• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312

    22 Temmuz'a vurgu yaptı

    22.07.2008 15:21
    Başbakan Erdoğan, "22 Temmuz seçimlerinden sonra da aynı noktadayız, aynı anlayışla, düşünceyle yolumuza devam ediyoruz. Bizim hareket noktamız; milletimiz, birlik ve beraberliğimiz, hep birlikte kazanmaktır" dedi.
    22 Temmuza vurgu yaptı
    22 Temmuz'a vurgu yaptı 22 Temmuz'a vurgu yaptı 22 Temmuz'a vurgu yaptı

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “şimdi zamanı değil” diyerek, bazı sorunları halının altına süpüren eski siyaset tarzını asla benimsemediklerini belirterek, “Türkiye geçmişte ne çektiyse, esas meselelerini halının altına süpürme siyasetinden çekmiştir” dedi.
    Erdoğan, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, bugünün, anlamlı bir yıldönümüne rastladığını söyledi. Erdoğan, 22 Temmuz seçimlerinin 1. yıldönümü olduğunu anımsatarak, milletin, 1 yıl önce seçim sandığına giderek, AK Parti'ye yeniden güçlü bir yetki verdiğini, “Durmak yok, yola devam” dediğini ifade etti.

    Başbakan Erdoğan, milletin, 5 yıldır iktidarda olan bir siyasi partinin geçmiş icraat ve politikalarını onayladığını gösterdiğini, iktidardan memnuniyetini ortaya koyduğunu, oylarını artırarak, demokrasi tarihinde sadece Demokrat Parti'ye nasip olan, daha güçlü bir destekle, kendilerini taltif ettiğini kaydetti.

    Seçim meydanlarında “marifet iltifata tabidir” dediklerini dile getiren Erdoğan, milletin, AK Parti'ye yönelik teveccühüyle, icraat ve politikalarına iltifatını böylece gösterdiğini belirtti. Erdoğan, kendilerinin de daha çok çalışarak, ülke ve millete daha çok hizmet ederek, hiç durmadan yollarına devam ettiklerini vurguladı.

    Erdoğan, 22 Temmuz akşamı, AK Parti Genel Merkezi balkonundan yaptığı konuşmada, milletten aldıkları güçlü desteğin, omuzlara daha ağır sorumluluk yüklediğini söylediğini, kazananın sadece AK Parti değil, demokrasi, güven, istikrar, birlik, beraberlik, millet ve memleket olduğunu dile getirdiğini belirtti.

    “HEP BİRLİKTE KAZANAMAYAN...”

    Sadece kendilerine oy verenlerin değil, oy vermeyenlerin, farklı siyasi tercihteki vatandaşların da mesajını anladığını ve aldığını dediğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


    “İradelerini, tercihlerini saygıyla karşılıyorum. Tercihleri ne olursa olsun, bütün vatandaşlarımız bizim için birdir, beraberdir. Herkesin tercihi bizim için kutsaldır, aynı derece önemlidir, değerlidir. Hepsinin meselesi bizim meselemiz, derdi bizim derdimizdir. Partimiz, kurduğumuz gün bu düşünceyle kuruldu. 22 Temmuz seçimlerinden sonra da aynı noktadayız, aynı anlayışla, düşünceyle yolumuza devam ediyoruz. Milletimize hiçbir ayrımcılığa gitmeden, bir ve bütün olarak kucaklamak suretiyle hizmet ettik. Bizim hareket noktamız; milletimiz, birlik ve beraberliğimiz, hep birlikte kazanmaktır. Bütün tarihi tecrübe göstermektedir ki, hep birlikte kazanmayı başaramayan milletler, hep birlikte kaybetmeye mahkumdur. Biz herkes için özgürlük, adalet, demokrasi, refah diyerek yola çıktık. İnanıyorum ki demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan cumhuriyetimizi daha da yükseklere taşıyacak olan da bu birlik ve beraberlik ruhumuzdur.”

    “HALININ ALTINA SÜPÜRME”

    Erdoğan, AK Parti Hükümetini kurdukları ilk günden itibaren, belli başlı ülke sorunlarının, birbiriyle doğrudan irtibatlı, çözümün de ülke sorunlarını birbirinden koparmadan ele almakta olduğunu söylediklerini bildirdi.

    Bir tarafı düzeltirken, diğer tarafı bozmamak, bir alanda ilerlerken diğer alanlarda geriye gitmemek gerektiğini vurguladıklarını ifade eden Erdoğan, “Demokrasiye yatırım yaparsanız, ekonomik istikrar ve güven kök salar. İçerde, ülkenin siyasi istikrarını sağlarsanız, dışarıda ülkenin itibarını sağlarsınız dedik. Bu hedefi yakalamak için bütün politikalarımıza, daima ülkemizin bütün meselelerine eş zamanlı çözüm üretmenin gereği üzerinde durduk” diye konuştu.

    Erdoğan, bazı meseleleri erteleyen, “şimdi zamanı değil” diyerek, bazı meseleleri halının altına süpüren, eski siyaset tarzını asla benimsemediklerini belirtti.

    ZAMAN VE ENERJİ KAYBETTİRDİ”

    Türkiye geçmişte ne çektiyse, esas meselelerini halının altına süpürme siyasetinden çekmiştir” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Bazı meseleleri çözümsüz kabul ederek, bazılarıyla birlikte yaşamaya vatandaşı alıştırmak, bazı sorunları, öteki sorunlarla yedeklemek suretiyle toplumsal karşıtlıklar üzerinden siyaset yaparak, çözümü güçleştirmek, çözümü adeta imkansız göstermek, Türkiye'ye büyük zaman ve enerji kaybettirmiştir.

    İktidara geldiğimizde, Türkiye'nin çözülemeyecek meselesi olmadığını, sorunlarımız halının altına süpürülmezse, meselelerimizle yüzleşmekten kaçınmazsak, Türkiye'nin bütün ağırlıklarından kurtulacağını söyledik. Türkiye ağırlıklarından kurtulmazsa gelişemez, büyüyemez dedik. Bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Türkiye'nin, çözümsüz hiçbir meselesi yoktur, bunu böyle bilelim. Yeter ki birbirimize güvenelim, yeter ki aynı cumhuriyet idealleri, aynı gelecek hedefleri etrafında kenetlenelim, yeter ki güven ve istikrarın sürekliliğini sağlayalım, yeter ki açık ve şeffaf bir demokrasiye inanalım.”

    “ÖYLE YAPMASAYDIK...”

    Başbakan Erdoğan, toplumsal ihtilaflardan beslenen, birleştirici olmak yerine, ayrıştırıcı bir dil kullanan, eski kolaycı siyaset yolunu benimsemediklerini dile getirerek, 70 milyon kişiyle konuşurken, aynı dili kullandıklarını söyledi. Erdoğan, şöyle dedi:

    “Öyle yapmasaydık, bölgesel adaletsizlikle mücadele edemezdik. Türkiye'nin doğusu ve batısına ayrı dil kullansaydık, Türkiye'yi bir ve bütün olarak kucaklamasaydık, 22 Temmuzda 80 ilden milletvekili çıkaran bir parti olamazdık. Öyle yapmasaydık, devlet-millet bütünleşmesine bu derece katkı sağlayamazdık. Eğer içe kapanmacı, Türkiye'yi dünyanın gerçeklerinden tecrit eden bir yaklaşımı savunsaydık, Türkiye bugün ne AB'ye katılım sürecinde olurdu ne de bölgesel sorunların çözümünde bu kadar tayin edici bir misyon yüklenebilirdi.”

    Başbakan Erdoğan, bütün bunların, Türkiye'nin sorunlarının çözümsüz olmadığına olan inançlarıyla, sorunları eş zamanlı olarak ele alışlarıyla doğrudan ilgili olduğunu söyledi.

    “BUNDAN SONRA SİYASETİMİZ...”

    AK Parti'nin, bugüne kadar ekonomiden uluslararası ilişkilere, demokratik reformlardan sosyal reformlara kadar bütün alanlarda yürüttüğü siyasetin, ülke bütünlüğünün muhtaç olduğu siyaset olduğunu belirten Erdoğan, “Bundan sonra da siyasetimiz, birlik ve bütünlüğümüzü esas almaya devam edecektir” dedi.

    Erdoğan, bunların, kısa bir yolculuk, akşam yatıp sabah kalkıldığında olacak şeyler olmadığını vurgulayarak, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana 85 yıl geçtiğini, 80 yılda nereye, 5 yılda nereye geldiklerini söyledi. Erdoğan, bunu, bütün alanlarda düşünmeye mecbur olduklarını ifade ederek, “Bütün alanlarda düşündüğümüzde, bir şeylerin olup olmadığını aklıselim zaten kabul edecektir. Bugün çok sayıda meseleyi bir arada konuşmamız, zaman içinde müzminleşen meseleyle yeniden yüzleşmemiz, esasen toplumdaki değişim iradesinin olgunlaştığını gösteriyor” diye konuştu.

    Bazıları farkında olmasa da Türkiye'nin geniş boyutlu değişim yaşadığını dile getiren Erdoğan, kurdukları demokratik istikrar ortamının, Türkiye'nin ufkunu büyüttüğünü, demokrasi ve özgürlükler alanında kaydedilen gelişmelerle, toplumdaki değişim iradesinin, kendini ortaya koyabilecek uygun bir zemine kavuştuğunu söyledi.

    “GERİ VİTES”

    Başbakan Erdoğan, siyasi, soysal ve ekonomik alanda, adeta her gün güncellemesini yapabilen bir iradenin olduğunu belirterek, “Demokraside, hukukta, temel hak ve özgürlüklerde güncelleme. Ekonomi, uluslararası ilişkilerde kaydedilen bu gelişmeler, güncellemenin sonucudur” dedi.

    Türkiye'deki yerleşik alışkanlıkları değiştirdiklerini kaydeden Erdoğan, AK Parti'nin siyaseten öncülük ettiği “istikrar içinde değişim”in, toplumsal talep olarak, daha güçlü şekilde kendini duyurduğunu bildirdi. Erdoğan, asıl memnuniyet verici hususun, milletin, toplumun, siyaseti tayin etme iradesi olduğunu, bunu yakaladıklarını belirtti. Erdoğan, bu durumun, vatandaşlık, yurttaşlık şuurunun ifadesi olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

    “Hepimiz bu değişime, dönüşüme ayak uydurmak, uzlaşma, güven, birlik ve beraberlik içinde bu süreci sürdürmek durumundayız. Uzlaşma dediğiniz zaman, bir düşünce üzerinde yüzde 100 mutabakat anlamına gelmemelidir. Eğer toplumun büyük çoğunluğu bir düşünce üzerinde uzlaşıyorsa, orada uzlaşma sağlanmış demektir. Gönül arzu eder ki bu yüzde 100 olsun. Olamıyorsa, geri vitese takacak halimiz yok. O zaman mutabakat çoğunlukla varsa, durmak yok yola devam diyeceğiz. Ülkenin buna ihtiyacı var. Aynı azim ve kararlıkla, ülkemizi büyütmeye, güçlendirmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz.”

    ULUSLARARASI TOPLUM KKTC'YE VERDİĞİ SÖZÜ TUTMALI

    Geçtiğimiz hafta sonu yapmış olduğu Kıbrıs ziyaretini de değerlendiren Erdoğan, "Uluslararası toplum KKTC'ya verdiği sözleri tutmalı. Kıbrıs Türk halkı haksız tecritle cezalandırılıyor" şeklinde konuştu.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Barış Harekatı'nın 34. yıldönümü kutlamalarına katılmayan muhalefete yüklenerek, “Bizim için 'Kıbrıs'ı satıyorlar', 'Taviz veriyorlar' diyenler, bugüne kadar Kıbrıs için ne yapmışlar? Bu sorunun cevabı yok, çünkü varlık nedenleri çözümsüzlük. Biz isterdik ki, bizi itham edenler ve bu meseleye değer verenler de Kıbrıs'taki kutlamalarda orada olsun, ama göremedik” dedi.

    Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kıbrıs Barış Harekatı'nın, ana vatanın Kıbrıs halkını koruduğunu dosta ve düşmana ilan ettiği anlamına geldiğini söyledi. Kıbrıs'ta eşit iki kesimden ve Türkiye'nin garantörlüğünden geri adım atılmasının söz konusu olmadığını söyleyen Erdoğan, “Biz isterdik ki, bizi itham edenler ve bu meseleye değer verenler de Kıbrıs'taki kutlamalarda orada olsun, ama göremedik. Biz isterdik tüm dünyaya oradan iktidarı ve muhalefeti ile mesaj verelim. Ahkam kesenler şunu çok iyi bilmelidir ki, eğer Kıbrıs meselesinde adım atılacaksa, oturur birlikte konuşur aynı sesi çıkarırız, çünkü buna muhtacız. Hiç kimse Kıbrıs halkının eşit ortaklıktan vazgeçmesini beklemesin. Hiç kimse boş hayaller kurup parametreleri değiştirmeyi düşünmesin, AK Parti iktidarından bunu beklemesin” şeklinde konuştu.

    Türkiye'nin Kıbrıs sorununda her zaman yapıcı ve barışçıl bir tutum izlediğinin altını çizen Erdoğan, KKTC'ye uygulanan izolasyonların kaldırılması için Avrupa ülkelerine çağrıda bulundu. Annan Planı'na yüzde 75 'hayır' diyen Kıbrıs Rum kesiminin ödüllendirildiğini, plana yüzde 65 'evet' diyen Türk kesiminin ise adeta cezalandırıldığını söyleyen Erdoğan, KKTC'ye uygulanan tecridin kaldırılması için yoğun çaba sarf ettiklerini bildirdi. Türkiye'de muhalefetin Kıbrıs tutumunu da eleştiren Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Bizim için 'Kıbrıs'ı satıyorlar, 'taviz veriyorlar' dediler. Bunları diyenler Kıbrıs için ne yapmışlar? Bu sorunun cevabı yok, çünkü varlık nedenleri çözümsüzlük. AK Parti, Kıbrıs sorununu 'milli dava' olarak gördü. Aktif ve yapıcı politikalar üretti, yürüttü. 2002'de KKTC ekonomisindeki büyüme hızı yüzde 6.9, 2003'de 11.4, 2004'de 15.4, 2005'de 13.3, 2006'da ise 13.2 oldu. Bunlar resmi rakamlar, çarşıdan pazardan alınmadı. AK Parti döneminde KKTC hep büyüdü. 2002 yılında 4 bin 409 dolar olan kişi başı

    milli gelir, bugün 14 bin 47 dolara ulaştı. KKTC'nin ihracatı 45 milyon dolardan 85 milyon dolara yükseldi. Bu davayı omuzlarımızda taşıdık, taşımaya devam edeceğiz.”

    Başbakan Erdoğan, Ağrı Dağı'nda 3 Alman turistin kaçırılmasının bölücü terör örgütü PKK'nın sivillere yönelik gerçek yüzünün batılılarca daha iyi anlaşılmasını sağladığını kaydetti.

    Erdoğan, bugün hayatını kaybeden tiyatro sanatçı Suna Pekuysal'a da Allah'tan rahmet diledi.



    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim