• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356

    Başka türlü bir kaset hikâyesi

    06.06.2011 07:54
    Başka türlü bir kaset hikâyesi
    Adalet Bakanlığı, eski sevgilisinin internetten şantaj yaptığı memurunu korumayıp işten attı. Genç kadın sığınma evinde, 'töre' ensesinde...
    Başka türlü bir kaset hikâyesi Başka türlü bir kaset hikâyesi Başka türlü bir kaset hikâyesi

     

    20’li yaşlarında genç bir kadın… Doğulu… Köyünde kız çocukları okutulmazken, konu komşu ‘okutup da ne yapacaksın’ derken babası onu okuttu. Liseyi bitirdikten sonra devlet memuru olup Adalet Bakanlığı’na bağlı bir cezaevinde infaz koruma memuru olarak çalışmaya başladı. Sonra yaşadığı talihsiz bir aşk hikâyesi, çalıştığı Adalet Bakanlığı tarafından memuriyetten atılmasıyla son buldu. Bakanlık bu hikâyede mağdur genç kadın yerine internette görüntülerini yayarak tehdit eden zorba sevgilinin safında yer aldı. Şimdi sığındığı bir kadın sığınmaevinde, “Ailem olanları duyarsa beni mutlaka öldürür. Ne yapacağımı, kime gideceğimi bilmiyorum” diyor. 
     
    Sevgili evli çıktı 
    Adalet Bakanlığı’nda işe başladıktan sonra lojmanda beş arkadaşı ile birlikte kalan bekâr kadın Ş. için başta her şey çok güzeldi. Ancak memur olmadan önce yaşadığı bir ilişki başına ummadığı sorunlar açtı. Kendisini iki çocuklu ve boşanmış olarak tanıtıp, Ş. ile evlenmek istediğini söyleyen birine gönül verdi. Ailesi boşanmış ve iki çocuklu biriyle evlenmesine bile karşı çıkarken bu kişi evli ve beş çocuklu çıktı. Ş.’ye, “karımı boşayıp seni alacağım” diyen erkek Ş.’nin teklifi reddetmesi üzerine genç kadını rahatsız etmeye başladı, sürekli, “Mesleğini ve aileni elinden alacağım” tehditleri savurdu. 
     
    Doğum gününde Ş’nin cep telefonuna bir mesaj geldi. “Sana doğum günü hediyesi gönderiyorum” yazan mesajı Ş.’yi çıplak gösteren bir fotoğrafın olduğu başka bir mesaj izledi. Bir anda dünyası karardı Ş’nin. Ardından tehditler birbirini kovaladı. Ş, bütün tehditlere karşı bu kişinin yeniden birlikte olma isteğini kabul etmedi. 
     
    İnternetle tehdit 
    Gözünü hırs bürüyen eski sevgili, ‘elindeki görüntüleri kullanmakla’ tehdit etti. Ş., 10 bin lira kredi çekip ‘susması için’ verdi. Ancak, ısrarlı adam bir gün yapacağını yaptı. Birlikte oldukları sırada çektiği görüntüleri internette yayımladı. Dedikodu mekanizması bu görüntülerin hızla yayılmasını sağladı. Ş., görüntüleri internetten kaldırması için bir hacker’a 5 bin lira verdi. Ama nafile. Savcılıktan, şantajı belgelemek için telefonunun dinlenmesini istedi. O da olmadı. 
     
    Görev yaptığı cezaevinde olanlar duyulunca amirleri çözümü Ş.’yi ‘sürmekte’ buldu. Bir başka cezaevine zorunlu hizmete gönderildi. Geri dönmek için dava açtı. Ancak hakkını araması, başını daha da belaya soktu. Kendisini, ‘memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak’ suçuyla Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nda buldu. Savunması çok da ciddiye alınmadı. Bilirkişi, görüntülerdeki kadının Ş. olduğunu bildi ama erkeğin kim olduğunu bir türlü bilemedi! 
     
    Ş., görüntülerin isteği dışında bir yakınının evinde çekildiğini söyledi. Bilirkişi, görüntülerin lojmanda çekildiğini de ‘biliyordu’ ama Ş.’den başka beş kadın memurun daha yaşadığı lojmanda nasıl çekildiğini, adamın lojmana nasıl girdiğini bilemedi. Bu kadar bilinmeyenli denklemden Ş.’nin devlet memurluğundan atılması sonucu çıktı. 
     
    ‘Ailem duyarsa beni öldürür’ 
    Bir kadın sığınma evine sığınan, ancak yarın ne yapacağını, kendisini nasıl emniyete alacağını bilmeyen Ş, başına gelenleri Radikal’e anlatırken oldukça tedirgin: 
     
    “Aylardır şantaj ve psikolojik baskı altında yaşamaya çalışıyorum. Köydeki ailem memuriyetten atıldığımı, başıma gelenleri bilmiyor. Köye geri dönemiyorum. Dönsem, yaşatmazlar beni. İğne deliğine girsem bulup öldürürler. Bana ‘Mesleğini elinden aldım, sırada ailen var’ diyor. Kime gideyim, ne yapayım bilmiyorum.” 
     
    Adalet Bakanlığı’na göre her şey kitabına uygun. Ya vicdana? Bu sorunun yanıtı yok. 
     
    Bakanlık savunmada 
    Radikal, Adalet Bakanlığı’na Ş.’nin neden memuriyetten atıldığını, neden daha alt ceza değil de en ağır cezanın verildiğini sordu. Bakanlık, Yüksek Disiplin Kurulu’nun kararında da yer alan ‘suçun niteliği’ ve ‘geçmişteki disiplin cezalarını’ gerekçe gösterdi. Geçmişteki ‘disiplin suçları’ndan kasıt ise ‘amirin talimatına uymamak’tı.
     
    radikal
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim