• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083

    Bardakoğlu'nun sabrını taşırdı

    05.11.2008 14:19
    Bardakoğlunun sabrını taşırdı
    Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, kız çocuklarının cinsel taciz ve istismara maruz bırakılmasının hiçbir zaman kabul edilemeyeceğini belirterek, "Böyle çirkin ve utanç verici bir davranışın, dini kültüre referansla savunulmaya kalkışılması ise
    Bardakoğlu'nun sabrını taşırdı Bardakoğlu'nun sabrını taşırdı Bardakoğlu'nun sabrını taşırdı

    Bardakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığı
    olarak dinin sevgisini herkese ulaştıran bir anlayış ortaya koymaya, İslam"ı
    caminin dört duvarından çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.
    Üçüncü-beşinci asırda yazılan kitapların pasajları arasına sıkışıp
    kalınmaması, 21. yüzyıla uygun bir dindarlık profili çizilmesi gerektiğini
    vurgulayan Bardakdoğlu, "Üçüncü-beşinci asırda yazılan din kitaplarından işimize
    gelen pasajları kendi çıkarımız için kullanmamalıyız" görüşünü ifade etti.
    Van"da gerçekleştirdikleri il müftüleri toplantısında, ikinci
    evliliklerin kadın ve çocukların haklarını korumadığı için dinen sakıncalar
    taşıdığı ve kız çocuklarının erken yaşta zorla ve istemediği kişilerle
    evlendirilmesinin doğru olmadığı yönünde karar aldıklarını hatırlatan Bardakoğlu,
    bunun, İslam Dünyası için son derece önemli bir adım olduğuna dikkati çekti.
    Son dönemlerde toplum vicdanını yaralayan bazı ayıp ve çirkin
    davranışlara zaman zaman dini açıdan gerekçeler üretildiğini ve dinin haksız yere
    bu yanlışlıklara alet edildiğini belirten Bardakoğlu, şöyle konuştu:
    "Kız çocuklarının cinsel taciz ve istismara maruz bırakılması hiçbir
    zaman kabul edilemez. Böyle çirkin ve utanç verici bir davranışın, dini kültüre
    referansla ve ondan argümanlar üretilerek savunulmaya kalkışılması ise daha vahim
    bir durumdur. İffetli, namuslu olmak, insan malına ve namusuna göz dikmemek
    herkesin insanlık borcudur ve bu alanlardaki hata sadece dindarlara değil, hiç
    kimseye yakışmayan büyük bir ayıptır. İnsanlar kendisini nasıl adlandırırsa
    adlandırsın, kamu vicdanını rahatsız eden böyle bir davranışı yapanı hiç kimsenin
    savunmaması, arka çıkmaması, küçük çocuklara cinsel tacizde bulunanları hepimizin
    ortaklaşa ayıplaması, kınaması gerektiği gibi, bu mağdur çocuklara da hepimizin
    sahip çıkması gerekiyor.
    Utanılacak bir davranışta bulunanların kimliği, dini, yanı, tarafı önemli
    değil, bu yanlışı topyekun kınayabilmemiz önemli. Temel insani ve ahlaki
    kurallara, değerlere aykırı davranan, toplumun ortak vicdanını yaralayan bir
    davranış, herkes tarafından kınanması gereken, hiç kimse tarafından sevindirici
    bir örnek veya fırsat olarak da görülmemesi gereken bir durumdur. Bu itibarla son
    günlerde yaşanan bazı olayları hep birlikte kınamalı ve bunu bir din ve dindarlık
    tartışmasına çevirmemeliyiz."
    Kız çocuklarının cinsel taciz ve istismara maruz kalmaları karşısında
    kamuoyunun gösterdiği ortak tepki ve öfkeye yürekten katıldığını vurgulayan
    Bardakoğlu, bunu, toplumda sağduyunun yerleşmesi adına önemli bir gelişme olarak
    gördüğünü kaydetti.

    "DİNDARLIK BELLİ SÖYLEM VE HAREKETLERE HAPSEDİLMEMELİ"

    Günümüz toplumlarının en önemli sıkıntılarından birinin ahlaki çözülme
    olduğunu vurgulayan Bardakoğlu, herkesin ötekinin ahlaklı, adaletli ve hoşgörülü
    olmasını beklediğini ancak kendisinin ne kadar ahlaklı, hoşgörülü ve adaletli
    davrandığını sorgulamadığını söyledi. Bardakoğlu, "Halbuki ahlaki değerleri
    uygulayacaksak kendimizden ve hemen önümüzdeki işten başlamalıyız. "önümdeki işi
    dilediğimiz gibi yapayım da sonra ve diğer işlerde ahlaklı olayım" demek şeytanın
    bizi içine çektiği büyük tuzaktır ve ahlakı hep uzakta kılacaktır" diye
    konuştu.
    Ahlaki değerlerin sadece konuşulmasının bir anlam ifade etmediğini
    belirten Bardakoğlu, bu değerlerin yaşam tarzı haline getirilmesi gerektiğini
    kaydetti.
    Dindarlığı belli söylemlere, belli zaman dilimlerine, belli hareketlere
    hapsetmenin doğru olmadığına dikkati çeken Bardakoğlu, bu şekilde dini ödevlerini
    yerine getirdiğini sananların, diğer alanlarda rahat ve kontrolsüz
    davrandıklarını ifade etti.
    Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
    "Böyle olduğunda, birbiriyle tamamen çelişen farklı istikametteki
    davranışlar bir insanın hayatında, hatta 24 saatinde birleşebiliyor. Dindarlığı
    sadece belli şekil, söz ve davranıştan ibaret görenler, diğer alanlarda ve
    zamanlarda dinin özüne taban tabana zıt davranışları rahat yapabiliyor, giderek
    bu yanlışları da dine onaylatacak argümanları üretiyor. Bu da giderek, toplumda
    hem dine hem dindara olan güveni sarsacak tipik bir vaka olmaya başlıyor. Bu
    arada biz de yanlış olarak, dini belli şahısların ve belli davranışların temsil
    ettiğini zannediyoruz. Halbuki İslam dininde her birey dindar olma, dini temsil
    etme ve dinle ilişki kurma açısından eşit durumdadır. Kişiler, kendi nefsani
    davranışlarından, hayasız ve gayriahlaki davranışlarından utanmak ve yüzünü olsun
    gizlemek yerine onları cahilce ifadelerle dini argümanlar kullanarak mazur
    göstermeye çalıştıklarında farkında olmadan toplumun dine ve dini değerlere olan
    umudunu ve saygısını da tahrip etmektedirler. Bu tür vakalar üzerinden dindar
    profili çizmek ve onun tartışmasını yapmak da bir başka yanlışlıktır. Çünkü din
    ve dindarlık, belli şahıslara hasredilmeyecek kadar hepimizin ortak
    değeridir."

    "ENGELLİLERİN TEMEL İNSAN HAKLARINA YOĞUNLAŞMAMIZ GEREKLİ"

    Rehabilitasyon merkezlerindeki engellilerle ilgili basına yansıyan
    görüntüler hakkındaki soru üzerine de Bardakoğlu, yuvalardaki çocukların bedeni
    ve ruhi olarak her türlü tehlikeden ve yanlıştan uzak, manevi ve ahlaki değerlere
    bağlı şekilde yetişmesinin önemli olduğunu, bu konuda Kadın ve Aileden Sorumlu
    Devlet Bakanlığı ile ve ilgili diğer kurumlarla iş birliği içinde olduklarını,
    ülkemizde bu konuda gözle görülür olumlu adımların atıldığını söyledi.
    Parçalanmış ailelerin çocuklarıyla anne ve babasını kaybedenlerin
    yalnızlığı, kırgınlığı ve hayata küskünlüğünü önlemek için Allah ve insan
    sevgisini öne çıkarmanın, onlara manevi ve ahlaki değerler ile öz güven duygusunu
    aşılamanın önemine dikkati çeken Bardakoğlu, "Çünkü o çocuklara "niye ben"
    sorusunun cevabının verilmesi, onların hayata, kadere, kutsala ve kendine uzanan
    her yardım eline karşı buruk ve küskün olmaktan kurtarılması gerekiyor" dedi.
    Engellilere karşı acıma hissiyle değil, temel insan haklarına sahip
    bireyler olarak yaklaşılması gerektiğini vurgulayan Bardakoğlu, şunları
    kaydetti:
    "Acıma hissiyle yapılan yaklaşım ve ilgiler, giderek o insanın
    dünyasında dışlanma duygusunu artırıyor ve sonuçta engelli kimse, kendisini
    toplumdan ayrı görmeye başlıyor. Engelliler, kimsesizler ve yaşlılar bizlere
    emanettir. Ailenin küçüldüğü, dünyevileşmenin arttığı, geçim derdinin öne çıktığı
    bir dönemde toplumun tüm kesinlerine karşı sosyal ve insani ödevlerimizi daha çok
    hatırlamalıyız. Kadın sığınmaevleri, kimsesiz çocukların ve sokak çocuklarının
    himayesine yönelik çabalar, huzurevleri, engellilerin temel insan haklarını
    sağlayıcı girişimler, kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi, ataerkil
    anlayışa karşı kadın ve çocukların haklarının daha bilinçle korunması, bu
    yüzyılda üzerinde yoğunlaşmamız gereken önemli noktalardır."
    Sosyal alanlarda kısa sürede sonuç almanın zor olduğunu ancak bu yolda
    ısrarla yürünmesi halinde orta vadede Türkiye"de belli bir zihniyet değişimi
    olacağına inandığını vurgulayan Bardakoğlu, "Dün hepimizin görüp geçtiği ve
    üzerinde durmadığı bir yanlışlık, ayıp ve çirkin bir davranış, bugün ortak bir
    irkilmeye, öfke ve tepkiye yol açıyorsa, bu anılan zihniyet dönüşümü, sağduyunun
    ve paylaşılan sorumluluk duygusunun gelişimi adına fevkalade önemli bir
    gelişmedir. Bu gelişme aynı zamanda içimizdeki insani ve vicdani değerlerin din
    ve ahlak ile buluşmasını ve insanların yaptıkları haksızlıklara, ayıp ve
    çirkinliklere karşı ortaklaşa mücadele edebilmesi demektir" diye konuştu.

    MİLLİYET

    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim