• BIST 107.286
  • Altın 143,410
  • Dolar 3,5648
  • Euro 4,1530

    YSK'nın kararını yazarlar nasıl gördü?

    21.04.2011 09:39
    Yüksek Seçim Kurulu'nun 12 milletvekili adayını reddetmesine yazarlar ne dedi?
      YSKnın kararını yazarlar nasıl gördü?
      YSK'nın kararını yazarlar nasıl gördü?    YSK'nın kararını yazarlar nasıl gördü?    YSK'nın kararını yazarlar nasıl gördü?

     

    YSK'nın 12 bağımsız milletvekili adayına red cevabı vermesiyle birlikte siyasette ve ülkede gergin anlar yaşanmaya başladı. Gelişmelerle ilgili açıklamarın yanısıra özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde tepkiler yükseliyor. Peki gazeteci yazarlar bu konuya ne diyor. 

    İşte, Hurriyet.com.tr'nin konuşturduğu yazarlar ve görüşleri:

    Taha Akyol – Milliyet Gazetesi

    YSK'nın kararı hukuken tam olarak doğru, siyaseten tam olarak yanlıştır. Hakim başka türlü karar veremezdi ama durum çok vahim. Bir kesim diyor ki bu Kürt siyasetine karşı derin devletin bir komplosudur. Seçimi boykot etmek isteyenler de var. "Bu işin arkasında Ak Parti var" deniyor. Diğer kesim farklı bir şey söylüyor. Ak Parti'ye darbe vuran kim YSK. Bu görüşlerin ikisi de yanlış. Ağır komplo teorileridir. Gazeteci arkadaşlarımın bunları köşelerine taşımalarını üzüntüyle karşılıyorum. YSK'nın gerekçesinde de belirtiliyor, "Terör suçluları affedilse de seçilemez" deniliyor. Adli sabıka kaydı geldiyse bunu görmezden gelebilir misiniz? Genel af olsa bile milletvekili seçilemezler deniliyor, YSK'nın gerekçesi bu.

    Can Ataklı  Vatan Gazetesi

    YSK'nın kararı bildiğim kadarıyla kesin karar oluyor. Alınan kararlar yasalara uygun mu bilemem ama karar doğru olabilir. Ama tabi bunun siyasi boyutu var. Mahkeme bir karar verirken bunun sonuçlarını da düşünmeli. Yargı kararlarına saygılıyız diyorsak buna da saygılı olmak durumundayız. Tabiî ki bu karar eleştirilebilir. Ama bu kararı eleştirenlerin şiddet dışında her türlü girişimini meşru görüyorum.

    Kanat Atkaya – Hürriyet Gazetesi

    Bu karar kimin kararıdır? YSK'nın kararı gibi görünüyor ama hangi zihniyetin ürünüyse umuyorum ne yaptığını biliyordur. Ben bilmediğine eminim. Sonuçlarını kestiremiyorum ama iyi bir yere varmayacağı ortada. İnsanların temsil hakkının elinden alınması, meclis dışında bırakılması hiçbir mantıkla açıklanamaz. Bu işin içinden nasıl çıkacaklar merak ediyorum.

    Ergun Babahan – Star Gazetesi

    YSK barış sürecini engelliyor ve bu kararla seçim sonuçlarını dizayn etme çabasına girdi ayrıca BDP içinde 'Seçim ertelensin ' ifadesini de gerçekçi bulmuyorum.

    Faruk Bildirici – Hürriyet Gazetesi

    YSK, bu kararının ağır siyasi sonuçları olacağını bilmek zorunda. Bu karar salt hukuki gerekçelerle açıklanamaz. Daha önce de çeşitli örneklerini gördüğümüz biçimde yeni bir gerekçe bularak YSK'nın bu kararı geri almasını temenni ederim. Aksi halde Türkiye yeni bir sürece girecek ve bu süreç daha kanlı daha çatışmalı ve hızla ayrışmaya giden bir dönem olacak.

    Mehmet Ali Birand – Posta Gazetesi

    YSK katı hukuki değerlendirmelerle son derece tehlikeli bir siyasi karar almıştır. Ülkeyi ateş topuna döndürecek oranda bir tehlikeyle karşı karşıyayız. İktidarı muhalefeti ve medyasıyla Türkiye BDP'ye destek olmalı ve bu duruma bir çözüm bulmalı. Aksi halde güneydoğu sokakları ateş topuna döner. Kandil dağına çıkışlar bir misli artar. Kürt sorununu çözmek istiyorsak, iyi niyetimizi göstermek istiyorsak bu fırsatı kaçırmayalım. Kaçırırsak da sonradan ağlamayalım.

    Orhan Birgit – Cumhuriyet Gazetesi

    Hukuksal yanı tartışılmalıdır ancak politik yanı yanlıştır. Kürt vatandaşlarının vekillerini seçme hakkı elinden alınamaz.

    Yusuf Ziya Cömert – Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

    Seçim sürecini etkileyebilecek bir karar. Sevimsiz bir karar. Ben gelecekte bu partinin taleplerini siyasetle dile getireceğini umduğum için YSK'nın bu kararını mevzuata uyuyordur belki ama Türkiye'nin siyasi gerçeklerine uymayan bir karar olarak görüyorum. Burada BDP'nin de sorumsuzluğu vardır belki. Adayların durumunu tespit edip mevzuata uyup uymadığına bakmalıydı.

    Elif Çakır – Star Gazetesi

    YSK'nın kararı hukuk açısından doğru gibi gözükse de siyasi açıdan oldukça hatalıdır.
    Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde YSK hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği bir kararla "Yüksek Gerilim Kurulu" gibi davranmıştır.
    Verdiği bu kararla "çözümün Meclis'te" olduğunu düşünenlere "Meclis kapısının kapalı" olduğunu göstermiştir ve devletin soğuk yüzünü bir kez daha göstermiştir.
    Aslında tehlike cumartesi günü geliyorum demiştir. Gürsel Tekin'in açıklamasıyla da YSK önce İlhan Cihaner'in aday olmasını sağlayıp sonrasında 12 bağımsız milletvekilini de veto etmiştir.Bu aslında bir nevi yargıda yapılan reformların YSK eliyle intikamının alınmasıdır. Çünkü faturanın Ak Partiye çıkarılacağını biliyorlardı. Oysa aynı YSK, 2002 seçimlerinde de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı da veto etmişti. Eski TCK'nın 312. Maddesinden mahkum olduğunu ileri sürmüş ve dönemin Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da ortalara dökülüp "affa uğramış olsa bile milletvekili olamaz" diyerek demeçler vermişti.
    Hatırlarsanız o süreçte Meclis çalışma yaparak gerekli düzenlemeleri yapmış ve Deniz Baykal'ın da desteğiyle Erdoğan milletvekili olabilmişti.
    Şimdi de ilk akla gelen şey, demokrasiye vurulan bu darbenin önüne Meclis'in geçmesi ve hemen gerekli düzenlemeleri yaparak ya mevcut adayların girmesinin sağlanması veya BDP'ye yeni aday gösterebilme şansının verilmesini sağlamasıdır.
    Ancak siyaset dediğimiz şey tam olarak bu olsa gerek. Ak Parti'den 180, CHP'den 60 vekil önümüzdeki mecliste olmayacaklar. Küskünler grubuyla Meclisin toparlanması zor görünüyor ama bugün vekillerin kapris yapma günü değildir ve hepsi Türkiye'nin önümüzdeki yıllarını kaosa sürükleyecek bu ortamı düzeltmek için çalışmalıdır.
    Diğer bir çözüm YSK'nın geri adım atmasıdır ki, yasalarla bağlı olan bu kurumun geri adım atabilmesi de kolay değil. Ancak YSK'nın, Türkiye'nin seçimlerine büyük şaibe düşürecek ve gelecek yıllarını kaosa sürükleyecek bu kararını mutlaka gözden geçirmesini ve yapılacak itirazları aklıselim ile değerlendirmesini umuyorum
    Aksi takdirde, YSK'ya geri adım attıracak tek gücün kamuoyu olduğunu düşünüyorum. Bütün medya birleşmeli ve gerçekten medyanın gücüyle birlikte kamuoyu baskısı oluşturulmalı. Gerekirse YSK'nın önünü tahrir meydanına çevirelim YSK geri adım atıncaya kadar. Ayrıca, hukukun arkasına sığınılarak ülkede gerginliği attıracak bir komployu BDP'nin de görmesi ve açıklamalarını bu minval üzere yapması gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

