• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585

    'Bebeğimizin mama parası için gitti'

    28.08.2012 19:09
    Bebeğimizin mama parası için gitti
    İlk görüntülerini gördüğünde sesini duyup, canlı olduğunu öğrendiğinde rahatladığını söyleyen gazeteci Cüneyt Ünal’ın eşi Nuran Ünal Hürriyet aracılığıyla Beşar Esad’a seslenip, “Kocamı, çocuğumun babasını serbest bırak” diye seslendi.
    'Bebeğimizin mama parası için gitti' 'Bebeğimizin mama parası için gitti' 'Bebeğimizin mama parası için gitti'

    Gözaltındaki morluklar, yaptığı açıklamanın hiçbiri doğru değil, kaldı ki bundan sonra eşimin “Ben teöristim” diyen görüntülerini bile yayınlasalar buna inanmam. Kötü olan şey, eşimin gazeteci olduğunu ispatlamak zorunda kalmamız” diyerek, eşinin aldığı mesleki ödülleri ve görev sırasındaki basın tanıtım kartlarını gösterdi.

    Eşinin sağ olduğuna dair görüntüleri gördüğünde rahatladığını ancak, vidonun baslığındaki eşinin terörist olduğuna dair yazının rahatsız olduğunu ifade eden Nuran Ünal, “Eşimi terörist olarak göstermeye, o şekilde lanse etmeye çalışıyorlar” dedi. Eşinin Suriye’ye giderken savaş riskini bildiğini belirtip, şunları anlattı:

    “Cüneyt, Nisan ayından beri işsizdi. Bağımsız çalışıyordu. En son El Hurra’dan iş teklifi gelince kabul etti. Biraz zor zamanlar geçiriyorduk, onun için kabul etmek zorunda kaldı. Bir anda olan, planlanan bir şey değildi Suriye’ye gidişi. ‘Suriye’ye gidebilirim, ama günü belli değil. 3-4 günlüğünü gideceğim, fazla kalmayacağım’ dedi. Arifeden bir gün önce netleşti. Daha önce de başıma geldi. Libya’ya da, Gazze’ye gittiğinde de aynı şeyi söylemiş, ‘Çok tehlikeli bölgeye girmeyeceğiz’ diye beni teselli ederdi. Burada da aynı şekilde, sadece Kilis’teki sınıra gideceğiz, oradaki kamplarda Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin bayramı nasıl geçirdiğini çekeceğiz’ diye gittiğini söyledi. Çok inanmadım ama olabilir diye de düşündüm. Libya’ya Gazze’ye de gittiğinde, çektiği görüntülerde bulunduğu ortamları görünce, kendisini tehlikeye atarak haber yapmaya çalıştığını biliyordum. Suriye’ye gireceğini de biliyordum. Çünkü haberciyi durduramazsınız.

    "KIZIMIN MAMASINI ALMAK ZORUNDAYDI"

    Cüneyt profesyonel bir kameraman. Daha önce de savaş bölgelerinde bulundu. Oraya da sevdiği işi yapmak için, ekmek parası kazanmak için gitti. Cüneyt ailesini geçindirmek zorundaydı. 1,5 yaşında kızımız, var, mamasını almak zorundaydı. Oraya sadece kamerasıyla gitti yanında Beşar Fehmi Kadumi ile gitti. İnşallah iki gazetecimiz de sağ olarak geri verilir. Birinin elinde mikrofonu, birinin elinde kamerası vardı. Kendilerini savunacak hiçbir şeyleri yoktu.

    "CÜNEYT ONLAR İÇİN BİR TÜRK VE BİR KOZ"

    Daha önce kaçırılan gazetecilere de terörist denmişti. Suriye kimi yakalarsa terörist diyerek elinde tutuyor. Cüneyt’in gazeteci olduğunu bildiklerini de biliyorum. Ama Cüneyt onların için bir Türk ve bir koz. Pazarlık unsuru olarak kullanacaklar. Gazetecilere böyle muamele hakkı kimsenin yok. Gazeteciler özgürler, tarafsızlar, yansızlar. Dünya, olanı biteni onların gözünden görüyor. O yüzden onları terörist olarak gösteriyorlar. Orada birçok gazeteci de öldürüldü. Cüneyt’i de terörist olarak gösterip, üzerinden oyunlar oynuyorlar.

    "ESAD’A SESLENDİ: KIZIMIN BABASINI BIRAK"

    Buradan Esad’a sesleniyorum. Orada, tarafsız olarak gazetecilik görevini yapmaya çalışan kocamı bırak. Kızımın babasını bırak. Sadece kocamı değil, orada tutulan bütün gazeteciler için de bunu istiyorum.”

    Nuran Ünal, bundan sonraki süreçte Türk medyasından da eşi Cüneyt Ünal’ın terörist olduğu şeklinde gösterildiğine dair haberlerin değil, Suriye’ye, “Gazetecimizi geri verin” şeklinde yazılar çıkmasını talep etti. En acı olanın eşinin gazeteci olduğunu ispatlamak olduğunu söyleyen Ünal, eşinin geri alınması için ne gerekiyorsa hem medya’dan hem de hükümeten istediğini dile getirdi.

    Ünal, eşinin işkence izlerini gördüğündeki hislerini de “Canım çok acıdı” sözleriyle izah edip, görüntülerdekinden daha kötü manzara beklediğini belirten Nuran Ünal, “En acı olan gazetecileri terörist olarak göstermeleri ve böylelikle orada yaşananları dünya kamuoyundan gizlemek olduğunu söyledi.

    Ünal, Dışişleri Bakanı Ahmet Davudoğlu’nun kendizsini arayıp bilgi verdiğini belirtirken, ayrıca, daha önce Suriye’de eşi gibi rehin tutulan gazeteci Adem Özköse’yi de arayıp, kendisinden başına gelenlerle ilgili bilgi aldığını, ancak Özköse’nin kendisi üzülmesin diye, orada yaşanan gerçekleri kendisine aktarmadığını, gerçekleri, Özköse’nin basına aktardığı bilgilerden öğrendiğini söyledi.

    Öte yandan da, İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın, tıpkı Adem Özköse’de olduğu devreye girdiği öğrenildi. Bülent Yıldırım “Adem Özköse’de olduğu gibi girişimleri başlattık. Adem gibi, Cüneyt’i almamız da biraz zaman alacak” dedi.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim