• BIST 82.477
  • Altın 147,865
  • Dolar 3,7883
  • Euro 4,0490

    Baykal'a teşekkür ederim

    13.10.2009 13:28
    Baykala teşekkür ederim
    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, randevu talebine olumlu yanıt veren CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a teşekkür ederek, ''Bana göre bu olumlu bir adımdır.
    Baykal'a teşekkür ederim Baykal'a teşekkür ederim Baykal'a teşekkür ederim

    Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Baykal'ın, dün, mektubuna cevap verdiğini hatırlattı. Baykal'ın önümüzdeki hafta içinde ikisi için de uygun bir zamanda görüşebileceklerini kendilerine bildirdiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

    ''Mektubun içeriğini asla şu anda değerlendirecek değilim. Onu bir araya geldiğimizde kendileriyle değerlendireceğiz. Ancak daha önce de ifade ettim: 'Gönderdiği mektupla ilgili medya üzerinden konuşmak istemem' dedim. Temenni ederdim ki Sayın Baykal da gönderdikleri mektupla birlikte medya üzerinden bana mesaj göndermeseydi, yani bu görüşmenin Dolmabahçe gibi olmaması için... İşte oradaki bazı ifadelerin kullanılmasına dair... Bana göre bu çok yanlış bir söz. Dolmabahçe'de bizim Sayın Büyükanıt ile yaptığımız görüşme başka bir görüşmedir, ki ona benzer görüşmeleri bu mevkilerde olan liderler bugüne kadar hep yapmışlardır, tarih boyunca. Bugün de yaparlar, yarın da yaparlar.
    Bu ise farklı bir şeydir. Ben şu anda bir şey konuşmuyorum. Ama kendileriyle görüştükten sonra bazı şeyleri açıklayacaklardır. O zaman ben de gerekli olan açıklamaları yapacağım. Randevu talebimize olumlu yanıt verdiği için kendisine teşekkür ediyorum. Bana göre bu olumlu bir adımdır. Konuyu değerlendirdikten sonra gerekli cevabı aktaracağız. Ayrıca TBMM'de de açık oturum şeklinde gerçekleşecek görüşmede, açılım süreciyle ilgili gelişmeleri milletvekillerimizle ve milletimizle paylaşmış olacağız. Her adımı milletimizin bilgisi dahilinde kamuoyunun gözleri dahilinde yürüteceğiz. Gizli kapaklı bir süreç işletmiyoruz, işletmeyeceğiz. Çünkü bu olay, bu konu gizli kapaklı olacak bir konu değil...''

    Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Ankara'nın Başkent olarak ilan edilişinin 86. yıldönümünü kutlayarak başladı.

    Partisinin 3. Olağan Kongresi hakkında da bilgi veren Erdoğan, Türkiye'nin dört bir yanından gelen insanların tüm renkleriyle, tüm zenginliği ile kongre salonunu doldurduğunu söyledi. Sabahın ilk saatlerinden itibaren başlayan coşku ve heyecanın, örnek bir atmosfer ortaya koyduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ''Şunu tüm samimiyetimle ifade etmek durumundayım; sadece kongre salonu içindeki ve dışındaki o atmosfer, o coşku, o heyecan seli bile AK Parti ve bu kadronun Türkiye'nin umudu olduğunun, olmaya devam ettiğinin en bariz göstergesidir. Salondaki o atmosfer, üzerimizdeki emanetin çok kutsal bir emanet olduğunu, omuzlarımızdaki yükün çok ağır olduğunu bizlere bir kere daha göstermiştir.
    Bu parti ve bu hareket, millete asla sırtını dönmemiştir. Milletten yüz çevirmemiştir. İktidarı elde ettikten sonra (U) dönüşü yapanlardan olmamıştır. Biz, muhalefetteyken farklı, iktidardayken farklı dili kullananlardan olmadık. Ülkenin farklı coğrafyalarında farklı söylemlere başvuranlardan da olmadık. Milletin arzuları, talepleri, beklentileri dışında, kendisine hedef belirleyenlerden olmadık. Kuruluş amaçlarından, ilke ve prensiplerinden sapanlardan, uzaklaşanlardan, kendi kimliğine, partisine ve tabanına yabancılaşanlardan da olmadık. En önemlisi, kendi şahsi çıkarlarını, milletin çıkarlarının, ülkenin çıkarlarının üzerinde tutanlardan olmadık. Bu parti, bu hareket ve bu kadro, aziz milletimize hayal kırıklığı yaşatmamıştır. Bundan sonra evelallah yaşatmayacaktır.
    Siyaset sahnesinde var olduğumuz sürece eylemlerimize, söylemlerimize, ideallerimize, hedeflerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Milletimize, ülkemize asla hayal kırıklığı yaşatmayacağız.''

    ''MİLLETTEN ALDIĞIMIZ EMANETE GÖLGE DÜŞÜRMEYİZ "

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, milletten aldıkları emanete gölge düşürmeyeceklerini ancak, vesayet altına da sokturmayacaklarını ve hafife de almayacaklarını belirterek, ''Rotamıza da hedefimize de milletimizin belirlediği istikamette yön veririz'' dedi.

    Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, demokrasiyi, hukuku ve Cumhuriyetin temel özelliklerini en ideal şekilde yaşatmak, muhafaza etmek ve standartlarını yükseltmek için 7 yıldır verdikleri mücadeleyi hız kesmeden sürdüreceklerini söyledi.

    Milletten aldıkları emanete gölge düşürmeyeceklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
    ''Ancak şunu söyleyeyim; vesayet altına da sokturmayız, hafife de almayız. 8 yıllık siyaset hayatımızda 7 yıllık iktidar dönemimizde milletten aldığımız güçten başka güç tanımadık, tanımıyoruz. Bundan sonra da sadece milletimizin hissiyatını, hassasiyetini, beklentilerini hesaba katarak aynı şekilde hesabımızı sadece millete verecek, yolumuza da böyle devam edeceğiz.

    Milletin önünde kendimizi muhasebeye çekeriz. Milletin aynasında kendimize çeki düzen veririz. Rotamıza da hedefimize de milletimizin belirlediği istikamette yön veririz. Çünkü, bu hareket milletin hareketidir. Bu partinin istikametini millet vermiştir, millet verir, bu iktidarın rotasını da millet belirler. Hamdolsun Türkiye'nin 7 yıl önce asla çözülemez gibi söylenen veya görünen sorunlarını çözdük, bir kısmını çözüm yoluna koyduk. 7 yıl önce hayal gibi görünen birçok hedefi kısa sürede yakaladık. Hatta o hedeflerin çok üzerinde hedeflere ulaştık. Önümüzdeki dönemde çıtayı yükselterek, hedefleri daha ileri noktaya taşıyarak, mevcut sorunları da tek tek aşarak yolumuza devam edeceğiz.

    Tüm sorun alanlarının üzerine cesaretle gidecek, kararlılıkla gidecek, akılla, sağduyuyla en önemlisi de ortak akılla gidecek, Türkiye'yi yeni başarılara taşıyacağız.''

    3. BÜYÜK KONGRE

    AK Parti'nin 3. büyük kongresinin millete verdikleri sözlerin tazelenmesi ve teyit edilmesi, kararlılıklarının, azimlerinin, sorun çözme cesaretlerinin yenilenmesi için bir zemin olduğunu anlatan Erdoğan, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nu (MKYK) yeni dönemin gereklerini göz önünde bulundurarak şekillendirdiklerini söyledi. Yeni dönemde 17 arkadaşlarını değiştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, MKYK'nın ilk toplantısında da Merkez Yürütme Kurulu'nun (MYK) belirlendiğini kaydetti. MKYK ve MYK'de bayrağı yeni seçilen arkadaşlarına teslim edenlere teşekkür eden Erdoğan, eski üyelere başarılar diledi.

    ULUSLARARASI TOPLANTILAR

    Başbakan Erdoğan, son bir iki haftada ülke adına çok önemli gelişmeler yaşandığını ifade ederek, BM Genel Kurulu ve G-20 zirvesi için ABD'ye gerçekleştirdiği ziyaret hakkında bilgi verdi. 32 ülkenin temsilcisi devlet ve hükümet başkanlarıyla tek tek tek görüştüğünü anlatan Erdoğan, IMF ve Dünya Bankası toplantılarının da İstanbul'da gerçekleştirildiğine dikkati çekti.

    Erdoğan, bugün Türkiye'nin, başta ekonomisi ve dış politikasıyla olmak üzere, tarihinin hiç bir dönemiyle kıyaslanamayacak derecede farklı bir yerde oturduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

    ''Kim ne derse desin... Bu bir gerçek. Yapılanlar ortada, atılan adımlar ortada. NATO, G-20, BM Güvenlik Konseyi, Avrupa Konseyi, AGİT, İKÖ, Medeniyetler İttifakı gibi kurum ve girişimlere girmek suretiyle aktif bir rol oynayan Türkiye, bölgesel ve küresel sorunların çözümü için herkesle iş birliği ve dayanışma halinde çalışıyor.

    İktidarımız döneminde biz, buralarda artık geçici ve daimi üye olma fırsatını yakaladık ve bu süreci güçlü kıldık. Bakınız, bizim Türkiye olarak artık küçük meselelere takılıp kalmak gibi bir lüksümüz olamaz. Bizim çözümsüzlüğü bir çözüm olarak ilelebet sürdürmek gibi bir politika anlayışımız olamaz. Kimi ülkelerin, Türkiye ile meseleleri olabilir ama Türkiye'nin bölgesinde bir barış ve istikrar unsuru olarak, dünyanın hiçbir ülkesiyle husumet içinde olmak gibi bir yaklaşımı yoktur, olamaz. Atatürk'ün (yurtta sulh, cihanda sulh) prensibi, AK Parti'nin barışçı, aktif diplomasisiyle hayat bulmuştur. Büyük bir Türkiye'ye yakışan tavır bu olmalıdır. 7 yıldır bu anlayış doğrultusunda komşularımızla ilişkilerimizi geliştirmenin, sorunları aşmanın, geride bırakmanın mücadelesini veriyoruz.

    Biz, düşman kazanmaya değil, dost kazanmaya talibiz. Bunun da bugüne kadar faydalarını gördük, zararını değil. Ancak, Türkiye'de düşman kazanmaya alışmış siyasi partiler de var. Bunların ülkemize ne kazandırdığını geçmişte gördük. Türkiye'nin ve milletimizin çıkarlarını en üst seviyede gözeterek, sorunların üzerine gidiyor, çözümü arzulayan, çözümü zorlayan taraf biz oluyoruz. Bu süreç, Türkiye'ye olduğu kadar bölge ülkelerine de kazandırdı ve umutları artırdı.''

    IRAK

    Erdoğan, perşembe günü Irak'a gideceğini hatırlatarak, ziyaretinde başta terör örgütünün kuzey Irak'taki faaliyetleri olmak üzere, iki ülke arasındaki sorunları konuşacaklarını söyledi. Son dönemde yürüttükleri ''milli birlik süreci ve demokratik açılım'' çalışmaları açısından da bu görüşmelerin özellikle terörle mücadelede etkin iş birliği açısından önemli olacağını vurgulayan Erdoğan, Irak'ın ardından da Pakistan ve İran'a resmi ziyaretlerde bulunacağını
    bildirdi.

    Bölgesel sorunların çözümü için çaba göstermeye devam edeceklerini kaydeden Erdoğan, Ermenistan ile de bu çerçevede görüşme başlattıklarını söyledi.

    PROTOKOLLERİ ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA TBMM'YE SEVK EDECEĞİZ

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'nin, Türkiye ile Ermenistan arasında imalanan protokolleri onaylamada, Azerbaycan ile Ermenistan sorunundaki gelişmeleri nazara alacağını belirterek, ''Ben çözümün önündeki engellerin kaldırılmasının mümkün olduğuna inanıyorum. Yeter ki ön kabuller olmasın'' dedi.

    Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, Ermenistan ile ilişkileri güçlendirirken, iki ülke arasındaki sorunların çözümü için de en başından itibaren gayret sarf ettiklerini söyledi. Komşularla ''sıfır sorun'' politikasıyla her zaman yapıcı ve olumlu tutum içinde olmaya gayret gösterdiklerini anlatan Erdoğan, 2003 yılından beri Ermenistan'a bazı jestleri olduğunu, Erivan'dan kalkan uçakların Türkiye'ye seyahat edebildiğini, Ermenistan vatandaşlarına vize kolaylığı sağladıklarını, Türkiye'de çok sayıda Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşının şu anda kaçak olarak yaşadığına işaret etti.

    ERMENİSTAN MAÇI

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bursa'da yarın, Türkiye ile Ermenistan milli takımları arasında oynanacak futbol maçıyla ilgili olarak, ''Süreci tahrik etmek, istismar etmek, bu süreçten kendilerine siyasi veya farklı bir çıkar devşirmek isteyenler çıkabilir. Bursalı kardeşlerimin, vatandaşlarımın buna prim vermeyeceklerine, tahriklere boyun eğmeyeceklerine tüm kalbimle inanıyorum'' dedi.

    Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Bursa'da yarın, Türkiye ile Ermenistan milli takımları arasında oynanacak futbol maçına değindi. Ermenistan'daki karşılaşmanın dostane ilişkilerin pekiştirilmesine katkı sağladığına işaret eden Erdoğan, Türkiye'deki karşılaşmanın da bu yönde etkisi ve katkısı olacağına inancını dile getirdi.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Ermenistan'daki maçta misafirperverlik gördüğünü, iyi bir ilgiyle karşılandığını kaydeden Erdoğan, ''Aynı şekilde Türkiye olarak, Ermenistan Cumhurbaşkanı Sayın Sarkisyan'ı, Ermenistan Milli Takımı ve diğer misafirlerimizi, Türk misafirperverliğine yakışır şekilde karşılayacak, ağırlayacak ve uğurlayacağız. Uğurlamalıyız'' dedi.

    Erdoğan, maçı stadyumda izleyecek olanlara da şu çağrıyı yaptı:

    ''Bu noktada aziz milletimizin, özellikle Bursa'daki futbolseverlerin bu milli maça katılacak futbolseverlerin vakar içerisinde, ağır başlılıkla, büyük bir ülkenin vatandaşlarına yakışan bir olgunlukla davranacaklarını biliyorum. Bu süreci tahrik etmek, bu süreci istismar etmek, bu süreçten kendilerine siyasi veya farklı bir çıkar devşirmek isteyenler çıkabilir. Bursalı kardeşlerimin, vatandaşlarımın buna prim vermeyeceklerine, tahriklere boyun eğmeyeceklerine tüm kalbimle inanıyorum.''


    ''İmkansızlıklar sebebiyle Türkiye'ye gelen bu insanlara kapımızı kapatmadık, her zaman insani hassasiyetlerle hareket ettik'' diyen Erdoğan, 2005 yılında dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan'a mektup gönderdiğini ve ''Gelin suçlamalardan, iddialardan vazgeçin, 1915 olaylarını tarihçilerden, uzmanlardan oluşturacağımız ortak tarih komisyonu ele alsın, ne varsa bilimsel yöntemlerle araştırsınlar, isterseniz bunlara hukukçuları, arkeologları katalım. Arşivlere baksınlar, tarihi gerçekleri ortaya koysunlar, bizim arşivlerimiz açık, milyonlarca belge var. Üçüncü ülkelerde varsa oralara da gitsinler, araştırsınlar. Elde edilecek sonucu önümüze getirsinler. Onan sonra biz bunun üzerinde çalışalım ve nihai kararı birlikte verelim'' dediğini hatırlattı.

    TBMM'nin de bunu oy birliğiyle desteklediğine dikkati çeken Erdoğan, diplomatik kanallarını her zaman açık tuttuklarını, diyaloğu her zaman sorun çözme yöntemi olarak gördüklerini vurguladı. ''Ve işte bugün bizim, Hükümetimizin çabaları ve iyi niyeti neticesinde, dostça ve barışçı yaklaşımları neticesinde, son derece önemli bir safhaya geldik'' diyen Erdoğan, 10 Ekim Cumartesi günü Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan ile birlikte Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesiyle ilgili iki protokolü imzaladığını hatırlattı.

    ''Hükümet olarak böyle bir yolun önününü açtık, ama tabii ki son söz TBMM'ye aittir. Bunu da burada açıkça söylemek durumundayım'' ifadesini kullanan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    ''Azerbaycan ile Ermenistan arasında Yukarı Karabağ ve işgal altındaki Azeri toprakları sorununda aynı şekilde çözüm yoluna girmesini temenni ediyoruz ve bu yönde girişimlerimizi de sürüyor. Nitekim o günkü imza törenine, Minsk sürecinin 3 ülkesi olan ABD, Rusya ve Fransa'nın dışişleri bakanları da bizzat gözlemci olarak katıldılar, orada bulundular. Ayrıca Solana, İsviçre Dişişleri Bakanı ve AGİT Dönem Başkanı olarak orada genel sekreter bulundu. Bakın bütün bunlarla biz bir hassasiyeti ortaya koyuyoruz. Minsk üçlüsü, 20 yıl önce kuruldu ve 20 yıldır ABD, Rusya ve Fransa'dan oluşan bu üçlü, maalesef bir neticeye henüz varamadı. İki ülke devamlı bir araya getiriliyor; Ermenistan-Azerbaycan... Henüz bir netice alınamadı, mesafe alıyorlar ama netice yok. Bu konuda zaman zaman bizler de Azerbaycan ile başta değerli kardeşim İlham Aliyev ile bu konuları çok görüştük, görüşüyoruz. Bir çok şeyler zaten bugüne kadar paralel yürüdü, paralel yürüyor.''

    SÜRECİ OLUMSUZ ETKİLEME GAYRETİ İÇİNDE OLANLAR...

    Başbakan Erdoğan, süreci olumsuz etkileme gayreti içinde olanların bulunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

    ''Fakat bu süreci olumsuz etkileme gayreti içinde olan, içeride bazı farklı tipler var. Onlar da kalkıp şunu söylüyor; 'Biz Ermenistan'a şöyle kazandırmışız, böyle kazandırmışız'... Böyle saçma sapan şeyler söylüyorlar. Biz bu adımları atarken her şeyi enine boyuna konuşuyoruz. Bizim hesabımız adil, kapsamlı, kalıcı çözüme yöneliktir. Bize bu iftiralarda, bühtanlarda bulunanların, merhum liderlerinin Ermeni temsilcileriyle değişik ülkelerde, değişik otellerde yaptığı görüşmeleri incelesinler, ondan sonra kalkıp bize bühtanda bulunsunlar. Burası çok önemli. Bize ondan sonra bühtanda bulunsunlar. Bize kimse bu konuda kalkıp da bühtanda, iftirada bulunamaz, biz ne yaptığımızı gayet iyi biliyoruz. Gerek ülkemizin gerek kardeşimiz, soydaşımız Azerbaycan'ın burada herhangi bir olumsuz şekilde etkilenecek neticeyle karşılaşmasını kesinlikle istemeyiz.

    Şunu çok açık, net söyledim; ya bunlar sağır, ya bunlar anlamıyor. 'Azerbaycan Parlamentosunda yaptığımız konuşma neyse, biz bunun çerçevesi içerisinde bu işi yürütürüz' diye bunu kaç kez söyledik. Kendi ülkesinin Başbakanına bu noktada inanmıyor, ama Azerbaycan'daki kardeşlerim 'Biz Türkiye'ye güveniyoruz, inanıyoruz, Parlamentoda yapılan konuşmayı çok iyi biliyoruz' diyorlar. Tabii bakıyorsunuz Sayın Bahçeli, Sayın Baykal, avanesi, farklı yerlerde hala gezip dolaşıyorlar. Önceki gün de ifade ettim; Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunlar çözüm yoluna girerse, kamuoyumuz Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini çok daha benimseyecektir. TBMM'nin protokolleri onaylaması çok daha kolaylaşacaktır. Biz, Dışişleri Bakanımızın imzaladığı protokolleri, önümüzdeki hafta TBMM'ye sevk edeceğiz. Ama parlamentomuz bunları onaylamak için Azerbaycan-Ermenistan sorunundaki gelişmeleri nazara alacaktır. Şimdi bugün dinliyorum, Sayın Bahçeli diyor ki 'takvime bağlandı' diyor. Takvime bağlanan ne Sayın Bahçeli? Ya takvimin tanımından bihabersiniz, veyahut da bu metinden habersizsiniz. Bakın burada bir ifade var, onayın müteakiben 2 aydan bahsediyor. Bu onay nedir? Parlamentonun onayıdır. Bu olmadan, bir defa bu iki aylık süreç işlemez. Bunları iyi okuyun, anlayın. Kılavuzlarınızı iyi seçin, eğer yanlış seçerseniz başınız her zaman derde girer. ''

    ''HARİÇTEN GAZEL OKUYAN DİASPORA...''

    Erdoğan, imzalanan protokollerle ilgili olarak Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun TBMM Genel Kurulunu bilgilendiren bir konuşma yapacağını belirterek, şunları ifade etti:

    ''Biz hiçbir şeyi kaçırmıyoruz, her şey açık ortada... Ben çözümün önündeki engellerin kaldırılmasının mümkün olduğuna inanıyorum. Yeter ki ön kabuller olmasın. Biz yüzyıllarca birlikte yaşadık; komşu olduk, ortak bir tarihi paylaştık. Aramızda hala Ermeni ustaların yetiştirdiği ustalar, zanaatkarlar var. Bütün bu gerçekleri biliyoruz. Bu kadar içli dışlı olmuşuz. Öyleyse bir ortak geleceği de birlikte şekillendirmek, dostça ilişkiler kurmak, ülkelerimizin refah ve istikrarı için bölgede barışçıl politikalara öncülük etmek karşılıklı olarak bizlerin elinde. Şuraya da dikkatlerinizi çekiyorum; 'Azerilere mi ait, Ermenilere mi ait, Türklere mi ait?' Bunun hiçbir önemi yok. Bu tartışmayı son derece gereksiz buluyorum. Bunu birlikte çözeceğiz. ''Sarı Gelin'' türküsünü dinlediğimizde hepimiz duygulanıyoruz, gözlerimiz yaşarıyor. Sözleri farklı olsa da ezgisiyle hepimiz aynı mana iklimine dalıyoruz.

    Biz diasporanın olumsuz kampanyaları, hasmane yaklaşımları karşısında Ermeni halkının mağduriyet yaşamasını, tüm oluksuzlukların faturasını ödemesini doğru bulmayız. Bunun bilinmesini istiyorum. Hariçten gazel okuyan diaspora, Ermeni halkının menfaatlerini, sıkıntılarını dikkate almayabilir, gerginlik üzerinden istismara devam edebilir. İşte düşünün, ülkesinin Cumhurbaşkanını farklı ülkelerde yuhalayacak kadar bunlar ileri gidebiliyor. Ama biz, makul ve sağduyulu davranın Ermenistan yönetimi ile geçmişe değil, geleceğe bakarak dostluk geliştirilebileceğine inanıyoruz. Biz, belli çevrelerce yapılan hiçbir karalama kampanyasını sineye çekmedik, hiçbir suçlamayı cevapsız bırakmadık. Her türlü olumsuz girişeme karşı etkili bir mücadele verdik. Ama belli gurupların yüzünden bir milleti topyekün suçlayan, dışlayan tavır içine girmedik. İyi niyet ve işbirliği arayışını da hiçbir zaman terk etmedik.''/hürriyet

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim