• BIST 73.391
  • Altın 133,161
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585

    90'larda Güneydoğu'da çocuk olmak

    01.07.2011 10:26
    90larda Güneydoğuda çocuk olmak
    Bugün 30'larında olan 19 kişi işkence ve faili meçhul hikâyeleriyle dolu 'olağanüstü' çocukluklarını anlatıyor. Kitabın adı gerçekten özetliyor süreci: Bildiğiniz gibi değil. 'Kürt meselesini' gerçekten anlamak istiyor musunuz? Onları dinleyin o zaman...
    90'larda Güneydoğu'da çocuk olmak 90'larda Güneydoğu'da çocuk olmak 90'larda Güneydoğu'da çocuk olmak

     

    Sokağın köşesinde babası vurulup da eve döndüğünde onun aldığı son elmayı ağlayarak yiyen çocuklar… ınsanın eceliyle de ölebileceğini bilmeyenler, mayınlarla oynarken arkadaşları bin parçaya ayrılan çocuklar… Köyünün sokaklarında gördüğü bereli bedensiz kafayı zihninden çıkaramayanlar… Gece evleri tarandığında ölen akrabalarını günlerce evden çıkaramayıp o kokuyla yaşayanlar, o kokuyu unutamayanlar… Ortadan kaybolan babaları bir gün karşısına çıkar korkusuyla 30 yaşında sigara içerken hâlâ çekinen çocuklar… Verilen elektriği, Filistin askılarını, sokulan copları, tecavüzü, gözaltında marşlar eşliğinde günlerce süren işkenceyi anlatmaya bugün kelime bulamayanlar… Bir günde ailesinden 12 kişi yok olan, birileri ‘faili meçhul’, birileri dağda ölürken yaşamaktan utanan, hâlâ düğünlerde simsiyah giyinen çocuklar… Kendi saçlarını boynuna dolayıp intihar ettiği söylenen, telefonda arkadaşına “Gelirken topkek al” dediği için bu ‘şifreyi’ itiraf edene kadar işkence görenler… Türkçe diye bir dil olduğunu, hayatta bir soyadının bulunduğunu ilkokulda öğrenen, bilmediği dil yüzünden zekâsıyla dalga geçilen çocuklar… Hâlâ kabussuz gece geçiremeyenler ama her şeye rağmen bugün barıştan söz edebilenler. 
    Şu kadarını söyleyeyim, Funda Danışman ve Rojin Canan Akın’ın Metis Yayınları’nın Siyah-Beyaz dizisinden çıkan ‘Bildiğin Gibi Değil’ adlı kitabını ben ağlayarak ve çok utanarak okudum. 1975-85 yılları arasında doğan 19 Kürt, kendi 90’larını anlatıyor kitapta. Soluklanarak okuyabiliyorsunuz, yutkunamıyorsunuz. 
    Aralarında köyleri yakıldığı için doğduğu yeri terk eden, kısa süreli yolları Batı’yla kesişenler varsa da, özellikle hâlâ bölgede yaşayanları tercih etmişler. Unutma şansı bile olmayan, hâlâ babasının, abisinin, dayısının, ablasının öldürüldüğü, son kez göründüğü sokaktan geçmek zorunda kalanlar yani. 
    Bir taraf gibi algılanmaması için, görüşecekleri kişileri belirlerken ne BDP’den, ne başka bir STK’dan destek almışlar. “Neredeyse yoldan çevirdik” diyorlar. Arzuları, gerçekten bütün Kürt halkını terörist olarak görenlerin bu kitabı okuması. Hatta okuyup da fundanisman@gmail.com adresine hislerini yazsalar. Onlar da bunları zarflayıp konuştukları insanlara postalasa. Bilinen gibi kalmasa. Bilsek, bilseler… 

    Görüşmeyi teklif ettiğiniz kişiler, bu ağır çocukluk hikâyelerini anlatmaya ne kadar meyilliydi? ıkna etmek zor oldu mu? 
    Funda Danışman: Aslında o kadar isteklilerdi ki… Sanki biz gökten bir lütuf olarak inmişiz gibi davrandılar. Birbirlerine anlattıklarında, herkesin acısı bir olduğundan rahatlayamıyorlar mi diyelim, gerçekten bize her şeylerini anlattılar. ıki yabancı gelmiş, hayatlarımızı anlattırıyor çekincesi de olmadı değil. 
    Rojin Canan Akın: Ama genelde biz onlara teşekkür ederken, ‘ıyi ki dinlediniz’ diye onlar da bize teşekkür ediyorlardı. Birileri bildiğinde bir nebze rahatlayacaklar. Böyle bir umut vardı içlerinde. 

    Siz de bölgedensiniz, Kürtsünüz, aynı yıllarda sizler de çocuktunuz. Fakat onlarca insanın hikâyesini dinlemek başka bir şey. Sizin için nasıl geçti bu süreç? 
    Funda D.: Bu süreçte hiç otelde kalmadık, zaten böyle bir şey deyince tepkiyle karşılaşıyorduk. Aslında kayıt cihazını kapattığımızda da devam ediyordu sohbet. Eşleriyle, çocuklarıyla tanışıyorsunuz, günlük hayattan, zorluklardan konuşuyorsunuz. Hepsi bir araya geldiğinde zor bir süreçti. Sonrasında psikolojik tedavi görebilecek kadar zor… Ya da İstanbul’a dönünce insanlara öfke duyacak kadar zor… Bir tarafta yaşadıklarına rağmen barış isteyen insanlar varken, Taksim’e gelip masalarda içerken Kürt sorununu çözmeye çalışanları gördüğümde gerçekten içim çok öfkeyle dolmuştu. 
    Rojin C.A.: Ben Funda’ya oranla daha hazırlıklıydım. 90’larda Batman’da yaşamışım. Köye korucu dayatması olmuş. Abim faile meçhule gitmiş. Ben de bu kitapta olabilirdim. Funda bunları biliyordu ama benimkinden de büyük şeyler olduğunu orada kavradı. Ciddi sıkınıtlar yaşayınca doktora gittik, ne iş yaptığımızı sordu. Antidepresanlar, sakinleştiriciler falan verdi. Dönüşte de terapi görmeye başladı zaten. 
    Funda D.: Bir kişi vardı; görünüş itibarıyla babamla aynı yaşta olduğunu düşündüm, 50’lerinde… Saçları, bıyıkları beyaz. Çalışmamızdan söz edince “Ben de 90’larda çocuktum” dedi, inanamadık. 79’lu ya da 80’li; dört çocuk babası… Konuşurken bir yerde hüngür hüngür ağlamaya başladı. Kayıt cihazını kapattık ve öylece kaldık. Bir insan karşınızda çaresiz ve siz ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Kitapta 19 hikâye var ama biz böyle 60’a yakın kişiyle görüştük, daha iyi anlamak için meseleyi. 

    Görüştüğünüz herkese barış hakkında fikirlerini, hislerini sormuşsunuz en sonda. Aynısını ben sorayım şimdi size… 
    Rojin C.A.: Başladığımızda açılımın yeni zamanlarıydı. Gerçekten barışa dair düşündüklerini merak ediyorduk. Bakarsan bütün yaşadıklarına rağmen yekunde herkes onurlu bir barış istiyor. Affetmek başka bir şey. Affetmek unutmak demek. şahsi görüşüm şu, asla affetmem. 
    Funda D.: Ben barış istiyorum. Kim ister ki ailesinden birinin daha ölmesini? Kim ister 90’ları tekrar yaşamayı? Babam dönecek mi, evimiz gece toplarla taranacak mı, sığınıklarda mı yaşayacağız diye düşünmeyi kim ister? Bütün bu yaşananların sebebi var. Önce bunlarla yüzleşmek gerekli. Faili meçhulleri sorgulamamız lazım. Çıkan insan kemiklerine hâlâ hayvan kemikleri denerek geçiştiriliyorsa, buradan barış çıkmaz. Kitabımızda anlatılanlara kulak verirsek mümkün barış. Ama kulak verirsek… 
    Rojin C.A.: Lütfedilerek verilecek barıştan söz edemeyiz. Anadilde eğitim hakkı şarttır. Paralı kurslardaki eğitimden söz etmiyorum. Hakikaten insanlar yoruldu. Bir yandan Fırat Anlı’nın da dediği gibi bu barış isteyen son politik kuşak. şu anki kuşak barışamayacak kadar öfkeli çünkü. Hâlâ deniyor ki ‘Kürtler ne istiyor?’. ınternette dünyanın bilmem neresine giriyorsun, şu Google’a bir yaz bakalım. 15 tane Kürtler alehine yazı çıkarsa, 10 tane de lehte çıkar. Bir anlamaya çalış… Biz çocuğu askerde ölmüş Yozgatlı bir annenin bizi anlamasını beklemiyoruz. Biz asıl onların çocuklarıyla temas kurmak istiyoruz.

    Funda Danışman (üstte solda) 
    ‘Mimli bir aileydik’ 
    “27 yaşındayım, Erzincanlıyım, Alevi Kürdüyüm. 11 yaşına kadar oradaydım, sonra zorunlu göç yaşadık 1995’te. Zaten babam 80’lerde cezaevinde yatmış. Çocukluğumda çok nadir evde olurdu. Erzincan küçük yer, mimli bir aileydik. Babam ticaretle uğraşıyordu, sürekli tehdit mektupları alırdık. Dayımın gerilla şehidi olmasıyla baskılar yoğunlaştı. Biz cenazesini alabilen şanslı ailelerdendik. Tanınan bir aile olduğumuz için, onun nasıl bir cenaze olduğunu herkes biliyordu. Tehdit mektupları arttı, evimizin önüne ölü hayvanlar atıldı. ıki kardeşiz; biz büyürken ailem kaygı duymaya başladı. ıstanbul’a göç etmek zorunda kaldık. Beş sene kadar oturduğumuz apartmanda kimse bizimle konuşmadı. Bu çalışmayla yarım kalmış hikâyemi tamamlamış gibi oldum. Ben de Erzincan’da kalsaydım, onlardan biri olabilirdim. 
    Liseden sonra Birgün’de gazetecilik yaptım, şimdi Bilgi Üniversitesi’nde Reklamcılık okuyorum. ıstanbul’a geliş, hepimiz açısından zordu. Düzeni bozup geldiğiniz için ekonomik sıkıntılar yaşıyorsunuz. Adaptasyon sorunlarınız var. Kürtsünüz, Alevisiniz, kadınsınız. Sonuçta doğduğum yerde kalmak isterdim. Bütün bunları da yaşamak istemezdim ama mecburduk. Artık Erzincan’a dönme arzum yok. Buradaki düzeni bozup Erzincan’a dönmek, yeni bir başlangıç demek. Sanırım o gücüm yok.

    Rojin Canan AkIn (üstte sağda) 
    ‘Abimin hırıltısı hâlâ kulağımda’ 
    “30 yaşındayım. Kozluk’da doğdum. Aslında Muş’ta doğdum ama Kozluk diye geçiyor. Annem dedemi ziyarete giderken yedi aylık fırlamışım. Benim iki annem var. Annem kuma gelmiş diğer annemin üzerine. 14 yaşında zorla evlendirilen çocuk gelinlerden biri. 16 yaşında beni doğuruyor. Beş öz, sekizdi yedi kaldı üvey, 12 kardeşiz. Liseye kadar Kozluk’ta, sonra Muş’ta okudum. 94’te abim Hizbullah ve devlet işbirliğiyle katledildi. Sadece Hizbullah değil yani. Aynı ay, köye yaklaşık yedi cenaze geldi, hepsi faili meçhul. Can kaygısıyla abimler ıstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Sonradan ben de onların yanına geldim. 
    Çocukluğumdan kafama yer etmiş en etkili fotoğraf abimle ilgili… Silah sesini duyduğumda, abimi öldürdüklerini bilmiyordum tabii. Batman’da günde 10-12 tane cinayet işlendiği zamanlardı. Abimin inmesiyle öldürülmesi üç dakika zaten. Bakkaldan fıstığını alıyor, sigarasını alıyor, hemen kapının önünde öldürülüyor. Ben ilk koşanlardandım. Abimin hırıltılı sesi hâlâ kulağımdadır. Henüz 21 yaşında olduğu için taze bıyık bırakmıştı. Hem şakaktan, hem enseden indirmişlerdi abimi. Kanın süzülüp bıyığın tam üzerinde duruşunu unutamıyorum. Çok da severdi bıyıklarını. Çekiştirirdi ki uzasınlar. Uçlarını çiğnerdi. Hırıltıyla bir şeyler söyledi ama anlamadım. Bir de köşeden kaçan iki çarşaflı tipi hatırlıyorum. Hizbullah erkekleri Batman’da hep çarşaf giyerler, cinayeti işleyip köşe başında üzerlerini değiştirirdi. Sonra senin yasına ortak olmaya dahi gelebiliyorlardı, bilemiyordun. ışte böyle zamanlardı.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Stresi, yiyerek atlatamazsınız!05 Ekim 2012 Cuma 09:39
  • Kafeinli kahvenin bir zararı daha04 Ekim 2012 Perşembe 13:33
  • Erkeklerin kurtarıcısı 5 yalan03 Ekim 2012 Çarşamba 21:03
  • Erciyese kar yağdı03 Ekim 2012 Çarşamba 11:03
  • Sevgi zinciri bir yuvayı dağıttı03 Ekim 2012 Çarşamba 07:29
  • Türkiyede aşkın ömrü bakın ne kadar çıktı?02 Ekim 2012 Salı 16:22
  • El arabalı trafik eğitimi02 Ekim 2012 Salı 16:21
  • Zayıflama ilaçlarına ceza yağdı02 Ekim 2012 Salı 13:28
  • Yolcu otobüsü TIRa çarptı02 Ekim 2012 Salı 12:20
  • Böylesi görülmedi! +1302 Ekim 2012 Salı 09:18
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim