• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    AK Parti'ye öyle bir hatırlatma yaptı ki...

    06.06.2012 08:31
    AK Partiye öyle bir hatırlatma yaptı ki...
    Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması konusundaki endişeleri kaleme aldı ve AK Parti'ye önemli bir uyarıda bulundu.
    AK Parti'ye öyle bir hatırlatma yaptı ki... AK Parti'ye öyle bir hatırlatma yaptı ki... AK Parti'ye öyle bir hatırlatma yaptı ki...

    Ne oldu, nasıl oldu, neden oldu?

    İlk defa AK Parti tabanında endişe gördüm. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılacağı yolundaki açıklamalar, "AK Parti nereye gidiyor?" sorularını artırıyor. Hele Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın; " Özel Yetkili Mahkemeler , hukuk devletinde olmaması gereken mahkemelerdir. Gereken yapılıyor, yapılacak" sözleri, gözleri fal taşı gibi açtı.

    Bu nasıl söz böyle? Bu mahkemeleri, 2004'te AB üyelik yolundaki reform adımları sırasında Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ni kaldırarak "ihtisas mahkemeleri" olarak kuran AK Parti... 2005'ten beri yürürlükteler. Yani bu mahkemeler hukuk devleti ile bağdaşmıyorsa, 7 yıldan beri bu hukuksuzluğu kim yapmış oluyor? Sayın Bozdağ, CHP'nin dediğine gelmiş mi oldu?

    AK Parti'ye bir haller olduğunu söyleyenlerin eleştirilerini ciddiye almak zorundayız. Ben kanaatimi henüz netleştirmedim. Sayın Başbakan'ın da, Sayın Arınç'ın da samimiyetini sorgulamak yerine, kendimi sorgulamayı tercih ederim. Ama AK Parti'nin bir muhasebe yapması gerektiğine inanıyorum.

    Neden AK Parti üç defadır ve yüzde 50 oyla iktidarda, bir hatırlayalım. 3 Kasım 2002'de AK Parti tek başına iktidara geldiğinde, toplumun arayışına ve beklentilerine tekabül etti. Şundan: 1. Ekonomik kriz ve yolsuzluklar milletin belini büktü, mevcut partilerden halk sıdkını sıyırdı. 2. 28 Şubat süreci demokrasiyi ve siyaset kurumunu yerlere sermişti. Demokrasinin itibara ihtiyacı vardı. 3. Özgürlükler, fikir ve ifade hürriyeti cendereye sokulmuştu. 4. Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı, imam hatip liselerinin orta kısımlarının kapatılması ve silahlı kuvvetlerde YAŞ kararları ile yapılan uygulamalar, mütedeyyin kitleyi derinden üzdü, rencide etti. 5. Pervasız ve tetikçi bir medya, milletin canına tak ettirmişti... Bunların özeti şuydu: Toplum, hukukun üstünlüğüne dayanan şeffaf bir yönetim arzuluyor, özgürlüklerin genişletilmesini, devlet içindeki çetelerin temizlenmesini, cuntacıların, darbecilerin hesap vermesini istiyordu.

    AK Parti bu istekleri yerine getirme niyeti, adımları ve kararlılığı ile seçmenden destek buldu. Bu yolda güzel işler yapıldı. AK Parti'nin darbe teşebbüsü davalarında, çetelerle, mafyalarla mücadeledeki cesareti, siyasi iradesi toplumun büyük çoğunluğundan takdir gördü. Hele 28 Nisan 2007'deki e-muhtıraya verilen cevap gönüllere su serpti. Kapatılma davasındaki mağduriyet, yürekleri burktu. 12 Eylül 2010 referandumunda, yüzde 58 evet ile tarihi bir cevap verildi. Ardından 12 Haziran 2011 seçimlerindeki yüzde 50 oy desteği ile demokratik irade perçinlendi.

    Şimdi ne oldu da, AK Parti yöneticileri, sanki onlar gitmiş de başkaları gelmiş gibi davranıyor?Evet, ne oldu? AK Parti kendi kurduğu mahkemelere, şimdi "hukuksuz" diyor... Ne oldu, nasıl oldu, neden oldu?

    10 yıldır demokratikleşme adımları atıldı ama vesayet sistemini kurumsal olarak değiştirecek değişiklikler henüz yok ortada. 12 Eylül'ün kurduğu antidemokratik yapılar yerli yerinde. Hâlâ kimilerinin layüsel olma gayretlerine, müsamaha ile bakılıyor. Darbelere gerekçe yapılan TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi bile yerli yerinde. Kimileri Balyoz davası tutuklu sanıkları muvazzaf general ve amirallerin kin, nefret, iç savaş hazırlığı, çoluk çocuğa kadar uzanacak intikam konuşmalarının bantlarından rahatsız. Ama hiç pişmanlık duymayan, cezaevinde iyice bilenen bu adamlar demokrasi için en ciddi tehdidi oluşturmuyor mu? Neye güvenerek böyle konuşuyorlar? Onlar içeride iken dışarıda yeni bir cunta mı mayalandı? Bunlardan endişelenmeyelim mi? Demokrasi yokuşundan düzlüğe henüz çıkmadık. "İktidar gevşemesin, aman bütün kazanımlar yok olmasın." diye düşünmeyelim mi? Allah korusun, "ya ters bir rüzgâr eserse" diye huzursuz olmayalım mı?

    İşin içine başka şeyleri karıştıranlara, artık hüsnüzan ile bakmakta zorlanıyorum. Ters bir rüzgâr eserse, ülke kaybedecek, millet kaybedecek... Demokrasi için tehlike devam ediyor diye siren mi çalınsın illaki? 

    HÜSEYİN GÜLERCE - ZAMAN

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim