Alara Yakan
Sevgili Öğretmenim
24 Kasım 2009 Salı 07:10

Sizi o kadar çok özledim ki bir mektup yazarak bu özlemimi gidermek istedim. Her öğretmen bir güldür aslında öğrenciler ise bir tomurcuk. Öğretmenler öğrencilere bir şeyler öğrettikçe o tomurcuklar üç gün üç gece sulanmışçasına büyür, gelişir ve bilgilenirler. Onlar da bir güle dönüştüklerinde tomurcuklarına yeni şeyler öğretmeye başlarlar. Hele siz.. Hiç solmayan bir gül gibisiniz. Kokunuzu her yerde hissediyorum

Size bu hafta yaşadığım bir anımı anlatmak istiyorum. Derslerimden vakit bulduğumda kitap okumaya çalışıyorum. Bu hafta yeni bir kitaba başladım. Kitabımın adı “Büyük Atatürk"ten Küçük Öyküler” Bu kitabın ismi beni çok etkiledi. Bu yüzden başlamakta sabırsızlandım. Büyük Atatürk"ün küçük öyküleri nelerdi acaba? Kitap o kadar sürükleyiciydi ki okudukça okuyası geliyordu insanın. Kitaptaki öykülerden birinde Türkiye"nin ilk kadın avukatı olan Süreyya Ağaoğlu"nun mesleğe başladığı günlerde yaşadığı bir zorluk anlatılıyordu. Süreyya Ağaoğlu"nun staj yaptığı günlerde öğle yemeği yeme işi sorun olmuş. Evleri uzak olduğu için evine gidemiyormuş. Ama lokantada da yiyemiyormuş. Denemekten ne çıkar diye düşünerek lokantanın yolunu tutmuş. Süreyya"nın arkadaşıyla yediği bu yemek birçok dedikoduya, söylentiye sebep olmuş. Sonunda bu olay Atatürk"ün kulağına kadar gitmiş. Bunun üzerine Atatürk Süreyya"yı evlerine yemeğe götürürken o lokantanın önünde durarak ”Bugün Süreyya"yı bize götürüyorum ama yarın bu lokantada yemek yiyecek” demiş. Bunun üzerine Süreyya ertesi gün yemeğe gittiğinde lokantada milletvekili eşlerinden de birkaç kişinin orada bulunduğunu görmüş. Bu olay bir ilkmiş. O günden sonra bütün kadınlar da erkekler gibi istedikleri lokantada yemek yiyebilmişler.

Öyküyü bitirdiğimde çok şaşırmıştım. Bir kadının lokantada yemek yiyebilmesinin bile o günlerde sorun olacağı hiç aklıma gelmemişti. Ben bu şaşkınlık içindeyken telefonum çaldı. Arayan annemdi. Benim annem de bir avukat. O sırada haciz işlemi için bir köye gittiğini ve işleri bitince de bir köy lokantasında pide yediklerini anlattı. Telefonu kapatınca yüzüme bir gülümseme yayıldı. Annemin o köy lokantasında yemek yiyebilmesini size borçlu olduğunu düşündüm öğretmenim!

Öğretmenim siz hepimizin Başöğretmenisiniz. Sizden öğreneceğimiz ne çok şey var. Bunlar saymakla bitmez. Bunun için sizi anlamak, anlamak için de önce tanımak gerek. Sizi tanımak ve size layık olmak için hakkınızda yazılmış bütün kitapları okumak istiyorum. Sizin nasıl bir Türkiye yaratmak istediğinizi öğrenmek istiyorum. Ve bu yolda üzerime düşen görevleri yapacağıma söz veriyorum.

Bu yazı toplam 1677 defa okunmuştur
Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Bu yazıya toplam (13) yorum eklenmiştir.
Nejla Kalfa
11 Mart 2010 Perşembe 16:52
Tebrikler
Sevgili Alara, ne güzel bir yazıydı okuduğum... Seni tebrik ediyorum. Bu gün tesadüfen gördüm ve okudum. Bundan sonra da okumaya devam edeceğim. İlgi ile bekliyorum. Ailenden gelen sanata yatkınlığın beni hiç şaşıtmadı doğrusu... Hepiniz çok yeteneklisiniz. Maşallah çocuğum sana... Sevgiyle öpüyorum. Selamlar...
esma bağcı
02 Şubat 2010 Salı 19:38
iyi ki bizimlesin,seni tanımak ne büyük onur
alara yavrum yazılarını takip ediyorum.inanılmaz güzel bir kalem senin ki ...çok duygulandım.umarım gördüğün güzellikleri birileri bu ülkede bir hiç uğruna yok etmez..
Sevim YETKİN
01 Şubat 2010 Pazartesi 14:05
gurur duydum
Sevgili Alara, Sen daha küçücükken bu çocukta bir cevher var kimbilir belkide geleceğin iyi bir yazarı olabilir diyordum.Yazını okuyunca tahminlerimde yanılmadığımı anladım.Sen bir harikasın,seninle grur duyuyorum;yolun açık olur inşallah! Sevgiler.
Yazarlar
Ahmet Gözen
Çağdaş Çelik
Alper Topaç
Rıdvan Eşin
Yavuz Donat
Yılmaz Özdil
Güngör Mengi
Sabahattin Önkibar
Zülfü Livaneli
Melih Aşık
Can Dündar
Rauf Tamer
Video Haber
Gazete Başlıkları
Anket
Aydın Valisi H. Avni Coş'a yapılan eleştiriler için ne düşünüyorsunuz?
Mail Listesi