• BIST 75.727
  • Altın 129,878
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641

    AKP'nin vaatleri resimde kaldı

    22.07.2011 16:41
    AKPnin vaatleri resimde kaldı
    Durumun hiç de anlatıldığı gibi olmadığı somut verilerle ortaya çıktı.
    AKP'nin vaatleri resimde kaldı AKP'nin vaatleri resimde kaldı AKP'nin vaatleri resimde kaldı

    İstanbul Tabip Odası, birinci yılını dolduran Aile Hekimliği uygulaması ile ilgili bir rapor yayımladı. Aile Sağlığı Birimleri'nin sadace yüzde 2'sinin A sınıfı kategorisinde olduğu belirtilen raporda, durumun hiç de anlatıldığı gibi olmadığı somut verilerle anlatılıyor.

    İTO'nun Aile Hekimliği uygulaması ile ilgili kapsamlı açıklaması şöyle:

    "Aile Hekimliği Uygulaması İstanbul’da 8. ayını doldurdu. Özetini; Hala hekimi olmayan Aile Sağlığı Merkezleri, devasa hemşire-ebe eksikliği, hastane acillerinde kanıksanan hekime ve sağlık çalışanına yönelik şiddetin Aile Hekimliği birimlerinde artışı, gebe izlemlerindeki aksaklıklar, hekim ücretlerinde düşüş ve ebe-hemşire istihdamında taşeron şirketlere bel bağlama anlayışı oluşturuyor...

    "Sadece yüzde 2'si A sınıfı kategoride"

    Aile Hekimliği sisteminin İstanbul'da ne durumda olduğunun bir diğer göstergesi ise Bakanlığın “kalite” sınıflamasına göre A sınıfı olması gereken Aile Hekimliği birimi sayısının toplam 3467 Aile Hekimliği Birimi içinde sadece 60’ı bulabilmiş olmasıdır. Bunların 183’ü B sınıfı, 266’ı C sınıfı, 1204’ü ise ancak D sınıfı olabilmiş, Aile Hekimliği birimlerinin yarısından çoğu ise söz edilen sınıflandırmada en son kategoriye dahi girememiştir. Yani kategori dışıdır. İstanbul'daki tüm Aile Sağlığı Birimlerinin ancak yaklaşık % 2'si propagandası yapılan ve sistemin ön gördüğü A sınıfı kategorisine girebilmiştir.

    "Birinci basamakta kaos derinleşiyor"

    Birinci basamak sağlık hizmetinin kalitesini artırmak, ikinci basamak sağlık kurumlarında yığılmaları önlemek iddiasıyla başlatılan Aile Hekimliği Uygulaması, bütünlüklü bir biçimde verilmesi gereken birinci basamak sağlık hizmeti sunumunu, Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) olarak iki ayrı hizmet birimine devretmiş; bu durum birinci basamak sağlık hizmetlerini yönetilemez hale getirmiştir. Yetersiz alt yapıyla başlatılan sistem oturtulamamış, mevcut birikimlerin yarattığı olanaklar tüketilmiş, birinci basmakta yaratılan kaos ortamı her geçen gün daha fazla derinleşmiştir.

    "İkinci basamakta yığılma sürüyor"

    Neler değişmiştir: Aile Hekimliği Uygulaması ile birlikte, ikinci basamak sağlık kurumlarında yığılmalar azalmamış, aksine hastanelerde poliklinik sayıları artmıştır.

    Aile hekimleri ile ikinci basmak sağlık kurumları arasında bir ilişki geliştirilememiş; sevk zinciri kurulamamıştır.

    Aile Sağlığı Merkezlerinin bina sorunu giderek artmakta, birçok binanın yetersiz olması bir yana yerel idarelere, bazı kurum ve kuruluşlara ait binaların boşaltılması için Aile Hekimlerine tebligatlar yapılmaktadır. Sağlık Bakanlığı, bina sorunu yaşayan ASM'lerin temel gereksinmelerini karşılamakta kayıtsız kalmakta, birinci basamak hizmetlerini kalitesini artırmayı hedeflediklerini ilan eden anlayışın tersine kendi kaderine terk etmeyi yeğlemektedir.

    "Ebe-hemşire eksikliği büyük"

    Sekiz ay geçmesine rağmen faal olmayan ASM'ler mevcuttur; bir çok ASM’de ebe-hemşire eksikliği tamamlanamamıştır. Sağlık hizmetlerine en fazla ihtiyaç duyulan ilçelerden biri olan Sultangazi’de 23 Aile Hekimi Birimi boştur. 132 Aile hekiminin hemşire/ebe olmadan çalıştıkları ilan edilmiş olmakla birlikte bu dönem içinde bu birimlerin sorumluluk aldıkları nüfusun bebek/gebe izlemleri ve aşılarının yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir. Bu hizmetler için ebe-hemşire istihdamının açılacak ihalelerle, taşeron şirketlerce karşılanacak olması ise verilmekte olan hizmetin niteliği ile bağdaşmayacağı gibi, çalışanların özlük hak kayıpları açısından da kabul edilebilir bir yöntem değildir. İvedilikle KPSS sınavlarını kazanmış, iş bekleyen eğitimli ebe ve hemşire kadroları açılarak taşeron ihale girişimleri iptal edilmelidir.

    "AÇSAP'ların çoğu kapatıldı"

    Anne-çocuk ve üreme sağlığı hizmetlerinde önemli yer tutan Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Merkezleri'nin çoğu, bundan sonra bu hizmetleri aile hekimlerinin vereceği gerekçesiyle kapanma noktasına gelmiş, mevcut olanlar hızla işlevsizleştirilmiştir. AÇSAP'larda geçici görevli veya kadrolu birçok hekim, hemşire, ebe ve diğer personel, kendi akıbetini bilememektedir. Halen gebe-bebek izlemleri ve aşılarının yapılıp yapılmadığı bilinmeyen azımsanamayacak bir sahipsiz nüfus mevcut olduğu halde, AÇSAP’larda bebek, gebe-lohusa takibi yasaklanmıştır. Toplum Sağlığı Merkezi Çalışanları, ağır iş yükü, görev tanımlarının belirsizliği, günlük değişen kararlar, yapılan keyfi görevlendirmeler ve kıymet bilmez yaklaşımlardan bunalmış; ne kendi geleceği ne de ilçesindeki birinci basamak sağlık hizmetleri için planlama yapamaz hale gelmiştir.

    "Merkezlerin yarısından çoğu sınıflandırma dışı"

    İstanbul’da, yapılan sınıflandırmada toplam 3467 Aile Hekimliği Biriminden sadece 60’ı A sınıfı olabilmişken, 183’ü B sınıfı, 266’ı C sınıfı, 1204’ü ise ancak D sınıfı olabilmiştir. Aile Hekimliği birimlerinin yarısından çoğu sınıflandırma dışı kalmıştır. Aile Hekimliği Uygulaması, halkın sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabileceği iddiasıyla başlatılmışken, Aile hekimlerinin kendisine kayıtlı olmayan nüfusa bakmaktan sorumlu olmaması nedeniyle, özellikle yaz aylarında mekân değiştiren halkın ASM'lerden hizmet alması adeta imkansız hale getirilmiştir.

    "'Seyyar satıcı ve aile hekimi giremez' yazıları asılıyor"

    Sağlık personeli hiçbir güvenlik tedbiri olmadan özveriyle evlere gidip gebe/hasta ziyareti yapmaktadır. Pratisyen hekimlere itibar kazandırıldığı iddia edilirken, gelinen noktada apartman yöneticileri kapılarına “seyyar satıcı ve Aile Hekimi giremez” diye yazılar asmakta, evlerde şüphe dolu bakışlara maruz kalınmaktadır. Benzer yaşanan birçok olumsuz olay karşısında sağlık çalışanları kendilerini yalnız hissetmekte, motivasyonları kırılmaktadır. Sağlık Müdürlüğü, aylardır çalışma saatlerine ilişkin onayları tamamlamadığı gibi, onay gelmeden ziyarete çıkışı yasaklamış bulunmaktadır. Aynı müdürlüğün ne yazık ki belgelerin toplanmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen Aile Hekimliği çalışanlarına birer kimlik belgesi bile çıkaramamış olmasının bir açıklaması yoktur.

    "Sağlık çalışanlarının hak kayıpları artıyor"

    Sağlığı piyasalaştırma uğruna birinci basmak hizmetlerini değersizleştirip adeta bireysel muayenehane şekliyle yürüten Sağlık Bakanlığı, yaptıklarını ve yapacaklarını gizlemek için Aile Hekimliği'nin kamusal hizmet olduğu söylemlerini yüksek sesle her platformda dillendirirken, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta primlerinin tamamını tıpkı muayenehane hekimleri gibi Aile Hekimlerinin ödemesini uygun bulmaktadır. Kamuoyuna yapılan bilgilendirmelerde yüksek maaşlar aldıkları iddiaları edilirken; Aile Hekimleri her geçen gün düşürülen maaşları, performans hesaplamaları gerekçesiyle yapılan geç ödemeler ve kesintilerle çalışmaktan memnun değildir. Bina kiralarını, elektriği, suyu, yakıtı, tamiratı, tüm personel giderlerini karşılamak için yapılan cari gider ödemeleri yarı yarıya azalmıştır. Çalışma koşulları kısıtlanan, her geçen gün hak kayıpları artan sağlık çalışanları gelecek kaygısı altında çalışmaktadır.

    "Performans uygulaması sopaya dönüştü"

    Koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi iddiası ile ortaya atılan performans uygulaması, zamanla kesinti sopasıyla sağlık çalışanlarını “terbiye etmek” üzere kullanılmaya başlamış; Aile Hekimleri, adeta polikliniklere hapsedilerek, sürekli reçete yazmak, vatandaşın her türlü isteğine boyun eğmek zorunda bırakılmıştır. Aile Hekimliği uygulaması ile birlikte TSM, AÇSAP ve Verem Savaş Dispanseri çalışanları ASM'lerde çalışan meslektaşlarından çok daha düşük ücret almaları, sağlık çalışanlarının motivasyonunu kırmış, güven ve adalet duygusunu zedelemiştir.

    "Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet artıyor"

    Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olgusunda her geçen gün yaşanan artış karşısında hekimler, çaresizlikten istifa etme noktasına gelmiştir. Sağlık Bakanlığı ise “veriler” üstünden şiddet olaylarında artış olmadığını kanıtlamaya çalışmakta; olayları anlayıp bir tedbir geliştirmek yerine sağlık çalışanlarına yönelik hürmetsiz tutumunu sürdürmektedir. TSM'lerin görevleri içinde olan, hem halk, hem de sağlık çalışanlarının hizmet içi eğitim hizmetleri, mevcut koşullarda el yordamıyla sürdürülmeye çalışılmaktadır. ASM çalışanlarının eğitime ayırdığı süre ve emek, mevcut mesai ve performans sistemi içinde azalmıştır. Sürekli eğitimlerle kendini yenilemeyen bir sağlık hizmetinin niteliğinin hızla düşmesi kaçınılmazdır.

    "Kaliteli ve ücretsiz sağlık hizmeti mümkün"

    Birinci basamağın emekçileri, şiddet ortamından arınmış, insanca yaşayabileceği bir ücret aldığı, mesleki etkinliklerinin kısıtlanmadığı, nitelikli bir sağlık ortamında çalışmak istemektedir. Çağdaş sağlık anlayışına dayalı temel sağlık hizmetleri veren birinci basamak kurumlarında, belli bir bölge ve nüfus için kişiye ve topluma yönelik koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin entegre ve gerçek anlamda bir ekip hizmeti olarak verilmesi gereklidir. Basamaklar arası geri bildirimi de içeren sevk sistemi ile herkes için eşit, ulaşılabilir ve ücretsiz sağlık hizmeti sunabilmek mümkündür. Bugün yaşadığımız uygulama çağdaş sağlık anlayışının çok gerisindedir. İstanbul’da ilk sekiz ayda yaşanılanlar Aile Hekimliği Uygulaması'nın bundan sonraki süreçte birinci basmak sağlık hizmetlerini daha da olumsuz etkileyeceğini görmek için yeterlidir. Sağlık Bakanlığı’nı bir kez daha uyarıyor, kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

     

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim