• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021

    Bakan Dinçer Aydın'da

    05.03.2011 12:13
    Bakan Dinçer Aydında
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, kamuoyunda ''Torba Yasa'' olarak bilinen yasayla ilgili olarak, ''Bu kanunla temel haklar ile her kesime sosyal güvenlik sağlamaya çalışıyoruz. Neresine itiraz edildiğini anlamakta güçlük çekiyorum'' dedi.
    Bakan Dinçer Aydın'da Bakan Dinçer Aydın'da Bakan Dinçer Aydın'da

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, kamuoyunda ''Torba Yasa'' olarak bilinen yasayla ilgili olarak, ''Bu kanunla temel haklar ile her kesime sosyal güvenlik sağlamaya çalışıyoruz. Neresine itiraz edildiğini anlamakta güçlük çekiyorum'' dedi.
    Bakan Dinçer, Aydın programı kapsamında, Vali Hüseyin Avni Coş'u ziyaret etti.
    Ziyaret sırasında, gazetecilerin ''Torba Yasa'' ile ilgili sorusu üzerine, Bakan Dinçer, ''sorunları öncelendirmek'' zorunda olduklarını kaydederek, şöyle konuştu:
    ''Toplumun geneli için önemli gördüğümüz bir soruna, diğer sivil toplum örgütleri ve farklı aktörlerin kendi amaçları doğrultusunda bakacak olursak sorunları çözemeyiz. Bu süreç içinde ülkemizin en önemli sorunun işsizlik olduğunu kabul ediyor muyuz, ediyoruz.
    Bu süreç içinde, ev temizliğine giden kadınlarımızın, geçici tarım işçilerimizin, mevsimlik işçilerin sanatçıların, amatör sporcuların, sosyal güvenlikten yoksun olduğunun farkında mıyız?
    Biz bir taraftan istihdamı artıracaksak, işsizliği çözeceksek, öncelikli sorunu tespit etmemiz lazım. Kayıtdışı ile mücadele edeceksek, öncelikli sorunu çözmeliyiz. Bu kanunla temel haklar ile her kesime sosyal güvenlik sağlamaya çalışıyoruz. Bunları kayıt altına almaya çalışıyoruz. Öyleyse bunların neresine itiraz edildiğini anlamakta güçlük çekiyorum.''
    Bakan Dinçer, daha çok belediyelerde, özel idarelerde çalışan işçilerin diğer kamu kurumlarına aktarılmasından kaynaklanan bir tepki olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    ''Onu da sormalıyım, bugün bir işçi için sendika mı yoksa işinin karşılığını alması mı işini koruması mı önemli? Eğer sendika üyeliğini öne çıkarırlarsa ona bir şey demiyorum. Zaten belediyelerde binlerce işçi belediye gelirlerinin düşmesinden dolayı ücretlerini alamıyor.
    İl özel idarelerdine yapacak iş kalmadı. Buradakilerin kıdem tazminatlarıyla ilgili sorunları çıktı. Biz işçilerimizin maaşlarını almalarını, üretken, verimli, topluma yararlı olmalarını istiyoruz. Belediyelerden, özel idareden ayrılan işçilerin başka bir sendikaya üye olacak endişesi olmaması gerekir.''

    -''KAMERAMANLARLA İLGİLİ DEĞERLENDİRME YAPILABİLİR''-

    Bakan Dinçer, gazetecilerin yıpranma hakkına ilişkin çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin soruya karşılık, bu konu üzerinde bir çalışmanın olmadığını ifade etti.
    Bir süre önce kameramanların kendisini ziyaret ederek, sorunlarını anlattığını, kameramanların sorunlarının olduğunu gördüğünü kaydeden Bakan Dinçer, gazetecilerin tamamıyla ilgili değil ama kameramanlarla ilgili ''bir değerlendirme yapıp, durum tespiti yapacaklarını'' söyledi.
    Bakan Dinçer, Aydın'da bakanlığına bağlı kurumların tek çatı altında toplanması amacıyla yer tespiti yapacaklarını sözlerine ekledi.
    Aydın Valisi Coş, ziyaretin sonunda Bakan Dinçer'e incir sepeti hediye etti.
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer daha sonra Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Suat Deniz'i ziyaret etti.

    DİNÇER: ''TÜRKİYE'DE 2002 YILINDA KAYIT DIŞILIK YÜZDE 52 İKEN, 2010 YILINDA BU ORAN YÜZDE 43'LERE GERİLEDİ''

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, 2002 yılında yüzde 52 seviyesinde olan kayıt dışılık oranının, 2010 yılında yüzde 43'e gerilediğini belirtti.
         Bakan Dinçer, Aydın programı kapsamında, Sosyal Güvenlik Kurumu Aydın İl Müdürlüğü'nü ziyaret etti.
         İl müdürlüğünde brifing alan ve çalışanlarla sohbet eden Dinçer, burada yaptığı açıklamada, kayıt dışı istihdam sorununun çözülmesi için büyük çaba sarf ettiklerini söyledi.
         İktidara geldikleri günden bu yana sürekli kayıt dışı istihdam rakamlarını aşağı çektiklerini dile getiren Dinçer, şunları kaydetti:
         ''Türkiye'de 2002 yılında kayıt dışılık yüzde 52 iken, 2010 yılında bu oran yüzde 43'lere geriledi. Türkiye çapında her yıl 1 puan düşürüyoruz. Bir puan kayıt dışılığın düşürülmesi demek, yaklaşık 820 milyon lira yeni kaynak demek. Bu yüzden bütün gücümüzle uğraşıyoruz, her yıl 1 puanlık düşüş olsun diye.
         Giderek iyi bir noktaya geliyoruz ama gelişmiş ülkelerle mukayese edildiğinde hala oran yüksek. Tarım dışı sektörde Türkiye'de kayıt dışılık yüzde 30 civarlarında, gelişmiş ülkelerde ise bu oran yüzde 10'lara tekabül ediyor. Bu oranın altında ya da üstünde olanlar da var. Bizim hedefimiz tarım dışı kayıt dışılık oranını yüzde 15'in altına çekmek.''
         Bakan Dinçer, Aydın ilindeki kayıt dışı istihdamın yüzde 45 dolayında bulunduğunu, bunun da Aydın'da tarım sektörünün ağırlıkta olmasından kaynaklandığını belirtti.
         Aydın'daki Bölge Çalışma Müdürlüğü ve SGK İl Müdürlüğü binalarının fiziki durumlarının kötü olduğunu ifade eden Dinçer, yakın zamanda bu müdürlüklere prestijli, modern bir bina kazandıracaklarını bildirdi.

     -HER İŞLETMEDE İŞ GÜVENLİĞİNE ÖNEM-

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, çalışanların sayısı kaç olursa olsun her işletmede iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmasını istediklerini belirtti.
         Bakan Dinçer, Aydın programı kapsamında, sivil toplum örgütü ve oda temsilcileriyle Aydın Polis Evi'nde bir araya geldi.
         Sivil toplum örgütü ve oda başkanlarının sorunlarını dinledikten sonra açıklama yapan Bakan Dinçer, Bakanlık olarak yürüttükleri Uzmanlık Meslek Edindirme Programı (UMEM) ile ilgili bilgi verdi.
         UMEM Projesi ile istihdamı sağlamak istediklerini ifade eden Bakan Dinçer, Türkiye'de kadın ve gençlerde çok büyük işsizlik sorunu olduğunu, bir yandan istihdamı arttıracak projeler hazırlarken, işçiler için piyasaya uyumlu mesleki eğitim vermek istediklerini ifade etti.
         Dinçer, UMEM Projesi ile ilgili Türkiye'de 19 ilde tanıtım yaptıklarını, 40 bine yakın talep geldiğini, bunlardan 8 bin kişiyi eğitime aldıklarını söyleyen Dinçer, Aydın'dan hiç bir talep gelmemesinden üzüntü duyduğunu vurguladı.
         UMEM Projesi ile işverenin maliyetinin azalacağını, işverenin en az 2-2,5 yıl sosyal güvenlik paylarını destekleyeceklerini anlatan Dinçer, bu projenin iyi bir istihdam yaratma fırsatı olduğunu dile getirdi.
         
             
         Konuşmasında, Türkiye'de bir diğer sosyal sorunun, iş güvenliği noktasında olduğunun altını çizen Bakan Dinçer, şöyle konuştu:
         ''Maalesef ülkemizde iş kazaları özellikle ölümlü iş kazaları yüksek. Bunun önüne geçmek istiyoruz. İnsanlarımızın mesleki hastalıklardan, iş kazasından vefat etmemesi için çaba sarf ediyoruz. Bir işletmede bir kişide, bin kişide çalışması arasında iş güvenliği açısından pek fark yok. Bu yüzden her işletmede iş sağlığı ve güvenliğinin alınmasını istiyoruz. Yapılacak hukuksal düzenlemeler, bu doğrultuda yapılacak. Tasnifi düzenlemelere, işletmenin büyüklüğüne değil, yaptıkları işin insan sağlığını ne derece riske edip etmediğini tespit edeceğiz. Biz her işletmede iş güvenliği uzmanı çalışacak diye zorluk getirmeyi düşünmüyoruz. Bir, üç, beş kişinin çalıştığı işlemelere bunu zorunlu hale getirirseniz bu maliyeti işveren karşılayamaz. O yüzden şimdiye kadar uygulanmakta olan iş güvenliği ile ilgili tedbirlerde temel bir yaklaşım değişikliğine gidiyoruz. Oda şu; bugüne kadar işverenler, iş güvenliği tedbiri almak zorundaydı. Devlette bunu denetliyordu. Halbuki işverenler için bize göre en büyük sorun, herhangi bir iş ortamında iş sağlığını yada güvenliğinin insan hayatını tehdit eden ögelerin ne olduğunu bilmemesi. Bilgi ve tecrübe eksikliği işçide de işverende de var. Bu açıdan biz iş güvenliği sektörü konusunda çalışma yürütüyoruz.''
         Özellikle OSB'lerde ortak iş sağlığı ve güvenliği oluşturmak için çaba gösterdiklerini bildiren Bakan Dinçer, ''Bununla ilgili yaklaşık 100'e yakın işletme kuruldu. Özel sektörde de aynı şekilde bir alan yaratmaya çalışıyoruz. Her işveren çalıştığı kişi sayısı, iş büyüklüğüne göre hizmet satın alabilecek'' dedi.
              -''İŞ GÜVENLİĞİ UZMANINA İHTİYAÇ VAR''-

         
         Bakan Dinçer, iş yerlerinde hekim bulundurulmasına yönelik çalışmalar yaptıklarını, iş yeri hekimliği yetiştirilmesinde sorunlar yaşandığını öne sürdü.
         Türkiye'de şu anda hukuki düzenlemelere göre 50 yada daha fazla personel çalıştıran işletmelerde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hizmet alma zorunluluğu olduğunu kaydeden Dinçer, şöyle devam etti:
         ''Sadece bundan hareketle iş güvenliği uzmanına ne kadar ihtiyaç var diye soracak olursak, yaklaşık 800 bin civarında iş güvenliği uzmanına ihtiyaç var. Ama bu ayrımı yapmadan, hizmet işletmelerinde bile insan sağlığını ya da hayatını tehlikeye sokan işlerin olabileceğini varsayarsak, özel işletmenin bu konuda hizmetini öngörecek olursak, en az 16 bin iş güvenliği uzmanına ihtiyaç var. Ama şu anda sadece bin 171 uzman var. Çünkü bu zamana kadar iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eleman yetiştirme yerleri tekelleşmiş. Burada Tıp Fakülteleri, Sağlık Bilimleri Fakültesi olan üniversitelerde iş yeri hekimliği ile ilgili programlar düzenlenebilir. Hekimler ayrıca iş yeri hekim uzmanı olabilir. Bununla ilgili sözleşmeler hazırlıyoruz. İşletmeler doğrudan sözleşme yaparak istedikleri iş yeri hekimi ile çalışabilecekler.''
        
         -KAMUYA ENGELLİ ALIMLARI-
        
         Bakan Dinçer, özürlü çalıştırma işinin kültürel bir mesele olduğuna dikkati çekerek, toplum düzeyinde bu konuda bir bilinç ve kültür yaratılamamışsa sadece hukuki düzenlemeler veya kurumsal tedbirlerle çözülebilirliğini kabul etmelerinin yanlış olacağını söyledi.
         Özürlülerle ilgili finansal destek sağlayacak çalışmalar yaptıklarını anlatan Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü:
         ''Özürlülerin kamuda çalıştırılması için genelgem oldu. Kamu idarelerinde yaklaşık 42 bin özürlü kontenjanı vardı. 2009-2010 yıllarında 14 bin özürlü kontenjanı doldu. Yaklaşık 28 bin kişi kaldı. Çağrı merkezlerinde özürlü çalıştırılması için gönüllü ricada bulundum. Buralarda en az yüzde 50 özürlü çalışmasını istedim.
         Torba Kanun'da bu konuda düzenleme yaptım. Galiba ben derdimi iyi anlatamadım. Bu yasada özürlülere ek kontenjan sağlanacakken özürlü derneklerin bir kısmı itiraz ettiler. Sonra vazgeçtik. Bu düzenleme Torba Kanunu'nda yer alsaydı 10 bin kişilik kontenjan sağlayacaktık.''
         Dinçer, özürlülerin yüzde 80'inin mesleki eğitime tutulmadıkları için zor anlar yaşayabildiklerini, işten çıkarıldıklarını ifade ederek, ''Özürlüler kendilerine verilen mali imkanlar sebebiyle kayıt dışı çalışmaya başladılar. Bununda çok ciddi ahlaki sorun olduğunu düşünüyorum. Özürlülere mali destek sağlarken, çalışacak özürlü bulunmasında zorluk çıkmaya başladı. Kayıt dışı çalışmaya başlamaları doğru değil'' diye konuştu.
        
         -SGK'NIN SORUNLARI-
        
         SGK'nın çok büyük bir iş yükü taşıdığının altını çizen Dinçer, kurumun bir günde yaklaşık 1 milyon 300 bin reçete yazdığını, her reçetede ortalama 3 ilacın olması ile bir günde 4 milyona yakın işlem yapılmasına neden olduğunu belirtti.
         Hastanede tedavi görenlerin hizmetleri, emeklilerin de dahil edilmesiyle SGK'nın bir günlük işlem hacminin 10 milyona yaklaştığını söyleyen Dinçer, bu nedenle zaman zaman yaşanan sorunların çözümü için hazırlık yürüttüklerini söyledi.
         Yeşil Kartlıların gelirini arttırmak için çalıştıklarını bunun sağlanması halinde sosyal güvenlik hizmetini, primleri karşılığında vermeyi düşündüklerini kaydetti.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim