Hatırlarsanız 22 Temmuz seçimi sonrasında, Tayyip Erdoğan'ın Madrit'te MHP'ye yaptığı 'Getirin anayasa değişikliğini, türban yasağını kaldıralım' teklifi, daha önce MHP tarafından AK Partiye kamuoyu önünde defalarca yapılmıştı.
O zaman bu teklifin arkasından hep bir şeyler çıkacak diye şüphe duymuştum. Daha sonraki günlerde şüphelerim gerçek oldu ve üniversitelere başörtüsü serbestîsini getirmek üzere MHP'nin de katkısıyla 411 oyla kabul edilen anayasa değişikliği, Anayasa Mahkemesi'nde açılan kapatma davasının en önemli kanıtı haline dönüştü. Ak Parti o teklifin ağırlık taşıdığı bir iddianameyle kapatılmaktan beter edildi.
Ama aynı anayasa değişikliğini milletvekilleri desteklemiş, teklifleriyle Ak Parti'yi anayasa değişikliği yapmaya teşvik etmiş (bir nevi gaz vermiş) MHP'ye ise hiçbir şey olmadı.. Biraz değil bir hayli tuhaf değil mi?
Bu günkü Taha Kıvanç"ın yazısından o dönemde, Balçiçek Pamir"in Deniz Bölükbaşı'nın bir dost meclisinde, "MHP'nin türban çıkışı tamamen benim fikrimdi. Olaylar güzel gelişti, parti kapatılacak. Zaten amacım Ak Parti'nin kapatılmasıydı" haberini Habertürk'te yayımladığını öğrendiğimde şüphelerimde ne kadar haklı olduğumu gördüm.
Ne tesadüf ki Mecliste üretilmiş bu son gerginlikten sadece bir gün önce, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, "Yeni bir kapatma davası var mı?" sorusuna doğrudan ne "Evet" ne de "Hayır" cevabı vermiş, "Böyle bir şey olursa partiler bunu hisseder" gibi bir ifadede bulunmuştu.
Ve yine ne tesadüf ki hemen ertesi gün, milletimiz 'başörtüsü' veya 'türban' eksenli bir kavgaya MHP"li Osman Durmuş işin içine 'peygamber' sözcüğünü de sokarak GATA'daki yasağı meclise alaycı bir üslup ile kürsüden hatırlatması ile yükselmesi istenen tansiyona tanıklık ediverdi..
Kürsüdeki konuşmasını yazılı bir metinden yapan Osman Durmuş"un bu konuya iyi çalışmış olduğu anlaşılıyordu. Belli ki, konuşma metni üzerinde konuşulmuş, o konuşmanın gerilime yol açması öngörülmüş. Partinin lideri Devlet Bahçeli"nin ise hem konuşma sırasında hem de kavga sürerken sessizce koltuğunda oturmayı sürdürmesi ile ne yazık ki bu düşüncemizi teyid etmiştir.
Acaba MHP, konuyu kürsüye Ak Parti aleyhine açılması planlanan yeni kapatma davasını tetiklemek üzere mi taşımıştır?
Atılan taşla vurulmak istenen kuş, Ak Parti'nin parti olarak varlığını sürdürmesini engellemek ve Ak partinin oylarını biraz çalmak yerine tamamen üstüne oturmak düşüncesi midir?
Anlaşılan o ki bu günün MHP yöneticileri artık ne kadar oy kazanıp kazanmayacağıyla ilgilenmiyor, toptan oy getirecek girişimlerin hesabını yapıyor.
Bu zihniyet değişmek zorundadır. MHP tabanı partilerini gerçekten AK Partinin bir alternatifi haline getirmek zorunda olduklarını ancak bu zihniyetin MHP"yi millet iradesi ile iktidar olma şansını tanımayacağını tepe noktada olanlara anlatmak zorundadır. Bu gün MHP tepe noktası statükocu zihniyet sahiplerinin elinde esirdir. Bu esaretten kurtulduğu an MHP oylarını Ak Parti seviyesine yükseltecektir.
Kim ne derse desin, MHP'nin seçmeni de din-diyanet konularında hassas bir seçmendir. 1995 seçimlerine gidilirken MHP'den adaylığını koyan emekli DGM savcısı Nusret Demiral, Bilkent Üniversitesi'nde konuşurken, "Ezan Türkçe okunmalıdır" deyince, MHP seçmeninden büyük tepki gördüğünü hepimiz hatırlarız.
Gelelim Ak Parti cephesine..
O gün İsmail Hakkı Eser tarafından sarf edilen sözden sonra Sn. Eser"in kendi kendine siyasi hayatını bitirdiğini söylemiştim. Siyaset yapıyorsanız, bundan hoşlanıyor ve zevk alıyorsanız nerde, nasıl ve ne konuştuğunuza dikkat etmek zorunluluğunuz vardır. İnsanlar bir gün yemez içmez o gün sarf ettiklerinizi önünüze koyuverirler. Siz de hem kendinizi, hem temsil etmeye çalıştığınız misyonu zor durumda bırakırsınız.
MHP"nin Aydın"lı vekillerinin on beş ay önceki bir olayı meclise taşımalarının bir diğer sebebi de seçmen sayısının yarısının köylerde olması, yani il genel meclis oylarının Ak Partiden çalınmak istenmesidir. AK Partinin Aydın halkının gözünden yanlış sarf edilmiş bir söz yüzünden düşürülmek istenmesidir. Allah vere de yeni bir çılgınlık olarak gördüğüm ve bir takım çevrelerin kendilerine göre son şans gibi gelen kapatma davası gündeme oturmasa..
Hemen her yazımda hataları ve telafi yollarını anlatmaya çalışıyorum ama hemen her yerde olduğu gibi stotükocu zihniyet Ak parti"de de kendine zemin oluşturmuş. İnsanlar bulundukları makamı bir hizmet makamı değil de bir itibar bir rant makamı olarak görmeye devam ettikleri sürece bu gidişat düzelmeyecektir. Ankara"dan düzeltmeye gelenler de bunu değiştirmekte başarılı olamayacaklardır. Kalın sağlıcakla..











