    Oral Çalışlar – Radikal Gazetesi

    Tam anlamıyla siyasi suikast. Son derece hukuku demokrasi aleyhinde yorumlayan ve hatta bilinçli bir karar bile demek mümkün. 2 milletvekili ile hiçbir yeni siyasi gelişme olmadan seçim yeterliliğine uygun gören kurumun bu şekilde karar alması anlaşılamaz. Meselelerin demokrasi içerisinde çözülmesini istiyorsak bu tür kararların önüne geçilmesi gereklidir.

    Cengiz Çandar – Radikal Gazetesi

    YSK'nın bu kararından sonra, "yargı reformu" ve "yeni anayasa"nın ne kadar vazgeçilmez ihtiyaçlar olduğu daha da çarpıcı biçimde ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde, yüzde 10 barajının da mutlaka kalkması zorunluluğu da. Ne yapıp edip, YSK kararının düzeltilmesi sağlanmalıdır. Aksi halde, seçim "şaibeli" duruma düşer, o seçim sonucunda oluşan parlamento, "demokrasi üzerine düşen gölge"yi asla kaldıramaz. "Türkiye 2023", bir stratejik proje olmaktan çıkıp, "hayal" haline gelir.
    Cengiz Çandar'ın konu ile ilgili yazısını buradan okuyabilirsiniz.

    Fatih Çekirge – Hürriyet Gazetesi

    Bir kere şunu söylemeliyim ki, demokrasi adına çok üzgünüm. Düşüncelerinden dolayı ceza almış insanlar düşündükleri için seçilemiyorlar. Ve tabii bu da terörün ekmeğine yağ sürüyor. BDP'nin seçimlere katılmadığı bir seçim, seçim olur mu sizce? Bence sakat olur, güdük olur, acı olur, kısık olur, kıt olur, ışıksız olur. Neresinden bakarsanız bakın, bu karar büyük bir olaydır. Ve genel seçimleri birden bire başka bir atmosfere taşımıştır.
    Fatih Çekirge'nin konu ile ilgili yazısını buradan okuyabilirsiniz.

    Bilal Çetin – Vatan Gazetesi

    Burada ciddi bir siyasi problem var, hukuki bir problem var. Hukuki açıdan bakarsanız devlete karşı suç işlemiş olanlar aday olamazlar hukuken doğru, kural neyse onu uygulamış. Ama işin siyasi tarafına bakarsanız çok ciddi bir siyasi çıkmaza giriyor Türkiye. Görev siyaset kurumuna düşüyor. Demokrasiden bahsediyorsak yasamızdaki demokrasi açısından eksikleri anayasadan ayıklanması lazımdır. Çözümsüz bir problem olarak yer alıyor. BDP seçime giremiyor yüzde 10 barajı yüzünden. Bu baraj olmasaydı daha kolay atlatırdı. Bu sıkıntının çözümü siyaset kurumuna düşüyor.

    Metehan Demir – Hürriyet Gazetesi

    Asıl çılgın projeyi YSK patlattı. Maalesef biz Başbakan Tayyip Erdoğan'ın çılgın projesini tartışıp merak ederken asıl çılgın projeyi Yüksek Seçim Kurulu patlattı. Hukuken izahı mümkün olsa da gerekçeleri hukuk ekseninde izah edilebilse de siyaseten ve mantıken ortada bundan sonrası için parlak bir tablo olduğunu söylemek çok zor. BDP'nin bağımsız milletvekillerini demokratik yollarla parlamentoya gelmesi ya da gelmemesi Türkiye'de toplumun teveccühüyle olmalı. "Seçimlere giremezsiniz" deyip ifade özgürlüğünü ne söyleyeceklerini beğensek de beğenmesek de engellemek maalesef orta ve uzun vadede Türkiye'de, Kandil'de şiddet yanlılarının elini güçlendirecektir. Belki kısa vadede bugüne kadar Meclis'te birçok gerginliğe imza atan BDP'lilerin seçimlere girmeyeceğine bakıp, "Oh olsun onlara" demek kulağa hoş gelebilir. Ama unutmayalım en kabul edilemeyecek görüşler bile söylense Meclis'te kavga çıkması gepegenç çocukların bugüne kadar on binlerce evladını teröre kardeş kavgasına kurban vermiş bu milletin kanlı terörü tekrar yaşamasından çok daha iyidir. Ümidimiz tarafların sağ duyuyu devam ettirmesi çok zor da olsa yasal alt yapının sağlanarak bu isimlerin seçime girmesini sağlanmasının önünün açılmasıdır. Burada hükümetin doğu ve güneydoğuda bu kararlarla "en önemli ve tek rakibimden kurtuldum" mantığıyla bakmaması çok önemlidir. Ben Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'in bugün gelişmelerle yaptığı açıklamaları bu açıdan takdire layık buluyorum. Kürt siyasetçilere normal temsil hakkı ifade özgürlüğü her ne kadar söylediklerine karşı olsak da mutlaka tanınmalı. Türkiye'nin bence en çılgın projesi başta terör sorunu olmak üzere yıllardır ayağına pranga gibi yapışan bu sorun yumağından kurtulmak olmalıdır.

    Abdurrahman Dilipak – Yeni Akit Gazetesi

    Olay çok karmaşık... Yasada, bundan beş sene önce Kürtçe konuştuğu için affedilse bile aday olamaz deniyor. Ama şimdi böyle bir suç yok. Kürtçe konuştuğu için aday olamıyorsa burada bir hukuksuzluk var. Suçun niteliğine bakılarak karar verilmesi lazım. Suçun niteliğini ve gerekçesini bilmediğiniz için şu anda ahkam kesmek olur. Suç olmayan bir şeyi suç gibi göstermek suretiyle, adaylıklar engelleniyorsa bu bir hukuk ayıbıdır.

    İşin hukuki boyutuna kimse girmiyor. Kanuni kararın tartışılması gerekiyor. Bunu makro anlamda tartışmamız gerekir. Aynı gerekçelerle devlet memurluğunun da önü kesiliyor mesela.Seçim süreci göz önünde bulundurulduğunda ise bu durum bir ironik bir sözü akla getiriyor. Buna göre, "Bir evde kedi, papağanın tüylerini yolmuş. Ev sahibi geldiğinde 'ne eğlendik, ne eğlendik'" demişler. Bizim de çok eğleneceğimiz muhakkak.

    Bu hukuk çelişkilerini düzeltme yoluna gidilmiyor ve görmezlikten geliniyor. BDP'liler de bunu önceden görmeliydi. Bu, "muz kabuğu gördüm, düşeceğim" demek gibi bir şey.

    Yalçın Doğan – Hürriyet Gazetesi

    2002 seçimlerinde benzer bir vetoyla karşılaşan Tayyip Erdoğan'ın sorunu Meclis'te yasa değişikliği ile çözülüyor. Erdoğan'a milletvekilliği yolu açılıyor. Demek ki, istenirse çözüm var. Her türlü yasal engeli aşarak, yasal değişikliklerle BDP'lilerin vetodan kurtarılması gerek. Bu son derece haksız ayrıca bölge huzuru açısından tehlikeli bir karar. "Yasa böyle ne yapalım" deyip olayın üstüne yatmaya kalkmak son derece yanlış. Vetolar ve bunun karşısında iktidarı ve muhalefetiyle alınacak fiili siyasi tutum Kürt sorununu ve Türkiye'nin huzurunu etkileyecek nitelikte.

    Yavuz Donat – Sabah Gazetesi

    YSK'nın kararı hukuken doğru fakat siyaseten yanlış. Yasa böyle diyor. YSK ne yapsın? Yasanın düzeltilmesi gerekiyor. Fakat bu da YSK'nın değil siyasetin işi. Seçime iki aydan daha az kalan bir dönemde Türk demokrasisi açısından hoş bir görüntü değil.

    Sedat Ergin – Hürriyet Gazetesi

    Öncelikle YSK'nın bu kararını hangi gerekçelere dayandırdığı konusunda kamuoyuna cevap verme yükümlülüğü vardır. Bunun yapılmamış olmasını topluma karşı önemli bir kusur olarak görüyorum. Kararın içeriğini çok sorunlu görüyorum. Yasal olanla demokratik meşruiyet arasında bir makasın ciddi bir şekilde açıldığı bir durumla karşı karşıyayız. Bu kararın Kürt sorununun çözümünü daha da zorlaştıracağını düşünüyorum. Seçim boykotunun bir yararı olacağını sanmıyorum. BDP'nin "Her şeye rağmen demokrasi" sloganına sarılması gerekir.

    Ahmet Hakan – Hürriyet Gazetesi

    Yüzde 10 barajı çok yüksek bir baraj. Bütün sorun aslında bundan kaynaklanıyor. Bağımsız adayların ortaya çıkma gerekliliği yüzde 10 barajından kaynaklanıyor. YSK'nın kararı ise son derece problemli ve tartışmalı. Özellikle bazı adayların hakkındakiler. Onları tam olarak neye dayandırdıklarını bilmiyoruz. Ama her halükârda Türkiye'de siyasetin normalleşmesine darbe vuran bir karar. Bu kararın yansımaları önümüzdeki süreçte çok olumsuz bir şekilde ortaya çıkacak. İktidar, Kürt siyasetçilerin legal zeminde siyaset yapmalarının önünü açmalıydı. Bunun için yasal düzenlemeleri yapmalıydı.

    Altemur Kılıç – Yeniçağ Gazetesi

    Bu karar bölücülerin ocağına yeni bir ateş verecek. Azdıkça azacaklar. Zaten onlara tavizler vermek yanlıştı. YSK'nın kararı çok doğru. Ancak bölücülerin bunu bahane etmesine daha fazla fırsat verecek. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu karardan hoşlanmadığını düşünüyorum. Bu karar konjonktürel olarak Başbakanı memnun etmeyecektir.

    İsmail Küçükkaya – Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

    Ben işin hukuki boyutu bir yana siyaseten yanlış olduğu kanaatindeyim. Yaklaşan seçimlerin dengesini etkiler. Eşit şartlarda rekabetin gerçekleşmesi gerektiğine inanıyorum. YSK'nın bu kararı siyasi dengelere müdahaledir. Bölgedeki oy oranlarını da milletvekili sayılarını da etkileyecektir. Bu da çok önem verilen Haziran seçimleriyle ilgili bitmeyen tartışmaları gündemine taşıyacaktır. Eğer yapılabilirse mutlaka BDP'ye bunların yerine başka bağımsız adaylar koyma imkanı verilmelidir.

    Yılmaz Özdil – Hürriyet Gazetesi
    Allah sonumuzu hayır etsin..........

    Erdal Sağlam – Hürriyet Gazetesi

    Siyasi olarak çok önemli sonuçları olacaktır. Yeni TBMM'nin gündemi anayasa ve Kürt meselesiyken bölgenin orada temsil edilmemesi düşünülemez. Sadece bölgede değil Türkiye'de kaosa yol açabilecek bu sorunun mutlaka giderilerek seçimlere gidilmesi lazım. Zaten yüzde 10 barajı temsil imkanını sınırlamışken bir de BDP seçimlere girmezse seçimleri yapmanın hiçbir anlamını kalmaz, halkın iradesini yansıtmaz.

    Muharrem Sarıkaya – Habertürk Gazetesi

    YSK'nın vermiş olduğu karar hukuk çerçevesi içinde bir harekettir. Gerekçeli kararlara baktığımıza yerinde bir karardır. Bakıldığında Leyla Zana 2012 de milletvekilli seçimlerine katılabilir. 3 temmuz 2007 de mahkum olmuş ancak kendisine denetimli serbestlik hakkı tanınmış. Sonuç olarak ortada bir mahkeme kararı var. Sabahat Tuncel için 1 yıl 6 ay kesin denilirse eğer ki YSK durumu böyle kabul etmiş. 5 yıl sonrasında hak kazanması gerekiyor. YSK durumu incelemiş ve sonuçta hukuki karar vermiş. YSK'ya neden böyle karar verdin diye sormak söz konusu değil. Oluşan sonuç Siyaset kurumu'nun bugüne kadar uygulamaya koyduğu kararların sonucudur. Siyaset kurumu Siyasi partiler kanununda gerekli düzeltmeleri yapmış olsaydı bugün bunları tartışmıyor olacaktık. Hukuk çerçevesinde bir eşitlik söz konusudur. Kimsenin YSK'ya neden böyle yaptın deme hakkı yoktur. 2007'de alınmış cezalar 2012'de son bulacaktır. Söz konusu kişilere seçim yolu ancak bu şartlar altında açılacaktır. Gülten Kışanak'ın 92 tarihli cezası söz konusudur. Memnu hakların iadesi yapıldığında çok rahat milletvekili seçimlerine katılabilecektir. Ancak bu hak kendiliğinden verilen bir hak değildir. Yasa değişikliğinde Kışanak'ın ilgili mercilere başvurması gerekiyordu. Başvurmamış. Sorgulanması gereken siyaset kurumunun bizzat kendisidir.

    Derya Sazak – Milliyet Gazetesi

    Yüksek Seçim Kurulu'nun BDP'nin desteklediği 12 bağımsız milletvekili adayını "veto" etmesi 12 Haziran seçimlerine ağır bir müdahale niteliğindedir. Bu vetolar, 12 Eylül askeri rejimini anımsatıyor. YSK kararı, 2007 seçimlerinde Anayasa Mahkemesi'nin "367 darbesi", Genelkurmay'ın 27 Nisan "e muhtıra"sını çağrıştıran bir müdahaledir. 12 bağımsızın yerine başka aday gösterilemez ve BDP seçimden çekilme kararı alırsa ne olacaktır? AK Parti Güneydoğu'da tulum çıkarırsa seçime gölge düşmeyecek mi? Ankara'da tuhaf şeyler oluyor. Seçim sabote edilmek mi isteniyor?!
    Derya Sazak'ın konu ile ilgili yazısını buradan okuyabilirsiniz.

    Erdal Şafak – Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

    Seçimin meşruiyetine Gölge düşüren bir karar .YSK'nın bu kararları tekrar gözden geçirmesi, bir kez daha karar alma sürecine girmesi gerekir.

    Serdar Turgut – Habertürk Gazetesi

    Ben bu kararı çok eskiden seçilmiş olan vekillerin Meclis'ten polis tarafından alınıp götürülmesi kadar vahim olay olarak görüyorum.

    Amberin Zaman  Habertürk Gazetesi

    Türkiye'de ileri demokrasiden bahsedilirken sivil siyasette var olmaya çabalayan Kürt siyasetçilere "Hayır olamazsınız" denmektedir. Buradan çıkan iki netice var. Birincisi demokrasiye bir darbe daha vurulmuştur. İkincisi etnik Kürt milliyetçiliği daha da güçlendirilmiştir.

    Ali Sirmen - Cumhuriyet gazetesi yazarı

     

     

    İsrail'de Filistinlilerin tutulduğu cezaevine düzenlenen bir kanlı baskının görüntüleri ortaya çıktı. 

    İsrail'in Kanal 2 televizyonu, 2007 yılında İsrail'in "Masada" olarak adlandırılan özel kuvvetlerini cezaevinde direnişe geçen Filistinli mahkumlara gerçek mermilerle rastgele ateş ederken gösteren video görüntüleri yayınladı. 

    İsrail'in güneyindeki Necef Çölü'nde bulunan bir cezaevinde çekilen görüntüler, Masada olarak anılan ve acımasızlıklarıyla ün yapan anti-terör timlerinin geceyarısı düzenlediği ani bir arama baskınını gösteriyor. 

    Masada timleri ani aramaya direnen Filistinli mahkumların üzerine bir anda ateş açınca mahkumlar elleri başlarında bulundukları yerlerden dışarı çıkarak teslim oluyor. 

    Ancak Masada timleri teslim olan mahkumlara bile ateş açmaya devam ediyor ve yerde oturmakta olan Muhammed Aşkar adlı Filistinli mahkumu herkesin gözleri önünde vurarak öldürüyor. 

    Kanlı baskın sırasında çok sayıda mahkum da yaralanıyor.

    AJANSLAR

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim