• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941

    Akdeniz'de dengeleri bozmayın

    05.09.2011 08:11
    Akdenizde dengeleri bozmayın
    Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, AB Dönem Başkanı Polonya tarafından Sopot’ta düzenlenen gayrı resmi dışişleri bakanları toplantısında meslektaşlarına Arap coğrafyasında yaşanan gelişmeler konusunda kapsamlı bir brifing ve tarih dersi verdi.
    Akdeniz'de dengeleri bozmayın Akdeniz'de dengeleri bozmayın Akdeniz'de dengeleri bozmayın

     

     
     
     
     
    “Avrupa tekrar bu bölgelere girmek istiyorsa haçlı ve sömürgeci psikolojisinin, algılamasının yerini değer temelli bir yaklaşım almalı” diyen Davutoğlu, Ankara’ya dönüş yolunda şunları söyledi:
     
    Sömürgeci algılaması
     
    Avrupa’nın Ortadoğu ve Akdeniz ile ilişkilerinde yeni bir paradigma lazım dedim. Biz hem Avrupalı hem de Ortadoğulu olduğumuz için olaya iki perspektifle de bakabiliyoruz. Açıkçası Avrupa perspektifiyle söylemem gerekirse yeni bir paradigma lazım çünkü geçmişin paradigması olumsuz. Birisi haçlı dönemi, bu kültürel bir karşıtlık doğurdu. İkincisi de sömürgeciliktir. Bu da siyasal bir karşıt ve ekonomik paylaşım düşüncesi doğurdu. Şimdi tekrar Avrupa bu bölgelere girmek istiyorsa -ki komşuluk ilişkilerinin doğası gereği ilişkiye girmesi gerekir-, bu sefer bu haçlı ve sömürgeci psikolojisinin, algılamasının yerini değer temelli bir yaklaşım almalı. Yani ekonomik çıkarları değil ortak değerleri konuşmalıyız. Hiç kimseye de vaaz verir gibi davranmamak lazım. O bölgelerde sömürgecilik algısı varsa gelişmelerin ekseni kayar, otoriter rejimler bunu kullanırlar. O yüzden sömürgeci dönemin etkilerini kaldıracak yeni bir paradigmaya ihtiyacımız var.
     
    Çabaladık ama maalesef
     
    Libya ve Suriye’yi anlattım. Suriye konusunda biz elimizden geleni yaptık ama maalesef dedim. Bu ülkeleri bekleyen üç tehlike var. Birincisi iç tehlike, demokrasi mücadelesinin Sünni-Şii çatışmasına dönüşmesi ihtimali. Bu risk Suriye, Irak, Lübnan, Bahreyn, Yemen hepsinde var. İkincisi ise bölgesel tehlike; İsrail’in politikaları. İsrail öylesine agresif, kaba ve barışa şans vermeyen bir politika izliyor ki bir müddet sonra demokrasi isteyerek ayaklananlar İsrail’e karşı da yönelecek. Bu da bölgesel bir soruna dönüşecek. Üçüncüsü ise anti-Batı ve anti-Avrupa refleksinin uluslar arası bir soruna dönüşme tehlikesi.
     
    Finlandiya’yı alkışladım
     
    Fin Dışişleri Bakanı (Erkki Tuomioja) benden sonra söz aldı ve şunu söyledi: “Bakın Türkiye’nin yaptığı katkılar ve analiz artık gösteriyor ki Türkiye’nin de bu masanın etrafında oturması lazım. Bu Türkiye’nin Avrupa’ya ne kadar değer katacağını gösteriyor. Türkiye’nin masanın etrafında oturması zarureti var.” Ben de tek başıma alkışladım. Hepsi güldüler. Alman meslektaşım da Türkiye’nin rolü ve yaptığı katkının ikame edilemeyeceğini söyledi.
     
    AB, Rumlara mahkûm
     
    Aslında Finlandiya bunu açık söyledi ama diğer hepsi de surat ifadeleriyle söylüyor bunu. Ama AB kendi kurduğu mekanizmaların ve politikaların mahkûmu bugün. Müzakere sürecinde öylesine stratejik boyuttan yoksun unsurlar var ki; mesela oybirliği şartı. Küçük bir ülke bile AB’nin büyük stratejik çıkarlarını bloke edebiliyor. Normal şartlarda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Almanya’yı ipotek altına alması söz konusu mu? Ama AB şartları altında küçücük Rum Yönetimi bunu yapabiliyor. Bu artık kaldırılamaz bir şey haline geldi. AB siyasi olarak da sorunu çözmeden Kıbrıs’ı üye yapmış olmasının mahkumu. İki mahkumiyetten de çıkıp stratejik çıkarını göremiyor.
     
    CHP ne dedi gördünüz
     
    İsrail’de bile o kadar farklı görüşe rağmen bütün siyasi partiler bu konuda ortak bir duruş sergilemeye çalışıyor. Bizim CHP çıktı ne dedi gördünüz. Bahçeli de az bulmuş. Daha da ne yapacaktık onu bilemiyorum. Siyasette de dış politikada da ihtilaflar olur. Ama vatandaşlarımızın açık denizlerde öldürüldüğü bir olayda artık ihtilaf kalmaz. Tepki vermediğimiz için eleştiriliyorduk, şimdi tepki verdiğimiz için savaşa sürüklediğimiz iddia ediliyor. Tepkiyi nasıl ne şekilde vereceğimizin zamanlamasını biz yaparız. Türkiye içinde bir ihtilaf oluşmamalı. Çünkü haklı olan taraf Türkiye olarak biziz. Türk basını bu ulusal meseleyi muhalefetten daha doğru anladı, daha doğru tepkiler verdi ve ulusal onur anlamında daha bilinçli davrandı.
     
    Taşeron demek yakışır mı
     
    Bütün bu konularda ben meclisin ve muhalefetin bilgilendirilmesine çok önem veriyorum. Kılıçdaroğlu bilgilendirmiyor diyor ama daha 4 ay önce gidip hem Libya hem Ortadoğu’yu iki saat anlattım. Son iki sene içinde dört kere dışişleri komisyonunu bilgilendirdim. Mecliste kapalı oturum yaptım bunların hepsini anlattım. Ben sayın Başbakanla da konuşmuştum Suriye dönüşünde de hemen bilgilendirmeyi düşünüyordum. Ama sıkıntı şu; ben komşu bir ülkede sıkıntı çözmek için gidiyorum 7 saat konuşuyorum. Benim devlet adına daha o misyonum sürerken, görüşme devam ederken Türkiye’de bana taşeron deniyor. Bu yakışır mı? O zaman kimi bilgilendireceğim ben? Ayrıca biliyorsunuz bir MHP’linin daha edep dışı bir ifadesi de oldu. MHP bugün kadar bütün bilgilendirme taleplerimizi reddetti. BDP ise daha meclise gelmemiş. Geriye bir tek CHP kalıyor ama o da ben daha misyonumu tamamlamamışken beni taşeron ilan ediyor.
     
    Doğu Akdeniz’de dengeleri bozmayın
     
    Kıbrıs Rum Kesimi de orada masada biliyorsunuz. Toplantıda bölgesel gelişmeleri anlatırken lafı Doğu Akdeniz dengelerine ve İsrail’e getirdim herkesin dikkatli davranması lazım diye. ‘Doğu Akdeniz’de dengeleri bozmayın’ dedim. Kıbrıs Dışişleri Bakanı (Erato Kozako Markulli) görüşmeden sonra geldi. “İlk defa elinizi sıkacağım. Daha sık görüşelim” dedi. Olur, biz hep söylüyoruz dörtlü görüşelim diye dedim. İsterseniz oturalım ama sizinle ayrı ayrı olmaz dedim. Kıbrıs görüşmelerinde biz tarafların bir yerde kapatılmasından tarafız, hep söylüyoruz. Çünkü Ada’daki siyasi ortamda Hristofyas’ın bir şey kabul etmesi mümkün değil.
     
    hürriyet
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim