• BIST 107.700
  • Altın 144,038
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426

    Bitkisel ilaçlar çözüm mü?

    22.08.2011 20:13
    "Limon hapıyla forma girme", "Enginar hapı", "Yosun hapı" gibi ürünler ve yöntemler işe yarar mı? Bitkisel tedaviyi kimler yapmalı?
    Bitkisel ilaçlar çözüm mü?
    Bitkisel ilaçlar çözüm mü? Bitkisel ilaçlar çözüm mü? Bitkisel ilaçlar çözüm mü?

     

    Hangi televizyon kanalını açsanız mutlaka bir kadın programında bitkilerle tedavi yöntemlerine dair bir şeyler bulabilirsiniz. Sadece televizyonda değil, internette, evinizin kapısını açtığınızda broşür olarak bile pek çok bitki preparatının reklamını görmeniz mümkün. Bitkilerle tedavi yöntemi var mıdır? Her gün önerilen "Lahana yapraklarıyla horlama tedavileri", "Sirkeli sularla zayıflama", "Limon hapıyla forma girme", "Enginar hapı", "Yosun hapı" gibi ürünler ve yöntemler işe yarar mı? Bu tür ürünlerin yan etkileri var mı? Biz bu ürünleri alıyoruz ama acaba bu ürünlerin farklı bir hastalığımızı tetikleyici olup olmadığından emin miyiz? Bitkisel tedaviyi kimler yapmalı? Konuyu uzmanlarla masaya yatırdık...
     
    "İNSANLAR BUNLARIN GERÇEKTEN "TIP DOKTORU" OLDUĞUNU SANIYOR"
    Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta da bugün HABERTURK.COM Blog köşesinde "Bitkisel ilaç sahtekârlarına kanmayın" başlıklı yazısıyla bu konuya değindi. Prof. Dr. Küçükusta, yazısında şunları belirtti: "Televizyonlar son zamanlarda alternatif tıbbın kellikten körlüğe her derde deva olduğunu ballandıra ballandıra anlatan güruh ile dolup taşıyor.
     
    Bizde de yüzyıllardır çok yaygın olan geleneksel fitoterapi için Lokman Hekim Tıbbı, geleneksel tıp veya koca-karı ilaçları gibi tabirler de kullanılabilir. Bu, iyi niyetle, Allah rızası için yapılan ve bazı durumlarda gerçekten de çok işe yarayan bir tedavi yöntemidir.
    Eskiden ilkel yöntemlerle her kişi için özel yapılan bitkisel ürünlerin yerini teknolojiden yararlanılarak seri olarak üretilen, ilaçlar gibi marka ve şık ambalajları olan ürünler alır olmuştur. Fitoterapi dünyanın kâr payı en yüksek olan sektörlerinin başında gelir; üç kuruşluk otlar yüzlerce liraya satılabilir.
     
    Çoğunun etkinlikleri ve emniyetleri bilimsel yöntemlerle “kesin olarak kanıtlanmamış” bu ürünlerin serbestçe reklâmı yapılabilmekte ve tüm dünyada özellikle de Amerika ve Avrupa ülkelerinde kapış kapış satılmaktadır. Son senelerde ülkemizde fitoterapinin büyük bir kazanç kapısı olduğunu gören bazıları doktor, çoğu ise tıp dışı mesleklerden olan “kerameti kendinden menkul uyanıklar” türemeye başladı. Bunlara hemen daima “Hocam” şeklinde hitap ediliyor. İnsanların çoğu da bunların gerçekten “tıp doktoru” ve “profesör” olduklarını sanıyor.
     
    İdrar kaçırmadan adet sancısına, egzamadan hepatite, meme büyütmeden boy uzatmaya, kanserden boyun fıtığına, kıl dönmesinden astıma kadar akla hayale gelebilecek her şikâyet ve hastalığa iyi geldiği söylenen bu ürünlerin hiçbirinin kanıtlanmış etkisi yoktur.
     
    Bu uyanıklar bilimsel (!) araştırmalar yaptıklarını söylerler ama bunları yapmaya ne yetkileri ne de imkânları vardır. Zaten bu araştırmaların hiçbirini tıp dergilerinde görmek mümkün değildir. Aslında böyle bir araştırma zaten çoğu zaman yapılmamıştır; olanlar da bilimsel bakımdan hiçbir değeri olmayan uydur-kaydır yazılardır."
     
    PROF. DR. AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA'NIN HABERTURK.COM BLOG'DA PAYLAŞTIĞI YAZIYI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
     
    Peki bu konu hakkında başka kim, ne söylüyor?
     
    Anti- Aging Derneği Eski Genel Başkanı Dr. Cenk Oğurtanı, bu tür hapların kontrolsüz olarak, kötüye kullanıldığını belirterek, şunları söyledi: "Bunların internetten ürün satışının yasak olması gerekiyor. Eczacılar eliyle ve doktorlar eliyle satışının yapılması gerekiyor. Fitoterapi (bitkilerle tedavi) yapılacağını düşünüyorum ama bu doktorlar aracılığıyla yapılmalı. Mesela bazı ürünlerin kan sulandırıcı etkileri, kanamayı artırıcı ya da bazı ilaçların etkilerini azaltıcı yönleri var. Kişiler, fitoterapicilere güveniyor. Dozajı üzerinde klinik çalışmalar yapılmış ilaçları kullanmak gerek. Ama hasta bunu ana ilaç yapıyor. "Bunlar doğal ilaçlar" diyor. Bu da doğru bir yaklaşım değil. Her doğal ürün için , "İnsan vücuduna yararlıdır" demek olmaz. Her şey doğal baktığınızda. Bahçeden toplanan çiçeklerle yapılıyor bazı ürünler, koca-karı ilaçları var. Yabancı ülkelerden giren ürünler de var.
     
    Ama hiç kullanılmaması gerektiğini düşünen biri değilim. Hekim eğer bilgiliyse, ana tedaviye destek olarak kullanılabilir. Güzel yayınlar yapan dergilerimiz var. Danışma kurulu olan dergilerimiz var. Bunlardan faydalanılabilir. Bazen Profesör unvanlı kişiler çıkıyor. Bitkisel tedavi için ya tıp profesörü olacaksınız ya da eczacılık kökeniniz olacak. Adam ekrana çıkıyor, "Prof. Dr." diyorlar ama ne profesörü olduğu belli değil. Bu iş de ancak bilimsel olarak yapılır."
     
    "BUNLAR HALK SAĞLIĞI İÇİN BÜYÜK TEHLİKE"
    İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Meriçli de, "Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek yaygınlaşan bitkilerle tedavi konusunda yazılı ve görsel basınımızda yer alan abartılı ve çoğu kez yanlış bilgilerle önerilen bitki reçeteleri/doğal reçeteler; halk sağlığı için büyük tehlike oluşturmaktadır" diyerek şöyle devam ediyor: "Yüzde yüz doğal, hiçbir kimyasal içermez, tamamen doğal olduğu için zararsızdır” sloganıyla önerilen bitkiler ve bunlardan hazırlanmış ilaç formundaki (damla, şurup tablet, kapsül vb) ürünler sanıldıgı ve söylendiği kadar masum değildir. Şöyle ki; bitkiler kendi yaşamlarını sürdürmek için farklı kimyasal yapıda bileşikler üretirler. Biz insanlar, bitkilerin kendi yaşamlarını sürdürmek için ürettikleri farklı kimyasal yapıdaki bu bileşiklerin bir kısmından gıda olarak yararlanırız. Örneğin patatesteki, nişasta, zeytin meyvesindeki sabit yağ vb. Bitkilerin kendi yaşamlarını sürdürmek için ürettikleri farklı kimyasal yapıdaki bileşiklerin bazıları da hastalıklardan korunmada ve/veya hastalıkların iyileştirilmesinde yararlıdır. Örneğin; Meyan bitkisinin kendi yaşamını sürdürmek için ürettiği tritepenik saponinler (glisirhizin) ve flavonoit bileşikler bitkinin köklerinde yer alır ve ses kısıklığında, ülserde iyileştiricidir; ayrıca balgam söktürücü etkisi nedeniyle öksürükte yararlıdır. Panax ginseng köklerinde ki triterpenik bileşikler (ginsenozitler) ise yorgunluk giderici, fizik gücü artırıcı, antifatik etkilidir. Tüm uçucu yağlar antimikrobiyal, antispazmodik ve antioksidan etkilidir, ayrıca içerdikleri ana maddeye göre de özel etkileri vardır, örneğin kekik uçucu yağı içerdiği timol'den dolayı bronkospazmolitik ve sekretolitik etki de göstermektedir, o nedenle Almanya ve AB ülkeleri eczanelerinde kekik ekstreleri içeren öksürük ilaçları vardır."
     
    "ZAYIFLAMA İLACI KULLANIP ÖLENLERİ NE ÇABUK UNUTTUNUZ?"
    Tıbbi bitkilerin insan sağlığı için doğru kullanılması, Eczacılık Meslek Bilimi olan Farmakognozi'de tıbbı bitkileri, etken maddeleri içeren kısımlarını, etken madde ve etkilerini teorik ve pratik derslerle ögrenen tek meslek olan “eczacı” nın bilgisi ve katkısı ile mümkündür. İlaçlar ister sentetik ister bitkisel olsun Eczacılık Fakülteleri'nde öğretilir, geliştirilir. "Bitkiseldir, zararsızdır" diyerek eczacılık eğitimi almamış kişilerin ilaç üretmeleri ve bunları televizyonlarda tanıtmalarını Eczacılık Fakültesi'nde doğal kaynaklı ilaç hammaddeleri ve fitoterapide kullanışlarını, diğer ilaçlarla etkileşimlerini, yan etkilerini inceleyen bir bilim insanı olarak halk sağlığı açısından son derece sakıncılı olduğunu ifade etmek istiyorum. Bitkiler sanıldığı kadar masum değildir, bitkisel ilaçlar da eczacı olmadan (yani farmasötik teknoloji okumadan) gıda mühendislerinin ya da ziraat mühendislerinin üreteceği sağlık ürünleri değildir. Kırmızı biber hapı içerek ölen kadınları, daha da vahimi "% bitkiseldir zararsız" diye satılan zayıflama hapını içerek kilo vermeye çalışırken yaşamını yitirenleri ne çabuk unuttunuz?"
     
    PROF. DR. AHMET MARANKİ: "BİTKİLER BİNLERCE YILDIR İLAÇ OLARAK KULLANILIYOR"
    Prof. Dr. Ahmet Maranki de şunları ifade etti: "İlaçla tedavi 1950'lerde başladı, ilk ameliyat 1978'te yapıldı. Bunların mazisi 50 yıl. Peki bu kadar yıldır dünya neyle iyi oluyordu? Bilinmeyen bir 5 bin yıl var. 5 bin yıl önce de kal hastalığı, karaciğer yetmezliği vardı. Neyle düzeltiliyordu? Bitkilerle. Zencefil, karabiber, kantaron yiyip de ölenlerin oranıyla; antibiyotik alıp, kemoterapi görenlerin ölüm oranlarını karşılaştırın arada korkunç bir rakam göreceksiniz. Bitkiler, literatürde temizleyizi; meyveler de besleyici olarak adlandırılır. Bitkilerin, kimyasal çözücü özelliği vardır. Tıbbi literatür de bunu doğrular. 
     
    Şimdi Sağlık Bakanlığı, integratif tıp konseyi kurdu. Bu güzel bir karar. Biz de zaten bunu istiyorduk. Bakanlık bu olaya el atmalı. Ehliyet nasıl alınıyorsa, bakkal nasıl açılıyorsa bu tür ürünlerin çıkmasında da bir kurul olmalı. Bu işi bilenler yapmalı, diplomalı bir iş olmalı. Bu iş çığrından çıktı.
     
    Biz zaten tedavi yapamayız, biz sadece destekleyici önerilerde bulunuruz. Bitkilerin yan etkileri yoktur. Ayrıca, Türk Gıda Kodeksi'ne uygun olmayan hiçbir ürün üretilemez. Sağlık Bakanlığı'nın elinde bir liste vadır ve bu listede toksite değeri sıfır olan ürünlerin üretimine müsade ediliyor. Konuşanlarla değil üretenlerle konuşulmalı. Üretenlere sorulmalıdır"
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim