• BIST 89.282
  • Altın 145,910
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917

    Belçika modeli kurtarabilir!

    28.12.2010 16:11
    Belçika modeli kurtarabilir!
    Doğum sonrası kalp yetmezliği konulan Çiğdem Karataş 'Ne olur kurtarın' diye seslendi, 24 saat sonra yaşama gözlerini yumdu.
    Belçika modeli kurtarabilir! Belçika modeli kurtarabilir! Belçika modeli kurtarabilir!



    Meclis'te bir yıldır yasalaşmak için bekleyen 'Belçika modeli' 19 yaşındaki anneyi hayatta tutabilirdi.

    BELÇİKA MODELİ NEDİR?
    Türkiye'de 70 binin üzerinde hasta organ nakli bekliyor ve uzmanlar kişinin beyin ölümü gerçekleştiğinde uygun olan organların hastalara otomatik olarak nakil edilmesini sağlayan 'Belçika modeli'ni öneriyor. Bu modelde ölen kişinin organları devletin olarak kabul ediliyor. Organlarını vermek istemeyenler ise sağlıklarında bu durumu yetkili kurumlara bildirmek zorunda. Yani bir anlamda şimdiki uygulama tersine dönüyor ve 'organlarımı bağışlıyorum' bildirimi, 'organlarımın bağışlanmasını istemiyorum'a dönüşüyor."

    19 yaşındaki Çiğdem Karataş'a kızı Zeynep'i dünyaya getirdikten sonra kalp yetmezliği teşhisi konuldu.

    Aylarca kalp nakli için bekleyen anne Karataş, Habertürk gazetesine verdiği röportajda "9 aydır 'kalp bulundu' haberini almak için dua ediyorum. Hiç iyi değilim, yataktan dahi kalkamaz hale geldim. Canım artık çok acıyor, yaşadığım acılara dayanamıyorum. Dayanacak gücüm kalmadı. Ne olur kurtarın" demişti.

    Genç anne, bu sözleri söyledikten 24 saat sonra kendisini bekleyen 16 yaşındaki kızı Zeynep'e kavuşamadan hayata gözlerini yumdu.

    Böbrek nakli olan CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, 4 Mayıs 2009 tarihinde Meclis'e organ nakliyle ilgili bir kanun teklifi sundu. Halen Komisyonda bolan teklif, "Aksi beyan olmadıkça, beyin ölümü gerçekleşen kişilerin organlarının alınmasında vasiyet ve rıza aranmaması" yönünde değişiklik yapılmasını öngörüyor.

    Tacidar Seyhan, teklifin detaylarını ntvmsnbc'ye anlattı:

    "Öncelikle bir tabloyu ortaya koymak istiyorum. Türkiye, oransal olarak en az organ bağışı yapan ülkelerden biri. Ayrıca ortalama olarak Türkiye"de gerçekleşen beyin ölümlerinden en fazla yüzde 2"si organ nakil merkezlerine bildiriliyor. Bunun nedeni de şu; organ nakli koordinatörü olsa bile hiç kimse beyin ölümü gerçekleşmiş kişinin ailesi ile organların bağışlanması konusunda konuşmak istemiyor. Çünkü ailelerin ciddi tepkileriyle karşı karşıya kalıyorlar.

    Bu konuda iki tane algı eksikliği var. Bir kişinin beyin ölümü gerçekleşmişse bu kişinin tekrar hayata dönme şansı yok. Bu konuda toplumsal algının geliştirilmesi gerekiyor. İkinci olarak da toplumda genel olarak organ bağışı yapanların öldükleri organlarının alınacağını zannediyorlar. Oysa ölünce organlar da ölüyor. Beyin ölümü kavramının toplama anlatılması gerekiyor.

    BELÇİKA MODELİ
    Bunun dışında organ bağış konusunda bir de Belçika modeli var. Bunu şöyle açıklayabilirim; 18 yaşa kadar aileden izin alıanabilir ama 18 yaşından büyük kişiler aksi beyan olmadıkça kişi organını bağışlamış kabul edilsin. Bugün olduğu gibi organımı bağışlıyorum değil, organımı bağışlamıyorum beyanında bulunmalı. Yani bugünkü durumun tam tersi. Belçika modelini bu şekilde özetleyebiliriz.

    Türkiye"de organ nakli bekleyen 70 bin hasta var. 2015 yılında bunun 150 bin olması gerekiyor. Bugün Türkiye diabet hastası sırasında Fas"tan sonra ikinci sırada. Sadece dializ hastaları için devletin yılda ayırdığı bütçe bir buçuk milyar dolar…

    ORGAN BAĞIŞINA TEŞVİK
    Bunun önüne geçilmesi için Belçika modeli getirilmeli. Ayrıca organ nakli teşvik edilmeli. Örneğin bazı ülkelerde organ bağışı yapan kişilerin sigorta priminde indirim yapılıyor. Ya da beyin ölümü gerçekleşmiş ve organları alınmış bir kişinin çocuklarının eğitim masrafları karşılanıyor. Böylelikle organ bağışı yapan bir kişi hem hayat kurtarılıyor hem de kendi çocuklarının geleceğini garantiye almış oluyor. Bunların aynısı yapılsın demiyorum ama benzer uygulamalar incelenmeli ve uygun modeler geliştirilmeli.

    'GÜNLÜK ÖNLEMLERLE SORUN ÇÖZÜLMEZ"
    Belçika modeli önerisini 4 Mayıs 2009"da Meclis'e sundum. Bu önerim komisyona gönderildi ama orada şimdiye kadar görüşülmedi. Sağlık Bakanlığı geçici yöntemlerle bu sorunu çözmeye çalışıyor ama bu günlük yönetmeliklerle çözülecek bir mesele değil."

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim