• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702

    ABD Büyükelçisi John Bass ne yapmaya çalışıyor?

    09.01.2017 08:30
    Mehmet Çatal / Çuvaldız

    Mehmet Çatal / Çuvaldız

    Mart 1971, hafızamda İlk kez İstanbul’a gittiğim ve ilk kez Askerin siyasete müdahalesine şahitlik ettiğim bir zaman dilimi olarak  yer almıştır. O dönemde yapılan  askeri bir darbeyle, halkın seçtiği  Süleyman DEMİREL görevinden alınmış yerine  CHP'den istifa ettirilen Kocaeli milletvekili  Nihat Erim   ülkenin başbakanı olarak atanmıştı. Bu değişimden fevkalade memnun olan  ABD'nin Türkiye’deki büyük elçisi'' “Türkiye açısından emsali bulunmayan bir hükümet ve bir başbakan”  değerlendirmesi  yapmıştı. CIA  ise o günlerde Başkan  Nixon'a sunduğu gizli raporuna   ''Başbakan Nihat Erim uluslararası hukuk uzmanıdır, Desteği alınabilir, ayrıca gerçekten ABD taraftarıdır ve siyasi tabanı sağlamdır. Demirel'in yaptığı gibi, Amerikan çıkarlarına hizmet ettiği suçlamaları karşısında cayması çok daha zayıf bir olasılıktır” şeklinde  not düşmüştü.

    Hiç te demokratik olmayan bu değişime  bazı solcuların sırf Demirel gitsin diye  destek vermiş olması, o zamana kadar “Go home Amerika” sloganları atan  bendenizin kafasında  soru işaretlerinin   oluşmasına neden olmuştu. Solculuğun yazıldığı gibi okunmadığını ta o zaman  anlamıştım. Tarih tekerrürden ibaretmiş. Günümüzde de  ''Tayyip gitsin de nasıl giderse gitsin anlayışında  pek çok sosyal demokrat var ne yazık ki.. Oysa sol literatürde  her darbe kötüdür ve  karşı durmak gerekir.

    İstanbul ziyaretimin ikinci günüydü.  Boğazın hırçın suları üzerinde seyretmekte olan irili ufaklı  gemileri, Gökyüzüne uzanan ecdat yadigârı  minareleri ve Bizans’ın korku abidesi  surlarını seyrede seyrede Eminönü'ne  geçiyordum. Bir tabloyu andıran, dünya şehri  İstanbul muhteşem güzel görünüyordu.

     Eminönü İskelesine ulaştığımızda, hiç alışık olmadığım  bir manzarayla karşılaştım. Eminönü insan kaynıyordu. Herkes bir yerlere ulaşmanın telaşında hedefli hedefsiz farklı istikametlere doğru yürüyordu. Az ilerde ,elinde iki kırmızı birde siyah renkte üç iskambil  kağıdı bulunan biri, bul karayı al parayı yapıyordu. Gariptir ki; benim tahmin edebildiğim  karayı,  benim dışımda   bilebilen olmuyordu. Bu üstün(!) yeteneğimi  fırsata çevirmem gerektiğini düşündüm.. Ve malum son. Tüm paramı kaybettim. Bu arada cüzdanlarımız  da aynı gurubun  tırnakçıları  tarafından  cebellezi  edilmişti.
    Yapılanın, profesyonelce icra edilmiş bir soygun senaryosu olduğunu  epeyce sonra anlayabilmiştim. İnsanların dikkatini belli bir  hedefe  odaklayarak, asıl yapılmak isteneni tereyağından kıl çekercesine hayata geçirmek. Bu yöntem  günümüzde de  sıklıkla  kullanılıyor.

    28 Şubat'ta bizler, Aczimendi mollalarının Kızılay’daki şalvarlı, sarıklı görüntülerini seyredip, ülkenin İran  olacağı korkusuyla,  laiklik  nöbetleri tutarken, birileri  devletin kasasındaki bütün paraları bir gecede  indiregandi etmemiş miydi?  Muhtıranın muhataplarından, zamanın başbakanı Tansu ÇİLLER bakın durumu nasıl  özetliyordu; “Bu darbenin ekonomik faturasının  251 milyar TL olduğu, resmi kayıtlara  geçmiştir.  Bu rakam  milli gelirimizin  1,5 katıdır. Ekonomik kriz ve banka boşaltmalar bu darbenin sonucudur

    17-25 Aralık ta yapılanın da bundan pek farkı yoktu. Dikkatlerimizi ayakkabı kutuları üzerine yoğunlaştıranların  asıl amaçlarının, Cumhurbaşkanını tutuklayarak, ülkeyi FETÖ eliyle  Amerika’ya teslim etmek değil miydi? Bunu anlayabilmek için  15 Temmuz darbesine kadar beklemek zorunda kalmadık mı?

    Bayram değil, seyran değil, yıl dönümü değil, ay dönümü hiç değil. Geçtiğimiz hafta, Amerikan Elçiliği, Nihat ERİM'in  19 Mart 1971 tarihinde Başkan NİXON ile yaptığı buluşmanın  fotoğraf karesini  sayfasına koydu..

    Başbakanımızın “zevzeklik” olarak nitelendirdiği  bu fotoğraf, Türkiye kamuoyunda, özellikle de  Sosyal Medyada yoğun biçimde eleştirildi. Halen de eleştiriliyor.. Elçiliğin bu hamle ile neyi amaçladığı farklı  yorumları beraberinde getirdi..

    Kimilerine göre Amerika  Erim  benzeri bir başbakan istiyor. 

    Kimilerine göre ise, 19 Temmuz 1980 tarihinde gerçekleştirilen Nihat Erim Suikastı, 12 Eylül 1980 darbesine zemin hazırlayan önemli bir olaydı. ABD bu resmi göstererek hem Erdoğan'a  gözdağı veriyor hem de askeri müdahaleye zemin hazırlamaya çalışıyor.

    ABD gerçekten bu yönde mesajlar mı vermeye çalışıyor?

    Yoksa bizler mi senaryo yazıyoruz. Bunu zaman gösterecek.

    Sağlıkla kalın.

     

     

     

    Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA İNDİR

    Bu yazı toplam 1346 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim