Ziyaretçiler/ Visitors, yıllar yıllar önce merakla izlediğimiz bir Bilimkurgu dizisiydi. Uzayı bir yerinden dünyamıza, Los Angeles'e gelen ziyaretçiler üzerine..
Amerikalılar yıllar sonu devama karar vermişler.. Dünyaya sunum için de özel geceler kararı almışlar..
Şöyle..
Dizi hangi ülkede başlayacaksa, orada simge bir kent, o kentte simge bir yer seçiliyor. Kentin üzerine kâbus gibi çöken dev uzay gemisi o yerin üstüne gelip yerleşiyor.
Türkiye için İstanbul'u, İstanbul için de Ortaköy'deki o dünya güzeli Balyan Usta camisini seçmişler.
DigiTurk Ortaköy meydanına dev bir video ekranı kurdu, Çarşamba gecesi onda başlayacak ilk bölümü sunmak için. Daha önce de Ertekin'de bir kokteyl..
Dizinin simgesi o ünlü V (Visitors'dan geliyor) tam Ertekin'in karşısına kurulmuş. "V sonunda geldiler" olmuş.. Bu arada bir de hoşluk olmuş. V'nin tam tepesinde Ortaköy Trafik Vakfı Otopark'ının ışıklı yazısı var.. "Hoş geldiniz.."
Buluşmaya bakar mısınız?.
"V sonunda geldiler.."
V'nin tam tepesinde de..
"Hoş geldiniz!.."
Meydana gittik. Giderken o muhteşem camiye üzüntüyle baktım..
Dünya biliyor bu caminin güzelliğini, kıymetini, biz bilmiyoruz. Bu cami, erbabının elinde olsa, etrafındaki tüm süprüntü binalar yıkılır, Balyan'ın o harika mimari ve olağanüstü süslemeleri, ziyaretçilere sunulurdu. Şimdi, sanki mahalle arasında yok olmuş. Görmek için dibine girmeniz gerekiyor, o zaman da bütünü göremiyorsunuz.
Yazık.. Mimariye, sanata, tarihe, kültüre yazık..
Ortaköy meydanını düzenleyen usta bir kent mimarı Erhan İşözen?. Nasıl farkına varmadı planları çizerken?.
Ana kentin başında bir Mimar var bugün. Üstelik "Cami"nin kıymetini de bilen bir inançlı Mimar..
Niye saklıyoruz, bu güzelliği?.. Niye?.. Kimden?..
Amerikalılar yıllar sonu devama karar vermişler.. Dünyaya sunum için de özel geceler kararı almışlar..
Şöyle..
Dizi hangi ülkede başlayacaksa, orada simge bir kent, o kentte simge bir yer seçiliyor. Kentin üzerine kâbus gibi çöken dev uzay gemisi o yerin üstüne gelip yerleşiyor.
Türkiye için İstanbul'u, İstanbul için de Ortaköy'deki o dünya güzeli Balyan Usta camisini seçmişler.
DigiTurk Ortaköy meydanına dev bir video ekranı kurdu, Çarşamba gecesi onda başlayacak ilk bölümü sunmak için. Daha önce de Ertekin'de bir kokteyl..
Dizinin simgesi o ünlü V (Visitors'dan geliyor) tam Ertekin'in karşısına kurulmuş. "V sonunda geldiler" olmuş.. Bu arada bir de hoşluk olmuş. V'nin tam tepesinde Ortaköy Trafik Vakfı Otopark'ının ışıklı yazısı var.. "Hoş geldiniz.."
Buluşmaya bakar mısınız?.
"V sonunda geldiler.."
V'nin tam tepesinde de..
"Hoş geldiniz!.."
Meydana gittik. Giderken o muhteşem camiye üzüntüyle baktım..
Dünya biliyor bu caminin güzelliğini, kıymetini, biz bilmiyoruz. Bu cami, erbabının elinde olsa, etrafındaki tüm süprüntü binalar yıkılır, Balyan'ın o harika mimari ve olağanüstü süslemeleri, ziyaretçilere sunulurdu. Şimdi, sanki mahalle arasında yok olmuş. Görmek için dibine girmeniz gerekiyor, o zaman da bütünü göremiyorsunuz.
Yazık.. Mimariye, sanata, tarihe, kültüre yazık..
Ortaköy meydanını düzenleyen usta bir kent mimarı Erhan İşözen?. Nasıl farkına varmadı planları çizerken?.
Ana kentin başında bir Mimar var bugün. Üstelik "Cami"nin kıymetini de bilen bir inançlı Mimar..
Niye saklıyoruz, bu güzelliği?.. Niye?.. Kimden?..
Bir Efsanenin Ölümü..
Sabah gazetede odamın kapısından girdim. Yasemin televizyonu açmış.. Ekranda kocaman bir Son Dakika.. "Turhan Selçuk öldü.."
Türk basın tarihinde bir devrin adıydı o.. Onlar.. Bir devrim yapan takımın efsane adamları..
Başlarında Abdi İpekçi.. O Milliyet.. O günlerin Milliyet'i.. Bana sorarsanız, Türk Basın Tarihinin çıkmış en güzel gazetesi..
"Milliyet Halk Gazetesi!.."
Halkın okuduğu gazeteydi. Çünkü halkın merak ettiği her şeyi anlayacağı dille anlatır, bu arada halkın bilmesi gereken şeyleri de yazardı. Dünyayı, kültürü, sanatı..
Yani bir yanda inanılır haber gazetesiydi. Spordan, magazine ayrım yapmadan her habere ulaşan gazete.. Öte yanda, içte, dışta büyük ağırlığı vardı, "Halk Gazetesi" vasfını sulandırmadan koruduğu için..
Karikatürün gazetenin ana unsurlarından biri olduğunu, karikatüristin "Gazeteci" olduğunun farkına varan gazeteydi.
Turhan ve Bedri, çizgileriyle yorum yapan, bakanları uzun uzun düşündüren, halkı güldürürken, eleştirdiklerini fena halde öfkelendiren çizgilerin sahipleri olarak Milliyet'i Milliyet yapanların başında gelirlerdi.
Bir yandan günlük çizerlerdi. Bir yandan çizgi roman havasında günü anlatır, günü hicvederlerdi.
Abdülcanbaz ve Cici Can Mülkiye Kantinlerinde konuşulurdu her sabah..
Turhan, müthiş bir çizgi üstadıydı. Cetvelle çizilmiş tipler yaratırdı. Ama düz çizgileri öyle yaratıcı kullanırdı ki, iki çizgi ile İsmet Paşayı, üç çizgiyle Demirel'i görür tanırdınız..
Milliyet yıllardır o Milliyet değil.. Aydın Bey, Ercüment Bey'den aldıktan sonra, o Milliyet'i geri getirmek için çok çalıştı, çok uğraştı, ama olmadı..
Abdi Bey'in takımını bir daha toplamak kolay değildi. Çünkü o takım gerçekten bu mesleğin efsanelerinden oluşuyordu.
Efsaneler kolay yetişmezler. Gidenin yeri kolay dolmaz.. Dolmadı..
Milliyet kalanların kıymetini bilmedi. Milliyet'i Milliyet yapanları kapıya koyarak, onlara vefa göstermeyerek yeni Milliyet yapacaklarını sananlar yanıldılar.
Bir Turhan, bir Bedri, bir Kahraman Bapçum, bir Namık Sevik, bir Hüseyin Kırcalı, bir İlhan Demirel, bir Ümit Deniz, bir Halit Çapın, bir Mete Akyol, bir Deli Turan, her biri tarih daha bir yığın muhteşem gazetecinin yerleri boş kaldı..
Sabah gazetede odamın kapısından girdim. Yasemin televizyonu açmış.. Ekranda kocaman bir Son Dakika..
"Turhan Selçuk öldü.."
Bir devre, basının bir şanlı devrine imza atanlar birer birer ölüyor.. Bir devir, bir daha gelmemek üzere kapanıyor..
Başın sağ olsun İlhan Ağabey..
Başın sağ olsun Türkiye..
Tebessüm
Fıkra Yıldırım Tuna'dan
Genç adam nişanlısına "Sevgilim harika bir gece geçireceğiz birlikte!.. Üç tane tiyatro bileti aldım bu gece için!?.."
Kız sordu; "Üç bilet mi!.. Kimler için!?.."
"Baban, annen ve de kardeşin için!?.."
Genç adam nişanlısına "Sevgilim harika bir gece geçireceğiz birlikte!.. Üç tane tiyatro bileti aldım bu gece için!?.."
Kız sordu; "Üç bilet mi!.. Kimler için!?.."
"Baban, annen ve de kardeşin için!?.."
Dünya tatlısı bir komedi..
Orta yaş sınırının sonlarına yaklaşmışsınız.. 25 yıldır evlisiniz.. Bir gün evinize, gencecik, fıkır fıkır bir İsveçli genç kız geliyor, yatılı konuk.. Ve "Siz dahi bir bilim adamı ve fevkalade yakışıklı bir erkeksiniz. Sizi yapmağa karar verdiğim çocuğa baba olarak seçtim" diyor.. Ne yaparsınız?.
Yani sizin ne yapacağınızı bilmem ama, Leslie Stevens'in kahramanlarının yaptıkları fevkalade hoş, keyifli, neşeli bir oyun olmuş. .. Evliliğe Gelince dünya tatlısı bir komedi..
..Ve de harika oynanıyor..
Can Gürzap inanılmaz.. 1968'de Konservatuarı bitirdiği günden beri hemen tüm oyunlarını izlediğim, oyun gücünü yakından bildiğim Gürzap'ı seyre hala doymuş değilim..
Burada da öyle oldu. Bitsin istemedim..
Bir yanda, çok sevdiği, hepsinden öte çok alıştığı, onsuz yaşayamayacağını bildiği 25 yıllık eşi.. Öte yanda, taze, yepyeni bir heyecan arasındaki erkek bu kadar mı inandırıcı oynanır?..
Nurseli İdiz Türk tiyatrosunun devlerinden zaten.. Onun da seyretmediğim oyunu yok gibi.. Can'la harika bir çift olmuşlar.
..ve de Burcu Gül Kazbek.. Kazbek soyadı bana Türk balesinin doğuş günlerini hatırlatıyor.. Jale Kazbek.. Ercan Kazbek.. O aileden mi acaba?.. Burcu da eğitimini baleyle yapmış. Sahneye balerin olarak çıkmış, sonradan tiyatroya geçmiş.. İyi de etmiş.. Tam da sahnelerin aradığı jön dam.. Genç.. Güzel.. Çekici ve de çok ama çok iyi oyuncu..
Levent Öktem'in yönetimine de bayıldım. Çok rahat abartılacak, sulandırılacak oyunu, komedi havasını asla kaybettirmeden, ama içerdiği mesajları da, kafaya balyozla vurmadan anlatmayı tercih etmiş. Bu sadelik nefis..
Oyundaki kısa rolünde Yağız Tanlı, başarılı çevirisi ile Ayşim Tanlı, özellikle Burcu kostümlerindeki seçimleriyle Mehlika Aydoğan, Başak Özdoğan'ın sahne tasarımına ışığı dekor gibi ekleyen Emir Uğurçağ'ı da kutluyor ve sizlere, hele de evlilikleri oyundaki gibi eskimişlere Evliliğe Gelince'yi "Mutlak" diyerek tavsiye ediyorum.
www.tiyatrodialog.com
Yani sizin ne yapacağınızı bilmem ama, Leslie Stevens'in kahramanlarının yaptıkları fevkalade hoş, keyifli, neşeli bir oyun olmuş. .. Evliliğe Gelince dünya tatlısı bir komedi..
..Ve de harika oynanıyor..
Can Gürzap inanılmaz.. 1968'de Konservatuarı bitirdiği günden beri hemen tüm oyunlarını izlediğim, oyun gücünü yakından bildiğim Gürzap'ı seyre hala doymuş değilim..
Burada da öyle oldu. Bitsin istemedim..
Bir yanda, çok sevdiği, hepsinden öte çok alıştığı, onsuz yaşayamayacağını bildiği 25 yıllık eşi.. Öte yanda, taze, yepyeni bir heyecan arasındaki erkek bu kadar mı inandırıcı oynanır?..
Nurseli İdiz Türk tiyatrosunun devlerinden zaten.. Onun da seyretmediğim oyunu yok gibi.. Can'la harika bir çift olmuşlar.
..ve de Burcu Gül Kazbek.. Kazbek soyadı bana Türk balesinin doğuş günlerini hatırlatıyor.. Jale Kazbek.. Ercan Kazbek.. O aileden mi acaba?.. Burcu da eğitimini baleyle yapmış. Sahneye balerin olarak çıkmış, sonradan tiyatroya geçmiş.. İyi de etmiş.. Tam da sahnelerin aradığı jön dam.. Genç.. Güzel.. Çekici ve de çok ama çok iyi oyuncu..
Levent Öktem'in yönetimine de bayıldım. Çok rahat abartılacak, sulandırılacak oyunu, komedi havasını asla kaybettirmeden, ama içerdiği mesajları da, kafaya balyozla vurmadan anlatmayı tercih etmiş. Bu sadelik nefis..
Oyundaki kısa rolünde Yağız Tanlı, başarılı çevirisi ile Ayşim Tanlı, özellikle Burcu kostümlerindeki seçimleriyle Mehlika Aydoğan, Başak Özdoğan'ın sahne tasarımına ışığı dekor gibi ekleyen Emir Uğurçağ'ı da kutluyor ve sizlere, hele de evlilikleri oyundaki gibi eskimişlere Evliliğe Gelince'yi "Mutlak" diyerek tavsiye ediyorum.
www.tiyatrodialog.com
Bizim duvar
'İtalyan filmlerinde mutlu son: Endorfine!'
Ünal Turgut
Ünal Turgut
Fener'in niye yok!..
Nerde bu Fener muhabirleri?.. Şekip Mosturoğlu "Fenerbahçe'nin Hıncal'ı yok" demiş. Haklı.. Hıncal Galatasaray'da olanları yazıyor. Hem de en ağır şekilde eleştirerek yazıyor. Galatasaray başkanlarıyla mahkemelik olacak kadar ağır yorumlarla yazıyor..
Fener'de olup bitenler esrar perdesinde.. Kimsenin kalemi gitmiyor.. Şimdi bakın.. Pazar günü Fenerbahçe, Saraçoğlu'nda maç oynuyor. Aziz Yıldırım Şeref tribününde, her zamanki yerinde yok.. Stada gelmiş mi?. Bilinmez. Lig TV onu arayıp bulmuyor.. Maçın iki spikeri adını bile anmıyorlar. Anamıyorlar mı yoksa?.
Fenerbahçe'de zaman zaman amigo gibi konuşan, Aziz Yıldırım'ın hemen yanında her görüntüye giren yöneticiler vardı.. Murat Özaydınlı.. Mahmut Uslu, Ali Koç?.. Nereye kayboldu bu adamlar?. Niye görünmez oldular, sesleri niye kısıldı?.
Bu ülkenin basketbolü ve basketbol camiasını en en iyi bilen yöneticilerinden Mahmut Uslu, Fener'in basket maçlarına bile gelmez oldu, neden?. Aziz Yıldırım Adliye'ye gidip geliyor. Sahte Çürük raporu veren bir şebekenin teknik dinlemesinde adı geçmiş ondan mı?. Çürük raporu ile askerlik yapmayan Aziz Yıldırım'ın Adliye'de ne işi var?.. En gizli olması gereken ilk tahkikat raporları gazetelerde yayınlanır, polisin yaptığı dinleme kayıtları internette açılırken, Aziz Yıldırım hakkında niye tek satır haber yapılmıyor?. Fener muhabirleri Aziz Yıldırım'ın "Patronlarınıza söylerim" tehditlerinden mi korkuyorlar?. Aziz Yıldırım'ı eleştiren bazılarının başına gelen kötü olayların tesadüf olmadığını mı düşünüyorlar?..
En ufak Aziz Yıldırım eleştirisi yapana, başkanın "Fenerbahçe düşmanı" diye saldırması, kendisini Fenerbahçe yerine koyup, "Fenerbahçe benim" demesi, bu medyayı niye rahatsız etmiyor?.
Ben Şekip Mosturoğlu'nu yerinde olsam "Fener'in niye Hıncal Uluç'u yok" sorusunun yanıtını uzaklarda aramazdım.
Fener'de olup bitenler esrar perdesinde.. Kimsenin kalemi gitmiyor.. Şimdi bakın.. Pazar günü Fenerbahçe, Saraçoğlu'nda maç oynuyor. Aziz Yıldırım Şeref tribününde, her zamanki yerinde yok.. Stada gelmiş mi?. Bilinmez. Lig TV onu arayıp bulmuyor.. Maçın iki spikeri adını bile anmıyorlar. Anamıyorlar mı yoksa?.
Fenerbahçe'de zaman zaman amigo gibi konuşan, Aziz Yıldırım'ın hemen yanında her görüntüye giren yöneticiler vardı.. Murat Özaydınlı.. Mahmut Uslu, Ali Koç?.. Nereye kayboldu bu adamlar?. Niye görünmez oldular, sesleri niye kısıldı?.
Bu ülkenin basketbolü ve basketbol camiasını en en iyi bilen yöneticilerinden Mahmut Uslu, Fener'in basket maçlarına bile gelmez oldu, neden?. Aziz Yıldırım Adliye'ye gidip geliyor. Sahte Çürük raporu veren bir şebekenin teknik dinlemesinde adı geçmiş ondan mı?. Çürük raporu ile askerlik yapmayan Aziz Yıldırım'ın Adliye'de ne işi var?.. En gizli olması gereken ilk tahkikat raporları gazetelerde yayınlanır, polisin yaptığı dinleme kayıtları internette açılırken, Aziz Yıldırım hakkında niye tek satır haber yapılmıyor?. Fener muhabirleri Aziz Yıldırım'ın "Patronlarınıza söylerim" tehditlerinden mi korkuyorlar?. Aziz Yıldırım'ı eleştiren bazılarının başına gelen kötü olayların tesadüf olmadığını mı düşünüyorlar?..
En ufak Aziz Yıldırım eleştirisi yapana, başkanın "Fenerbahçe düşmanı" diye saldırması, kendisini Fenerbahçe yerine koyup, "Fenerbahçe benim" demesi, bu medyayı niye rahatsız etmiyor?.
Ben Şekip Mosturoğlu'nu yerinde olsam "Fener'in niye Hıncal Uluç'u yok" sorusunun yanıtını uzaklarda aramazdım.
Sevdiğim laflar
'Hayatta değer verdiğin üç kişi kim? Bunların içinde sen var mısın?'
Anonim
(Teşekkürler Pınar)
Anonim
(Teşekkürler Pınar)











































