• BIST 108.594
  • Altın 144,399
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102

    Bomba aşk!

    08.12.2008 09:18
    Sabancı ailesinin kızı Sadıka Sabancı ve eğlence dünyasının ünlü ismi Cenk Eren evleniyor....
    Bomba aşk!
    Bomba aşk! Bomba aşk! Bomba aşk!

    Sabancı ailesinin kızı Sadıka Sabancı ve eğlence dünyasının ünlü
    ismi Cenk Eren evleniyor....

    Sabancı ailesinin kızı Sadıka Sabancı ve eğlence dünyasının ünlü
    ismi Cenk Eren nasıl tanıştıklarını, nasıl flörte başladıklarını,
    aşklarını ve ne zaman evleneceklerini anlattı.

    Cenk Eren, bu ilişki için "şimdi hayatımda ilk kez birini seviyorum,
    lütfen bana müsaade etsinler söylenenler şehir efsanesi ilk kez
    evleniyorum kendi çocuğumu sevmek isterim," diyor. Sadıka Sabancı
    ise "Ona yemek yapıyorum, şahane vakit geçiriyorum. Bu devirde böyle
    erkek yok. Ona 'paşam' diyorum. Evlenmek için çocuklarımın gelmesini
    bekliyoruz, yılbaşından sonra..." diyor...


    Cenk Eren: Hiçbir kadınla ilişkim basına yansımadığı için bir takım
    iddialar ortaya atıyorlar. Pişmanlığım yok, ilk kez seviyorum...
    Sadıka Sabancı: Cenk doğduğu günden itibaren bütün hayatını oturup
    anlattı. Beni öyle sahipleniyor ki kanişi gibi hissediyorum..

    - İlk nerede tanıştınız?

    Cenk Eren: Bir mücevhercide alışveriş yaparken karşılaştık ilk kez.
    Hatta Nükhet ile (Duru) beraber Rumelihisarı konserimiz vardı,
    Sadıka'yı da davet etmiştim.

    - Niye davet ettiniz durup dururken?

    C.E: Orada ortak bir arkadaşımız tanıştırdı. Konseri sordu, ben de
    ikisine birden "Arzu ederseniz buyurun," dedim.
    Sadıka Sabancı: Hemen 'geliriz' dedim ben de, on kişi!
    C.E: Bir hafta sonra konserde karşılaştık, sonra da bir daha
    görmedim Sadıka'yı. Ta ki geçen kışa kadar... Yine bir arkadaşımızın
    restoranında karşılaştık. Sadıka bir hafta sonra bana aşure
    gönderdi! (gülüyor)

    - Ne alaka?

    S.S: Aşure ayı gelince aşure yaptırırım ben! Programdan çıkıp gelmiş
    üzerinde inanılmaz şık bir kaban, inanılmaz şık botlar, biz de
    hanımlar oturuyoruz: "Aaa, botlar yıkılıyor," dedim. Aşure muhabbeti
    başladı, oradan döndü dedi ki "Ne aşuresi?" Ben de "Bizim evde çok
    güzel aşure yapılır, size de göndereyim" dedim. Yolladım ama sonra
    hiç görüşmedik yaz başına kadar.

    - Böyle dost ortamlarında karşılaşmanız ne kadar sürdü?

    S.S: Haziranda aradım ben Cenk'i. Kız kardeşim Emine yeni evine
    taşınmış, bir davet verecekler ve Cenk'in sahne almasını istiyorlar.
    Kabul etti, kız kardeşimin evine gittik, tekneyle dönerken de "Gel
    sana Arnavutköy'de rakı-balık ısmarlayayım," dedi. Hatırladın mı?

    C.E: Tabii ki hatırlıyorum.
    S.S: Yalan söyleme Cenk! (gülüyorlar) Benimse arkadaşlarıma sözüm
    var...
    C.E: Ekti o gün beni! Sonra Bodrum'da çalışmaya başladım.
    Telefonlaştık, "Ben de Bodrum'a gidiyorum," dedi bir gün, 'birlikte
    gidelim,' dedik. O da çok komikti tabii...

    - Neden?

    C.E: Sadıka genelde kendi şirketleri Pegasus'la uçuyor. Fakat
    Atatürk Havalimanı bana daha yakın, o da benimle geldi. X-ray'dan
    bir şeyler geçiriyor dedim ki "Bunlar ne?" Dondurulmuş mantı!
    S.S: Kayseri mantısı ve içli köfte! Çünkü arkadaşlarımın evinde
    yemek vereceğim.

    Cenk de hiç hoşlanmadı durumdan tabii, böyle domestik şeyleri pek
    sevmiyor. Neyse, baktım ne bilet alıyoruz, ne kuyruğa giriyoruz, ne
    bir şey, tık tık geçiyoruz...
    C.E: Yanlış anlaşılacak şimdi! Benim asistanlarım önceden organize
    etmiş her şeyi, biniş kartlarımızı almışlardı çünkü.
    S.S: Ben bunu makaraya vurdum tabii "Vaay nasıl işmiş bu falan,"
    diyorum. O bana sürekli "Kimliğini çantaya koy kaybedeceksin,
    biletini kaldır," falan diyor.

    - Ve birinin sizi sahiplenmesi ve düşünmesi hoşunuza mı gidiyor o
    an?
    S.S: Evet çok!
    C.E: O arada şey başladı... Sanki ben de birisiyle ilgilenmek
    istiyormuşum artık, o devrem, o yaşım gelmiş gibi, hoşuma gitmeye
    başladı. Sonra Bodrum'da bir akşam programdan sonra geç vakit bir
    yere gittik. Bunu Sadıka ilk defa duyacak... Ship a Hoy'un
    oralardayız, Sadıka'nın elini tutup belinden sarıldım insanların
    arasından geçirmek için. O an bir-iki tane bakış gördüm, çok hoşuma
    gitti.

    - Neydi hoşunuza giden?

    C.E: O bakışlarda güzel bir şey gördüm, bize güzel bakıyorlardı.
    Ondan etkilendim.
    Sonra telefonlar başladı, mesajlar başladı.
    Sadıka'nın bir önceki evinde verdiği davette yine sahneye
    çıkacaktım, "Orada herkese söylemek istiyorum!" dedim, "Hayır" dedi.
    S.S: Neden 'hayır' dedim anlatayım. O ara Cenk'in albüm çalışmaları
    başlamış. "Şu anda bunu söylersen insanlar bunu reklam sanır,"
    dedim. Bu ince bir nokta bence...
    C.E: Bence babasından korktu. (gülüyor) Ben söylemedim ama ertesi
    gün herkes telefon açıp tebrik etmeye başladı bizi.

    - Nasıl anladılar peki?

    C.E: Güzel gözlerine bakarak güzel şarkı söyledim çünkü!
    S.S: Hayır, öyle bir hareket yaptı ki kim olsa anlardı.

    - Merak ettim ne yaptığını!

    S.S: Dansa kaldırdı beni, dans bitince de alnımdan öptü! Çok özel
    bir şey bu. İnsanlar da anlamış haliyle. O an gelip bize bir şey
    söylemediler ama arkadan dedikodu yaptılar tabii ki. Bizde böyle bir
    şey var, insanlar gelip tebrik edeceklerine ya da 'ne hoş, ne güzel
    bir şey yakalamışsınız, Allah mutlu etsin' diyeceklerine konuşup
    dururlar.

    - Neler geldi kulağınıza?

    C.E: Bugüne kadar basına yansıyan bir ilişkim olmadığı için
    inanmadılar. Dedik ki zor bir şey yaşayacağız belli, çünkü ilkti
    sanırım bu Türkiye'de. Ben bir şarkıcıyım, diğer tarafta ünlü bir
    işadamının, ailenin kızı var. Oturduk ve birbirimize söz verdik,
    üstesinden geleceğimize dair.... (Şirin Sever/ SABAH)

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim