşavirlik imzalamaz. Çünkü suç unsuru olur" dedi.

    Belgedeki bazı ifadelere sinirlenen Çiçek, "Bunu kurmay söyledi diyenin anlını karışlarım. Türkçesi varken yabancı kelime söylemek yasaktır. Komutanı, belgeyi albayın yüzüne atar" şeklinde konuştu.

    "Genelkurmay Başkanlığının kolluk kuvveti mi var? Genelkurmay ne yapsın böyle bir planı?" diyen Çiçek, "Genelkurmay, irtica tehlikesi varsa, bunu
    MGK"ya götürür. 28 Şubatta böyle olmadı mı? Başbakana imzalatılmadı mı? Niye böyle bir plan yapsın?" ifadelerini kullandı.

    Sanık Çiçek, Genelkurmay Başkanlığı ve terör örgütünün böyle bir plana ihtiyacı olmadığını, savcılar tarafından mantığı araştırılmadan, kabul
    görüldüğünü savundu.

    Soruşturmayı yürüten savcı hakkında, gözaltına alınıp serbest bırakılmasının ardından suç duyurusunda bulunduğunu ifade eden Dursun Çiçek, "Soruşturma savcısı hakkında 13 tane suç teşkil edilmiş. Ama beyefendi hakkında hala iddianame düzenlenmiyor. Dilekçe yazıyoruz Adalet Bakanlığına beyefendi hala yerinde duruyor" diye konuştu.

    Planda yer alan bazı isimleri ilk defa duyduğunu dile getiren Çiçek, plandaki bazı ifadelerin bir asker ve subay tarafından kullanılamayacağını kaydetti.

    -ERZİNCAN"DA UYGULAMAYA KONULMASI İDDİASI-

    Dursun Çiçek, askeriye de de bir ifade tutanağı formatının olduğunu dile getirerek, bu planın Erzincan"da uygulamaya konulması iddiası ile ilgili de "gülerler insana" şeklinde konuştu.

    Silahlı Kuvvetlerinin 1000 yıllık bir kurum olduğunu belirten Çiçek, TSK"nın çete gibi suçlanmasına sinirli bir şekilde ve bağırarak tepki gösterdi ve
    "Bu planı bir albay yazacak, imza atacak. Kargalar güler. Plan için komutandan onay alınır. Ona göre astlarım plan yapar, bana getirir. Ben bütün bilgi birikim
    ve tecrübemi katarak daire başkanına sunarım. Daire başkanı harekat başkanına, o da ikinci başkana sunar... Şube müdürü plan yapmaz. Emrimde çalışan 16 tane subay
    var" dedi.

    "Millete Komplo", "İhanet Belgesi" diye haberler yapıldığını, ancak kendilerine ifade tutanaklarının bile verilmediğini dile getiren Çiçek, "Bu plan değil, pilav, iftira, komplo belgesi. Yargısız infaz belgesi. Yapanları şiddetle kınıyorum. Bana çektirdiklerinin hesabını soracağım" diye konuştu.


    BEN İMZA ÖZÜRLÜYÜM!

    Çiçek, sahte belge üzerinde tek gerçeğe yakın olan şeyin imzası olduğunu belirterek, "Çünkü taklit edilebilen bir imza. Ben imza özürlüyüm. En zayıf noktam bu. Ben de bunu kabul ediyorum. İmzam değişken ve taklit edilmesi kolay" dedi.
    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi"ndeki duruşmada savunmasına devam eden
    Çiçek, 5 gün boyunca evinin, arabasının arandığını, 70 bilgisayarın incelendiğini
    ve bunlarla ilgili tutanaklar tutulduğunu hatırlattı.
    Ancak bu tutanakların iddianamede yer almadığını iddia eden Çiçek,
    "Neden? Çünkü bu tertibe uymayan bir şey. Tertibe uymuyorsa, iddianameye girmesi
    yasak. Savcının anlayışı bu. Savcıya nereden mezun olduğunu sormak lazım" diye
    konuştu.
    Sivil savcının, askeri savcılığa baskıda bulunduğunu iddia eden Çiçek,
    şunları söyledi:
    "Askeri savcılık, "Anayasaya, CMK"ya saygı gösterin, soruşturmanın
    sonucunu bekleyin" dedi. Ama sivil savcı, tertibin gereğini yapacak ya... Sahte
    belge üzerinde tek gerçeğe yakın olan şey imzam. Çünkü taklit edilebilen bir
    imza. Adli Tıp Kurumu, TÜBİTAK, "Bu imzanın taklidi kolay, değişken, imzalar
    birbirini tutmuyor" diyor. Ben imza özürlüyüm. En zayıf noktam bu. Ben de bunu
    kabul ediyorum. İmzam değişken ve taklit edilmesi kolay. TÜBİTAK, "Bu imzalar
    yargılamaya esas olamaz" diyor. Ama İstanbul Emniyet Müdürlüğü bunu kabul
    etmiyor. Çünkü Emniyet Müdürlüğü de tertibin bir parçası."
    Güvenliği sağlamak için 12 Haziranda askeri savcılıkta imzasını
    değiştirerek attığını aktaran Çiçek, "Bunu askeri savcılığa da söyledim. 2 gün
    sonra bu olay manşetlere taşınıyor" dedi.

    -"DELİL VE SUÇ YOK, GELEN TUTUKLANIYOR"-

    Dursun Çiçek, bilgisine başvurulan bir albay iken, birden terör örgütü
    üyesi ilan edildiğini belirtti.
    Tahliyesi olmasına rağmen, iftiralara ve yargısız infazlara devam
    edildiğini dile getiren Çiçek, savunmasını şöyle sürdürdü:
    "Delil ve suç yok, gelen tutuklanıyor. Ülkeyi bu hale getirdiler. Yüce
    yargıdan adaletli bir karar bekliyorum. Askeri savcının gönderdiği 20 tane delil
    var, bunlar iddianamede yer almıyor ama ek dosyalarda var. Çünkü sahte bir plan
    hazırlandı ve bunun uygulanması lazım. Erzincan"da cemaatlerle ilgili soruşturma
    yürüten savcıyla görüştüğüm iddia edildi. Tanık yok, delil yok. Ama gizli tanık
    var. Gizli tanık benim savcıyla görüştüğümü ve yemek yediğimi söylüyor. Yemek
    yiyen kişi 1977 doğumlu inşaat işiyle uğraşan biri."
    Genelkurmay Başkanlığının, atılan iftiraları yalanlamakla uğraştığını
    kaydeden Çiçek, savcının görevini yerine getirmediğini, bu nedenle Genelkurmay
    Başkanlığının iftiraları temizlemekle karşı karşıya kaldığını aktardı.


    SAVCI, İFTİRALARLA MESLEKİ KARİYERİMİ BİTİRDİ"


    Eşiyle kafes arkasında görüşmek zorunda kaldığını, delil ve suç unsuru
    olmadığı halde tutuklandığını savunan Çiçek, "Ben eşimle kafes arkasında
    görüşmeye mecbur muyum? Bir tane delile ve şüpheye cevap veremiyorsam beni
    müebbete çarptırın. Eğer böyle bir durum yoksa da adaleti yerine getirin"
    şeklinde konuştu.
    "Bir delinin kuyuya taş attığını ve bin akılının da bu taşı kuyudan
    çıkarmaya çalıştığını" ileri süren Çiçek, "Ya taşın arkasından gideceğiz ya da
    hukuk, vicdan ve adalet var deyip karar vereceğiz" dedi.
    Kendisine yargısız infaz yapıldığını iddia eden Çiçek, sözlerini şöyle
    sürdürdü:
    "Hukuk çerçevesinde bunların hesabını soracağım. Bu kapsamda bulunduğum
    suç duyuruları var. Eğer en ufak bir şüphem olsa bunları yapmam. Ülkem için
    ölünceye kadar yapacağım şey bu. Çünkü başka Dursun Çiçekler yanmasın, başka
    Dursun Çiçekler iftiraya uğramasın, savcılar, hakimler gerçek dosyalarla
    uğraşsın. 50 yaşına geldim, bundan sonraki hedefim bu. Savcı, iftiralarla mesleki
    kariyerimi bitirdi. Ben bunların hesabını sormazsam, nasıl yaşarım, nasıl iyi bir
    birey olurum. Savcı bilirkişi raporları dışında, dosyayı istiyor, Çünkü bilirkişi
    raporu tertibe uymuyor."

    "İrtica ile Mücadele Eylem
    Planı" davasının tutuklu sanığı kurmay Albay Dursun Çiçek, bir imza benzediği
    için müebbetle yargılandığını belirterek, "Ben irtica işinden anlamam. Bu
    konunun tartışılmasından da rahatsızım. 5 kardeşiz. 3"ü kız ve türban takıyor"
    dedi.
    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasına devam eden
    Çiçek, Deniz Kuvvetlerinin, denizde dolaştığını, cuntadan haberi olamayacağını
    söyledi.
    Deniz kuvvetlerinin ülkenin milli çıkarlarının korunmasında ön safhada
    yer aldığını ifade eden Çiçek, Türkiye"nin Karadeniz ve Doğu Akdeniz"de bu alanda
    lider ülke olduğunu, bunun bazılarını rahatsız ettiğini kaydetti.
    İrtica ile Mücadele Eylem Planı"nın son sayfasındaki imzanın Dursun
    Çiçek"e benzediğinin belirtildiğini, bu durumda diğer sayfalardan kendisinin
    nasıl sorumlu tutulacağını belirten Çiçek, "Sayın Haşıloğlu, bir imza benziyor
    diye müebbetle yargılanıyorum. Bu hukuk mu, vicdan mı?" dedi.
    Böyle bir plan yazması için kendisine görev verilmediğini dile getiren
    Çiçek, şunları kaydetti:
    "Ben irtica işinden anlamam. Bu konunun tartışılmasından da rahatsızım.
    5 kardeşiz. 3"ü kız ve türban takıyor. Bu konuların tartışılmasına karşıyım.
    Benim cemaatle ilişkim olmaz. Bana ne iktidardan? Halkın seçtiği iktidar
    başımızın üstündedir. Biz bu çağın, Cumhuriyet"in çocuklarıyız. Bunu,
    algılamayanların kafasına sokarız. Bize ne iktidardan, irticadan. Ben masumum. Bu
    belgeyi hazırlamadım. Bunu gazetede gördüm. Siyah keçeli kalemle atılmış. Bu imza
    taklit."
    Askeriyede kendisinin kullanabileceği bütün bilgisayarlar ve
    yazıcılarının araştırıldığını belirten Çiçek, askeriyede silinen belgelerin bile
    çıktısının alınabileceğini dile getirdi.
    Çiçek, onlarca bilirkişi raporu ve tutanağın hiçbirinde kendisiyle ilgili
    bir iz olmadığının yer aldığını ifade etti.

    -HUKUKÇULAR BASKI ALTINDA-

    Yüze yakın tanıktan hiçbirinin kendisini suçlamadığını anlatarak,
    savcının en kestirme biçimde belgenin kendisinin eli ürünü olduğunu ifade
    ettiğini anımsatan Çiçek, "Hukuk adamları, yargıçlar, çarşaf çarşaf baskı
    altında. Sayın Başkan da bunun acısını çekiyor. Savcı baskı altında. Dursun Çiçek
    yansın" dedi.
    İddianamede parmak izinden söz edilmediğini belirten ve parmak izi
    incelemesinin de imza kadar önemli bir delil olduğuna işaret eden Çiçek, belgede
    parmak izinin olmadığını kaydetti.
    Çiçek, bu belgeyi haber yapan gazetecinin kaynağını açıklaması
    gerektiğini söyleyerek, "Dursun Çiçek"in 1 yıldır gecesi gündüzüne karışıyor.
    Kimden aldığını açıklasın" dedi.
    Kendisinin, birlikleri dolaşarak, güvenlik zafiyetleri olup olmadığını
    denetlemesi gerektiğini belirten Çiçek, "İskenderun"da 6 tane şehit verdik.
    Denetlemeye gitseydim onlar şehit olmayacaktı. Tedbir alacaktım" şeklinde
    konuştu.
    Dursun Çiçek, 6 Kasım 2009"dan beri korumayla dolaştığını, ailesi tehdit
    altında olduğu için uyuyamadığını dile getirerek, bu sahte planın psikolojik
    harekat ürünü olduğunu savundu.
    Kendisinin 7 yıldır psikolojik harekatçı olduğunu ifade eden Çiçek, bu
    tertibin amacının iktidar ile Genelkurmay Başkanlığının arasını açmak olduğunu
    söyledi.
    Kendisinin de bu tertipte, senaryoda rol verilen kişi olarak mahkemenin
    karşısında olduğunu, gerçek Dursun Çiçek olarak burada bulunmadığını dile getiren
    Çiçek, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey"in 10 Nisan 1919"da asılmak üzereyken
    söylediği son sözlerini tekrarladı.

    -"KEŞKE ŞEHİT OLSAYDIM" DİYEREK AĞLADI-

    Geçen yıl Mart ayında Genelkurmay Askeri Disiplin Mahkemesinde başkanlık
    görevi yaparken bir binbaşının belge sızdırdığı iddiasıyla yargılandığını
    belirten Çiçek, "Binbaşı, "Bu suçtan yargılanacağıma şehit olsam daha iyi" dedi.
    Ben de keşke Güneydoğu"da şehit olsaydım bunları yaşamasaydım" diyerek ağladı.
    Bunun üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, duruşmaya öğlen arası
    verdi. Çiçek"in salondaki kürsüde bir süre ağladığı görüldü.
    Duruşma öğlen arasının ardından Çiçek"in savunmasını yapmasıyla devam
    ediyor.

    "İrtica ile Mücadele Eylem Planı"
    davasının tutuklu sanığı Kurmay Albay Dursun Çiçek, "Birileri benden onur
    intiharı beklemesin. Benim çok sevdiğim eşim, çocuklarım ve yakınlarım var. Daha
    çok hizmet edeceğim ülkem ve milletim var" dedi.
    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasına devam eden
    Çiçek, bir yıldır her hareketinin izlendiğini ve iddianamede 70"e yakın telefon
    görüşmesi kaydının bulunduğunu söyledi.
    Kayıtlarda suç işlediğine dair en küçük bir kelimesi olmadığını
    vurgulayan Çiçek, "Bu kayıtlar, özel hayatın gizliliğinin ve iletişim hakkının
    ihlali anlamına geliyor. Eğer gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmayacak
    kayıtlar ise iddianameden çıkarılmasını talep ediyorum" dedi.
    Savcının sadece suçladığını ve herhangi bir araştırmaya girmeden bir
    iddianame hazırladığını ileri süren Çiçek, şunları söyledi:
    "Sayfalar dolusu lehte delil var. Ama bunları dikkate almıyor, çünkü
    tertip bozulacak. İftiralarla iddianame hazırlayan, TSK"ya hakaret eden, yasalara
    aykırı davranan bir savcıyla karşı karşıyayız. Adalet Bakanlığı tarafından
    savcının 13 suç işlediği tespit edildi. Buna rağmen, hala savcı görevi başında.
    Bu nedenle suç duyurusunda bulunulmasını arz ediyoruz. Diğer girişimlerimizi
    yapıyoruz zaten. Savcı, Cumhuriyet savcısı mı, soruşturma savcısı mı, yoksa
    senaryo savcısı mı, bunu bilmek istiyoruz. Benim terör örgütü üyesi olduğumdan
    şüphe ediyormuş, tahminde bulunuyormuş. Ama delil yok, harıl harıl delil arıyor.
    Tutarsız bir savcıyla uğraşmak zorunda kalıyorum."
    Çiçek, Türkiye"nin hukuk devleti olduğunu, masum bir insanın
    tutuklandığını ve bunun Türkiye"ye yakışmadığını kaydetti.
    Terörist başı Abdullah Öcalan"la aynı maddeden yargılandığını ifade eden
    Çiçek, savunmasını şöyle sürdürdü:
    "Peki ne suç işledik, ne yaptık? İftiraya uğrayan bir insan
    yargılanıyor. Delilsiz değerlendirme yapılıyor. Şartlar eşit değil. O savcı, ben
    sanık. Biz gerçekleri ortaya koyuyoruz, ama onun dediği oluyor. Bir senedir
    mağdur ediliyorum. Savcı o kadar ileri gitti ki, 33 erin şehit edilmesiyle ilgili
    belge ve evrakları istiyor. Bana bir suç yüklemesi lazım ya. Bunların hesabını
    hukuken soracağım. Davayla ilgili olmayan birçok şeyi aralara serpiştiriyor. Beni
    terör örgütü üyesi yapacak ya. Sahte belgeler, komplolar, gizli tanıklar, adaleti
    kemiriyor, bitiriyor. İlk defa böyle bir savcı görüyorum. Biz delil koyuyoruz,
    elinin tersiyle atıyor. Ama gizli tanık ya da ihbar mektuplarına çarşaf çarşaf
    yer veriyor. Savcı tertibin bir parçası. Savcı, hukuk anlamında olayı kan
    davasına çeviriyor."

    -"BİZ CUMHURİYET ÇOCUĞUYUZ"-

    Çiçek, 63 gündür tutuklu bulunduğunu ve adalete güvendiğini belirterek,
    "Cezaevinde yanımda bulunanlara, "Adalete güvenin" diyorum. Ama bana 2"ye 1
    tutuklu kalacaksın demelerinden zül duyuyorum. Ben de birileri gibi onur intiharı
    mı yapayım? Bunu benden kimse beklemesin" diye konuştu.
    Duruşmayı izlemeye gelen teyzesinin türbanlı, eniştesinin de imam
    olduğunu aktaran Çiçek, "Biz Cumhuriyet çocuğuyuz. Biz kimsenin yaşam tarzıyla
    ilgilenmiyoruz, herkese saygı gösteriyoruz. Cuntaymış, darbeymiş... Başka kapıya,
    başka kapıya" dedi.
    Genelkurmay Başkanlığında, Yargıtay"da, her yerde hesap vermeye hazır ve
    alnının açık olduğunu vurgulayan Çiçek, Dursun Çiçek vakasının Türk yargı
    sistemine kara leke olarak geçeceğini savundu.
    Görevinin başında olması gerekirken cezaevinde olduğunu dile getiren
    Çiçek, "Gençler şehit olurken, biz burada atılan iftiraları temizlemeye
    çalışıyoruz. Bırakın işimizi yapalım. Bir saldırı olduğunda vicdan azabı duyarım.
    Askerleri, subayları sıfırlamaya çalışıyorlar" şeklinde konuştu.

    -YALAN MAKİNESİNE BAĞLANMAK-

    Çiçek, evrak ve belge niteliği olmayan, tarihi ve gönderildiği makamı
    içermeyen, içerik ve format olarak yetersiz, sahte ve taklit imzalı olduğu yasal
    delillerle kesinleşen 3 maddelik sahte bir plan ile tutuklandığını savunarak, bu
    plan ile cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti"nin görevini
    yapmasını engellemenin mümkün olmadığını söyledi.
    "Bundan sonra mağdur olmamak için vicdanınıza sığınıyorum" diyen Çiçek,
    şunları söyledi:
    "Sahte plan üzerindeki taklit imzanın bana ait olmadığına yüce mahkeme
    heyetini ve iddia makamını nasıl ikna edebilirim diye bir yıldır düşünüyorum.
    Yemin etmek, kutsal kitaba el basmak, yalan makinesine bağlanmak... Her şeye
    açığım. Ne yapmalıyım? Birileri benden onur intiharı beklemesin. Benim çok
    sevdiğim eşim, çocuklarım ve yakınlarım var. Daha çok hizmet edeceğim ülkem ve
    milletim var. Ben inancı gereği sonuna kadar mücadele azim ve kararlılığında olan
    bir insanım."
    Bu davanın Yargıtay"daki İlhan Cihaner davasıyla birleştirilmesi
    gerektiğini ifade eden Çiçek, kendisi ve oğlu hakkındaki iftiraların, özel
    hayatın gizliliğini ihlal eden dinleme kayıtlarının iddianameden çıkarılmasını
    istedi.
    Çiçek, gizli tanıklar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep
    ederek, soruşturma savcıları hakkında da TSK"yı alenen aşağılama ve iftira gibi
    nedenlerle suç duyurusu yapılması talebinde bulundu.
    Adalete güvendiği esas noktanın, yargıçların hukuka, kanuna ve vicdanına
    göre karar vermesi olduğunu ifade eden Çiçek, "Hakkımdaki hukuk ve vicdan dışı
    iddialara rağmen hukuk ve adaletin gereğinin yapılmasını bekleyen onurlu ve
    şerefli bir baba, bir eş, bir subay, kardeşiniz olarak hakkımda Anayasa"nın 19.
    maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanmasını ve tahliye
    kararı verilmesini istiyorum" diye konuştu.
    Çiçek"in savunmasını yaklaşık 3,5 saatte tamamlamasının ardından, Mahkeme
    Heyeti Başkanı tarafından daha önce alınan ifadeleri okundu.
    Duruşmaya ara verildi.

    DHA

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim