• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    Afrika'da Türk izleri

    09.11.2009 09:01
    Afrikada Türk izleri
    Yıllar önce Güney Afrika'ya yerleşerek 120 yıllık maden şirketleriyle rekabet eder konuma gelen, açtıkları restoranlarla Türk mutfağını dünyanın diğer bir ucunda tanıtan, düzenledikleri turlarla köpek balıklarıyla dalmak veya Ümit Burnu'na dokunmak isteye
    Afrika'da Türk izleri Afrika'da Türk izleri Afrika'da Türk izleri

    Güney Afrika Cumhuriyeti'nde küçük bir Türk topluluğu yaşıyor. Sayıları 2-3 bin ile ifade eden bu topluluk içinde ilginç hikayelere sahip girişimciler yer alıyor. Kimisi kurmay albayken emekliliğini isteyerek buraya gelmiş, kimi de mezun olur olmaz bavulunu toplayıp soluğu burada almış... Kimi madencilik yapıyor, kimi battaniye üretiyor, kimi restaurant işletiyor, kimi de macera turları düzenliyor. İşte yeni bir yaşam ve yeni iş imkanları peşinde koşanların hikayeleri...

    Genelkurmay Başkanlığı'nda direkt Genelkurmay Başkanı'na bağlı görev yaptığı özel birimden istifa eden emekli Kurmay Albay Tahir Yıldırım, Güney Afrika'ya gelenlerden. Kızının eğitim gördüğü Cape Town'a yerleşen Yıldırım, ardından Türkiye'nin desteği ile kara Afrika'da altın madeni işleten İstanbul Altın Rafinerisi'nin sahibi Ömer Halaç ile birlikte çalışmaya başlıyor. Halaç'ın bir gezisinde sıtmaya yakalanarak hayatını kaybetmesinin ardından Yıldırım, Fatoş Yıldırım ile birlikte Tasca adındaki Portekiz restaurantını işletiyor.


    NEHRİN YATAĞINI DEĞİŞTİRDİ

    Orta Afrika Cumhuriyeti'nde altın ararken bir madeni devletten kiralıyorlar. Ancak üzerinden nehir geçen bölgede bir süre araştırma yaptıktan sonra daha önce burada araştırma yapan başka ülkelerin de olduğunu bıraktıkları torbalardan anlıyorlar. Sonradan bölgedekilere sorduklarında devletin aynı madeni sürekli herkese kiraladığını öğreniyorlar. Ancak işletmecilik orada devreye giriyor. Bir plan yapıyorlar ve 45 gün boyunca nehrin yönünü değiştirmek için uğraşıyorlar. Gerçekten de nehir yatağı değiştiriyorlar ve daha sonra aynı bölgeyi kazdıklarında altın madenine ulaşıyorlar. Bölgeyi Halaç'a kiralayan devlet yöneticileri aldıkları haber üzerine bölgeye geldiklerinde nehri göremeyince son derece şaşırıyorlar. Ancak nehrin olduğu gibi kalmasından dolayı da tek kelime edemiyorlar. Bu bölgede epeyce altın çıkınca Yıldırım'ın bu ünü oldukça hızlı yayılıyor.


    MANDELA FOTOĞRAFLI BAKANLAR

    Afrika'da çalışmanın zorluklarla dolu olduğunu belirten Yıldırım, “Çünkü anlaştığımız komutan, bakan veya başbakanların sürekli darbeler nedeniyle yerinden olması maden arama işini zorlaştırıyor” diyor. Komik olayların yaşandığını da anlatan Yıldırım, “Ne zaman bir Bakan'ın odasında Mandela ile yan yana çekilmiş fotoğrafını görsem şüpheye kapılıyorum. Aklıma hep, 'Beyazlar bizi sürekli sömürdü, şimdi sıra sizde' fikri geliyor” sözlerini dile getiriyor.


    ALİ NAZİĞİ MÖNÜYE KOYDU

    Yıldırım'ın eşi ile yaptıkları restoran işi de bir tesadüfle başlıyor. Sahilde Portekizlilerin devrettiği restoranı satın alıyorlar. Fatoş hanımın Gaziantep sofrasını çok iyi bilmesi işlerine yarıyor. Mönüye Ali Nazik ya da Hünkar Beğendi ekleyerek Türk yemeklerini tanıtıyorlar. Hünkar Beğendi yapmayı ve Ali Nazik arasındaki farkı 6 ay boyunca aşçısına öğretemeyen Fatoş Yıldırım, çareyi mönüdeki Hünkar Beğendi'yi listeden çıkarmakta bulmuş. Fatoş Hanım, kendisi de sürekli mutfağa giriyor ve yemekleri tek tek kontrol ediyor.


    Dünyanın ucuna ulaştırıyor

    Güney Afrika'da tur şirketi sahibi olan ve ağırlıklı olarak Türklere hizmet veren Ahmet Turgut, Türkiye'den yılda bin konuk ağırlıyor. Eşi Didem Turgut ile yıllardır Güney Afrika'da yaşayan Ahmet Turgut'un iki çocuğu da burada doğmuş. Turgut'un misafirleri arasında dünyanın bu ucunu görmek isteyenlerin yanı sıra macera arayanlar da var. Motorsiklet turlarından safariye kadar pek çok turu organize eden Turgut, Türklere ve siyahlara iş imkanı yaratmaktan mutlu olduğunu belirtiyor. Türkiye'de yaklaşık 18, Johannesburg'da ise 80'nin üzerinde golf sahası bulunduğunu belirten Turgut, dünyanın en güzel golf sahalarında oyun için gelenlerin yanısıra avcılık ve safari için gelenler olduğunu belirtiyor. Turgut, Sinan Şara'nın safari tutkunu olarak zaman zaman Güney Afrika'ya uğradığını, ayrıca bayramlarda Türkiye'den gelen konukların sayısında da hızlı bir artış olduğunu kaydediyor. Turgut'un “Adventures Across Africa” ve “Safari Lux” adında iki şirketi bulunuyor. Köpek balıklarıyla dalmak veya Ümit Burnu'na gidip dünyanın ucuna ulaşmak isteyenler önce Turgut'a ulaşıyor.


    MADENCiLiK kolay iş değil

    Suma Coal (PYD) Ltd. bölgede kömür işi yapan orta büyüklükte şirketlerden biri. Orta büyüklükte olmasının nedeni ise dünya devlerinin bu bölgeye çok eskiden gelmesi ve büyük maden alanlarını ele geçirmelerinden dolayı. Şirketin sahibi Şemsettin Çalışkan, eşi ve çocuklarıyla 4 yıldır Güney Afrika'da yaşıyor. Şirketin geçmişi ise 1995 yılına dayanıyor. Çalışkan, “Yılda 800 bin ton ile 1 milyon ton arasında kömür ihracatı yapıyoruz. Bunun 400 bin tonunu Türkiye'ye gönderiyoruz. Genelde ısınma amaçlı kullanılıyor. Türkiye dışında Avrupa ve Hindistan'a ihracat yapıyoruz. Buradaki yatırımımız 30 milyon dolar civarında” diye konuştu. Maden sahibi tek Türk işadamı olan Çalışkan, “Madencilik burada kolay olmayan bir iş. 120 yıllık firmalarla rekabet etmeye çalışıyoruz” diyor.


    Hem ısınıyor hem de ölülerini sarıyorlar

    Ahlesa Blankets'in sahibi Levent Şenol. Güney Afrika'ya 20 yıl önce gelen Şenol, yılda 1.5 milyon adet battaniye üretip satıyor. Yıllık cirosu 15 milyon dolar olan Ahlesa Blankets, Atlantis bölgesinde bir fabrikada üretim yapıyor. Battaniyenin bölge için anlamı farklı. Hem ısınıyorlar hem de ölülerini ona sarıyorlar. Bu nedenle sürekli bir battaniye tüketimi var ve Türk battaniye-leri de gerçekten ünlü. Şenol kendisi gibi Türk işadamlarının başka sektörlere de yöneldiğini belirtti. Güney Afrika'nın özellikle rüzgar ve güneş enerjisine destek verdiğini ifade eden Şenol, önümüzdeki günlerde bir santral kurmanın hazırlığı içinde olduğunu da ifade etti.


    Platin kralından 'gelin' çağrısı

    Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Makine Mühendisliği mezunu olan Vuslat Bayoğlu, kendisi gibi ODTÜ'lü olan iki arkadaşıyla birlikte 10 yıl önce ellerine bavulu alıp soluğu Güney Afrika'da alıyorlar. Johannesburg'da madenciliği öğrenmeye başlayan 3 genç, kısa sürede yükselince birleşip siyah ortaklarla kendi şirketlerini kuruyorlar. Bugün madenlerinde kömür çıkarmanın yanısıra platinle de ilgileniyorlar. Bir ayakları da Kolombiya'ya uzanan Bayoğlu ve arkadaşları, UMTHOMBO Recources ile Güney Afrika'da oldukça tanınıyorlar. Türkiye'de de maden çıkarmak için bir süredir çalışmalarını sürdüren Bayoğlu, Türk işadamlarına bölgeye gelmeleri çağrısı yapıyor./yeni şafak

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim