• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    AB Türkiye'nin diyetisyeni

    15.12.2011 22:02
    AB Türkiyenin diyetisyeni
    Egemen Bağış: AB, hala dünyada kişi başına düşen refahta en önde gelen coğrafya,
    AB Türkiye'nin diyetisyeni AB Türkiye'nin diyetisyeni AB Türkiye'nin diyetisyeni

    Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa'da yaşanan finans ve borç kriziyle ilgili çeşitli yorumlar yapıldığını bazılarının ''Avrupa bitti, yandı kül oldu, dağılacak'' dediğini anımsatan Bağış, ''Bunlara inanmıyorum. Belki kişi başı gelir 38 binden 32 bin dolara düşer ama hala dünyada kişi başına düşen refahta en önde gelen coğrafya, AB coğrafyası...'' dedi.

    Bağış'ın, Yapı Kredi World'ün ana sponsorluğunda düzenlenen Marka 2011 Konferansı'nda konuşması öncesi, vatandaşların Egemen Bağış hakkında görüşlerini içeren video gösterisi sunuldu. Görüntülerin kendisi için sürpriz olduğunu ifade eden Bağış, ''Ben de sizler gibi güldüm, duygulandım, eleştirilerden almam gereken mesajı aldım'' dedi.

    İstanbul'un belki Türkiye'nin en önemli markası olduğunu, 3 dönemdir TBMM'de İstanbul'u temsil etmeyen çalışan bir milletvekili olarak, seçim bölgesinden haklı gurur duyduğunu anlatan Bağış, İstanbul'un marka olarak belki de Türkiye markasının da önüne geçmeye başladığını, gittikleri her yerde kendilerine İstanbul'un sorulduğunu, İstanbul'un potansiyelinin iyi değerlendirilmesi durumunda Türkiye'nin tanıtımında da çok büyük bir başarıyı elde edebileceklerini gördüklerini vurguladı.

    Marka kavramının ''ayırt eden, özellikle, işaret eden'' anlamına geldiğini belirten Bağış, şunları kaydetti:

    ''Bu yeni bir fikir değil, milattan önce 15 bin yıl öncesine kadar giden bir kavramdan bahsediyoruz. Günümüzde iletişim imkanları çok hızlı, artık herkes muhabir. Bazen eşimle gittiğim bir restoranda bazen bana kızıyor, (Bilgisayara, cep telefonuna, twitter'a, facebook'a fazla vakit ayırıyorsun, masada bile bana vakit ayıracağına, twitter'e giriyorsun) diye. Ama bakıyorum hemen birileri twitt atmış, (Egemen Bağış fıstık gibi bir hatunla restoranda yemek yiyor)... Bu tür ortamlarda markanın, iletişimin bu kadar hızlı olduğu bir dönemde, çok daha öne çıktığını görüyoruz. İletişim o kadar hızlandı ki, bir araştırmaya göre son 30 yıl içinde üretilen enformasyon, ondan evvelki 5 bin yılda üretilenden daha fazla...''

    İnsanların öğrendiklerinin yüzde 80'ini 24 saat içinde unuttuklarını, İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre 18 yaşına gelen bir insanın 140 bin televizyon reklamı izlediğini, bu kadar bilgi yüklemesi ve bu kadar unutabilen bir hafıza ile markayı tutturabilmenin kolay bir süreç olmadığını vurgulayan Bağış, ''Marka zihinlerde oluşuyor, marka, zihinlerin işlek caddesinde yer tutmak... Orada da kolay kolay kira bedelinin altına girilmiyor. Gönüllere, zihinlere hitap edebilmek, orada yer tutabilmek kiralamakla olmuyor, kalıcı olması gerek'' dedi.

    9 yıldır siyasette bunu gerçekleştirdiklerini ve milletin gönlünde bir yer edinmeye çalıştıklarını belirten Bağış, Cumhuriyetin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, ''Millete efendilik olmaz, millete hizmetkarlık olur'' sözünü hatırlatarak, zihinlerde kalıcı yer edinmek için milletin derdiyle dertlenebilmek, milletin standartlarını yükseltebilmek gerektiğini anlattı.

    ''Bugün farklı ülkelerde çok enteresan gelişmeler yaşanıyor, milletin değil kendi derdini önemseyen liderler teker teker son kullanma tarihlerinin geldiğini görüp ya çekiliyorlar ya çektiriliyorlar'' diyen Egemen Bağış, insanların milli iradenin artık her yerde egemen olmasını istediğini, böyle bir süreçte Türkiye'nin de bölgesindeki ülkelere ilham kaynağı olduğunu dile getirdi.

    -''AB Türkiye'nin diyetisyenidir''-

    Türkiye'yi farklı kılanın demokrasi olduğunu, demokrasiyi güçlendiren sürecin de AB süreci olduğunu vurgulayan Egemen Bağış, AB sürecinin Türkiye'nin 52 yıldır demokratikleşmesi, şeffaflaşması, zenginleşmesi için çok önemli bir rol oynadığını kaydetti.

    ''AB Türkiye'nin diyetisyenidir'' diyen Bağış, 27 AB üyesi ülkenin, müzakerelere başladığı günle bitirdikleri gün arasında bir kıyaslama yapıldığında çok daha sağlıklı, çok daha demokratik, şeffaf, çok daha saygın ülke olduklarının görüleceğini kaydetti.

    Egemen Bağış, ''Türkiye de bu süreçten geçti. Biz de ülkemizde belki kendi başımıza yapamayacaklarımızı, yapmakta üşengeç davranacaklarımızı AB sürecinde gerçekleştirdik'' dedi.

    AB bir ekonomik süreçten, bir buhrandan geçtiğini ancak sıkıntının asıl sebebinin Avrupa'nın kuralları olmadığını belirten Egemen Bağış, ''Hani bizde vardır ya hocanın dediğini yapacaksın yaptığını yapmasan da olur diye, AB üyesi ülkelerin bir çoğu aslında kendi kurallarına uymadıkları için bugün bu sıkıntıları yaşıyor. Maastricht kriterlerini yerine getirmedikleri için bu sıkıntıları yaşıyorlar. Ama o kuralları iyi uygulayanlar, o diyetisyen reçetesini harfiyen uygulayanların hiçbir sorunu yok'' dedi.

    -''Ben bunlara inanmıyorum''-

    Bugün Türkiye'de de bazılarının ''Avrupa bitti, yandı kül oldu, dağılacak'' dediğini anımsatan Bağış, kendisinin bu yorumlara katılmadığını anlattı.

    Bağış, şöyle devam etti:
    ''Ben bunlara inanmıyorum. Belki Avrupa'da kişi başına düşen ortalama gelir 38 bin dolardan 32 bin dolara düşer, belki haftada 30 saat çalışan Fransızlar 40 saat çalışmak durumuna gelebilir ama hala dünyada kişi başına düşen refahta en önde gelen coğrafya AB coğrafyası. Kişi başına düşen gıda güvenliği, demokratik haklar, çocukların oynadığı oyuncağın güvenlik standardı, teneffüs ettiğimiz havadaki oksijen oranı, bunların hepsi çok çok önemli. Türkiye'nin de uygulamaya çalıştığı yol haritası bunları ülkemize taşıyabilmek. Bizim vatandaşlarımızın yaşam standardını yükseltebilmek.

    Onun için AB sürecini iki ayrı rayda götürüyoruz. Bir tanesi müzakere sürecimiz, (Şu fasıl açıldı, bu fasıl açılmadı, şu faslın önünde engel var bu faslın üzerinde şu blokaj var) Bunlara çok takılırsak sırtımızdaki davulun tokmağını Brüksel'deki birilerinin eline tutuşturmuş oluruz, keyiflerine göre çalarlar ama ikinci bir ray var ki bizim kendi reform sürecimiz. Eğer biz geçen sene seçimlere yaklaşırken, iktidar muhalefet el ele verip, 3.200 maddelik borçlar kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nu birlikte 4 gün içerisinde geçirebildiysek demek ki biz reform konusunda kararlıyız, demek ki Türkiye'de bir takım adımlar atılabiliyor. Bunlar Avrupalılar'ın yaşam standardını yükseltmiyor bunlar bizim standartlarımızı yükseltiyor.''

    Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, kendisi için AB üyeliği sürecinin, hedeften daha önemli olduğunu belirterek, ''Belki biz de müzakereleri bitirdiğimiz gün Norveçliler gibi üye olmama yönünde bir tercihte bulunabiliriz ama o kararı vermemiz gereken gün bugün değil, bu kararı o gün veririz. Ama şunu da hiç unutmayın; Türk milletinin rotası son bin yıldır hep Batı'ya dönük olmuştur. Bu rotayı değiştirmeye kimsenin gücü de yetmez, kimsenin niyeti de yok'' dedi.

    Bağış, Marka 2011 Konferansı'nda, Avrupa'nın kredibilite açısından bir sorun yaşadığını, anketlerde de Türk halkının yüzde 92'sinin AB'nin Türkiye'ye karşı tavrını iki yüzlü bulduğunu anlattı.

    Ancak ''Sizce AB yolunda atılan reform adımları bu ülkenin ekonomisini, demokrasisini, insan haklarını daha iyi bir noktaya taşıyor mu-'' diye sordukları zaman da halkın yüzde 73'ünün ''Evet'' yanıtını verdiğini belirten Bağış, ''Bütün bu engellere karşın üye olmak ister misiniz-'' sorusuna yüzde 55'inin, ''Türkiye'nin üye olacağına inanıyor musunuz-'' sorusuna da yüzde 30'un ''Evet'' yanıtını verdiğini kaydetti.

    Bağış, ''Demek ki bir kredibilite sorunu var. Avrupa'da da farklı bir kredibilite sorunu var. Onlara da sorduğumuz zaman (Türkiye'nin üye olmasını istiyor musunuz-) diye yüzde 60 (Hayır) diyor, (Türkiye'nin üye olacağına inanıyor musunuz-) dediğimizde de yüzde 60 ''Evet'' diyor. İki tarafta da bir özgüven sorunu var, inşallah onu da hep beraber yeneceğiz'' diye konuştu.

    -Türkiye markasını çok iyi yönetmemiz lazım''-

    Türkiye'deki ekonomik büyümenin tüm dünyanın dikkatini çektiğini, bu büyümeyi tetikleyen küresel sermayenin en büyük kısmının AB üyesi ülkelerden geldiğini anlatan Bağış, Türkiye'nin büyüdüğünü ancak ihracatın Almanya, Fransa, İtalya'nın ihracat rakamlarıyla kıyaslandığı zaman daha çok gerilerde bulunduğunu, Almanya'nın bugünkü ihracatının Türkiye'nin 2023 hedefinin üç katı olduğunu vurguladı.

    ''Bu süreçte Türkiye markasını çok iyi yönetmemiz lazım. Avrupa'nın yaşadığı sorunlar var, Türkiye'nin beklentileri var, Türkiye'nin potansiyeli var, bütün bu süreçte marka yönetimini çok iyi yapmak lazım'' diyen Bağış, bazen markanın firmanın önüne geçebildiğini, çocukken annesinin bakkala gönderip ''Git margarin al'' demediğini, ''Sana yağı al'' dediğini, Aspirin markasının Bayer firmasından çok daha fazla tanındığını anlattı.

    Bağış, ''Bu anlayışla bizim de Türkiye markasını çok iyi stratejik olarak konumlandırmamız ve iyi anlatabilmemiz lazım'' dedi.

    Türkiye'nin Avrupa'da da hatıralarda kalabilmek için yeni bir süreci başlattığını vurgulayan Bağış, ''Avrupa'daki bir anne Viyana'da sabah uyandığında ocağı yaktığında, evladına bir omlet pişirmek için yaktığı gazın Türkiye üzerinden geldiğini bilirse o zaman gerçekten çok farklı bir yaklaşım olacaktır. Eğer bugün Avrupa'daki, Almanya'daki bir emekli emekli maaşını almaya gittiğinde Avrupa genelinde yaşayan 5 milyon çalışan genç, dinamik Türk'ün ödediği sigorta poliçeleri sayesinde o emekli maaşını alabildiğini bilebilirse çok daha farklı bir noktaya gelecek'' diye konuştu.

    -''Artık eşitler noktasında müzakere yürütür hale geldik''-

    Bugün Türkiye'nin Avrupa'ya ihtiyacının 1959'da kişi başına düşen gelirin 350-400 dolar olduğu günlerdeki kadar çok olmadığını söyleyen Bağış, ancak Avrupa'nın Türkiye'ye olan ihtiyacının da arttığını, artık bir eşitler noktasında müzakere yürütür hale geldiklerini, bu bilinçle bu süreci ele aldıklarını vurguladı.

    Bağış, ''OECD rakamlarına göre Türkiye 2050 yılında Avrupa'nın Almanya'dan sonra ikinci büyük ekonomisi olacak. Eğer Almanya İtalya'nın, Yunanistan'ın, Portekiz'in borçlarını kapama noktasında bir kararlılık gösterirse en büyük de olabiliriz'' dedi.

    Türkiye'nin doğru yolda ilerlediğini ancak, bu reform sürecini hep beraber sahiplenmek gerektiğini vurgulayan Bağış, şöyle devam etti:

    ''Benim açımdan da sürecin kendisi, hedeften daha önemli... Belki biz de müzakereleri bitirdiğimiz gün Norveçliler gibi üye olmama yönünde bir tercihte bulunabiliriz. Ama o kararı vermemiz gereken gün bugün değil, bu kararı o gün veririz, ama şunu da hiç unutmayın; Türk milletinin rotası son bin yıldır hep batıya dönük olmuştur. Bu rotayı değiştirmeye kimsenin gücü de yetmez, kimsenin niyeti de yok. Ta orta Asya'dan Viyana kapılarına kadar giden milletimiz bugün de Brüksel'e gitmeye çalışıyor ama farklı bir şekilde, barış.... Türkiye'nin AB süreci, Avrupalılar'ın kaprislerine rağmen, Avrupalılar'ın bize koyduğu engellere rağmen Avrupa için de Türkiye için de çok çok önemli...''

    -''Çare Türkiye''-

    Avrupa'nın bugün sorunları bulunduğunu, nüfus artışının durduğunu, iç talebin düştüğünü söyleyen Bağış, çarenin Türkiye olduğunu, Türkiye'nin Avrupa'nın sorunlarını çözebilecek potansiyele sahip bulunduğunu belirtti.

    Egemen Bağış, ''Sosyal olarak Müslümanlar'a ve azınlıklara davranışında maalesef sınıfta kalan bir Avrupa var. Bunların bu süreci aşabilmesi için Türkiye'nin en güçlü markasının, İstanbul'un, Hatay'ın, Mersin'in, Urfa'nın topraklarına iyi bakmak lazım. Asırlardır bizim şehirlerimizde camiler, kiliseler, havralar insanlığa birlikte huzur veriyorlar. İşte Avrupa'ya belki de o Mevlana'nın, Yunus Emre'nin 'bütün yaratılanları yaratandan ötürü sevme' anlayışını iyi anlatabilmemiz lazım. Yoksa içine düştükleri o hastalıklı zihniyetten kurtulmalarına yardımcı olamazsak bundan biz de çok zarar görürüz'' diye konuştu.

    Yapısal olarak da Avrupa'nın sorunlarına el atmak gerektiğini belirten Bağış, 27 ülkenin 27'sini her konuda oy birliğinde bir araya getirmenin kolay süreç olmadığını ancak gerek vize konusunda Türkiye'ye çıkarılan sorunlar gerek ırkçı saldırılar sonucu öldürülen Türkler'in başına gelenlerin kendilerini farklı bir noktaya götürdüğünü anlattı.

    Bağış, ''Ama şunu da unutmayalım, krizler aynı zamanda fırsat. AB'nin teknolojik birikimini göz ardı etmeyelim. AB üyesi ülkelerde şu anda özelleştirme kapsamında olan çok önemli firmalar, çok önemli teknolojik birikime sahip şirketler var. Şu anda bu krizi bir fırsat olarak görelim, değerlendirelim, o markaları bizim markalarımızla bütünleştirelim ve o zaman Türkiye'nin 2023 hedefine çok daha hızlı gelebileceğimizi görelim'' dedi.

    Hiç bir krizin sonsuza kadar sürmeyeceğini, Türkiye nasıl mali disiplin, istikrar ve güvenle bunları aştıysa AB üyesi ülkelerin de bunları aşacağını söyleyen Bağış, ''Bugünün Türkiyesi dünden çok daha iyi bir noktada. Evet sorunlarımız var, hala üzerine eğilmemiz gereken konularımız var ama yarının Türkiyesi'nin bu gidişle bugünden de çok daha iyi olacağını hepimiz biliyoruz. Türkiye AB için önemli bir markadır, Türkiye umuttur, Türkiye gelecektir. Yarının çok daha güzel olacağını hepimiz biliyoruz'' diye konuştu.

    -''Ben de yüzde 92'nin parçasıyım''-

    Soruları da yanıtlayan Bağış, AB'nin bir barış projesi olduğunu, kıtasal barış projesini küresel barışa dönüştürebileceklerini, o değişimi hissedebildiklerini belirtti.

    Türkiye'nin AB talebi ve arzusunun sadece Türkiye'yi ve Türkler'i ilgilendirmediğini, Orta Doğu'yu, İslam dünyasını da ilgilendirdiğini anlatan Bağış, ''Türkiye AB'ye katıldığında onlara ümit telkin etmiş olacağız. Hristiyanlar kulübü değil, insanlar kulübü olmuş olacak'' dedi.

    Günümüzün liderlerinin Türkiye'nin AB arzularını, ileriye dönük kendi seçimlerinin popülist amaçları doğrultusunda kullanmaya çalıştıklarını söyleyen Bağış, ''Uzun vadede bu ilişki unutmayalım ki kazan kazan platformuna dayalıdır. Türkiye çok şey kazanacak, AB de çok şey kazanacaktır. Ortak akıl egemen olacaktır'' diye konuştu.

    ''(Yüzde 92 Türkiye'nin adil muamele görmediğine inanıyor) dediniz. Siz de aynı şeyi düşünüyor musunuz-'' şeklindeki soruya karşılık da Bağış, şunları kaydetti:

    ''Kesinlikle ben de o yüzde 92'nin bir parçasıyım. Ben bunu devamlı hissediyorum. Çünkü Türkiye tek aday ülkedir. Vizesiz schengen bölgesine erişimi olmayan tek ülke... Baktığınız zaman Türkiye nüfusunun üç katı olan Brezilya schengen bölgesine vizesiz girebiliyor. Orada bir aksaklık var. Biz PKK'lı teröristlerin iade edilmesini istiyorsak ki bütün dokümanlar, dosyalar bakıyorsunuz eksik ya da tercümeleri hatalı ama Türkiye nasıl oluyorsa diğer faiilerin yurt dışına iade edilmesini talep ettiği zaman bütün dosyalar hazır oluyor. Biz münasebetlerimiz olduğu insanlara bunu çok net söylüyoruz. Komisyon nezdinde müzakerelere oturduğumuz zaman beni bir birey olarak görüyorlar ama ben 74 milyon insanın arzularını, hayallerini temsil ediyorum, başka nüfusların da hayallerini temsil ediyorum.''

    ''Bir marka olarak Türkiye zor. AB sürecinde hizmet etmeniz gereken de bir süreç var. O da size engel oluşturuyor mu-'' şeklindeki soru üzerine de Bağış, şunları söyledi:

    ''Hayır Türkiye markası değil, Avrupa markası aslında... Rakamlar yalan söylemiyor. AB ekonomisi küçülüyor, tam tersi Türkiye ekonomisi hızla büyüyor. Türkiye'ye yapılan yabancı yatırımın yüzde 92'si AB kaynaklı ise bu bize çok net şunu gösteriyor; iş dünyasının liderleri AB'den hızlı düşünüyorlar. Türkiye'deki potansiyeli görüyorlar ama siyasiler maalesef bunu görmek istemiyor olabilirler. Marka ismi onlar için fazlasıyla güçlü, korkutabiliyor onları. Bir defasında bir akşam yemek yiyoruz, Avrupa'daki bir siyasi bana dedi ki, (Bu birliğin kurucuları arasındayız, siz de katıldığınız gün bizim önümüze geçeceksiniz, ekonominiz, nüfusunuz, potansiyelinizle, biz bunu sindirmekte zorlanıyoruz) dedi. (Ne yapacaksınız- İsterseniz AB içerisinde BM gibi bir güvenlik konseyi oluşturun) dedim. (Teknik açıdan bunu yapmamız mümkün değil, o yüzden elimizden geldiği kadar sizin üyeliğinizi erteleyeceğiz) dedi. Erteliyorlar ama sonuna kadar erteleyebilirler mi zannetmiyorum...''

    Türkiye'nin üye olması durumunda AB'nin çok farklı bir dönemden geçiyor olacağını söyleyen Bağış, ''Biz bu süreci iyi yönetiyoruz diyebiliriz. Bütün AB üniversitelerinde, parlamentolarda yada STK'larda konuşma yapıyorum, 'iyi tutunun Türkiye gelip sizi kurtaracak' diyorum. Hakikaten de öyle'' dedi.

    Tavsiyelere ilişkin olarak da Bağış, ev ödevini yapmanın önemli olduğunu belirterek, ''Acı yoksa kazanç da yok. Kişi başı 20-25 bin dolarlık gelire ulaştığımızda onlar vizeleri kaldırmak isteyecek. Avrupalılar şu ana kadar dar görüşlü davranıyorlar, çok ciddi bir karmaşa içinde oldukları için... Ama Türkiye'nin potansiyelini görecekler'' dedi.

    ''Avrupa reformunu destekleyen bir Türk müsünüz yoksa Türk reformunu destekleyen bir Avrupalı mısınız-'' şeklindeki soru üzerine de Bağış, ''Ben Avrupa sürecini destekleyen bir Türküm'' yanıtını verdi.  

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Tayvan’da bir kişinin kulağından böcek çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 09:38
  • Sınıra yaklaşmayın uyarısı06 Ekim 2012 Cumartesi 08:27
  • Suriye: Özür dilemedik06 Ekim 2012 Cumartesi 07:40
  • Köylüler bu kulübe için seferber oldu05 Ekim 2012 Cuma 19:30
  • Mescid-i Aksa karıştı05 Ekim 2012 Cuma 18:02
  • İşte Suriyenin zayiatı05 Ekim 2012 Cuma 17:12
  • Gerçek işsizlik yüzde 1105 Ekim 2012 Cuma 17:10
  • Büyük tehdit: O esirler idam edilebilir!05 Ekim 2012 Cuma 17:08
  • İtalya: Esed provokasyonlara son vermeli05 Ekim 2012 Cuma 16:28
  • 11 Yaşındaki Çocuk Buldu05 Ekim 2012 Cuma 16:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim