• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820

    Ahmet Altan'dan PKK-AKP kıyası

    04.07.2012 15:51
    Geçtiğimiz senelerde PKK'nın Mehmetçik'e nazaran çok daha ağır kayıplar verdiğini öne süren Taraf yazarı Ahmet Altan, bugünkü köşesinde PKK ve AKP'yi kıyaslarken, Erdoğan'a da ağır eleştirilerde bulunuyor...
    Ahmet Altandan PKK-AKP kıyası
    Ahmet Altan'dan PKK-AKP kıyası  Ahmet Altan'dan PKK-AKP kıyası  Ahmet Altan'dan PKK-AKP kıyası

    AK Parti'nin yürüttüğü politikasıyla PKK'nın misyonunu aynı pencereden göstermeye çalışan ve olumsuz eleştirileri aynı cümle içinde kuran Ahmet Altan'ın bu kıyaslaması bir hayli tepki toplayacağa benziyor...

    Kürt halkından ziyade PKK'ya çok farklı açılarla bakan, farklı pencerelerden görüşlerini, 'onları da anlayın' şeklinde yansıtan Altan son zamanlarda bir çok kesimin de tepkisini almış durumda.

    İşte Ahmet Altan'ın yorumlara açık o yazısı:

    Kont Tolstoy, dünyanın en ünlü yazarlarından biriydi, çok zengindi, başta Rus halkı olmak üzere bütün dünya ona saygı duyuyordu, insanlık var oldukça var olacak büyük romanlar yazmıştı ama mutsuzdu.

    Her şeye sahip gibi gözüken bir adamın niye “mutsuz” olduğunu çevresindekilere bir türlü anlatamıyordu.
    Sonunda “formülü” buldu.

    “Dünyada tek bir insan bile mutsuz olsa ben mutsuz olurum.”

    Bu, “ben bin yıl da yaşasam mutsuz olacağım” demekti.

    PKK’nın yöneticilerinden Duran Kalkan’ın, “devrimci halk savaşıyla AKP siyasetini yenilgiye uğratıp Kürt sorununun demokratik siyasal çözümünü böyle bir direniş temelinde gerçekleştirmeyi öngördük” dediğini okuyunca Tolstoy aklıma geldi.

    Kalkan’ın açıklamaları da, “biz daha yıllarca silahla savaşacağız” demekti.

    Çünkü PKK’nın “devrimci halk savaşıyla AKP siyasetini yenilgiye uğratma” ihtimali hiç yok.

    Aksine, bu stratejiyle sadece AKP siyasetini güçlendiriyorlar.

    AKP’nin ciddi bir biçimde yalpaladığı bu dönemde iktidarı sarsacak “demokratik bir muhalefetin” önünü kesiyorlar, AKP’nin PKK üzerinden “milliyetçi” oyları devşirmesine yardım ediyorlar.

    "Anlaşılıyor ki “on bin dolar milli gelir, karakolunu koruyamayan bir ordu, başbakanı eleştiren yazarı işinden attıran bir demokrasi, mahkûm olmayanları hapiste tutup mahkûm olanları salan bir hukuk sistemi” ile Osmanlı İmparatorluğu’nu kurabileceğini sanan hayalci bir siyasi iktidarımızla, bu iktidarı “devrimci halk savaşıyla” yeneceğini düşünen hayalci bir Kürt örgütümüz var."

    Bu hayalcilerle “gerçek” bir barışa nasıl ulaşılacak, bilmiyorum.

    AKP yönetimini de, PKK yönetimini de “gerçeklere” çekecek olan kendi tabanlarıdır ama bizde “eleştiri” kültürü pek yerleşmediği için “tabanlar” sadece alkışlıyor.
    Onlar alkışladığı sürece de bu bela bitmeyecek.

    Kalkan, “PKK, AKP’yi silahla yenilgiye uğratamaz diyenler avuçlarını yalasın” diyor ama ben geçen yıl seçimlerden bir hafta önce gene Kalkan’ın bir analizini okumuştum.

    “Kürt halkının ve gerillanın” devrime hazır olduğunu, AKP’nin de çöktüğünü açıklamıştı.

    “Çöken” AKP, bir hafta sonra seçimlerde yüzde elli oy alarak Cumhuriyet tarihinin en güçlü iktidarı oldu.

    PKK da geçen yıl çok ağır kayıplar verdi.

    Kürt halkı da “devrimci halk savaşına” katılmadı.

    Duran Kalkan’ın “yeni bir analiz” yapmadan önce geçen yılki analizin nasıl çöktüğünü de Kürt halkına bir açıklaması gerekiyor herhalde.

    Ama “ağalık” konusunda Kürtlerle Türklerin birbirinden hiç farkı yok, AKP iktidarı nasıl Uludere katliamı hakkında halkına bir açıklama yapma ihtiyacını duymuyorsa, PKK da geçen yıl o yanlış analizleri nasıl yapıp, nasıl onca insanın ölümüne neden olduğunu kendi halkına açıklamıyor.

    Onlar “ağa” çünkü hatta ağadan da öte, “hata yapmazlar”, “hata yaptık” demezler, hata yaptıklarında ölen insanların hesabını vermezler.
    Çok önemli değişimlerden geçen Türkiye’de, bu değişimleri gerçekleştiren AKP de dahil hiçbir örgüt yaşadığımız değişimlere ayak uyduramıyor, hepsi hayatın gerisinde kaldı, hepsi kendi içinde çatladı.

     

    PKK da çok ciddi sarsıntılardan ve yarılmalardan geçiyor.

    Duran Kalkan’ın açıklamaları hem Murat Karayılan’ı, hem de Selahattin Demirtaş’ı çok zor durumda bırakıyor.

    Karayılan’la Demirtaş, PKK’nın aslında “barıştan yana olduğunu”, Oslo sürecini “hükümetin” bitirdiğini iddia ediyorlardı.

    Kalkan ise “iki yıl önce stratejik değişiklik yaptık, AKP yönetimi devam ettikçe Kürt sorununun siyasi çözümünün gerçekleşmeyeceğine karar verdik” diyerek, PKK’nın AKP iktidarı sürdüğü sürece silahlı mücadeleyi sürdürmeye “iki yıldan beri kararlı” olduğunu açıklıyor.

    Duran Kalkan’ın açıklamalarına göre PKK için “Oslo süreci diye bir şey” geçen yıl da zaten yoktu, geçen yıl AKP iktidarda olduğuna göre zaten PKK savaşı sürdürmeye kararlıydı.

    Karayılan’ın “Silvan Oslo sürecini mahvetti” sözleri, Demirtaş’ın “Oslo sürecini hükümet kesti” iddiası tamamen havada kalıyor.
    Aslına bakarsanız, Kalkan’ın sözleri, PKK’nın eylemlerini diğerlerinden çok daha “samimi” biçimde açıklıyor.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim