• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426

    Bu da bir İstanbul hikâyesi

    24.06.2012 20:25
    La Fura dels Baus’un İstanbul’u anlatan gösterisini, gönüllü grubu hayata geçirdi.
    Bu da bir İstanbul hikâyesi
    Bu da bir İstanbul hikâyesi Bu da bir İstanbul hikâyesi Bu da bir İstanbul hikâyesi

    “İstanbul İstanbul” adlı projeyi hayata geçiren 80 gönüllünün gösteri sonrasında çığlıklar arasında ‘La Fura La Fura’ nidaları kapladı tersaneyi... Kimdi onlar? Nasıl parçası olmuşlardı bu gösterinin? Bu kadar heyecanlı ve coşkulu olmalarının gerisinde ne vardı?

    6 gün prova, 2 gün gösteri. Hepsi bundan ibaretmiş gibi görünüyor ama La Fura dels Baus’un gönüllüleri için daha şimdiden bir başka kapı açılmış gibi görünüyor, en azından kafalarında….

    Baştan başlayalım: Ünlü Katalan topluluk La Fura dels Baus, dünyayı dolaşırken gittikleri her ülkede gönüllülerden oluşan bir ekibi gösterilerine dahil ediyor. Temelinde sokak tiyatrosu ve akrobasinin yer aldığı gösterilerini dev figürler, dijital efekt, ışık ve müzikle görkemli bir bütüne dönüştürüyorlar.

    23 ve 24 Haziran’da Haliç Camialtı Tersanesi’nde uçan atlar, havada ve karada salınan dev Kibele heykeli, denizden gökyüzüne yükselen insan kulesiyle İstanbul’u anlatan hem lirik hem de teknoloji harikası bir gösteriye imza attılar. Tüm bunlar İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın 40. yıl kutlamalarının bir parçasıydı. Vakfın öncülüğünde bu projeyi hayata geçiren 80 gönüllünün gösteri sonrasında çığlıklar arasında “La Fura La Fura” nidaları kapladı tersaneyi...

    Kimdi onlar? Nasıl parçası olmuşlardı bu gösterinin? Bu kadar heyecanlı ve coşkulu olmalarının gerisinde ne vardı? İlk gösterinin ardından tekrar tersaneye giderek La Fura’nın gönüllülerinden dördüyle bir araya geldik.

    Buket Akça, yerinde duramayan bir beden eğitimi öğretmeni. Aynı zamanda yarışma sporcusu, tırmanış ve dansla uğraşıyor. 250 kişi arasından seçilen 80 gönüllüden biri. Projeye katılmak konusunda hiç tereddüt etmemiş, “Ne de olsa dansla yüksekliği birleştirebileceğim bir gösterinin parçası olacaktım. Hem de dünyaca ünlü İspanyol bir grupla” diyor.

    Berk Gerşon ise görsel iletişim tasarımı bölümü öğrencisi. Üniversitesinin dans kulubüne üye. Projeyi duyunca araştırmaya başlıyor, topluluğun videolarını izliyor, sonrası aşikâr: “Gösterinin İstanbul’la ilgili oluşu, İKSV’nin varlığı katılmak için yeterliydi benim için. Farklı becerileri olan, değişik mesleklerden ve ilgi alanlarından 80 kişi bir araya geldik. Bu bile başlı başına ilginçti” diyor.

    “Taze” oyunculuk mezunu Ertürk Erkek ise aynı zamanda bir “tahta bacak” kullanıcısı. 2004’te Şehir Tiyatroları’nın bir festivalinin açılış seromonisi için kullanmayı öğrenmiş ilk, sonra da hep sürdürmüş. “Çok geniş bir kitleye ulaşmak, tanımadığımız insanlarla tanışmak, yeni şeyler öğrenmek…” diye sıralıyor gönüllü olma talebini. Pınar Alev’se tiyatro eleştirmenliği okuyor. Yurtdışıyla bağlantılı bu projeye katılmanın CV’sinde de önemli bir yer kaplayacağını düşünüyor.

    Berk, üstlerinde onlarca kilo ağırlık, yerden 80 metre yüksekte doğum sahnesinin canlandırıldığı topun içindeki dansçılardan. “Topun içinde ve dışında o yükseklikte dans etmekle yerde dans etmek arasındaki fark bir uçurum” diyor. E tabii bir de 5 bin kişi tarafından izleniyor olmak var. Buket’in kulağından alkış sesleri silinmemiş hâlâ. Hepi topu 6 günlük prova süreci, iki gün üst üste gösteri... Ve final: “Provalar boyunca işe vermiştik kendimizi. Gösteri bitince alkış sesi, çığlıklar, o kalabalık… Biz de bıraktık kendimizi o coşkuya” diyor Buket. Heyecan ve coşku “o an” yaşandı ama merak duygusuyla akıllarına düşen sorular bundan sonrası için gerekli onlara...

    “Merak duygusunu daha da yükseğe taşıdı bu gösteri bende” diyor Ertürk, “Biz, bu buluşmayla bir paylaşım ağı kurulmasına da aracılık ettik. Işık takmayı biliyorduk ama örneğin 60 kişiyi iplerle asmak ne demekmiş onu öğrendik. ‘Acaba biz de böyle bir şey yapabilir miyiz’ sorusu kaldı geriye.” Sözü Berk alıyor, “Işığı kullanmayı, 60 kişiyi halatlara bağlamayı, güvenlik önlemlerini, tüm o sistemi, sadece 15 kişi kurdu. Böyle sistemli ve disiplinli oluduktan sonra neden bizden de çıkmasın ki böyle ekipler? ”

    Tahta bacak kullanmayı bu gösteride öğrenen Pınar araya giriyor “Türkiye’de bir sirk olsa, hiç durmam, yükseklerde çalışırım, trapez mesela... Farklı iş alanlarını akla düşürüyor böyle projeler.”

    “İstanbul hakkında iyi bir etüt çalışması yapmışlar, dolayısıyla Türkiye’nin sadece Türklerden ibaret olmadığını, farklı kültürlerin, etnisitelerin burada yaşadığını biliyorlardı. Hep beraber güzel bir hikâye anlattık” diye ekliyor Ertürk.

    Bir de İKSV’ye müteşekkirler ama dile getirişleri şaka yollu da olsa yeni talepleri hazır: “İKSV gelecek günlerde de böyle projeler getirirse biz her zaman açığız, destek oluruz yani...”

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim